Güncel Haber Girişi: 04.04.2022 - 11:44, Güncelleme: 04.04.2022 - 11:44

Yeni ve ileri olanı engelleme hayali!

 

Yeni ve ileri olanı engelleme hayali!

Mehmet Bedri Gültekin yazdı...
Aristo, “İnsan düşünen hayvandır” demişti. “İnsan, politika yapan hayvandır” sözü de aynı düşünüre ait. Tarih boyunca bir çok düşünür, insanı diğer canlılardan ayıran temel özellik üzerine görüşlerini açıkladı. Tales, “İnsan araştıran hayvandır”, Heraklit, “insan tartışan hayvandır”, Platon “İnsan toplumsal hayvandır”, Sokrat “İnsan sorgulayan hayvandır”, Konfüçyüs; “insan öğrenen hayvandır”, Farabi, “İnsan öğrenen, ilim sahibi olan hayvandır” demişlerdi. Bu tanımların hepsinde bir gerçeklik payı var. Belki de hepsini kapsayan şöyle bir tanımlama yapılabilir. İnsanoğlu, üreten ve ürünün nasıl bölüşüleceğini de belirleyen toplumsal bir varlıktır. Bu özelliği insanoğlunu, diğer canlılardan üstün kıldı. Bundan dolayı insan, tarih içinde ayrı bir canlı türü olarak var olduğu kabaca 2 milyon yıldan bu yana hep ileriye doğru evrildi. Başlangıçta yüzbin yıllarla ifade edilen küçük küçük adımlar, giderek hızlandı ve en sonunda baş döndürücü bir hıza ulaştı. Geçmişte yüzbinlerce yılda meydana gelen insan ve toplum hayatını etkileyen ilerlemeler, şimdi artık yıllar, aylar ve hatta günler içinde yaşanabiliyor. Onun için insanoğlunu tarihin belli bir durağında sonsuza kadar tutabilme hayalleri, son beşbin yıllık sınıflı toplumlar tarihinde hep egemenlerin rüyaları olarak kaldı. Belli bir tarih döneminde çakılıp kalmayı istemek, insanı insan yapan en temel özelliğin reddedilmesi demektir. İnsanoğlu bir canlı türü olarak yaşadığı müddetçe mümkün olmayacak bir hayalden bahsediyoruz. 12 EYLÜL’ÜN EN BÜYÜK DERSİ AKP ile MHP’nin hazırladığı ve 31 Mart günü Meclisten geçerek kesinleşen seçim yasasında değişiklik öngören yasa tasarısı aklımıza bu temel gerçeği getirdi. Bu yasa değişikliğini bir cümle ile özetlemek gerekirse; İktidar, “Yeni ve ileri olanı yasaklamak istiyor” diyebiliriz. Yüzde 10 olan ve dünyanın hiçbir ülkesinde olmayan seçim barajını ele alalım. 12 Eylül’ün Amerikancı generalleri bu baraj sayesinde sistem dışı ve kendilerinin istemediği herhangi bir değişikliği ya da gelişmeyi böylece önleyebileceklerini sanmışlardı. 12 Eylülcülerin ve onların ürünü olan politik partilerin şimdi esamesi okunmuyor. Gerçi AKP de 12 Eylül ürünü olan bir partidir. Ama çanların şimdi onun için ve diğer sistem partileri için çalmaya başladığını söyleyebiliriz. Yüzde 7’ye indirilen seçim barajının yüzde 10’dan amaç bakımından hiçbir farkı bulunmuyor. Değişikliğin tek amacı Cumhur İttifakının MHP’li ortağının yüzde 10’un altına düşmüş olmasıdır. Gerçekte ise AKP ve ortakları, yasanın eski halinde bulunan artık oyların değerlendirilmesi hususunu özenle ayıklayarak, yeni ve ileri olana kapıları kapatmak özlemlerini ortaya koydular. Akıbetlerinin 12 Eylül generallerinin sonlarından farklı olmayacağını söylemeye gerek yok. Görünen köy kılavuz istemez. DİĞER DEĞİŞİKLİKLER Benzer şekilde yeni değişiklikler içinde yer alan, seçim kurulu başkanının en kıdemli hakim olmasını öngören eski düzenlemenin kaldırılarak, seçim kurulu başkanının birinci sınıfa ayrılan hakimler arasından kura çekimi yoluyla belirlenmesi de, var olanı, gerekirse sandık hileleri yoluyla korumak amacı dışında bir açıklaması olamaz. Aynı şekilde Partili cumhurbaşkanının seçim kampanyası sırasında devlet olanaklarını kullanması önünde hiçbir engelin olmaması da iktidar partisinin, iktidarını sürdürebilmek için her yola başvurabileceğinin açık bir kanıtından başka bir şey değildir. AKP ve MHP neden bu değişiklikleri yapmak ihtiyacı duydular? Çünkü en başta kendilerinin yaptıkları kamuoyu yoklamaları da olmak üzere bütün göstergeler, kaçınılmaz sona işaret ediyor. Ve şimdi beyhude bir gayret içinde bu kaçınılmaz sonu engellemeye çalışıyorlar. Son yüzyıllık tarihimiz içinde toplumumuzda sistem dışı bir arayış, hiç bu kadar güçlü olmamıştı. Partisinden memnun olan seçmeni bulmak için mumla sokağa çıkmak gerekiyor. Aynı şekilde şimdi artık yüzde 10’ların üzerinde çıkan protesto oylarının varlığı bile yalnız başına çok şey anlatıyor. Bütün bunları şimdi artık yeni bir dünya düzeninin kurulmakta olduğu gerçeği ile birlikte düşünmek gerekiyor. Çok Kutuplu Bölgesel Birlikler dünyasında, çökmekte olan Atlantik sisteminin Partilerine yer olmayacaktır. Geleceğin dünyasında arkada kalan beşbin yıllık sınıflı toplum tarihinin tekrar tekrar kanıtladığı üzere yeni ve ileri olan kendine daha geniş hayat sahası bulacak, eskiyi muhafaza etmeye çalışanlar isek kaçınılmaz olarak sahneyi terk edeceklerdir. Elbette, kendiliğinden gelişecek bir süreçten bahsetmiyoruz. Koşullar uygunlaşıyor. Şimdi görev, bu elverişli koşulları değerlendirebilecek toplumun öncü devrimci güçlerindedir.  
Mehmet Bedri Gültekin yazdı...

Aristo, “İnsan düşünen hayvandır” demişti. “İnsan, politika yapan hayvandır” sözü de aynı düşünüre ait.

Tarih boyunca bir çok düşünür, insanı diğer canlılardan ayıran temel özellik üzerine görüşlerini açıkladı. Tales, “İnsan araştıran hayvandır”, Heraklit, “insan tartışan hayvandır”, Platon “İnsan toplumsal hayvandır”, Sokrat “İnsan sorgulayan hayvandır”, Konfüçyüs; “insan öğrenen hayvandır”, Farabi, “İnsan öğrenen, ilim sahibi olan hayvandır” demişlerdi.

Bu tanımların hepsinde bir gerçeklik payı var. Belki de hepsini kapsayan şöyle bir tanımlama yapılabilir. İnsanoğlu, üreten ve ürünün nasıl bölüşüleceğini de belirleyen toplumsal bir varlıktır. Bu özelliği insanoğlunu, diğer canlılardan üstün kıldı.

Bundan dolayı insan, tarih içinde ayrı bir canlı türü olarak var olduğu kabaca 2 milyon yıldan bu yana hep ileriye doğru evrildi. Başlangıçta yüzbin yıllarla ifade edilen küçük küçük adımlar, giderek hızlandı ve en sonunda baş döndürücü bir hıza ulaştı. Geçmişte yüzbinlerce yılda meydana gelen insan ve toplum hayatını etkileyen ilerlemeler, şimdi artık yıllar, aylar ve hatta günler içinde yaşanabiliyor.

Onun için insanoğlunu tarihin belli bir durağında sonsuza kadar tutabilme hayalleri, son beşbin yıllık sınıflı toplumlar tarihinde hep egemenlerin rüyaları olarak kaldı. Belli bir tarih döneminde çakılıp kalmayı istemek, insanı insan yapan en temel özelliğin reddedilmesi demektir.

İnsanoğlu bir canlı türü olarak yaşadığı müddetçe mümkün olmayacak bir hayalden bahsediyoruz.

12 EYLÜL’ÜN EN BÜYÜK DERSİ

AKP ile MHP’nin hazırladığı ve 31 Mart günü Meclisten geçerek kesinleşen seçim yasasında değişiklik öngören yasa tasarısı aklımıza bu temel gerçeği getirdi.

Bu yasa değişikliğini bir cümle ile özetlemek gerekirse; İktidar, “Yeni ve ileri olanı yasaklamak istiyor” diyebiliriz.

Yüzde 10 olan ve dünyanın hiçbir ülkesinde olmayan seçim barajını ele alalım. 12 Eylül’ün Amerikancı generalleri bu baraj sayesinde sistem dışı ve kendilerinin istemediği herhangi bir değişikliği ya da gelişmeyi böylece önleyebileceklerini sanmışlardı.

12 Eylülcülerin ve onların ürünü olan politik partilerin şimdi esamesi okunmuyor. Gerçi AKP de 12 Eylül ürünü olan bir partidir. Ama çanların şimdi onun için ve diğer sistem partileri için çalmaya başladığını söyleyebiliriz.

Yüzde 7’ye indirilen seçim barajının yüzde 10’dan amaç bakımından hiçbir farkı bulunmuyor. Değişikliğin tek amacı Cumhur İttifakının MHP’li ortağının yüzde 10’un altına düşmüş olmasıdır.

Gerçekte ise AKP ve ortakları, yasanın eski halinde bulunan artık oyların değerlendirilmesi hususunu özenle ayıklayarak, yeni ve ileri olana kapıları kapatmak özlemlerini ortaya koydular.

Akıbetlerinin 12 Eylül generallerinin sonlarından farklı olmayacağını söylemeye gerek yok. Görünen köy kılavuz istemez.

DİĞER DEĞİŞİKLİKLER

Benzer şekilde yeni değişiklikler içinde yer alan, seçim kurulu başkanının en kıdemli hakim olmasını öngören eski düzenlemenin kaldırılarak, seçim kurulu başkanının birinci sınıfa ayrılan hakimler arasından kura çekimi yoluyla belirlenmesi de, var olanı, gerekirse sandık hileleri yoluyla korumak amacı dışında bir açıklaması olamaz.

Aynı şekilde Partili cumhurbaşkanının seçim kampanyası sırasında devlet olanaklarını kullanması önünde hiçbir engelin olmaması da iktidar partisinin, iktidarını sürdürebilmek için her yola başvurabileceğinin açık bir kanıtından başka bir şey değildir.

AKP ve MHP neden bu değişiklikleri yapmak ihtiyacı duydular? Çünkü en başta kendilerinin yaptıkları kamuoyu yoklamaları da olmak üzere bütün göstergeler, kaçınılmaz sona işaret ediyor. Ve şimdi beyhude bir gayret içinde bu kaçınılmaz sonu engellemeye çalışıyorlar.

Son yüzyıllık tarihimiz içinde toplumumuzda sistem dışı bir arayış, hiç bu kadar güçlü olmamıştı. Partisinden memnun olan seçmeni bulmak için mumla sokağa çıkmak gerekiyor. Aynı şekilde şimdi artık yüzde 10’ların üzerinde çıkan protesto oylarının varlığı bile yalnız başına çok şey anlatıyor.

Bütün bunları şimdi artık yeni bir dünya düzeninin kurulmakta olduğu gerçeği ile birlikte düşünmek gerekiyor. Çok Kutuplu Bölgesel Birlikler dünyasında, çökmekte olan Atlantik sisteminin Partilerine yer olmayacaktır.

Geleceğin dünyasında arkada kalan beşbin yıllık sınıflı toplum tarihinin tekrar tekrar kanıtladığı üzere yeni ve ileri olan kendine daha geniş hayat sahası bulacak, eskiyi muhafaza etmeye çalışanlar isek kaçınılmaz olarak sahneyi terk edeceklerdir.

Elbette, kendiliğinden gelişecek bir süreçten bahsetmiyoruz. Koşullar uygunlaşıyor. Şimdi görev, bu elverişli koşulları değerlendirebilecek toplumun öncü devrimci güçlerindedir.

 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.