Ümit Kayaçelebi

Gel de o eski Van'ı özleme 20

Ümit Kayaçelebi

NEREDE KALDI ÇARŞAMBA VE CUMARTESİ BAYANLAR MATİNELİ GÜNLER

Sokak tertemiz bir sokaktı. Sinemaların orada olması oraya ayrı bir hava katıyordu. Gündüzleri Kışlık Emek Sineması Çarşamba ve Cumartesi günü özellikle hanımların gümbür gümbür geldikleri ve bazen sinemayı komple doldurdukları günler idi gündüz matineleri.

Pazar günleri de özellikle askerlerin sabah ve öğlen matinelerinde sinemayı ağırlıklı olarak doldurdukları bir gündü ve sokak askerlerle dolup taşardı.

Yaz ayları gelince Sinemalar Sokağı alabildiğince şenlenirdi. Bir yanda Emek Sineması bir yanda Şehir Sineması derken Yukarıda da Yıldız sinemasının hoparlörlerinden çıkan şarkı ve türkü sesleri birbirine karışırdı.

İnanın bazen o çalınan şarkılar veya türküler bile bizi cezbeder kendine çekerdi. Hatta yakın mahalle ve sokaklarda oturan insanlar bile sokakta evlerinin önünde oturur sinemada film başlayıncaya kadar çalınan şarkıları türküleri dinlemeye doyamazlardı.

TELEVİZYON ÇIKINCA SİNEMALAR BİR BİR KAPANDI

Sinemalara seyirci gitmeyince sinemacılarda zamanın modasına uyarak sinema yerlerini sattılar ve kimi iş hanı kimi market kimi pasaj oldu gitti.İşte bu gün kapanan Yazlık Emek Sinemasının yerinde Perihan oğlu iş hanı var. O bir zamanların ses getiren yazlık Yıldız Sinemasının yerinde iş hanı var.

O şehir Sineması ki Van’ın ilk kapalı sinemasıydı ve şimdi Şehir Sinemasının yerinde koskoca bir park var. Yine Van’ın eski yazlık Sineması Yeni Sinema (Dilaver sineması) tarihe gömülmüş yerinde Özgür Senter var.

Rahmetli Şefik Saydan’ın müsteciriliğini yaptığı Van’ın en modern Yazlık Sineması da artık yok sanat sokağında onun yerine Ova İş Merkezi Var.

Bir zamanlar Türkiye’nin en iyi en lüks sinemalarından sayılan Emek Sineması (kışlık) etrafı dükkânlarla çevrilmiş ve kapalı vaziyette.

O bir zamanlar yazın yazlıklara kışın kışlıklara nasıl heyecanla koştuğumuz Yeni, Emek, Şehir, Yıldız Sinemalarımız artık mazide kaldı.

Şimdi cep sinemaları var. Ruhsuz hissiyatsız sadece film seyretme mekânları. Kısacası sinema değil de film seyretme mekânları.

80’LERDEN SONRA SOKAKLAR VE MAHALLELER ESNAFLARLA DOLMAYA BAŞLADI NE YAZIK

Her mahalle ve sokak gibi biz de candan gönülden birbirine bağlı sokak sakinleri idik. Sokağını süpüren, döğenden, erişte keserken, çeyiz düzerken birbirine yardım eden annelerin bacıların yaşadığı bir sokaktı sokağımız.

Ev yapmak için sokakta çamur yapılıp kerpiç kesilen, kış aylarında ton ton odunların döküldüğü ve baltacıların gelip kırdığı bir sokaktı sokağımız.

Sevginin saygının ziyade olduğu herkesin arifane toplantılarda buluştuğu dar da zor da kader arkadaşlığı yapan gönül insanların bir arada yaşadığı sokaktı sokağımız.

Acıyı kederi sevinci neşeyi paylaşan insanların gönlü bol insanların bir arada sarmaşık gibi birbirlerine dolandığı sokaktı sokağımız.

Bu güzel günler bu mutluluklar ne yazık ki 80 li yıllara doğru gelindiğinde tükenmeye başladı. Vana civardan gelen insanlar artmaya başladı bu sefer de insanlar da batıya gitme özentisi de başlayınca sokağımızdaki insanlar yavaş yavaş terki diyar etmeye başladılar. Artık Lokantadan yemek alıyorduk, demircide kırılan sandalyemizi tamir ediyorduk, bisikletçi de bisikletimiz onarılıyordu. Her ne olursa olsun onlarla da çok kısa zamanda bir aile gibiydik.

İşte bu arada sokağımızdaki bazı esnafları da zikretmeden geçmeyeyim;

Ulus Lokantası, Vadim Lokantası Mehmet Bak ve Bakir Candar, Bakkal Fevzi Sunar, Bakkal Yılmaz Bingöl amca, Kahveci Gevaşlı Kasım, Marangoz Şehmus ve yazımıza bahse konu ettiğimiz Cemal amca.

Cemal amca dediğimiz Cemal akbaş. O da diğer esnaf ve sanatkâr amcalardan biriydi. Çok iyi hatırlarım kendi halinde mütevazı işinde gücünde mahalle ve sokak sakinlerinin değer verdiği bir marangoz amcamızdı.

Öyle bir zaman geldi ki artık herkes bir bahane ile yerini yurdunu satıp batıya göç başladı ve diğer sokaklar gibi eski banka sokağı da maalesef tarih oldu.Önce yerler satılmadı ama her giden gittiği mekânını kiraya vermeye başladı. Sokağın asli sakinleri gidince yeni gelenlerle muhabbette eskisi gibi olmadı.

Ve derken öyle bir zaman geldi ki bazı mal mülk sahipleri de yerlerini satınca bu kez yeni mal sahipleri yaptıkları yeni mekânlarda ticarete başladılar.

Bu sefer sevgili sokak komşularımızın yerini esnaflar almaya başladı. Artık sokağımızın yarısını esnaflar teşkil etmeye başladı. Kahve, Lokanta, Tenekeci, demirci, derken biz ister istemez onlarla komşuluk etmeye başladık.

Esnaflarla şimdiki tabiriyle kanka olduk ister istemez artık Van göç almaya başlamıştı bir kere.

Artık her şey anlamını yitiriyordu ve örf adet ve geleneklerde rafa kalkıyordu ne yazık. Hatır gönül bitmiş akrabaya akrep denildiği günler başlamıştı.

Akrabanın akrep sanıldığı günlere gelmiştik.

CUMHURİYET CADDESİNİN NEZİH VE MUHTEREM NADİDE İNSANLARINI GEL DE ANMA

Beri yanda iki dirhem bir çekirdek giyinir tabir edilen Nevzat Amiklioğlu. Yanında rekorlar, Şahap Ulugöl, Beri Yanda Yapı Kredi Bankası ve bitişiğinde Aktan Kırtasiye ve Cevdet Büyükbay, Nuh Palas Oteli, Kuyumcu Memduh Tomar, İşte yol üzeride İsmet Yörük, Ahmet Çelik, Aydın Saydan, Kent Kırtasiye ve Faruk Bekiroğlu, Ezberciler, Bitlisli Abdulbaki Efendi Celal Yüzbaşıoğlu, Saraçoğlu Kardeşler, Taç Hazır Giyim, Şifa Eczanesi, Niğdeli Şevket ve mobilya dükkânı, İzmir Kunduracısı eczacı Günay, Ayhan Kayaçelebi, Van Muş nakliyat ambarı,

İşte Cumhuriyet caddesinde de böyle Van’ın kalburüstü esnafları ve tüccarları vardı.

Bunlar hepsi beyefendi kendini bilen haddini bilen güngörmüş insanlardı. İçleri de temizdi dışları da. O yüzden herkes kendi çevresini ve mıntıkasını temiz tutardı. Aman belediye gelsin Ğalısoya emredeyim de şunu yapsın diye bir zihniyetin mensupları değillerdi.

Şimdi bu isimler sembolik olarak zikrettim. Bunlar caddenin bir tarafı öbür tarafta, Belediye var, Shell petrol var, Toto bayisi İlhami Şengül, Saray Taksi, Donanma Taksi, Göl Taksi, Beş Yol Taksi var. Avukat Burhan Koçak

Avukat Münci ve Necat inci kardeşler var. Vahdettin dalgın, Kunduracı Fevzi, Memurlar kulübü, Doğan Pasta Salonu Pastacı Nuri, Erciş Oteli daha da kimler var ama zaman geçmiş bir kısmını da unutmuşuz haliyle. Bu arada aralarda da güzel insanlar var ama ben o aralara girseydim yazı daha da uzayacaktı onun için sadece Cumhuriyet Caddesinde kaldım.

İşte bu müstesna tüccar ve esnaflar etraflarına gözleri gibi baktıkları içindir ki Ğalıso ya fazla iş düşmezdi. Çünkü Ğalısoya onlar babalarının uşağı gibi bir gözle bakmıyorlardı ve bakmadılar da.

VİTA YAĞI TENEKELERİ ÇÖP KUTULARIYDI

Ama o zaman öyle değildi. Çöp tenekesi bile yoktu. Herkes evde veya işyerinde gaz tenekelerini çöp toplama işinde kullanıyordu. Ya dükkanın içinde ya dışındaki ağzı kapalı tenekeleri Ğalıso arada bir toplayıp el arabasıyla alıp mahalli ne götürür ve akşam üzeri çöp kamyonu alıp götürürdü. Bahsettiğim yıllar 50’li ve 60’lı yıllar daha Van’ın nüfusunun yüz binleri bulmadığı yıllar. Ha bu arada hatırlatayım herkes aldığı gazyağını bitirir gaz yağı tenekesi çöp tenekesi olurdu. Yağ tenekesi çöp tenekesi olurdu.

Alet edevat olmadığı halde Ğalıso ölene kadar Cumhuriyet Caddesinde uğraş verdi. Tabi unutmamak lazım o zaman ki esnaf da ona izzeti ikramda bulunuyordu mesela gitse Selman’ın gehvesinde otururdu demli çayını içerdi ve kimse ondan para istemezdi, Fırıncı İbo çörek verir Şakir ekmek verir biri yemeğini verirdi. Yani vermekten kimse imtina etmezdi.

Şehir böyleydi sahiplenme vardı. Dini bayramlarda Ğalıso elinde bir tepsi ile caddeyi dolaşır çoban kolonyası ile şeker sunardı esnafa, tüccara onlarda gönüllerinden kopanı verirlerdi hem de elleri titremeden.

Devam edecek.

Yazarın Diğer Yazıları