Yunus Türkoğlu

Söyleyin dalgalar

Yunus Türkoğlu

Sığamadığımız koca şehirden bir çıkış ararız bazen. Kalabalıklar ve şehir sayamayacağımız kadar çok girmiştir hayatımıza. Çoğu zaman yalnızlık hissettirir ve bize eşlik edecek birini ararız. Sonra kendimizi Vangölü’nün kıyısına atarız. Ve dalgalar bizi karşılar, artık yalnız değiliz. Onun sesi en ağır yükleri bile hafifletir. Arkamızdan atlılar da kovalasa huzur doluyuz, en ufak bir korku duymayız. Deniz ve dalgalar hayata tutunmaktır…

Vangölü, yurdumuzun en yüksek ve en doğusunda yer alan rüya gibi bir göldür. Masmavi rengiyle insanı büyüleyen bir yanı var. Bazen sessiz ve sakin, bazen de hırçın ve gürültülü olur. Her haliyle kıyıya vuran dalgaları kimsenin canını yakmaz, hatta seyredenlere huzur verir. Farklı zamanlarda farklı renklerle kucaklaşırken güzelliğini sessiz sedasız anlatmaya çalışır. Daha çok lacivert rengini ve hırçın dalgalarını severim. Yüksek dalgaların olduğu vakitlerde suya girmek, gönlünce yüzmek, yüzebilirsen tabi, dalgaların içine dalmak, onlarla dans etmek ayrı bir zevktir…

Gözlerimi kapattım, dalgaların sesini dinlemeye başladım. Dinledikçe rahatladığımı, rahatladıkça yorgunluğumu fark ediyorum. Ve bütün düşünceleri zihnimden uzaklaştırıp tatlı bir mutluluk veriyor. Bu dalgalar lisanı halleriyle neler anlatır bir düşün? Dalgaların sesi ilahi bir nağme; “Gül Şehri”nin sükûnet ikliminden aldığı maneviyatı, huzuru ve dinginliği kalbimin en müstesna yerine bırakıyordu…

“Hüzün, zaman zaman deli dalgalarla gelir…”

Sırtımı dayadığım söğütlerin sayısı diğer ağaçlara nazaran çok daha fazlaydı. Aheste sahile vuran dalgalar. Denizden esen tatlı bir rüzgâr dalları sağa sola, bazen aşağı yukarı sallayıp duruyordu. Yapraklar kıpırdarken sanki rüzgârla hasbihal ediyordu. Sol tarafımdaki sazlığa kuşlar dalıp dalıp havalanıyorlar. Sağımda buğday siloları ve karşımda artık emekliliğini bekleyen yorgun tahta iskele… Her biri bu muhteşem ahenge renkleri ve desenleriyle katkı sunuyorlardı…

Yıllar sonra yine aynı yerdeyim: Etrafıma şöyle bir bakındım. Baktıkça gözlerim buğulandı. Buraların yabancısı değildim. Nerdeyse dört bir yanında hatıralarımız vardı. Yol kenarındaki bulaktan içtiğimiz sular, tahta iskeleden suya atlayışımız, siloların önünde dalga sesleri eşliğinde ettiğimiz sohbetler… Daha ne güzellikler yaşanmıştı buralarda, hepsini anlatmak çok zor… 

Söyleyin dalgalar, söyleyin ne olur, sizde ordaydınız!..

Dalgalar ve mehtap biri birinden ayrı düşünülmeyecek iki kavram. Titrek gönülleri efsunlu güzelliklere sürükleyen Vali Konağı’nın sisli ışıklar içindeki görüntüsü. Ay ışığı suların üzerinde gezinirken hemen arkamızdaki kahvehanelerden gelen bardak tabak sesleri… Kıyıya bir metre kadar yakın olan kaya parçasının üzerinde oturmuşum. Hem düşünüyorum hem de çevrenin güzelliklerini izliyorum. Yaz gecesi olmasına rağmen hava serin. Yamaçtaki ağaçların üzerinde tüneyen baykuşların kesik kesik ötüşleri buraya kadar geliyor. Karayolları Kampı’ndan sulara akseden ışıklar masalımsı bir dünyaya götürüyor insanı. Ve dalgalar tahta iskelenin ayaklarına ve kıyıdaki kayalara usulca vuruyor. O kadar sakin ki, neredeyse durdu duracak. Durmayacağını biliyorum, bu güne kadar hiç durmadılar. Çünkü bizler dalga sesleriyle büyüdük, onu iyi tanırız… 

Söyleyin dalgalar, söyleyin; “Bana bir aşk masalından şarkılar söyleyin!”

Karlı, fırtınalı kış geceleri, sıcak yaz günleri hiç fark etmez bazen öfkeyle, bazen neşeyle kıyıya vurur dalgalar… Akşam vakti adımlarken sahili gönüllere huzur verir dalgalar… Asırlardır gece-gündüz Van Kalesi’ne arkadaşlık eder durur dalgalar… Mehtabın ve yıldızların altında en güzel rüyayı görür dalgalar…  Nereye gidersek gidelim, ister Canik, ister, Ayanıs, ister Adır isterse Çelebibağı hiç fark etmez her yerde bizi karşılar dalgalar… 

Allah’a emanet olunuz…

Yorumlar 3
Bir Garip Yolcu 31 Mart 2026 14:36

Bu nasıl bir sevda, bu nasıl bir hasrettir ki aradan kırkbeş-elli sene gibi bir vakit geçmesine rağmen unutamadık. İskele'de ki söğütlerin altında kahvaltı yaptım, gece vakti Edremit'i izledim. Dalgalar doldurdu ruhumu benliğimi. Çocukluğuma gençliğime gittim, geldim. İnanılmaz duygular doldurdu gönlümü. Çok teşekkür ediyorum, saygılar sunarım.

İsmail ÖNGEL 29 Mart 2026 10:04

Yunus bey kardeşim Kalemine yüreğine sağlık…:

Taner Okıldas. 28 Mart 2026 19:03

Bu yazı benı geclık yıllarıma goturdu. Sag olasın Yunus gardas Rahmet anana babana olsun..

Yazarın Diğer Yazıları