Avrupa kriz içinde…
Yunus Türkoğlu
Dünya kriz içinde… İnsanlık kriz içinde… Müslümanlarda kriz içinde. Birlik ve beraberlikleri darmadağın. Manevi ve resmi olarak ne bir liderleri, ne doğru düzgün kendilerini temsil eden ve haklarını himaye eden bir teşkilatları var. Müslümanlar yüz iki yıldır dünyanın yetimi durumundadır. Birçok İslam ülkesi hala ruhen sömürge durumundadır. Maddi açıdan krizde, insanlık ve idare bakımından krizdedir. Fakat bu krizlerin asıl mesulü kapitalist batıdır. Bu batı dünyası Birinci Dünya Savaşı’nda –tarlaya hınzır girer gibi- İslam coğrafyasının altını üstüne getirdi. Böldü parçaladı, cahil bıraktı yani elinden gelen bütün vahşet ve zalimliği yaptı ve yapıyor!..
Günümüzde ise Avrupa kriz içinde ve ibre Müslümanlardan yanadır. Avrupa’da; Din ve vicdan hürriyeti kriz içinde, Sosyal adalet kriz içinde, hukuk ve insanlık kriz içinde, eşit dağılım ve paylaşım kriz içinde, siyonizmin oyuncağı olan Protestanlık kriz içinde, soygun, vurgun ve ahlaksızlık içinde debelenen Vatikan kriz içindedir…
Avrupa, Firavun gibi korku krizi içindedir. Azalan Avrupa nüfusu, giderek artan mülteci akını, sömürge zamanından kalan ciddi bir Müslüman azınlığın varlığı, Türkler ve en mühimi de Gazze olaylarından sonra ivme kazanan hidayet vakalarıdır… Bütün bu hakikatler, İslam’ı Avrupa’nın geleceğinde doğan bir güneş haline getiriyor…
“Ümitvar olunuz! Bu İslam ingılabatı içinde en gür ve yüksek sada, İslam’ın, Kur’an’ın sadası olacaktır.” –Risale-i Nur külliyatı-
Firavun, bebekleri öldürerek kaderinden kaçmaya çalıştı. Avrupa’da gerçek İslam’ın yaşanamayacağı bir yer haline getirmeye çalışarak krizden kurtulmaya çalışıyor. Kur’an yakmalar ve iğrenç karikatürler, sınırları kapatma vs… Sadece Avrupa’da değil bütün dünyada İslamofobi tırmanışta. Aslında bu yaptıkları yabancılaşma ve batılılaşma krizi içindeki Müslümanlara, maskeli Avrupa’nın gerçek yüzünü göstermiştir.
Bir zamanlar doğu batı derdik, Avrupa, frenk derdik, kapitalizm ve sosyalizm derdik, şimdi tek bir şey var; İslam ve düşmanları… Bu Avrupa ne kadar ileri görünse de tarihin çöplüğünden hortlayıp gelen Firavunun zulmü, Ad kavminin kibri, sodomun pisliği, Nemrut’un gururu, Medyen’in sahtekârlığı, Bizans’ın entrikası ve Roman’ın cebberrutluğu var… Bunların karşılarında daima bir peygamber olurdu, fakat bu zalimler ahir zamanda geldiler ve karşılarında ümmet-i Muhammed olarak sadece bizler varız…
Avrupa’nın gelecek senaryolarında başka bir medeniyete yer yok. Özelliklede İslamiyet’e yer yok. Şimdilerde ezip geçmeyi silahla, topla tüfekle değil, kültür istilasıyla gerçekleştirmeye çalışıyorlar. Müslümanları yenmiyorlar, kendilerine benzetmeye çalışıyorlar. Günümüzün medyası, modası bunların en kuvvetli silahlarıdır. Bu yolla bütün rezilliklerini bünyelere aşılıyorlar… Acilen kendimize dönmek, asaletimizi yeniden kazanmak zorundayız. Sağlam bir duruş sergilemek ve medeniyetimize uygun bir politika oluşturmak zorundayız. Yoksa bir millet ve medeniyet olarak yok olma tehlikesiyle karşı karşıyayız…
Bu kültür istilası herkesi kendi maksadından yakalayıp kullanıyor. Üretilen süt veya meyve suyu kutusunun üzerine Hollywood’un ne idüğü belli olmayan çizgi film karakterlerini, üstüne lisans ücreti verip de nakşettiren tüccarın neye alet olduğundan haberi yok. Hacı amcanın fabrikasında Avrupa modası dar ve düşük kemer pantolon üretmesi neyin nesidir? Mahalle berberinin duvarlarına astığı yabancı artistlerin fotoğraflarıyla ve bunların şekil ve şemaillerine uydurarak tıraş yapmasına ne demeli!..
Avrupa’nın Mıryım’e, Suzanna’ya göre yaptığı kanunların, Müslüman Meryem’e, Suzan’a uymayacağını ve aile yapımızı tahrip edeceğini bilmeyenimiz yok, fakat haberimiz yok gibi yapıyoruz ve bu çarkı durdurmaya çalışmıyoruz…
Selam ve dua ile…