Gel de o eski Van'ı özleme 7
Ümit Kayaçelebi
PIRIL PIRIL TERTEMİZ VE ASUDE CUMHURİYET CADDESİ
Çocukluk yıllarım geldi bir anda gözlerimin önüne. Atatürk ilkokuluna gidiyorum. Elimde çantam sallana sallana yürüyorum. Çocuk da olsam ne korku var ne de ürkü. Karışan yok ilişen yok yol bomboş öyle ne gelen araba var ne de giden ve nede sağ da sol da park eden hiçbir şey yok.
Kaldırımlar boş cadde bom boş. Ve selem müsellem caddenin karşısına vasıl olup ver elini Atatürk İlkokulu diyorum. Geçtiğim caddemi? İşte o cadde Cumhuriyet Caddesiydi. Ne sağlı sollu gelip akıp giden bir trafik, ne size yoldan geçerken çarpacak bir araba, ne dopdolu olmayan rahat rahat sallana sallana keyifle yürüdüğünüz kaldırımların olduğu 50 li 60 lı yıllardan bahsediyorum.
Zamanın valileri bile o yıllarda makam vasıtaları olduğu halde yukarıda da belirttiğim ve bahsettiğim üzere vali beylerimiz Vali Konağından çıkar makam şoförüne evladım sen arabayı al git vilayetin önüne park et ben yürüyerek geleceğim derlerdi. Şoför alır arabayı gider vali beyi vilayetin önünde beklerken Vali beyimiz yanında bazen tek bazen resmi bir vazifeli ile sağa sola selam vere vere yürüye yürüye makamına gelip otururdu.
CADDENİN SÜSÜYDÜ O TAKSİ YAZIHANELERİ
İşte böyle halkla idarecilerin can ciğer kuzu sarması olduğu aşayişin berkemal olduğu can ve mal emniyetinin olduğu zamanlardı o yıllar. Ne teröt vardı ne taciz ne şu ne bu. Sadete gelirsek işte o yıllarda Cumhuriyet caddesinde sağlı sollu park eden tek vasıtaya rastlayamazdınız. O yıllardaki Göl, Şehir, Saray, Donanma, Murat, Beşyol taksi bile caddede değil ara yerde dururlardı. İnanın Yolun bir başında durur öte yandaki kahvede oturan bir insanı görebilecek kadar kaldırımlar ve Cadde bomboştu.
GÖL TAKSİ, BEŞYOL TAKSİ MURAT TAKSİ VE DİĞERLERİ
Şimdi hemen hemen herkesin arabası var hem de en iyisinden olmak kaydıyla. Artık Murat 124 Serçe Doğan Şahin Renault falan tarih oldu.
Haliyle herkesin bir arabası olunca ne taksiye ne de taksiciye de kimse çok ihtiyaç duymuyor. Olağanüstü haller dışında hemen hemen kimse taksi çağırmıyor.
Oysaki şöyle bir 60-70 yıl geriye gittiğimiz de Van’daki hem hususi ve hem de Ticari taksi sayısına baksanız inanın koca Van şehrinde yüzü bulmaz. Faytonlar bir yer de taksi vazifesi görmekte. Çünkü şehir küçük mahalleler iki parmaklarınızın sayısı kadar ya var ya yok. Faytonların taksilerle rekabet edecek gücü yok ama onlar da faytonlarına koştukları atların kalitesiyle ve faytonlarını alabildiğince süsleyerek müşteri cezb etmeye çalışıyorlar. Ama ne de olsa taksiye binmenin keyfini yaşamak istiyor insanlar.
Cumhuriyet Caddesinde eski Vilayet binasının hemen kuzey tarafındaki yani mahkemeye girilen kapının yanı başında rahmetli Hoca Süleyman’ın (Süleyman Salaz) <BEŞYOL> taksisi var sahibi o ve bahusus da kendisi de taksisini kullanıyor yani ben işletmeciyim burada otururum müşteriye gitmem diye düşünmüyor.
Ben oraya çok takılırdım yazıhanede telefon paralı kumbaraya bağlı o zamanın 2,5 lirasını attığınızda görüşebiliyordunuz. Van’da elbette ki tek taksi yazıhanesi Beş yol Taksi olmadığına göre sizinde yazıhane sahibi olarak çok dikkatli ve titiz davranmanız ve müşteriye zamanında gitme alma hususunda çok itinalı olmanız gerekiyordu. Bunu yapmadığınız zaman ya yazıhanedeki bir başka taksi sahibine veyahut bir başka yazıhaneye müşterinizi kaptırırdınız.
TAKSİ ŞOFÖRLERİ ADETA AİLEDEN BİRİ GİBİYDİLER
İşte bu yüzden taksi sahipleri bir beyefendi gibi davranmak zorunda idiler ve her zaman da öyle yapıyorlardı. Daha doğrusu aidiyet duygusu onları buna mecbur kılıyordu.
İnsanlar hangi yazıhaneden taksi talebinde bulunsalar da her yazıhane sahibi ve taksi sahibi bilinen tanınan insanlardı. Bu yüzden hiç kimsenin yanlış yapma şansı da yoktu. Koca şehir insanı bir büyük aile idi.
O kadar samimi idik ki düşünün evde erkek yok ama size taksi lazım arzu ettiğiniz yazıhaneden arzu ettiğiniz taksi sahibini isterdiniz çok acilseniz oradan bir başkası gelip sizi alırdı. Lakin prensip olarak her ailenin bir taksi yazıhanesi ve oradan bir taksi sahibi ile adeta bir aile bağı vardı. Ben mesela çok iyi hatırlarım bizim aile şoförümüz Ali Cantürktü hep onu çağırırdık.
Onlar evdeki hanımları anneleri bacıları ablaları gibi mütalaa ederek muamele ederlerdi. Onlarda dediğim gibi ailenin bir ferdi gibiydiler.
ŞEHİR TAKSİ DÖRT DEFA TIKLAMADAN NELER ÇEKTİ NELER
Bu Kadar malumat verdikten sonra o zamanki Taksi Yazıhanelerini saymaya devam edelim. İşte yine Vilayetin hemen güney cephesinde <GÖL TAKSİ> yolun karşısına geçtiğinizde ise şimdiki Yüzbaşı oğlu kuyumcususun olduğu yerde <DONANMA TAKSİ> ve Cumhuriyet Caddesinde ilerlerken şimdiki Ziraat Bankasının olduğu yerde <SARAY TAKSİ> Saray takside o zaman Ferit Duran (Filito) kardeşi Ömer Duran, Fikret Durgun, Sabahattin…
Ve Vanlıların unutamadığı yakışıklı şoförlerden Fikret Coşkun ve arkadaşları da <GÜVEN TAKSİ> o da şimdiki şehir parkı ve Vansesi Gazetesi’nin yanındaydı.
Turizm Müdürlüğünün yanında <ŞEHİR< Taksi var sahibi de yanlış değilsem Refik Kavaldı. Şehir Taksinin telefon numarası 1111 di. Bu numarayı çevirmenize gerek yoktu ahizedeki tuşlara 4 defa dokununca Şehir Taksi karşınızdaydı. Böyle basit aranabildiği içindir ki çok hayali müşteri taksi isterlerdi ve zavallı şoför gidip bakardı ki ne bekleyen var ne de müşteri bu yüzden oradaki şoför arkadaşlar çok sıkıntı çektiler. Şaka olsun diye çok işleten vardı.
Bir Başka yazıhane Maraş caddesinde Van gölü Yazıhanesinin az altında <MARAŞ TAKSİ< Burada Rahmetli Ali ve Şahap Durgun kardeşler, Hoca Salih, ..vardı.
Eski sinemalar Sokağı şimdiki sanat sokağında tam köşede <MURAT TAKSİ< Sahibi nazım Ertaştı.
Maraş Caddesinde Akdamar Otelinin köşede <VAN TAKSİ< burada unutmadığımız bir isim vardı sarı taksi sahibi PTT den emekli rahmetli Seyfi baba tatlı dilli güler yüzlü tonton babacan bir insandı.
Daha sonraları <GİMA TAKSİ> eski SSK binasının orada. Selahattin.. Mustafa Meram, Cahit İynem ve şu anda aklıma gelmeyen bazı taksi sürücüleri vardı.
Çoğu isimleri hatırlayamıyorum çünkü çok zaman geçmiş ve bazılarının ismini bile bilmiyorum ne yazık. Zaman geldi geçti ama ne o taksi yazıhaneleri ne taksi kullananlar ne de taksi kâtipleri hiç unutulmadılar.
Şunu da yazmadan geçmeyelim. Her yazıhanede de telefona bakan bir katip hüviyetinde biri olurdu bu genellikle araba kullanmazdı sadece telefonlara bakar ve adresi alır bildirirdi. İşte bu işte bir ekmek kapısıydı o yıllarda.
MURAT TAKSİ DE ADINI MURAT 124 DEN ALMIŞTI
Bir varmış bir yokmuş, peki ne varmış derseniz!
Bir zamanlar Murat taksi varmış diyeyim de merakınız da zail olsun.
Türkiye’de Tofaş yerli araba üretimine başladığında ilk olarak Murat 124’ler piyasada arzı endam etmeye başladı.
Elbette ki o eski Kadilllak, Opel, Şevrole gibi öyle müthiş cazibeleri olmasa da insanlar yeni çıkan araba diye Murat 124 lere talip olmaya başladı ve böylelikle Taksi yazıhaneleri de yavaş yavaş Murat 124 lerle görüntülendi.
Hatta biz de o yıllarda 55 bin liraya azıcık peşinat ve uygun taksitlerle bir murat 124 almıştık.
Ufak tefek gösterişsiz arabalardı. Fakat artık eski model arabalar yerlerini yavaş yavaş bu yeni çıkan arabalara bırakıyordu.
Bahse konu ettiğimiz Murat Taksi de şimdiki eski sinemalar sokağı en son ismiyle sanat sokağında o eski Gümrük binasının hemen alt köşesinde idi.
Orasını daha önceleri iptidai bir büfe olarak Davut Sürüç çalıştırırken işi bırakınca aynı büfenin yerinde Murat Taksi kuruldu.
ŞOFÖRLER KADAR TAKSİ KATİPLERİDE ÖNEMSENİYORDU
Mekân Çok basit birkaç kişinin ancak sığabileceği kadar küçük bir yazıhaneden İBARET idi.
Yazıhane de kumbaralı bir para ile çalışan telefon ve onun başından hiç ayrılmayan yazıhanenin kâtibi.
O yıllarda hala herkesin çok vasıtasının olmaması hasebiyle herkes taksi isterdi. İşte o gelen telefonlara cevap veren ve taksiciyi isteneler yere yönlendiren ve not alıp gönderen o yazıhanedeki kâtipti.
Onun işi oydu güzel konuşmak güzel cevap vermek bir zaruretti. Ve bu hususa çok dikkat edilirdi.
Her taksi yazıhanesinin mutlaka bir sahibi olurdu. Sahibi olan kişi o yazıhanenin zaruri giderlerini kendisi karşılar ve bunun karşılığında makul bir ücret alırdı her ay taksi sahiplerinden.
Yazıhanenin bulunduğu yerde karşısında eski PTT Müdürlüğü hemen altında PTT Başmüdürlüğü onun hemen altında Kapalı ve açık Yazlık Emek Sineması hemen onun bitişiğinde Yazlık Şehir Sineması, Radyocu Kemal Bingöl’ün radyo tamir atölyesi Van İkinisanspor kulübü de o sakakta yer alıyorlardı.
Unutmayalım Yazlık Şehir Sinemasının hemen Yanında Azeri Kökenli Erkek Sanat Enstitüsünün Muhasebecisi Rahmetli Ehat Uralın evi ve yine ona ait olan camlı camekânlı kiraya verdiği içinde Halis Kızıldağın oturduğu iki toprak ev.
Oralarda çok dolaşırdık oralar bizim en çok uğrak yerlerimizdi çünkü bizi oraya çeken yazlık ve kışlık sinemalardı.
İşte o yıllarda biz de Murat Taksideki tüm dostları tanımış olduk. Hepsi de birbirinden değerli işlerine sadık sevilen sayılan insanlardı.
Onlardan biri de Benim kadim dostlarımdan biri olan Hamdi Vanlı ile yıllar sonra tesadüfen karşılaşınca eski günlerden konuştuk eski günleri yâd ettik ve ondan bilgi aldım.
Geçmişi geriye getiremeyiz ancak en azından gelecek nesillere işte bizler böyle günlerde böyle güzel insanlarla yaşadık diye bir şeyleri yazmamak da olmaz..
İşte Murat taksinin o yıllarda uzun yıllar sahipliğini Nazım Ertaş yapmış ve bu Sektörde uzun yıllar işini muvaffakiyetle sürdürmüştür.
O yıllarda Murat taksinin telefonları. 18 67 ve 22 44Burada çok uzun süre kâtip olarak vazife ifa eden Nizam Emekçi İşte o yıllarda Murat Takside Taksileriyle çalışan taksi sahipleri ve şoför olarak görev yapanlar:
RENKLİ BİR SİMA HASTA NİYAZİ
Hamdi Vanlı, Süleyman Karabulut, Kadir Güleşçe, Diyadin Arvaz, Mizbah Ece, Vahap Taşkın, Sami Aksoy, Cihangir Yıldız, Ahmet ve Necdet Muhtaroğlu, Niyazi Tatar, Niyazi Çalışkan, Yunus Çalışkan, Mustafa Çalışkan, Hasta Niyazi Reşir, Ergül Nevzat Güray, Kemal Aka, Mithat Çilingir, Erol Müngen, Yalçın Furoğlu, Akif Yaylacıoğlu, Erhan Aytok, Cengiz Yoğurtçuoğlu, Mümtaz Atacan, Ömer Karacehennem
İşte böyle dostlar geçmiş zaman olur ki derken bu kez de yolumuzu eski sinemalar sokağına düşürdük ve Murat Taksiyi orada yıllarca uğraş veren o eski dostları yâd ettik.
Hâsılı kelam ne kadar yazsak o güzellikleri o güzel insanları burada anlatmak o kadar kolay değil. Biz onlarla senelerce müşteri gibi değil bir aile dost-u gibi olduk. Mesele paradan ibaret değildi. Allah onların cümlesinden razı olsun ölenlere rahmet olsun yaşayanlara selam olsun.
Şimdi ne o yazıhaneler var ne de o taksiciler her şey gibi onlarda hayal oldu gitti.
Taksi ve taksiciler derken bir anda cumhuriyet caddesinden ayrıldık ama şimdi yine tekrar cumhuriyet caddesine döndüğümüzde tam hükümetin karşısında yer alan bir tabelaya gözümüz takılıyor bakın ne yazıyor?
Devam edecek.