Ümit Kayaçelebi

Gel de o eski Van'ı özleme 13

Ümit Kayaçelebi

BUZDOLABI İLE BEN ULUDAĞ GAZOZ FABRİKASINDA TANIŞTIM

İlk buzdolabını ben orda gördüm. Gittiğimizde rahmetli Yakup Amca o sıcakta insanların sıcaktan yandığı zaman da çocuğuz diye hor görüp ortadan sıcak gazoz vermezdi.

Buzdolabını açar ve açacakla açtıktan sonra buyur derdi. Bende alırdım bele içime sindirerek yavaş yavaş içerdim hiç bitmesin derdim. Sıcak havada gazoz içmenin keyfini yaşar ve içtikten sonra şişeyi bırakır ve oğğeş ne ğoştu der çıkardım. Yirmi beş kuruşa buzdolabından gazozu içmek de o zamanlar bizim için çocuk havsalasıyla çok farklı bir şeydi.

Yakup Sandıkçının kızı da benim ilkokul da aynı sınıftan arkadaşımdı. Aynı hizada otururduk. O zamanlar kızlar önde biz de arka sıralar da otururduk. Onunla mühendisin kızı Nermin aynı sırada otururlardı. Zaman geçti her birimiz bir yana savrulduk.

Ğılafım yoğ ben o yıllarda Yakup Sandıkçının Gazoz Fabrikasının dışında başka bir yerde de buzdolabı görmedim. Benim evime bile 1976 yılında buzdolabı girdi ve o yıl buzdolabı ile tanıştık. Buzdolabı lükstü çok az yerde belki de vardı biz bilmiyorduk.

YILDIZ SİNEMASI

Sahibi Bahri Koç. Sinema şimdiki Halil İbrahim Sofrasının olduğu (Cumhuriyet Caddesi) yerde idi. Makinistliğini Bahri Koç, Ergül Koç, Remzi Koç, Makinist Fikret, Yıldız Sineması 1968 yılında faaliyete geçmiş ve 1974 yılında televizyonun Vana geldiği yıllarda sinema kapanmıştır. Burada teşrifatçılık yapanları hatırlamak mümkün olmadı. En çok kapasiteli sinema yazlık sinemalar içinde Şehir, Emek sonrada Yıldız’dı. Uzunca bir sinema olup kapasitesi çok yüksekti, uzunca bir sinemaydı. 

Yıldız Yazlık Sineması açılıncaya kadar Van’da 3 tane yazlık Sinema vardı. Bunlardan ilki ki Vanın en eski yazlık sineması olan ‘Yeni Sinema’ idi . Yeni Sinema şimdiki Cumhuriyet Caddesinde bulunan Özgür Centerin bulunduğu yerde idi.

Diğer yazlık sinemalarda şimdiki sanat sokağı dediğimiz sokakta bulunuyordu. Ancak o yıllarda o sokakta 1 kışlık ve 2 yazlık sinemanın bulunması dolayısıyla ‘Sinemalar Sokağı’ denilmekteydi. Sokağın başında Rahmetli Şefik Saydan’ın işlettiği ‘Şehir Sineması’ hemen sokağın altında da Haydar Perihan ve ortaklarının işlettiği ‘Emek Sineması’ bulunmaktaydı.

Benim Çocukluk yıllarımda 2 kışlık 3 de yazlık sinema vardı. Ta ki 1969 yılına kadar. Bu yıla kadar hep Emek ve Şehir sinemalarının rekabeti vardı. Ve 1969 yılı geldiğinde Vanda yeni bir yazlık sinema daha açılacak sözleri dolaşmaya başladı ve akabinde birde baktık ki şimdiki Ziraat Bankasının bulunduğu yerde yeni bir yazlık sinema açılmış. Yıldız Sineması…

Sinema müsteciri rahmetli Bahri Koç. Karşısında yılların emek ve şehir sinemaları var ve yıldız sinemasının onlarla nasıl rekabet edebileceği de merak konusu. Eder mi edemez mi derken bir de baktık ‘Vurguncular’ filmiyle sinema açıldı. Yeni sinema, Yeni filmler Yılmaz Güneyin zirvede olduğu ve filmlerinin gişe rekorları kırdığı yıllar. Ve Vurguncular da o gece ilk gecesinde para bastı. Film de bir süre vizyondan inmedi.

Yan tarafta olan komşular da bu sinemayı evlerinde pencerelerden izlerlerdi. Girişinde Leblebici Ömer İl ile Kardeşi Resul İl vardı. Eğlencesini alan bilet kesip içeri dalardı. Diğer sinemalarda gazoz ve çerezin büfeleri olduğu halde Yıldız sinemasında bu yoktu.

DEVRİN TANINMIŞ İNSANI HACI NUHİ POLATOĞLU KOMŞUMUZDU

Bi başı Golot Osman’ın evlerinin garşısında başlar taki Sıhke suvağına Hayrettin Ünsal’ın evinin garşısına gadar devam ederdi. İki sıra tek gatlı ve iki gatlı evler bele tesbih daneleri gibi dizilmişti. Ama imamesi de Hacı Nuhi Polat oğlunun eviydi. Suvağın en zengini en muteber kişisiydi o. Herkes Hacı Babadan gorğar ondan çekinirdi. Gorğudan değil hürmetten ileri gelen bir gorğuydu. Suvağın sevk ve idaresinde eyice söz sahibiydi onun sözünün üzerine söz olmazdı.

Başında beresi elinde asası gözünde gözlükleri ve ışıl ışıl yanan masmavi gözleriyle adeta zamanının efsanevi insanlarından biriydi.

Bizim toprağ dam Hacı Nuhinin hanesinin hemen yanı başındaydı. Duvar duvaraydığ. Evler yan yana bahçeler duvar duvaraydı. Hacı babanın kâşanesi devrin en sayılı zengin evlerinden biriydi. Bizim ev üç oda mutfak, kiler ve banyodan ibaretti. Ayağ yolu dışarıda idi. Gece vağti ihtiyacı olan çırayı eline alır ele giderdi. Zati elektriğin gıt olduğu yıllarda çoğu zaman geceleri gaz lambasıyla geceleri geçirirdığ. Goca şehre bi dinamolu santral yetmiyordu.

Gapımızın üzerinde Frenk vardı, sürgü vardı birde goca anahtarla geceleri gapı gapanır ve arğadan da iki demirle zırzalanırdı’ Şimdi dityacağsız zahar siz kimden gorğıdiz, ğırğızmi gelacağti diye bele dört beş yerden gapıyı gapadıdiz! Yoğ valla ne gorğidan ne de ğırğızdan değil elesine gapatıdiğ.Vayabatasan o senelerde ğırğız araki mumla bulasan. Fereze iş olsun diye herkes gapısını gapatıdi. Gapımıza bi makara tertibatı yapmışdığ dedem gapı çalındığı zaman çığıp pencereden bağıdığ haneden biri ise aşağı inmeye lüzüm galmadan gapıyı açardığ. O tertibatı da bize Rahmetli Marangoz Mustafa Yapar yapmışdi.

TANINMIİŞ BİR KİŞİ DAVA VEKİLİ MEHMET KILIÇLI

Akabinde Mehmet Kılıçlı amcamızın evi var en köşe ve çıkmaz sokağın sonu. Memet Amca o yıllarda Avukat Münci İncinin yanında dava vekilliği yapardı ve dava vekilliğinde MARKA BİR İSİMDİ. Hoş sohbet keyifli hayatın tadını çıkaran ailesini güzel yaşatan güzel bir amcamız. Hanımı Makbule teyze ise benim rahmetli anemin has arkadaşı gün olsun ki birbirlerini görmesinler. O bize gelir annem onlara gider bu muhabbet yıllar yılı sürdü. Rahmetli hayatı çok severdi ve anneme hep şunu söylerdi: < Derdimdir hiç ölmeyeceğim> der dururdu ama gelin görün ki dediği olmadı hoş bir seda bırakıp bu fani dünyadan göçtü gitti. Oğlu İzzet Kılıçlı şairdi ve Sevdiği kıza itafen yazdığı <Seni seviyorum> şiir kitabı yazmıştı ve ben bu kitabı bulup ailesine takdim ettim. Oğlu Davut Sokak arkadaşım ve okul arkadaşımdı Her derdimi paylaştığım biriydi. O da Galatasaraylıydı bende buda bizi birbirimize yakınlaştırmıştı. İkimizde takım tutardık ben Galatasaray, Vefa ve Beykozu tutarken oda G.sa ray ve Bursaspor hayranıydı. Tekrar yola döndüğümüzde Hava Meydanında çalışan İsa Özgüner amca var ve onun evinin önündeki dibeği hala görür gibiyim. Aynı avluda Oğulları ile birlikte yaşıyor. Hanımı Sıti aba. Ve önde Ali Ekincialp’in evi ve önünde ona ait bir de öküz arabası var. Rahmetlinin işi değirmene buğday götürüp un getirmekti.

Devam edecek.

Yazarın Diğer Yazıları