Gel de o eski Van'ı özleme 9
Ümit Kayaçelebi
BİSİKLETÇİ CEMİL BİSİKLETÇİ DED0
Eski çarşı karakolunun üstünde bisikletçi Cemil var kitap almaya gittiğimde baktım birisi Cemille konuşuyor kaç dakka kaç saat, kaç para laflarını duyunca orada anladım ki bisikletler belli zaman için belli bir paraya kiralanıyor. Aman ne kadar sevindim anlatamam. Eh dedim madem bisikletim yok bende kiralık bisiklete binerim. O an Biraz rahatladım ferahladım.
Direksiyonda çift taraflı ayna yanında klakson arkada önde ya Türk bayrağı veya tuttuğu takımın bayrağı asılı baktığın zaman bakmasına bile doyum olmuyor o bisikletlerin. Gel de bele bi bisikletin olmasını arzu etmeyip de ne halt edersin!
Daha 25 kuruşun bile iş yaptığı zamanlar.
Yarım saat gez dolan sonra al bisikleti getir sahibine teslim et. Tabi teslim ettiğinde de Sapa sağlam teslim etmen lazım. Bisiklet sahibi bisikletin sağına soluna zarar verip vermediğine bakar siz de ondan sonra çeker gidersiniz.
BİSKİLETE ZARAR VERSEN YANDIĞIN GÜNDÜR
Zaten bisikletin kazara tekeri patlamasa bir yere çarpmasan başka bir mesele de olmazdı. Bisikletçi de biz de bu şehrin insanlarıydık birbirimize yanlış yapmamız söz konusu bile değildi. (şimdi olsa bisikleti alır götürürdü ve getirmezdi de. Ayrıca kimse cesaret edip kiralık bisiklet bile veremezdi)
Yollar bom boş ne park eden vasıtalar var ne gümbür gümbür öten korna sesleri bin bisiklete keyfini çıkar. Her tarafta bas pedala dolana ay dolana.
Beş yol da bi pedala bas o hızla bisiklet ta Atatürk Lisesinin oraya kadar gider. Ne siz kimseye çarparsınız ne de size bir araba çarpar işte böyle sesiz sedasız bir şehirde bisikletle dolanmak mersedesle dolanmak kadar biz gençlere keyif verirdi.
BİR DEVRE DAMGA VURAN ESKİ BİSİKLETÇİLER
O zaman Van da tek bisikletçi Cemil değildi hem bisiklet satardı hem bisiklet tamir ederdi ve de belli sayıda kiralık bisikleti vardı.
Onun yanı sıra Küçük Cami Sokağında Mehmet Esen de aynı işi yapmaktaydı. Ben en çok kiralık bisikleti ondan kiralardım. Çünkü bizim mahalleye sokağa en yakın bisikletçi oydu.
Bisikletçi Paradan evvel kimin oğlu kimin torunu olduğumuzu sorardı o da diğerleri de referans bizim dede ve babalarımızdı. Onların ismini verdinizse kap bisikleti git.
İşte paranın değil ismin öne çıktığı zamanlardı o zamanlar.
Yine başka bir bisikletçi de Kâzım ustaydı onun da yeri Beş yol da bizim Aziz Özpınarın Azmi Sebat Kitapevinin yanında bu işi yapıyordu.
Bir başka bisikletçi de Bisikletçi Dedoydu (Yunus Karslıoğlu ve ailesi) o da eski çarşı karakolunun karşısında bir yerde idi.
Bu arada Bisikletçi Niyazi yi de unutmayalım. Velhasılı kelam o yıllarda bisikleti olmayanlar da şimdiki kiralık araba sistemi gibi kiralık bisiklet kullanma vardı ve bu uzun yıllar devam edip gitti. Gel zaman git zaman bu bisiklet kiralama işi mazide tatlı bir anı olarak kaldı.
Bu gün Niyazi, Kazım usta, Mehmet Esen, Yunus Karslı oğlu, Suat, Cemil ve diğerleri hiç biri aramızda değiller.
Onları da bu vesile ile burada rahmetle ve hayırla yad ediyorum.
Ama yinede o günleri o bisikletçi amcaları ağabeyleri ve kiralık bisikletleri hiç unutamadım.
Bu arada kiralık bisiklet denince aklıma iki anım geldi onu da burada sırası gelmişken anlatmak istiyorum,
..
BİSAN BİSİKLETLİ SENELER
Benim bisikletle ilk tanışmam 1966 yılarında oldu o yıl da Rahmetli büyükannem Cemile Nene bana 800 tl verip bir bisan aldı ki o gün benim için düğün bayram günüm oldu. Ne kadar sevindiğimi anlatamam. Ondan sonra yılların hasretini giderdim ver elini iskele ver elin kale gezdim dolandım. Yıllarını acısını çıkardım kendi bisikletimle.
Zaman la bisikletimi aynayla, klaksonla, bayraklarla süsledim ve o özlemimi de giderdim.
O yıllarda derken ben özellikle 50 ve 60 lı yılları kastediyorum. Çünkü hayatımda en çok önem verdiğim ve çok haz alarak yaşadığım yıllar. Yüzmek ve bisiklete binmek bir çocuğun en büyük iki hayaliydi. Yüzmeyi ve bisiklete binmeyi aynı yerde öğrendim. Bisikletin tekerleklerini o rengârenk grafon kâğıtlarıyla süslerdik. Çıkartmalar vardı o yıllarda. Bisikletin çamurluklarına o çıkartmaları yapıştırmanın zevkini hala anımsıyorum. Büyük bir mutluluktu, bisikleti süslemek..
Ancak ne var ki bisan bisikletim oldu ise de bu kez vitesli bisikleti olanları kıskanmaya başladım. İnsan kısmının istekleri bitmez ya zaman geçti vitesli bisiklete de kavuştum.
Evet, o zamanlar kiralık bisikletler vardı şimdi ise rent-acar dedikleri kiralık arabalar var.
Nereden nereye geldik!
FENER ALAYININ İÇERİSİNE DALAN ADAM
Servet Durgun bana anlattı, ben diyor bir milli bayram gecesiydi bisikletçi Hocadan (Karslıoğlu) kiraladığım bisikletle beş yoldan sürhaya aşağıya doğru tam gaz pedala basıp giderken aşağıdan gelen bayram Fener alayının içerisine daldım fener alayı darmadağın oldu bu arada yermisinyemezmisin haliyle beni de biraz okşadılar ben o can havliyle kiralık bisikleti bıraktığım gibi tabana kuvvet kaçtım bisiklet te orada kaldı ardım sıra bisİklletçi hocagil hadiseyi öğrenince bisikleti oradan alıp getirmişler ve bir daha da hocanın bisikletçi dükkanına uğramadım.
Bir diğer anı da benimle alakalı İlk defa bisikletçi Cemilden KİRALIK bisikleti aldım yanıma yürüye yürüye eski banka sokağımıza geldim ve kendi kendime dedim ki bizim sokak sakindir burada öğrenmeğe çalışayım. Bindim bisiklete ama bir türlü beceremiyorum düşüyorum kalkıyorum. Ama uzun mesafe bir türlü süremiyorum.
Bir ara bisikletle inatlaştım ve bisiklet hız kazandı .tam o esnada bizim sokakta oturan Hacı süpinin (Suphi Mendi) hanımı Felek hanım ile Hafız Hamdinin hanımı önüme çıkmasın mı !?
Öyle o hızla onların üzerine düştüm rahmetli teyzeler her biri bir yana ben de bir yana düştüm. Felek teyze bana dönerek:
Emmo senin gözün kördür ki geldin bize çarptın deyince ben ne diyeyim ki işte yeni öğreniyem acemiyim deyip lafı geçiştirdim. Ancak çok üzüldüm seneler boyu onları gördükçe utancımdan o anı hatırlayarak başımı eğdim işte böyle dostlar. Sırası gelmişken burada biraz da geçmişe dönerek eski mahallelere bi uğrayalım mı?
KOŞUN GELİN ARKASI YARIN BAŞLIYOR!
Karlı bir kış günü kar yağmış dam boyunca, soğuktan nefesiniz kesiliyor neredeyse, gün yavaş yavaş kararmakta. Hepimiz iki katlı kerpiç evin odasındayız. Büyük küçük hep bir arada. Saç soba gümbür gümbür yanıyor. Sobanın üzerine de patatesleri koymuşuz iyice kıvamını alsında yiyelim.
Büyükler minder loplarda oturmuşlar kendilerini dinlendiriyorlar. Beri yan da bizim pamukta sobanın yanında mırıl mırıl yan gelip yatıyor. Ve biz evdeki çocuklar gençler ise saatin akşamın altısı olmasını bekliyoruz!
Ne var altı da derseniz?
Arkası Yarın Var!
İşte Arkası yarın başlıyor pür dikkat kulaklar sieera radyomuzda.
Arkası Yarın başladı. Bu akşamki oyun mu?
İki sene mektep tatili
Yazan Jules Verne der ve oyuncular, yapımcılar bir bir sıralanırdı hemen akabinde Efekt Korkmaz Çakar der ve Arkası yarın başlardı. Arkası Yarın herhalde bütün programların en kaçırılmadan izleneniydi. Efektler vardı, bir kere. Tak tak! "Kapı çalınıyor, Nalan." "Ben bakarım, anne." 'Hışır hışır,' ya da başka bir uygun terliği sürükleyerek gitme sesi. "Aa, babammış!" Bizim çocukluğumuzun "efekt"örü, Tahsin Temren'di. Davudi bir ses, dublaj kıvamıyla, programı seslendirenleri okur, sonunda da "Efekt: Tahsin Temren" derdi. Derken onun yerini Korkmaz Çakar aldı
Çocukluk yıllarında Radyo dolayısıyla Arkası Yarın Programları en büyük tutkumuzdu. Çok net hatırladığım arkası yarınlardan biri de İki Sene Mektep tatili olduğu için onu yazının başına aldım. Ama unutmadıklarım arasında; David Kopperfield, Damga (.R.N.Güntekin) OliverTwist , Vadideki Zambak, Barış ve savaş, Çalı kuşu,..ve daha niceleri ama aklımda kalan bunlar..
Oyunculardan, ise hatırladığım Şükran Güngör, Yıldız Kenter, Semih Sergen, Kerim Afşar, Müşfik Kenter, Gül Vergon. Sema Aybars, Aykut Sözeri, Çetin Tekindor, Işık Yenersu, Haluk Kurdoğlu, Kerim Afşar, Yıldırım Önal, Baykal Saran, Oytun Şanal, Suna Pekuysal, , Tijen Par, Sönmez Atasoy, Elif Türkan Çölok, Çetin Köroğlu, Erol Amaç ve daha niceleri.
Önceleri Arkası Yarın’lar altı ya da on ikişer bölüm olarak hazırlanıyordu. Bir oyun pazartesi günü başlar, cumartesi günü biterdi. Pazar sabahı program yoktu. Tiryakileri de bir gün ara vermiş olurdu. On iki bölümlük oyunlar iki hafta sürerdi. Meraklısı bilirdi ki, her pazartesi ya yeni bir oyun başlar ya da bir önceki hafta başlayan oyunun yedinci bölümü vardır.
Radyoda arkası yarınları dinlemek bizi alır alır nerelere götürürdü! Adeta sinemada film seyreder gibiydik.
Bu gün arkası yarınların yerini dizler aldı ama bizim aklımız hala arkası yarınlarda kaldı Ne güzeldi o akşamlar ne güzeldi o arkası yarınlar.
Hey gidi günler hey….
Devam edecek.