Ümit Kayaçelebi

Gelde o eski Van'ı özleme 4

Ümit Kayaçelebi

İSPANYOL PAÇALI PANTOLLAR VE ĞOROZLU AYNALAR NERDE GALDI

Gençtik İspanyol paçalı pantolonlar giymeye başladık. Hem düşük kemerli idi hemde kiminin cepleri üsttendi ve bir de küçük para yeri vardı. Sanki çok da paramız varmış gibi beş tane cebimiz vardı. Cebimizde zahar ne vardı? Ğorozlu ayna sanki bizde Tarık Akan, Ediz Hun, Kartal Tibet gibi kendimizi bi şey sanardığ bağtığımız zaman.

Darağımız vardı saçlarımızı arğaya tarardığ ama paramız yetmezdi ki gidağ Cem-Ka dan briyantin veya şampuan alalım. Zaten çoğumuz da onlardan bi haberdik. Be adam sabun senin neyine yetmiyordu diyende.

İLK BERBERİMİZ FAHRETTİN USTA DAHA SONRA NEVRETTİN UZAL

Berber de çok çeşit traş olmazdı ya makineyle bir veya ikiye vur veyahut alabuluz kes gitsin. Kendi kafana göre de takılamazdın aba nasıl isterse traşta öyle oluyordu. Çoğu zaman babamız la dedemizle giderdik berbere ilk berberimiz rahmetli Fahrettin ustaydı ilkokul yıllarında. Dedem rahmetli beni aldı Fahrettin ustaya götürdü traşa ben korktum birden fırladım tabana kuvvet eve doğru kaçmaya başladım. Arkamdan da dedem ve berber koşmaya başladılar yıl 1958 sanki arabamı var bize çarpacak. Vallahi ben kaça kaça geldim evde sedirin altına girdim ama ne çare dedem ve berber beni ordan çıkarıp ağlaya ağlaya yine berbere götürdüler bu sefer kaçamadım ve traş olup çıktım. Fahrettin amcanın berber dükkânı Şimdiki Yapı Kredi Bankasının az altındaydı. Oradan geçende hep o anı hatırlarım nedense. 

SÜNNET OLACAĞIM AMA MURADIN TÜRKÜSÜ FİLMİNE GİTMEK İSTEDİM OLMADI 

Derken bir gün dediler artık bayağı büyüdünüz ve artığ sünnet zamanıdır. Ailede karar verildi Pazar günü öğle yemeği yenecek ve öğlen nazmını müeakip da sünnet gerçekleşecek. Kaçacak halimiz yok zaten çok da geç kalmışız ben orta ikideyim kardeşim de ilkokul 5 de. Allah yardım etsin biraz da kartlaşmışız. Bazıları şaka yollu işte baltayla kesecekler biri diyor dehre ile ama biz inanmıyoruz. Biliyoruz ki işin ucunda bizi bekleyen bir ustura var. Dayan dizlerim dayan.

Eski Banka Sokağındaki tarihi dede baba evindeyiz korku ürkü ile kalktık sabah çayından sonra ben evden çıktım dedim öğlen gelirim. Biraz dolandım baktım emek sinemasında <Muradın Türküsü> diye Pervin par ve Fikret Hakanın filmi öğleden sonra 14.15 te sinemada oynayacak. Bende sinemaya gitmeyi çok seviyordum. İçime bir ateş düştü yahu bele film kaçar mı bi daha da gelmez dedim ve geldim eve. Babama dedim nolur sünnet ağşam olsa ben sinemaya gitsem ondan sonra olsa. Ama ne mümkün olmaz dedi babam ne demek sünnetçi gelmiş kirvem gelmiş bekleyecek hallerimi var.

İKİ LOKUM ATTILAR AĞZIMA VE ALATTİN EKİNCİALP KİRVEM OLDU DERKEN SÜNNET OLDUK

Hâsılı kelam bizi sünnet pozisyonuna soktular hazırladır önce kardeşim sünnet oldu bi bağırdı ki tavan havaya kalktı sanki. Ben dışardayım görmüyorum ama başa gelecek belli.

Ve beni içeri aldılar annemin eteklerinden birini giydirdiler. Siirtli sünnetçi amca korkma dedi kardeşinin ele bağırdığına bakma sen aslansın kaplansın deyip gazı verdi.

Kirvem kapı komşumuz Alaatin Ekinci idi. Rahmetle anıyorum babamım karayollarından arkadaşıydı iyi de komşumuzdu. Maşallahı var tam kırk pınar başpehlivanı gibi bir muhterem zat.

Valla beni bi sıkı tuttu mengene onun yanında halt etmiş. Ele bele derken ağzıma lokum alltan usturayı yedim. Ama bağırmadım fakat canım çok yandı fakat erkekliğe dokunmasın diye hiç ses etmedim.

O gün rahmetli Alaattin amaca bana şunu söylemişti hiç unutma:

--Aha oğlum sen yeni erkek oldun haydi mübarek olsun.

ANAM Bİ TAS SU DÖKSE BAŞIMA BİR DE SABUN DANK EDERDİ BAŞIMA 

Evde hamam yoktu ne yazık ki çalın içinde anan eteklerini, arkasına sıvar dışarıda gara gazında ısıttığı suyu getirip senin başına döker kalıp sabunla seni çamaşır gibi çitilerdi, Önce bi kaç sabunla lif ardından alırdı keseyi eline ver babam ver seni keselerdi o kesenin şiddetinden vücudun kıpkırmızı kesilirdi.

GURT GOYUNLU RIZLI GÜNLER NE HOŞTU

Biraz daha büyüyünce bu kez kendimize göre oyunların peşinde koşmaya başladık. De get bi kenarda taşın üzerine tebeşirle çiz ve rız oyna. Kurt koyun oyna. 

KURT KOYUN OYUNU:

Kurt koyun oyunu özellikle çocukların, gençlerin bazense büyüklerin bire bir oynadıkları bireysel bir oyundu.

Ancak en çok mahallede ve okula gittiğimiz zaman teneffüste hemen toprak, beton üzerine çizilen küçük kerelerin üzerine bir tarafın 2 kurdu temsil eden iki büyük taş parçası diğer taraftan koyunları temsil eden 20 küçük taş ile oynanırdı.

Buradaki marifet kurdun açıkgöz davranıp koyunları yemesi, diğer taraftan da koyunların akıllıca ilerleyerek iki kurdun yollarının bağlayarak elini kolunu bağlamasıydı.

Bu zekâ geliştirici oyunda yapılan hamleler oyunun belirleyicisi olabiliyordu. Kurtla koyunun her ikisinin de yarı yarıya Kazanma şansı vardı.

Aklına eserse melikan oyna. 

MELİKAN (ÇELİK ÇOMAK)

Sopalarla oynanan bu oyun Van’da hemen hemen denilebilir ki tüm erkek çocuklarının çocukluk hayatlarında en çok oynadıkları bir oyundur. Van’da kime sorsanız mahallesinde, sokağında o toprak zeminde melikan oynamıştır.

İlkokul çağında veya ortaokul çağındaki erkek çocuklar tarafından oynanan ve oynayanlara keyif veren bir oyundur.  Bir kişi tarafından bir çukur içerisinden büyük bir sopa ileriye doğru fırlatılan 10-15 cm. boyundaki küçük sopa parçası yere düşmeden diğer oyuncular tarafından ellerindeki sopalarla yere düşmeden vurulmaya çalışılırdı.

Vuran kişi küçük sopayı vurduğu yerden düşürdüğü yere kadar olan mesafede küçük sopayı atan kişinin veya taraftarlarının sırtlarına binerek gezdirilirdi. 

Bu oyun her zaman mahalle arasında oynanırdı. 

RIZ OYUNU:

Bir mukavva veya düz bir zemin üzerinde 25-30 Cm. Boyutlu bir kare çizildikten sonra. Karenin köşeleri ve kenar çizgileri orta kısımlarından birer çizgi ile birleştirilir.

Karşılıklı ilki kişi tarafından bu kare üzerinde 3 er adet taş, tahta vs. ile oynanırdı.

Taraflar birbirinin yollarını kapamak suretiyle taşlarının çizgiler üzerinden sürdürerek oynamaya devam ederler.

Hangi taraf üçtaşını bir hizaya getirdiği zaman o oyunu galip bitirirdi.

Biz çocukluğumuzda bu oyunu özellikle Atatürk İlkokulunda okurken hemen hemen bütün teneffüslerde oynardık

Hâsılı kelam sokak bizim oyun sahamızdı kızlar kendine göre oyunlar oynardı erkekler de kendilerine göre ama bazen birlikte oynadığımız da oyunlar olurdu mesela kör ebe, mendil kapmaca gibi.

Kısacası biz çocukluğumuzu iyi yaşadık. Belki biz muzu görmedik tanımadık ama bahçemizdeki aslik elma, pamuk elma, yazın sonunda son bahar da arzı endam etmesiyle bahçemizdeki o iri mellakiler, melleçiler, dığdığilar, bozdoğanlar bizim için muzdan da kividen de hoştu.

NE MELLAKİ GALDI NE DE MELLEÇİ

O zamanlar bizim şehrin gızlarının bazılarının yanağları bele gırmızı gırmızı olurdu ama çok talı bir kırmızılık düşerdi kızların yüzüne.

İşte o kızların da anası babası kız gelinlik çağına geldiği zaman da alıcısı görücüsü geldiği zaman bele goltuğları gabarır gızına talip olanlara döner hava atarağtan 

-He vallah menim gızım ele güzeldir ele güzeldir melleçi gibindir derlerdi. 

O zaman eledi şimdi nedağ ne melleçi galdı ne de o gızlar.

Bilisiz melleçi çok tatlı sulu ve bele her tarafı alacalı bulacalı gıpgırmızı bi armuttu. Zaman geçti genç olduğ bıyıklarımız terlemeye başladı biz de baharlar da toprağla beraber uyanmaya başladığ. 

Daha böyle gökyüzüne tırmanan binaların olmadığı her insanın en fazla iki katlı toprak evlerde oturduğu ve evini bir saray, bir köşk, bir malikâne gibi addettiği ve o toprak evlerde bir ömür sürdük. Senelerce kireç badanalı duvarların arasında mutluluğu buram buram tattığımız o toprak damlı şoratanlı, cumbalı evler şimdi artık yok.

Mahalleler sitelere, toprak evlerde nefes almayan o yüksek katlı apartmanlara taşınmış. Kimse kimseyi tanımıyor kimsenin kimsenin kapısını tanımadığı kuru kalabalık bir şehre dönmüş o geçmişteki Van.

ZERRİNGEDEKLERİN AÇTIĞI LEYLAKLARIN KOKU SAÇTIĞI ŞEHİR Dİ VAN

Ne güzeldi bir zamanlar bu şehrivan. Evleriyle, bahçeleriyle, kehrizleriyle, zeringedeklerin açtığı bahçeleriyle, toprak yollarda gezinen mütevazı insanlarıyla Van çok ayrı bir diyardı. Geçim derdimiz yoktu, maddi sıkıntımız yoktu, lüks merakımız yoktu, bulduklarımızla yetinen gönlü bol insanların yaşadığı bir rüya şehriydi Van. 

Geçmişte derken 60-70 yıl evvele döndüğümüzde bakıyoruz ki en medarı iftihar binamız Cumhuriyet Caddesinde yer alan tarihi taştan yapılmış Hükümet binamız. En Büyük en mutena binamız Vilayet binası. Sadece iki kattan ibaret ve tüm resmi devlet dairelerinin içinde olduğu bir yer. 

Devam edecek.

Yazarın Diğer Yazıları