Ağaç dikmekten seni alıkoyan nedir?
Yunus Türkoğlu
Çevre koruma ve çevreciliğin üzerinde özenle durduğu konulardan biri belki de en önemlisi ormanların, ağaçların ve her türlü canlı varlıkların korunmasıdır. Bunların içinde ağaç dikmenin özel bir yeri vardır. Bunun nedeni, ağaç ve ormanların varlığı ekosistemin düzenli bir şekilde sürmesinde önemli rol almasındandır. Ormansız, ağaçsız dünya kaybedilmiş bir dünyadır. Ağaçlar, kullandığımız oksijenin kaynağıdır. Hava kirliliğini yok eder, zehirli gaz ve tozları tıpkı bir filtre gibi emerek yok eder. Erozyon, heyelan ve toprak kaymasını önler. Bunlara bağlı olarak gelecek nesillere daha yeşil, daha temiz ve daha yaşanabilir çevre bırakabilmek adına ağaç dikmek zaruridir…
Kuran-ı Kerim’e baktığımızda ağaç kelimesinin çeşitli şekillerde geçtiği görülür. Ağaç, bağ ve bahçelerden o kadar akıcı bir üslupla bahsedilir ki, her dikkatli Kuran okuyucusunda bir ağaç, bağ ve bahçe bilinci oluşur. Allah Teâlâ bu âlemi yaratırken ağaç, bağ ve bahçelerle süslemiş onu insanın istifadesine sunmuştur. Ve buna bağlı olarak tarihteki uygulama aynı şekilde olmuştur. Müslümanların kurdukları medeniyetlerin ortak özelliğine bakıldığında, geliştirdikleri mimari tarzları, şehircilik anlayışlarının hepsinde ağaca, yeşile ve bahçelere özel önem verildikleri görülür. Hatta yeşil renk İslam medeniyetinin sembolü haline gelmiştir…
Kur’an’da 26 defa ağaç kelimesi geçerken. Bağ ve bahçe anlamında cennet kelimesi 146 kez geçmektedir. Hayatımızın bir parçası olan ismen zikredilen ağaçlar şunlardır; hurma, zeytin, nar, üzüm, muz, incir ve Arabistan kirazı gibi. Görüldüğü üzere Kur’an çevrenin çok önemli bir parçası olan ağaç ve yeşile dikkatimizi çekmektedir ve bunların önemini zihinlerimize nakşetmektedir…
Kur’an-ı Kerim bunlardan bahsederek, tabiatı oluşturan unsurlar arasındaki ilahi dengeyi nazara vermiştir. Ve bu dengeyi bozmayacak davranışlar geliştirmeye çalışmayı, yine tabiatı bozmadan ondan yaralanma ve istifadeyi teşvik ettiği görülmektedir. Yüce kitabımız her konuda olduğu gibi çevre konusunda da bizlere uygun davranış biçimlerini öğretmektedir…
Peygamber Efendimizin –Sallallahu aleyhi ve sellem- gerek uygulamalarında ve gerekse çeşitli hadis-i şeriflerinde ağaç dikmeye, ormanlar teşkil etmeye ve mevcutları korumaya çok önem verdiği görülmüştür. O’nu -Sallallahu aleyhi ve sellem- kendilerine örnek alan ilk kişiler, etrafındaki arkadaşları olmuştur. Hz. Ebubekir (RA) ordu komutanlarına verdiği talimatta, sadece insanlara iyi davranmaları değil, tabiat varlıklarına da iyi muamele etmelerini emretmiştir. Görüldüğü gibi, savaş durumunda bile Müslümanın çevreye karşı sorumlulukları vardır. Ağaçları, bağ ve bahçeleri tahrip etmeme görevi vardır.
Kâinatın Efendisi–Sallallahu aleyhi ve sellem- Medine yakınlarında bir koruluk ve orman tesisini emretmiştir. Orman oluşturulması için belirlenen alandan har hangi bir şeyin kesilmesini ise yasaklamıştır. Bu tür alanlar haram (yasak bölge) olarak anılmakta ve birçok Müslüman çevreci tarafından modern milli park ve korumacılığın ilk örneği olarak kabul edilmektedir. Bu bölgelerde ot yolmak, ağaç kesmek, avlanmak, tek kelime ile her çeşit hususi istifade yasaktır. Burası koruma altındadır ve tahrip edilmemesi için tedbirler alınacaktır. Çünkü şehrin tabii güzelliğine, havasının tasfiye ve temizlenmesine, insanların dinlenmesine mahsustur…
Günümüzde karşılaştığımız ciddi meselelerden biri hiç kuşkusuz şehirleşme ve bunun getirdiği çevre tehdididir. En somut örneği Van merkez ve Edremit ilçemizin betonlaşması ve ağaçların hiç düşünülmeden kesilmesidir. Bu konuyu bir kere daha hatırlatmak ve çevre hususunda insanımızı daha iyiye teşvik etmektir asıl olan…
Bahar mevsimindeyiz ve haliyle ağaç dikme zamanıdır. Yıllardır eşe-dosta, yakın akrabalara, arkadaşlara ve tanıdıklara Hz. Ömer’in (RA) sorduğu soruyu soruyorum; “Ağaç dikmekten seni/sizi alıkoyan nedir?” Genellikle aldığım cevap “Bağımız-bahçemiz, tarlamız yok ki ağaç dikelim!” diyorlar. Önemli olan meselenin farkına varmak ve çözüm yollarına ulaşmaktır…
Medine örneği bu konuda bize yeni uygulamalar için ışık tutabilir. Van merkeze yakın bir alanda orman tesis edilebilir. Aklıma ilk gelen Erciş yolu üzeri Eblanganis çayı civarıdır… Valiliğimiz, Büyük Şehir Belediyesi, STK’lar, dernekler, çevreci vakıflar veya hayır sahipleri vs. bir yer tahsis edebilir. İşletmesi bir vakfa verilebilir. Bahar aylarında ve belirli zamanlarda insanımız buraya ağaç dikebilir. Ve unutulmamalıdır ki bu hayır sadaka-i cariye hükmündedir…
Bir Hadis-i Şerif ile bitirelim:
“Kişi kabirde olsa yedi şeyden meydana gelen sevap devamlı olarak kendisine ulaşır. Öğretilen ilim, halkın yararlanması için akıtılan su, açılan kuyu, dikilmiş ağaç, yapılan mescit, okunmak üzere bağışlanan Kur’an ve ölümünden sonra kendine dua edecek evlat.”
Allah’a emanet olunuz…