Ümit Kayaçelebi

Vansesi Gazetesi'nde Van'ın sesi olmaya ve yazmaya devam

Ümit Kayaçelebi

Değerli dostlarım;

Dünden bu güne günlük, haftalık olarak birçok gazete çıkmışsa da birçoğu maddi veya başka sebeplerden dolayı maalesef yayın hayatlarını sürdüremeden mazinin karanlıklarında kaybolup gitmişlerdir.

Dünden bu güne yayın hayatını en zor şartlarda bile hedeflerinden amaçlarından sapmadan dimdik yürüyerek gelen bir tek Vansesi Gazetemiz vardır. Biz de bu gün İlyas Kitapçıyı Remzi Perihan ağabeyimizi bu gazetede bu güne kadar yazan, çizen hurufatla (el ile) harf dizerek gazete sayfaları düzenleyen, dağıtan hâsılı kelam emek veren herkesi rahmetle ve hürmetle yâd ediyorum.

Bazı inkıtalar olsa dahi hayatımın bir bölümü Vansesi Gazetesinde geçmiş,  bir gazeteci olarak bu günde bir yazar olarak burada bulunmaktan bu gazetede Vana Türkiye’ye hitap etmekten bahtiyarlık duymaktayım.

Vakti zamanında bizden evvel çok muhterem ve çok kayda değer insanlar bu topraklarda yaşadılar kendi sahalarında çalışıp didindiler ve birçoğu ardı sıra güzel bir hoş sada bırakıp gittiler.

İşte zamanın Servet Mehterbaşıoğlu, Demiray Şaşıhüseyinoğlu, Tayyar Dabbağoğlu, Kaya Kayaçelebi, Ahmet Kuralkan, Nevzat Amiklioğlu, Cevdet Yörük, Alaattin Şen, Abbas Güven, Fevzi Levendoğlu ve daha niceleri hepsi birbirinden değerli büyüklerimiz.

Yazmaya kalksak sayfalar yetmez misal olarak bazı isimleri zikrettim. Onlar da bizim gibi vardılar zamana mühürlerini vurarak ebedi âleme irtihal ettiler ama biz bu gün onları hayırla yâd ediyoruz aklımıza geldikçe. 

Kimler geldi kimler geçti diyorum ya bazen şiirlerimde, gerçekten de öyle. Hayat sel gibi akıp gidiyor ve akarken de hep birilerini alıp alıp götürüyor.

İşte bakın bu gün buradayım ama yarın ben de olmayacağım. Hayat bizimle başlamadı ve bizimle de bitmeyecek dostlar.

Dün bizim fevkimizde insanlar vardı onlar bu şehrin mühimsenen insanlarıydı onlar bu gün olmasalar da onların yaptıklarını bilen ve hatırlayan insanlar onları artları sıra bıraktıkları eserlerinden dolayı hep hayırla yâd ediyorlar.

Çocuktum o yıllarda Van Postası, İki nisan ve Vansesi Gazeteleri Vardı. Hepsinin nerede olduklarını binalarını çalışanlarını çok iyi hatırlıyorum.

Hepsinin de sahipleri değerli insanlardı. Yazı aileleriyle ve çalışanlarıyla zamanın şartları içinde en iyi gazeteyi çıkarmaktı dertleri.

İşte o zamanın Vansesi Gazetesini ilk çıkaranlar da rahmetli İlyas Kitapçı ile Haydar Perihan’dı. Remzi Perihan üniversite tahsilini tamamlayıp Van’a döndükten sonra gazetenin başına geçerek, İlyas beyle birlikte bir süre gazeteyi çıkartarak, İlyas bey rahmete gittikten sonra Remzi bey vefatına kadar gazetenin yayın hayatını tek başına sürdürdü.

Son yıllarda gazetenin başında Remzi ağabey vardı ve ben de 1998-2001 yılları arasında takriben 4 yıl gibi bir süre burada âcizane köşe yazarlığında bulundum.

Bu gün onlar yoksa aziz hatıralarını hep yâd ediyor ve onları minnetle ve şükranla anıyoruz. Cümlesine rahmet olsun.

Çocukluk yıllarımda Van’da gezerken gözüm hep gazete tabelalarına takılırdı <Van Postası>, <İki Nisan Gazetesi>, <Serhat Gazetesi> ve Van’ın en eski gazetesi olması sıfatını taşıyan <Vansesi Gazetesi>.

2000’li yıllara kadar Serhat Gazetesi hariç olmak üzere Van Postası, İki Nisan Gazetesi ve Vansesi Gazetesi yayın hayatlarını şanla şerefle sürdürdüler. Yalnız Rahmetli Demiray Şaşıhüseyinoğlunun da ortağı olduğu Serhat Gazetesi yayın hayatını 1980 yılındaki ihtilalle noktalamak zorunda kaldı ve yayın hayatı sona erdi.

Lakin daha sonraları Nail Başıbüyük’ün çıkardığı İki Nisan Gazetesi ve Turan Şahinbaş’ın çıkardığı Van Postası da yayın hayatını devam ettiremeyince bu gün maziden bize seslenerek gelen bir Vansesi var yayın hayatımızda.

Bahtiyarım çünkü bu Van’ın eski gazetesinde yer almak herkesi mutlu etmeli ve bunun hakkını vermek lazımdır diyorum. Vansesi Van’ın sesi soluğu, başı dik onurlu ve gururlu olarak halkın sesi olmaya devam ediyorsa Vansesi ailesi olarak bu gurur bizim için kâfidir.

1950 ve 1960 yıllar da toprak binalarda yazın sıcakta kışın soğukta zor şartlarda elle tek tek harfleri dizerek gazete çıkarmak gazete hazırlamak öyle sanıldığı kadar kolay değildi.

Bu işin emekçileri emek sarf edenleri bu işi gönüllü olarak canı gönülden yapan işin erbaplarıydı. Gazete çıkarmak, kamuoyunu doğru bilgilendirmek, gazetecilik bir gönül işiydi. Onlarda bu işi çok severek ve özveri ile yapıyorlarken bir yandan da yeni yeni genç gazetecilerin yetişmelerine ön ayak oluyorlardı.

Ben de bu gün Vansesi Gazetesi’nin eski bir yazarı olarak bu gemide hizmet eden biri olarak mutluluk duyduğumu göğsüm kabararak ifade etmek isterim.

Düşünün ki 21 Temmuz 1937 tarihinde başlayan bu kutlu yolculuk şartlar ne kadar zor da olsa aşa aşa gelmek koskoca yılları geride bırakırken kimler gelmiş kimler geçmiş. İlk kuruluş yılında <Yeni Yurt> ismiyle neşir hayatına başlayan gazete daha sonra 1948 de <Vansesi Gazetesi> olarak yayın hayatını sürdürerek bu günlere gelmiştir.

Belki bu gün o eski yazarlar o eski ustalar üstatlar duayenler olmasa bile en azından onların izinden giden ben ve benim gibi onların yerlerini dolduramasak bile bir şeyler yapmak isteyen güzel yazarlarınız var.

Her konuda yazan köşelerimizi paylaşan renk veren arkadaşlarımız var ki bunların içinde istikbal vaat eden genç yazarlarımız var. Bizler elbette ki dünyada hep kalacak değiliz. Ama geriden gelen ayak seslerini duymakta biz eski ve usta yazarları da rahatsız etmek yerine mutluluk veriyor. Gün gelecek onlarda bizlerin yerlerini en iyi ve güzel şekilde dolduracaklardır. Vansesi bunu yıllarca yapmış ve bu günde yapacaktır.

Vansesi bir mektep olarak mütalaa edilirse burası biz ve bizim gibi zamanla daha nice ustalar üstatlar duayenler çıkaracaktır elbette. Hayat böyledir insanlar yıldızlar gibi bir gün parıl parıl ışıklar saçarken daha sonra giderken de artları sıra hoş bir sada ile gidiyorlar.

Onlar dün vardı bu gün de biz varız bizimde elbette ki yapmamız gerekenler varsa biz de yapacağız ve ardımız sıra bir iz bırakmaya çalışmamız elzemdir. Ben de bu anlamda kendime bir pay biçerek sende sadece atalarının ustalarının yaptıklarının yanı sıra sende bir şeyler yapmalısın ve yapacaksın diye. Kendi kendime söz verdim.

Çok okudum gazete, dergi, kitap elimden düşmedi hala bu yaşa kadar okumaktayım hala bir ayağımda kütüphanededir. O kadar çok okudum ki Hakkı Baba (kütüphane müdürü) bana <Milli Okuyucu> lakabını vermişti rahmetli.

H.Vanlıoğlu, Z.Demiryuğuran, F.Akova, Çuvaldız gibi mahlasları kullandım. Ulusal da yazdım mahalli gazetelerde yazdım haftalık gazetede yazdım günlük gazetede yazdım. Van da hemen hemen bütün gazetelerde yazdım.

Kolay değil koca bir hayat hep Van’da geçti. Gördüklerimiz bildiklerimiz duyduklarımız hesaba gelmez. Bu bakımdan yarın ecel gelse ebedi âleme göç zamanı gelse gözlerim açık gitmez çünkü bu şehri çok sevdiğim için bu toprağa vefa borcum olarak hep Van’ı anlattım ve hep Van’ı yazdım.

Bu şehirde yaşayan insanlar benim yazdıklarımı yaptıklarımı gördüler ve gün geldi benim için kimileri <Yürüyen kütüphane> kimileri ise <Van’ın hafızası> dediler.

Bunlar güzel iltifatlar ama bunları hak etmek için bir ömür verdim. Ve bu gün Van’ın hafızası denilmiş bir insan olarak Van’da yaşamak da benim için bir şereftir.

Bir şehri omuzlamak bir şehri sırtlamak dününü layıkı veçhile bu günlere taşımak o kadar kolay olmasa gerek.

Hepimiz faniyiz bir gün ecel gelip göçeceğiz. Aslolan gerdi hoş anılmak rahmetle anılmak bunu yapabilenlere ne mutlu.

Ben de bunu yapabildiysem bana da ne mutlu. Yıllar sonra (Van’ın hafızası), (Van’ın yürüyen kütüphanesi ) lakaplarını alarak Vansesi’nde yazmak yer almak benim için bir bahtiyarlıktır.

Eskiler hiçbir zaman eskimez ben de eskiden kalan biri olarak bu Van’ın en köklü ve en eski gazetesinde Allah sağlık sıhhat ve ömür verdiği sürece yazmaya devam edeceğim.

Son söz olarak şunu söylerim siz siz olun atanızla babanızla ecdadınızla öğünün gurur duyun ama siz de en az onlar kadar bir şeyler yapmaya çalışın.

Ben öyle yaptım sizde öyle yaparsanız sizde unutulmazsınız tarihin derinliklerinde kaybolup gitmezsiniz.

<Kim ki ardı sıra bırakmazsa bir eser

Onun ardı sıra yeller eser>

Hakkımız Van’a helal olsun.

Vansesi Gazetesi de dünya durdukça dursun.

Yazarın Diğer Yazıları