Yunus Türkoğlu

Günümüzün Fotoğrafı

Yunus Türkoğlu

Peygamber Efendimiz ’in –Sallallahu aleyhi ve sellem- bize bıraktığı hayat tarzını ihmal ettiğimiz için bu gün yolumuzu şaşırmış durumdayız. Bize emanet edilen Kur’an ve sünnete sahip çıkmadığımız için büyük bir mahrumiyet içinde debelenip duruyoruz. Evlatlar elden gidiyor, sokaklar perişan, edep hayâ ve iffet kayboldu, çarşıda, pazarda, okulda, evde ahlak tükendi. Sessizce feryat ediyoruz…

Tekrardan cahiliyeye dönmeye başladık. Ahiret hayatı unutulmaya başlandı. Yalnız burası için yaratılmışız gibi yaşamaya başladık. Oysa ahiret hakikati dünyanın geçici dertlerine ve ıstıraplarına sabretmeyi kolaylaştırır. Dünyanın geçici heves ve hevasına meyletmemeyi gösterir. Servet, şehvet ve şöhrete aldanmamayı telkin eder…

Terbiyeden, adaptan mahrum olanların sokaklarda, parklarda, toplu ulaşım araçlarında velhasıl her yerde nasıl çirkinleştikleri ve içtimai hayata ne kadar menfi tesir ettikleri açıkça görülmektedir. Onlar bildikleri veya bilmediklerinden dolayı şeytana ve batı medeniyetsizliğine hizmetkâr oluyorlar…

Bizler ahiret hakikatini unutunca, şiddet ve zulüm çoğalıyor, fısk, fücur, ahlaksızlık git gide artıyor.  Nefsani davranışlar olan bencillik, cimrilik, yalan, dedikodu, gıybet ve alışverişte hile artıyor da artıyor. Kimsenin kimseye güveni kalmadı. Toplumumuzda; bilhassa internet ve televizyonlardaki bir takım uygunsuz, menfi programlar, moda denen Siyonist aldatmacası ve reklamlar ahiret hayatını unutturmak için özellikle genç zihinlerde yıkıma neden oluyor…

 Batılı güçler bu gün aileyi çökertmeye çalışıyorlar. Mukaddes olan yuvalar yıkılırsa dışarıdan gelen her türlü hücuma karşı savunmasız kalırız. Kale hükmünde olan aile kurumunu muhafaza etmek zorundayız. Yoksa bizi cahiliyeye döndürmek isteyen şer odakları emellerine kolayca ulaşırlar. Bu kale düşerse, insanlar adeta hayvan sürülerine döner! Mesuliyet, ayıp, mahremiyet bilmeyen ve aşikâr günah işleyen bir nesil meydana gelir... 

Allah muhafaza etsin…

Cahiliye tasallutuna karşı çare nedir derseniz, işte cevabı:

Tek çare; Kuran’ı Kerim ve Allah Rasulu –Sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz ’in örnek hayatını yaşamaktır. Bu mesajları yeni nesillere anlatmak, idrak ettirmek ve benimsetmektir. Peygamber Efendimiz, kendi zamanındaki cahiliyeyi 23 yıllık çile, fedakârlık ve üstün bir gayretle bertaraf etti. 

İslamiyet gelmeden cahiliye döneminde kız çocukları diri diri gömülüyordu. Öncesinde Firavun erkek çocuklarını öldürüyordu! Günümüzde ise kürtaj denilen bela ile her ikisini birden öldürüyorlar. Kendi çocuğunu parçalayan sözüm ona çağdaş cahiliye canavarları!

Şimdi size soruyorum bizler mi, onlar mı? 

Nereye gidiyoruz?

Kuran-ı Kerimi okuyan hafız anlamıyor, dinleyen cemaat anlamıyor. Sadece sevap elde etmek için okuyoruz veya biriler öyle istiyor, bizde buna uyuyoruz. Kuran-ı Kerim garip kaldı, camilerde kapalı evlerde ise duvarlarda asılı duruyor. 1447 yıl önce dertlere deva oldu cahiliyeyi bitirdi. Bu gün aynı Kuran-ı Kerim ellerimizde…

Peki, biz niye bu haldeyiz?

 Selam ve dua ile…

Yazarın Diğer Yazıları