Kadınlar
Yunus Türkoğlu
Dünya nüfusunun yarısını oluşturan kadınlar annedir, kardeştir, hala, yenge, hanım, teyze ve kız evladıdır. Kadınların ne de çok sıfatları var. Bu sorumlulukları taşıyan tüm kadınlara Rabbim muvaffakiyet versin, hakkıyla yaşamayı nasip etsin. Kadın anne olduğunda emanete sahip çıkmak, bu emaneti hem dünya hem de ahiret bilinciyle sarıp sarmalamak. Evinin hanımı olduğunda, hayat arkadaşına destek olmak, dayanak olmak, Allah vermesin, derdi olduğunda dert ortağı olmak velhasıl ona göz aydınlığı olmak. Kız evlat yani kerime olduğunda, ayetin ifadesiyle “of” demeden anne babasının rızasını almak. Kız kardeş olduğunda bu koskoca dünyada ne varsa kardeşleriyle paylaşabilmektir…
Bazıları kadınları ideolojilerin konusu yapar. Değişik sıfatlar getirirler adlarının önüne, kimi feminizm, kimi liberal, kimi modern vs. olarak ön ad takar. Sonrasında kendi düşüncelerini kadınlar üzerinden sunarlar bilgi piyasasına. Eşitlik üzerinden konuyu tartışmak ve ele almak varsa bu mağduriyeti ortadan kaldırmaya yetmez. Bebekle yetişkin bir insana aynı yemeği yedirebilir miyiz? Doktora giden şeker hastasıyla, baş ağrısı çeken birine aynı reçete yazılabilir mi? Burada eşitlik değil adalet, ilim ve irfan olması gereklidir…
Bazıları, yıllarca kadınlar için babasından, beyinden hatta oğlundan bağımsız hareket edemez; duygusaldır, annedir, başı örtülüdür diyerek topluma katacağı değerleri göz ardı etti veya engelledi! Kadınların dünyaya katacakları nice güzellikler olduğunu görmek istemedi...
Kadınlar dini literatürde hep gündemde olmuşlardı, değer görmüşlerdi, baş tacı edilmişlerdir. Kadın değil mi ilk Müslüman olan, ilk şehit olan. Hacca, umreye giden erkek veya kadın olsun İsmail’e su bulmak için koşan Hazreti Hacer’i örnek alan. Güzel dinimiz kadını metalaştırmamış hep yüceltmiştir…
Cennetle müjdelenen mübarek kadınlara bakmak lazım. Onun için Maşite’den, Hz. Asiye, Hz. Meryem, Hz. Fatma, Hz. Hacer ve Hz. Hatice’den –Radiyallahu anha- bu günün kadınları takvayı, teslimiyeti, iffet, sadakati, cesaret, tesettürü, feraseti örnek alıp yaşayabilse ve bu örneklerin ışığında daha iyi anne, daha iyi ev hanımı olur…
İnsan hayatın ve yaratılışının farkında olmalı. Allah Teâlâ’nın verdiği ilgi, istidat ve kabiliyetler doğrultusunda neyi iyi, neyi kötü yaptığının farkına varmalı ve görmelidir. Kadın yer altında maden işinde çalışamaz, yirmi kilo yükü taşıyamaz, gece karanlıkta tek başına bir sokakta yürüyemez, duygusaldır çabuk ağlar, kimseye kötülük yapamaz, kolay kolay kalp kırmaz, işte bu meziyetler kadına verilen fıtratı özelliklerdir.
İftara yakın eve geliyorsunuz ve daha kapıdan girmeden dumanı üstünde tüten yemek kokuları sizi mest ediyor, mutluluk veriyor. Bu evde eli öpülesi bir annenin, bir vefakâr hanımın olduğunu müjdeliyor. Evi ev yapan gerçekten annedir, hanımdır. Bu güzelliği kadından başka biri başaramazdı. Kadın bir koltukta iki, üç karpuz taşıyabilir. Kitap okurken, çorbayı karıştırabilir. Çocuğunu ayağında sallarken, yemek için sebze doğrar, bu arada telefon görüşmesi de yapabilir… Ve aynı zamanda bize hayat dersi verir. Kadın olsun veya erkek yalnız ve yalnız üstünlük takva iledir…
Kadın veya erkek hiç fark etmez muhakkak annenin tornasından geçip tesviye olur. Evlatları ilk terbiye eden mürebbiyeler annelerdir. Kadınlar cevheri mücevhere çeviren usta ellerdir ve onlarda eksiklik yoktur. Kadınlarda nihayetinde insandır, onları her türlü tartışmanın dışında tutmak gereklidir. Ve insan yaratılmışların en şereflisidir…
Allah’a emanet olunuz, selam ve dua ile…