Ümit Kayaçelebi

Gel de o eski Van'ı özleme 18

Ümit Kayaçelebi

GASSAP ÇETO VE AİLE EFRADI HEP BİR ARADAYDILAR

Yolun karşısında köşe başında bir ev var Yusuf Efendiye ait. Yanında Zekai Aydınlara ait iki katlı ev. Kadim dost Fevzi Türkmenlerin evini unutmadan yazalım sonra bize darılmasın. Ve avlu içerinde Kasap Çeto sülalesine mahsus evler. Bekir Özgüner, Şakir Özgüner ve bilcümle Özgün erler orada. Onların komşularıda Binacı Mahmut Usta Mahmut Özgüner. Hanımı da Zılığa Özgüner ona mahalledeki kadınlar <yığa> derlerdi. Gele gele geldik Mirza Latif amcanın evlerine iki ev aralı birinde kendi otururken biride kirada. Aynı sırada kehrizin başında iki katlı sıralı üç ev var hepside Bingöl ailesine ait. Başta Nuriye abla, Emine teyze cevriye abla Hulusi amca, Yılmaz amca bu üç evi paylaşmaktalar. Babaları Tevfik Bingöl de dedemim meslektaşı öğretmen. Kendisine de Göllü Tevfik Bey derlerdi. İşte bizim evimizle yılmaz amcanın evi duvar duvara. İki evimiz var biri tek katlı biri iki katlı Arkada küçük bir bahçemiz içinde kamelya kuyu var. .Yukarıda da yazımda bahsettiğim gibi Hacı Nuhi Polatoğlu ile duvar duvara komşuyduk Kapı Komşumuz Hacı Nuhi Polatoğlu, yanında Ömer Polatoğlu ve Sıdık Polatoğluna ait Polatoğullarına ait 3 ev yan yana. En sonda ise yazmızın başında bahse konu ettiğimiz eski ziraat bankasının olduğu bina. Arkada da Ziraat bankasına ait memurları oturduğu iptidai üç ev bulunurdu.. Ve yolun sonunda Haluk ve Nufel Mendilerin babası rahmetli Manifaturacı Hacı Suphi’ye ait aynı avluda iki ev. Hacı Suphi’nin Barakamsı evinde oturan da Nuriye teyze ve hemen köşede ise de Aliye teyzenin ölene kadar oturduğu Fidanlık Memuru Nevzat amcaya ait ev. Yolun Karşısında ise Golot Osman’a ait (Osman Yeşilyurt) oğullarına iki ev ve artık burada eski banka sokağı bitmekte.

Bahçivan mahallesinde bizim uzun sokak dediğimiz yer Cumhuriyet Caddesinden batıya doğru Yapı Kredi Bankasının alt sokağından aşağıya doğru inen yoldur uzun sokak.Bahçivan mahallesinin sakinleri sağlı sollu bu sokakta yer alıyorlardı. Uzun sokağın hemen sağ başında yer alan rahmetli Abidin Perihanoğlu. Hemen bitişiğinde <Gençlik Berberi> Ahmet Yedek ve Burhan.. iki şen ortaklar ve gırgırın şamatanın sohbetin gırla gittiği bir yer. Ahmet Yedek hem koyu Beşiktaşlı ve Van Gençlik Taraftarı. Artık sabahtan akşama kadar gelsin maç gitsin maç

Komşusu kim derseniz rahmetli bir zamanların o ıslık çalan kendine has semaverlerin ustası tenekeci İbrahim Davutoğlu. Her ne kadar tenekeci desek de ustalığı mahareti o zamanki hanımların beylerin adeta kapıştığı boy boy yaptığı semaverler.

Her şeyden öte o sokakta İbrahim usta sokağın gülen yüzü. Çok nazik kibar ve aynı zamanda işin ehliydi İbrahim usta.

O yıllarda küçük çapta dükkânlarda Cecim, kilim, seccade gibi şeyler dokunuyordu.

O zamanki ismiyle o işi bu sokakta yapan da rahmetli cecimci Memet efendiydi. Kısa bir süre bu işi yaptı ancak vefatından sonra da oğlu Hikmet Yılmaz bu işi deruhte ettiğinde ben o zamanlar çocuktum ve yaz aylarında idareten çalışıyorduk. Benimde bu işte kısa bir beraberliğim oldu.

Yanımız da duvar komşumuz Beşikçi Hasan usta vardı. Hasan usta böyle çok zayıf ince uzun biriydi. O da Van da o kadar güzel demirden beşik yapardı ki işte bu marifetinden dolayı adı da <beşikçi hasan ustaya> çıkmıştı.

KERVANSARAY SANİYE HANIMI HERKES HATIRLAR ÖZELLİKLE HANIM EFENDİLER

O yıllar da annelerimizin, bacılarımızın, kızlarımızın, hanımlarımızın varıp gidecekleri o zamanın tabiriyle kadın berberi şimdiki adıyla da kadın kuaförü de çok fazla yoktu. Kuaför kelimesi daha ortalarda yoktu. Erkek berberi bir de kadın berberi ifadesi kullanılırdı Nüfusumuzun daha elli binleri bile bulmadığı yıllar da koca Van dediğiniz şehirde topu topu iki tane kadın berberi vardı.

Evet, biri Van’da çok uzun ömürlü olmasa da şimdiki Dabbağoğlu Parkının olduğu yerde Hüseyin Erdemire ait mekânda kiracı olarak kadın berberliği yapan <Diba kadın kuaförü> idi. Zaman geçtiği için ismini hatırlamıyorum ama Van’da herkes ona Diba Kuaförü diyordu.

O yıllarda İran’da Şah Rıza Pehlevi hanedanı vardı ya. Farah diba Van’daki kadınlar için Türkan Şoray dan sonra hayallerinde yaşattıkları bir kadındı. İşte o hanım da Diba ismini koyunca daha fazla ilgi çekerim diyerek o isme sığınmıştı. Eşi de yabancı olduğu için ve batıdan gelen oralarda bu işi yapan bir hanım efendi olduğu için halkın gitmeye çok can attığı biriydi diba kuaförü. Fakat eşinin tayini çıkınca kısa bir süre sonra Van’dan ayrıldı. Zaten mekânı da çok alayişli bir yer de değildi.

Gelelim ikinci kadın berberine; Hani yazımızın başında yazdık ya Kervansaray Saniye abla işte o hanım efendi Van’da ister kadın berberi deyin ister kadın kuaförü deyin bu sahada marka olmuş ve nam yapmış bir hanım efendiydi.

Mekân şimdiki İntervan çarşısının bulunduğu yer de tam köşe başındaydı. Türkoğlu sokağına girdiğiniz zaman tek katlı toprak damlı kerpiç bir evdi. Yaşanılan evin büyük bir bölümü kuaförlüğe adapte olmuş ve ona göre dizayn edilmişti. Yani tabiri caizse evden öte bir kuaför salonuydu.

Yani orası o zamanlar bir sokaktı daha çarşı oralara kadar inmemişti. Mahalle ve sokak arasında küçük sacdan tahta bir tabela görürdünüz ve üzerinde <Kervansaray> ibaresi vardı.

Van halkı bahusus hanımlar Saniye ablayı hayatları boyunca Kervansaray diye andılar. Nereye gidiyorsun diye sorduğunuz da Kervansaraya gidiyorum derdi tüm hanımlar. Van tarihinde hiç kimse kadın berberi olarak onun kadar nam yapmadı. Ve rahat diyebilirim ki 40 yıla yakın bu işi yaptı. Daha sonraları lüks anlamda bayan kuaförler çoğalınca bu işi biraz da ekonomik yönden zayıf kalınca inzivaya çekilmek zorunda kaldı.

Fakat zamanında çok iyi iş yaptı ve namı dillerde dolaştı. Diba Kuaförü onu çok zorlamadı çünkü o zamanın en ünlü kadın berberiydi. Herkes ona geliyordu. Şehrin zenginlerinin, bürokratlarının, entellerinin hasılı kelam sosyetenin berberiydi. Mekanında sıra olmazdı ve gelenleri büyük salonunda ip gibi sıraya dizer bekletirdi. İşini de iyi bilirdi. Zaten beklemek zorundaydılar çünkü en namdar kadın berberine gelmişler ondan alası mı vardı?

Van’da ne zaman bir hayır işi olsa, nişan olsa, düğün olsa tüm gelin adaylarının bahusus istedikleri Kervansaraydı. Kapısının önünde her zaman bekleyen kadillak, şevrola, impala taksiler ve de faytonları görmek kabili mümkündü.

Sıra bulmak sıra almak öyle kolay değildi. Çünkü o Van’ın en Nadide kadın berberi kervansaraydı. Van’ın o saniye ablasıydı. Bir tek Van halkı gelmiyordu ki

O zamanlar Van’da icrayi faaliyet gösteren umumhanenin yosmaları (Hayat Kadınları) da önceleri faytonlarla daha sonraları taksilerle gelip izin günlerinde saçlarını başlarını yapar süslenip püslenip giderlerdi. Zaten onun en çok para kazandıran müşterileri de onlardı. Bir de Düğün için gelen gelinlerden de iyi para kazanıyordu.

O bir zamanların yıldızıydı ne yazık ki bir gün kaydı gitti.

İşte Kervansaray Saniye ablanın da öyküsü de burada bitti.

Kendi gitti namı <Kervansaray> kaldı.

ASTSUBAY GAZİNOSU SİNEMASI

O zamanki askeriyeye ait küçük bir sinemaydı. Sadece haftanın Çarşamba cumartesi günleri bayanlara hizmet verirdi. Halk da bu sinemaya bilet keserek giderdi. Yeri Şimdiki Şerefiye Caddesinde askeri mafelin karşı köşede idi.

Bu sinema tamamen askeriyeye aitti ama dışarıdan hanımların belli günlerde gelmesine de müsaade edilirdi. Çok küçük bir mekândı çabuk dolardı. Ama çok mutena bir yerdi. Özellikle şehrin zenginlerinin hanımları, kızları ve elit tabaka mensup olanların aileleri buraya gelmeye can atarlardı.

Sinemaya biraz fazla daldık. Ama ne yapalım Sinema hayatımızın bir parçası ve en ucuz eğlencesi idi. Her zaman dediğim gibi dünyaya ve Türkiyeye Van dan açılan bir pencere idi.

Sevgili dostlarım sinema bizim için çok ehemmiyeti haiz bir eğlence idi bunun üzerine çok yazılıp söylenir. Bazen de ara da bir de olsa mevsim şartları burada kışın müsat olmadığı için eyyamı baharda ve yaz aylarında çadır kumpanyaları gelirdi.

Bu gün aklıma o çocukluk yıllarında heyecanla koşup gittiğimiz Çadır kumpanyaları geldi. O günleri anarken içimden bunları da ilerde bizden sonra gelenlere bir anı olsun diye neler yaptıklarımızı bilsinler diye kaleme almaya karar kıldım.

Asude sessiz sakin bir Van ve herkes eğlenceye hasret. Tek eğlencemiz sokak aralarında lastik topun peşinde koşturup durmak. Bir de anne veya babadan para koparırsak sinemaya gitmek. Veyahut hafta sonunda eski toprak sahaya giderek kenardan köşeden veya duvardan atlayarak sahaya dalıp maç izlemek.

ESKİ BANKA SOKAĞININ YARDIM SANDIĞI CAMBAZ MEMET EFENDİ VE EZE

Hacı Babaya ait yerden sonra ara bir dar sokak ve çıkmaz sokak var ve burada da çok renkli ve ahenkli insanlar var. Abdurrahman Özvan’a ait tatlı ve şirin toprak ev var. Rahmetli iyi bina ustası ama en önemlisi iyi bir sıva ustasıydı. Çok güzel dam sıvardı ve bunda da ün yapmıştı. Çok yüzü güleç bir insandı kendi halinde yaşadı ve öyle göçüp gitti. Dişçi Cafer Özvan da onun oğlu olarak bu gün şehrimizde sevilen sayılan insanlardan ve dişçilerden biridir. Çok çalışkandı ve bu günde haklı olarak hak ettiği yerde. Ali Özvan amca da kısa boylu tatlı şirin amca amber ablada onun hanımı. Oğulları Haydar ve Enver Özvan benden büyüklerdi. Yalnız Halil ve Cezmi ile muhabbetimiz vardı. Halil de Galatasaraylıydı bende o yüzden bu da dostluğumuzu pekiştiren önemli bir unsurdu. Onların yanında da Cambaz Memet Efendi yaşardı Ve Ezeden bahsetmeden geçemeyeceğim. Eze bizim mahallenin bankasıydı hanımlar sıkıntısı olduğu zaman hemen ezeye koşarlar ve o da hiç esirgemezdi herkese ihtiyacı kadar verir ve alanlarda ona zamanında verirlerdi. Cambaz Memet amca celep olduğu için onda her zaman para gani idi. İsmi Münevver olmasına rağmen mahalleli onu çok sevdiğinden<Eze> diye çağırırdı. Ruhu şad olsun ezemizin.İşte oradan sola Döndüğümüzde Yakup Ulu Nehir’e ait ev var. Oğlu Tacettin’le birlikte yaşayan. Ve yine Fevzi Atay ve Safiye ablamızı da burada yeri gelmişken analım. Oğulları ve kızları şu anda Van’da değiller ama hepsi de çocukluk ve gençlik yıllarımızın unutulmaz arkadaşları.

Devam edecek.

Yazarın Diğer Yazıları