Köşe Yazıları Haber Girişi: 09.08.2021 - 13:31, Güncelleme: 09.08.2021 - 13:31

YOLGEÇEN HANI

 

YOLGEÇEN HANI

Belli yol güzergahlarında yolcuların konaklamaları amacıyla inşa edilen hanlar genellikle avlularında dükkanların olduğu, üst katlarında ise yolcuların dinlenebileceği odaların bulunduğu yapılardı.
Zamanla sosyal ve ticari hayat için önemli merkezler olarak yerlerini almışlardı. Aslında tarihi perspektif içinde baktığımızda askeri amaçla yapılan "ribat" lardan başlayıp daha sonra yolcu ve tacirlerin konakladığı, kitabelerinde han, hankah da denilen kervansaraylara dönüşüme uğraması ve daha sonra şehirleşme etkisiyle iç bölgelerde kalarak hayata kısmen de olsa katkı sunmaya devam edegelmişlerdir. İşte "YOLGEÇEN HANI" deyimi de bu hanların tarih içerisinde yer ettiği, "girenin çıkanın belirsiz olduğu" anlamını da taşıyan konumundan ileri gelmektedir. Hanların kısaca tanımını yaptıktan sonra asıl anlatmak istediğim meselenin özüne gelelim. Bilindiği üzere ülkemiz jeopolitik konumu itibariyle kıtalar arasında köprü vazifesi gören stratejik öneme sahip eşsiz bir özelliktedir. İşte bu özelliğinden ötürü geçmişten günümüze farklı isimlerle anabileceğimiz tehditler almaktadır. Bu, kimi zaman savaş tehdidi, kimi zaman da demografik yapıya karşı oluşan mülteci sığınmacı adındaki tehditlerdir. Son günlerde gündeme gelmesine rağmen aslında 3-4 yıldır aralıklarla ülkemize akın eden Afgan göçmenler, güzergah olarak İran üzerinden geçerek Van sınırından ülkemize girmekteler. Bu göçmenlerin neredeyse yüzde 90'ı, 20'li yaşlarda genç erkeklerden oluşması dikkat çekmektedir. Bu göçmenlerin ABD'den bağımsız hareket ettiklerini düşünmek en hafif tabiriyle saflık olur. Haziran ayı içerisinde yapılan NATO toplantısında Erdoğan-Biden görüşmesinden sonra, Afgan göçmen akınının, hem sayıca artması hem de rahatça sınırdan geçmeleri düşündürücüdür. Bir başka dikkat çeken nokta ise bu görüşmede Erdoğan'ın tercümanlığını yapan Merve Kavakçı'nın kızının olmasıydı. Dışişlerinde herhangi bir görevi olmamasına rağmen orda bulunması ve toplantıda konuşulan konular hakkında bilgi verilmemesi de kafalarda soru işareti bırakmaktadır. ... Ülkemize giren düzensiz göçmen akını farklı tehlikeleri de yanında getirmektedir. Bunların içerisinde azılı örgüt mensuplarının olmadığını kim garanti edebilir. Bu bakımdan sıkı denetim mekanizması işletilmeli, gelecek günlerde oluşabilecek tehlikelerin önü şimdiden alınmalı ve geçişlere kısıtlamalar getirilmelidir. Tarih içinde belli bir deyim olarak yer alan "yolgeçen hanı" deyimini gerçek anlamının dışına çıkararak, cennet ülkemizi bu deyimin ortasına oturtmak içimizi acıtsa da durum bu maalesef... Son olarak Mevlana'nın sözünden esinlenerek diyorum ki: Türkiye öyle yol geçen hanı değil, dergahtır! Paldır küldür girilip çıkılmaz, günahtır!
Belli yol güzergahlarında yolcuların konaklamaları amacıyla inşa edilen hanlar genellikle avlularında dükkanların olduğu, üst katlarında ise yolcuların dinlenebileceği odaların bulunduğu yapılardı.

Zamanla sosyal ve ticari hayat için önemli merkezler olarak yerlerini almışlardı.

Aslında tarihi perspektif içinde baktığımızda askeri amaçla yapılan "ribat" lardan başlayıp daha sonra yolcu ve tacirlerin konakladığı, kitabelerinde han, hankah da denilen kervansaraylara dönüşüme uğraması ve daha sonra şehirleşme etkisiyle iç bölgelerde kalarak hayata kısmen de olsa katkı sunmaya devam edegelmişlerdir.

İşte "YOLGEÇEN HANI" deyimi de bu hanların tarih içerisinde yer ettiği, "girenin çıkanın belirsiz olduğu" anlamını da taşıyan konumundan ileri gelmektedir.

Hanların kısaca tanımını yaptıktan sonra asıl anlatmak istediğim meselenin özüne gelelim.

Bilindiği üzere ülkemiz jeopolitik konumu itibariyle kıtalar arasında köprü vazifesi gören stratejik öneme sahip eşsiz bir özelliktedir. İşte bu özelliğinden ötürü geçmişten günümüze farklı isimlerle anabileceğimiz tehditler almaktadır.

Bu, kimi zaman savaş tehdidi, kimi zaman da demografik yapıya karşı oluşan mülteci sığınmacı adındaki tehditlerdir.

Son günlerde gündeme gelmesine rağmen aslında 3-4 yıldır aralıklarla ülkemize akın eden Afgan göçmenler, güzergah olarak İran üzerinden geçerek Van sınırından ülkemize girmekteler. Bu göçmenlerin neredeyse yüzde 90'ı, 20'li yaşlarda genç erkeklerden oluşması dikkat çekmektedir. Bu göçmenlerin ABD'den bağımsız hareket ettiklerini düşünmek en hafif tabiriyle saflık olur. Haziran ayı içerisinde yapılan NATO toplantısında Erdoğan-Biden görüşmesinden sonra, Afgan göçmen akınının, hem sayıca artması hem de rahatça sınırdan geçmeleri düşündürücüdür. Bir başka dikkat çeken nokta ise bu görüşmede Erdoğan'ın tercümanlığını yapan Merve Kavakçı'nın kızının olmasıydı. Dışişlerinde herhangi bir görevi olmamasına rağmen orda bulunması ve toplantıda konuşulan konular hakkında bilgi verilmemesi de kafalarda soru işareti bırakmaktadır.

...

Ülkemize giren düzensiz göçmen akını farklı tehlikeleri de yanında getirmektedir. Bunların içerisinde azılı örgüt mensuplarının olmadığını kim garanti edebilir. Bu bakımdan sıkı denetim mekanizması işletilmeli, gelecek günlerde oluşabilecek tehlikelerin önü şimdiden alınmalı ve geçişlere kısıtlamalar getirilmelidir.

Tarih içinde belli bir deyim olarak yer alan "yolgeçen hanı" deyimini gerçek anlamının dışına çıkararak, cennet ülkemizi bu deyimin ortasına oturtmak içimizi acıtsa da durum bu maalesef...

Son olarak Mevlana'nın sözünden esinlenerek diyorum ki:

Türkiye öyle yol geçen hanı değil, dergahtır! Paldır küldür girilip çıkılmaz, günahtır!

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.