Eski Van'a doğru bir yolculuğa çıkarken 1
Ümit Kayaçelebi
Çocukluk yıllarımız, o saf o tertemiz yüreklerimizle dünyayı tozpembe gördüğümüz yıllardı o zamanlar. Ne güzel mahallelerimiz vardı, ne güzel tozlu topraklı da olsa o sabahları erkenden kalkan annelerimizin ellerinde yonca süpürgelerle sokağı baştanbaşa temizleyip daha çöpün Çöpçünün ne olduğunun bilinmediği yıllardı o yıllar.
Hayat bazen su gibi akıp giderken, bazen rüzgar olup eserken, sel alıp alıp götürürken, ateş olup yakarken biz bazen ah vah edip dünden bugüne elimizde kalan ne diye kendi kendimize sorduğumuzda, bakıyoruz ki elimizde kalan hiçbir şey yok. Sadece yaşanmışlıklar ve az çok hatırladıklarımız.
İnsan belirli bir yaşa gelince hep kulağında küpe gibi asılı duran bir söz var: < Ne bu günü yaşıyorum, ne yarını düşlüyorum ben hep dünü yaşıyorum>. Tam biz yaştakiler için biçilmiş kaftan misali gibi bir söz.
Dün rüzgâr gibi gel di geçti. Geçen zamanı kim geri getirebilmiş ki biz de getirelim! Düşünmesi bile akla gelmez ama ne yaparsınız ki insanlar belli bir yaştan sonra hep geçmişle yatıp kalkmak zorunda kalıyor.
Çocukluk, gençlik kısmen de olsa çalışma hayatı da kısmen de olsa çoğu zaman aranıyor.
Bizde Kayaçelebi ailesi olarak 14.asırda geldik buraya yerleştik. Şu anada dedelerimiz aramızda değil babalarımız da ahirete göçtü gitti. Kala kala üçüncü kuşak olarak bizler kaldık.
Tarihe baktığımız zaman çeşitli devletler ve milletler zaman olmuş ki bazı sebeplerden dolayı başka yerlere göç etmek zorunda kalmıştır.
İşte kökü ta Karamanoğullarına dayanan Kayaçelebi ailesi de 16.asırda Van’a gelip yerleşmişlerdir.
Karamanoğullarının oğuzların 24 boyundan biri oldukları hususunda ihtilaf olsa da tarihçilerin bazıları Salur bazıları ise Avşar boyundan olduklarını iddia ettiler. Osmanoğulları gibi Karamanoğulları da kendilerini yaşadıkları zaman içerisinde hep Türk İslam aleminin kurucuları gibi gördüler.
Ve bu mücadele uzun yıllar sürüp gitti. 12.asırdan 15.asıra kadar süren bu üç yıllık kavgalar neticesinde çıkan harpte Osmanlılar Karamanoğullarını mağlup edince Karamanoğulları 1417 de Osmanlıların, Memlüklülerin ve Timurun hakimiyeti altında kaldılar.
Bu yıllarda Şah İsmail Safevi egemenliği altında bulunuyordu. 1464 yılında Osmanlıların hakimiyetine karşı çıkan bazı Karamanoğulları beylikleri ile çıkan harp neticesinde bir kısım Karamanoğlu beyleri Şah İsmail idaresinde bulunan Van’a göçtüler.
O zaman Van’a ilk konup göçen ailelerden Kayaçelebi ailemiz Akköprü mahallesinde, Şabanzadeler Şabaniye Mahallesinde (Şabaniye mahallesi ismini buradan almıştır) Timurpaşazedeler Şamran mahallesinde ikamet ederken Dilaveroğulları, Altayoğulları, Akifpaşazadeler de başka mahallelerde hayatlarını ikame etmişlerdir.
Tarihi kayıtlara göre Van’a ilk gelip yerleşen tarihi aileler bunlar olup diğer aileler de daha sonra vana gelip yerleşmişlerdir.
Burada saydığım aileler ile Kayaçelebi ailesi Oğuzların Avşar beyi Ahmet Sadettin beyin oğlu Nuri Sofu beyin soyundan gelmektedir.
Evliya Çelebi seyahatnamesinde 1656 yılında Van’a geldiğini ve Van’a geldiğinde de atalarımızdan Mallı Kayaçelebinin hanesinde misafir olduğunu belirmektedir.
Bunu da seyahatnamesinde şöyle ifade etmiştir; !Müşerref olduğumuz dostlar. Evvela velinimetimiz Mallı Kayaçelebi, Kardeşi Mesut Çelebidir.
Gerçi bu güzel beldenin havasının tatlılığından hekim lazım değildir ama yetenekli olduğundan tabipleri vardır. Nabız ilminde Mesut Çelebi benzersizdir’ der.
Mallı Kayaçelebi, Hekim Mesut Çelebi ve Kayaçelebizade Koçi bey de bizim ecdadımızdır.
Evliya Çelebi Van seyahatinde Van’da 45 ten fazla bağ bahçe bulunduğunu da ifade ederken bahse konu bağ bahçe ve hanlardan birinin da atalarımızdan Mallı Kayaçelebiye ait olduğunu beyan etmektedir.
1460 yılında Karamandan Van’a göçüp gelen Kayaçelebi ailesinin büyüklerinden Kayaçelebizade Koçi Bey Kayaçelebizade Ali beyin oğlu olup Van kalesinde Kale komutanı olarak görev yapmıştır.
Kayaçelebizade Koçi Bey 1660 yılında Kalenin güneyinde yer alan Kayaçelebi Cami ve külliyesinin inşasına başladı O günkü idareyle çıkan bazı meseleler üzerine sebebi çok bilinmesede Kayaçelebizade Koçi bey idam edildi.
Ancak cami ve külliyenin yapımına Cem Dedemoğlu Mehmet bey (Yakın akrabasıdır) devam etti ve 1663 yılında cami ve külliye tamamlandı.
Eski Van’ın ortakapı mahallesinde yer alan Kayaçelebi Camii 1993 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edildi.
Köklü bir aileden gelen biriyim ve ecdadıma layık olmak istedim bu güne kadar yaptıklarımla.
14. asırdan buyana Şehri Van’da olan bir ailenin mensubuyum. Van Kalesi'nin güneyindeki Kayaçelebi Camii, Kayaçelebizade Koçi Bey tarafından yaptırılmıştır. Bu da köklü bir aile olduğumuzu ispat eder. Evliya Çelebi Van’a geldiğinde dedem Kayaçelebi, tarafından misafir edilmiştir. Evliya Çelebi, bunu seyahatnamesinin 6. cildinin son 30-40 sayfasındaki Van havadisleri kısmında yazmıştır. Vanlı Kayaçelebi’lere misafir oldum diye belirtmiştir.”
“Van sevdalısıyım”
“Gözümü Van'da açtım, hayatım burada geçti. Van'dan ayrılmadım, Van’ı dolu dolu yaşamış bir insanım. Van sevdalısı olarak para değil, halkın sevgisini kazandım. Çocukluğum, gençliğim ve hayatım Van’da geçti. İçtiğimiz çaylar, sohbetler, topun peşinde koşturduğumuz, melikan oynadığımız ara sokaklar, kışın mecrefe ile temizlediğimiz damlar...”
Annem, babam, ninem ve dedem gibi Van’ı seviyorum
“Van’ı niye seviyorsun diye sorarlar niye sevmeyeceğim. Hayatım burada geçmiş. Van’ı annem, babam, ninem ve dedem gibi biliyorum ve onları ne kadar seviyorsam Van’ı da o kadar seviyorum. Van bende bir tutku olmuş.”
“Van’ı yaşadım şimdi de yaşatıyorum”
“Van’ı yaşadım şimdi de yaşatıyorum. Neden Van'dan gitmiyorsun diyorlar. Van'da kalmak için çok sebep var ama gitmek için hiçbir sebep yok. Neden gideyim. Deprem döneminde 75 bine yakın Vanlı gitti. Türkiye'nin çeşitli illerine gittiler özellik Antalya'ya gittiler. Neden Antalya dediğimizde, orası sıcaktır dediler, Van soğuktur dediler. Van'ın kabristanlarına bakın soğuktan ölen kimse var mı? Van esas göçü, 1990'lardan önce verdi. En başta okumuş insanlarımız gitti.”
Evliyalar diyarı Van…
“Buram buram tarih kokan Van, benim için çok şey ifade ediyor. Van’ın neresine bakarsanız tarih, edebiyat var. Bazıları Van deyip geçiyor. Van'ın geçmişine bakıldığında çok büyük önemli şahsiyetler bu topraklarda yetişmiş. Van evliyalar diyarıdır. Necip Fazıl Kısakürek’i, Necip Fazıl yapan Seyyid Abdülhakim Arvasi ve oğlu Seyit Ahmet Arvasi, Sofu Baba, Abdurrahman Gazi, Nanyemez Baba, Kılıçlı Baba, Feqiyê Teyran, Mir Hasan ve daha niceleri. Nedense bu çok önemli şahsiyetler çocuklarımıza öğretilmemiş.”
Yaşar Kemal, Ruhi Su, Ferit Melen, Kinyas Kartal…
“Bu topraklardan gelip geçen ve dünya çapında değer olan Vanlılar var. Örneğin Yaşar Kemal ve Ruhi Su var. Özgün müziğini babası olan Ruhi Su’yu tanımayan Vanlılar var. Üniversite Ruhi Su’nun doğum ya da ölüm gününde bir etkinlik düzenleyebilir. Türk halk müziğinin ustalarından devlet sanatçısı olan Atakan Çelik var. Bakanlık ve başbakanlık yapmış Ferit Melen’i es geçebilir misiniz? Devlet bakanlığı yapmış Mehmet Salih Yıldız, Van milletvekilliği yapmış Kinyas Kartal var. Fuat Türkoğlu var. Van büyüktür, Van sadece Van Gölü’nden ibaret değildir.”
yıllardan beridir hep radyolarda televizyonlarda gazetelerde dergilerde Van’ı anlatıyorum”
“Elimde eski Van’ı anlatan on binlerce fotoğraf arşivim var. senelerdir ilk orta lise ve üniversiteye gidip öğrencilere slaytlar eşliğinde yıllardır Van’ı anlatıyorum. İşte bu günde YYÜ’nün tertiplediği Doğu Anadolu kariyer fuarında bize lütfedilen zaman içerisinde misafirlerimize Van meraklılarına geçmişe hayranlık duyanlar eski Van’ı slayt eşliğinde anılarımla dinleyicileri sıkmadan kelamı kibar ile ağırlamaya çalışacağım inşallah.
Devam edecek.