Ümit Kayaçelebi

Eski Van'a doğru bir yolculuğa çıkarken 2

Ümit Kayaçelebi

Hayattan emekli olmadım

“Bana diyorlar ki ne uğraşıyorsun ama Van'a, Türkiye'ye ve dünyaya yani topraklarımıza karşı vazifelerimiz var. Hizmetin yaşı yoktur, bir kurumdan emekli oldum ama hayattan emekli olmadım. 27 yıldır emekliyim ama yine de uğraşıyorum.”

Gençlere önerilerim var

“Bol bol okuyun. Ben okumasaydım şair-yazar olamazdım. Önce okuyun, sonra düşünün ve memleketiniz için arzularınız olsun. Ne olursanız olun Van’a hizmet edin, gitmeyi değil kalmayı düşünün.”

Ben kimim diye merak ederseniz şöyle derim;

1949 Van doğumluyum. yaş 77 gidiş seksene doğru.

Şair, yazar, gazeteci, televizyon-radyo programcısı olarak uzun yıllar bu alanlarda hizmette bulundum. musiki derneklerinde, meşk gecelerinde ve Vanspor’da yer aldım. TRT'nin 8 radyosunda 27 senedir programlara katılıyor. Televizyon ve radyolarda canlı yayınlara katılarak Van’ı anlatıyorum. TRT İstanbul, Ankara, İzmir ve TRT GAP radyoları başta olmak üzere 8 radyoda Van’ı anlattım Van’ın adını duyurdum. 1964 ’den bu yana Van'da yazmadığım gazete kalmadı. Ekonomi hariç tüm alanlarda günlük köşe yazıları yazdım ve beş mahlas kullandım. Van'da kurulduğu günden beri var olan televizyonlarda 8 yıl boyunca Faslı Muhabbet isimli programda Van’ı anlattım. 

bu işler tabi ki öyle kolay olmadı. İnsanlar mutlaka birilerinden feyiz almaları ve onun ardı sıra yürümeli. Ben de öyle yaptım mihmandarım Mevlüt Okayer oldu.

1973 yılında Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğünde çalışmaya başladığımda o zamanki Halk Eğitim Merkezi Müdürü rahmetli Mevlüt Okayer’di. Mevlüt hoca çok hareketli gayet cevval bir insandı. Hep yeni bir şeyler yapma yeni hamleler peşinde bir insandı. Gördüğüm kadarı ile onun zamanında Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü altın devrini yaşamıştır.

Onun döneminde Halk Eğitim Merkezinde Müzik kolu, folklor kolu, Tiyatro kolu gibi çeşitli Kollarda hep çalışmalar yapılıyordu. Bunları bizzat kendim görüp yaşadığım için Mevlüt hocanın geçmişte ne kadar büyük bir değer olduğunu müşahede etmiş bir insanım.

Öyle ki her gün Halk Eğitim Merkezinde davul zurna sesleri, saz sesleri eksik olmazdı Bütün kültür sanat adamları çalanlar söyleyenler oynayanlar hepsinin yolu hep Halk Eğitim Merkezinden geçerdi. 

Mevlüt hoca her ne kadar Diyarbakır’da doğmuş ise de halis muhlis bizden ziyade Vanlıydı gerçek bir Van sevdalısıydı. Ailesi seferberlikte buradan göçüp gitmiş ve Van’ın düşman işgalinden kurtuluşundan sonra sadece 1 yıl Diyarbakır da kalırken orada doğmuş ama 1 yıl sonra Van’a gelmiştir. Ve hayatını vana adamıştır. Öğretmenlik, Okul müdürlüğü ve en son Halk Eğitim Merkezi müdürlüğü yaptıktan sonra aramızdan ayrılmıştır.

Bu gün aramızda olmasa bile ben onu her zaman hayırla anıyorum çünkü çok iyi bir <Nesep bilimciydi<>halkı çok iyi tanıyan bilen birisi olarak bu gün hala ismi anıldığında rahmetle ve hürmetle anılan bir tarihi şahsiyet olarak hafızalarda tazeliğini korumaktadır.

3 yıl gibi kendisiyle birlikte çalıştım ondan çok şey öğrendim. O bana bu işi dolaylı olsa da bana sevdiren saydıran bir insan olması hasebiyle kendisine minnettarım.

Böyle insan ve insanlar ne yazık ki artık bir daha gelmiyor. Onların her biri birer Van efsanesi olarak Van tarihine geçtiler.

Halk Efsaneleri üstadı Saim Sakaoğlu bile Vana geldiğinde Van’da onunla görüştü çok iyi hatırlıyorum Van efsanelerini ona Mevlüt hoca anlattı ve Saim Sakaoğlu < 101 Anadolu efsanesi> kitabını bastırdığında kitabı alıp okuyanlar görürler ki Van efsanelerinin hepsinin altında kaynak olarak Mevlüt Okayer ibaresi vardır.

İşte böyle önemli bir insan halk bilimcisi bir üstat olarak hayata veda eden Mevlüt Okayer hocamız efsaneleri yazan efsane bir insan olarak da  ahrete  göçtü gitti.

Ruhun şad mekanın cennet olsun Mevlüt hocam ben de  senin bir taleben olarak her zaman seni rahmetle minnetle anıyorum.

Kabrin pür nur olsun efsaneleri yazan efsane Mevlüt hocam. Geçmişte seni tanıdım ve ben senin sayende halk bilimcisi oldum. Ben bu alanda bu gün zirvede biri isem bu senin sayende olmuştur. Eğer sen o gün bana bu işi anlatmasaydın bu aşıyı yapmasaydın ben bu gün zirvede değil merdivenin en alt basamağında tanınmayan bir insan olacaktım.

Sana minnet ve gönül borcum var muhterem hocam ben senin taleben olarak bu gün senin izinde ve senin yolunda ağır ve emin adımlarla yürüyorum.

Bugün herkesim tarafından “Van’ın yürüyen kütüphanesi” ve “Van’ın hafızası” olarak anılıyorsam bunu sana borçluyum Mevlüt Hocam.

Mevlüt hocalar, Kaya Kayaçelebi’ler, Abbas Güven’ler, Timurlenk Bozkurt’lar, Fevzi Levendoğulları ve daha nice kıymetli büyüklerimiz Van semalarında bir yıldız gibi parladılar bazen de bir güneş gibi doğdular ama bu gün onlar yok. Bu gün biz varız. Onların bıraktıkları yerden devam etmek azminde ve kararındayız.

Hayat bizimle başlamadı, dünyada bizimle kurulmadı. Hayat dün de vardı bu gün de devam ediyor ve yarında devam edip gidecektir. Hayat hep var olacak ama bizler belli bir zamanda gelip takdir edilen bir zamanda da öte tarafa gideceğiz.

Asıl olan çok yaşamak çok uzun yaşamak değil mühim olan unsur çok yaşamayıp az yaşasanız  bile çok yaşamış gibi o zamanın içini doldurmaktır.

Zamana damganızı vuramamışsanız ardınız sıra bir iz bırakmamışsanız bir eser bırakmadan çekip gitmişseniz 100 yıl yaşasanız da nafile.

Herkes dünyaya bir kıtada bir ülkede veya bir şehirde kazada vs.de gelir yaşar ve bir zaman sonra ebedi aleme uğurlanır.

Hiçbir insan sadece kendi için yaşamaz ve yaşadığı topluma karşıda vazife ve vecibeleri vardır. Bu ne demektir? Etrafınıza da fayda sağlamak zorundasınız. İnsanları sevmek insanlara faydalı olmak da size farzdır.

Sadede gelecek olursak ben dünyaya gözümü Van’da açtım çok lüksün olmadığı her şeyin gırla gitmediği çok şeyin bulunmadığı yıllar da her zaman mutlu olduğumu hissettim.

Bazen dergi parasını bile zar zor bulurduk. Doğan kardeş en güzel çocuk dergisi olduğu halde ben alamazdım alanlardan ödünç alır okurdum. Ne dönerli kerrat cetveli ne de Sabri Duran atlasını bile almak nasip olmadan ilkokulu bitirdim.

İşte o özlemle zaman geldi bir anda kendimi yine okulda öğretmenlerle öğrencilerle bir arada buldum yıllar evvel. Bu günde YYÜ sinin davetlisi olarak <Eski Van'a doğru bir yolculuk> adı altında 700’den fazla eski Van’a ait resimleri slayta aktararak değerli misafirlerimizle bunları paylaşırken. Gözleri sahnede ama kulakları da bende olacak. Eski yıllara ait yaşanmış bazı kayda değer olayları da hoş bir sunumla paylaşmaya çalışacağım inşallah.

Bu okullara gitme öğrencilerle veya her yaştaki dinleyici ile buluşma Hacıbekir İlkokuluna gitmemle başladı.

Bir gün Hacı Bekir İlkokulunda bir öğretmen hanımefendi benim gazete yazılarımı okumuş Van resimlerini görmüş ve bu vesileyle bana gelerek Ümit bey bir gün okulumuza gelip bizim 4.5.sınıflara anlayacakları idrakleri nispetinde böyle slayt görüntülü bir program yaparsanız çok memnun olurum deyince ben de yok demedim.O güne kadar hiçbir okula böyle bir program yapmaya gitmemiştim ve bir ilk olacaktı. Bu manada eski Van resimlerinden eski Van yaşantısından resimleri bir araya toplayıp bir slayt yaparak ver elini Hacı Bekir İlkokulu.

Öğretmenler öğrenciler merakla iştiyakla yazar nasıl bir şey gibi bir merakla kapıda beni karşıladılar.

İptidaide olsa okul müsamere salonunda tepe göz eşliğinde takriben 2 saate yakın çocuklara konuşarak anlatarak Van’ı anlattım durdum. Çok mutlu oldular program nihayetinde ta kapıya kadar beni uğurladılar.

Benim de hoşuma gitti. Yıllar sonra öğrenci olarak çıktığım okula bu sefer bir yazar olarak gitmek beni çok mutlu etmişti. Büyük saadet duydum bundan dolayı.

Daha sonra Serhat Lisesi, Serhat İlköğretim, Hacıbekir başta olmak üzere  İki nisan, Birol emil, Filistin Lisesi, Endüstri Meslek, Atatürk Lisesi, İmam hatip liseler, Kız meslek lisesi, Rekabet Kurumu, Hüsrevpaşa , TOBB İlkokulu, Eczacılar, Vankulu, Yüzüncü Yıl Üniversitesi  ..İnanın bir çoğu da aklımda değil 1998 den beri ilk orta ve liselere giderek çoğu zaman slayt le olmak kaydı ile o bin bir gece masallarının yaşandığı gibi bir hayat sürdüğümüz o eski Van’ı çocuklara ve gençler anlatmak bana çok keyif verdi.

Bundan dolayı çok bahtiyarım neden derseniz! Şehrimin çocuklarına Van’ın türkülerini, öykülerini, masallarını, fıkralarını, örf adet ve geleneklerini gidilen yerdeki öğrencinin idrakine uygun şekilde anlattım ve en azından birçok çocuğumuz ve gencimizin bilemediği görmediği bir Van’ın tasvirini yapmaya uğraştım.

Bu benim Vana olan bir vefa borcumdu. Bu toprakta yaşamış bu toprakta büyümüş eli ekmeğe yetişmiş bir insan bu topraktan çıkmış bir yazar olarak anlatmaktan hiç yorulmadım.

Bu gün 2026 ya geldik Allah sağlık ve sıhhat verirse yine okullardan ve YYÜ den veya diğer kurum ve kuruluşlardan davet olursa ben buna icabet etmekten haz duyarım.

İlkokuldan ta ki Üniversiteye kadar çeşitli yaştaki çocuklara ve gençlere Van’ı anlatmak inanın çok farklı bir duygu. Bu duyguyu tüm yazar arkadaşlarımın tatmasını arzu ederim.

O eski zamanlarda Van’da yaşamamış olsalar bile onlara o eski Van’ı hatırlatıp onlara anlatmak zaman tüneline dalarak Eski Vana doğru işte takriben çeyrek asırdır bir yolculuk yapmak geçmişte yüzlerce defa Beni çok mutlu etti. 

Allah ömür verirse inşallah bu seyahatler devam edecek.

Çocuklarla gençlerle olmak çok güzel bu saadet bana yeter.

Buyurun bugün de YYÜ’deki 6 Mayıs Çarşamba günü saat 13:00’da Fuar ve Kongre salonunda sizleri aramızda görmek istiyorum.

Gelin hep beraber eski Van'a doğru bir yolculuk yapalım bilmem ne dersiniz?

SON. 

Yazarın Diğer Yazıları