DAKAF'ta Eski Van'a Doğru Bir Yolculuk ile farkındalık yarattık
Ümit Kayaçelebi
Doğu Anadolu Kariyer Fuarı 2 gün içerisinde çok çeşitli etkinliklere sahne oldu. Bence bu 2 gün içerisinde diğer fuarlarda olmayan tek şey resmi kurumların olması. Çünkü kurum ve kuruluşlar nasıl kitap fuarına katılsınlar? Kurumlar nasıl yiyecek fuarına katılabilirdi? Elbette ki hiç olmayacak bir şeydi bu.
Bu fuarda ise hemen hemen birçok kurum sahne alarak ben de varım dedi. Bu arada emniyet müdürlüğü mensupları ile silahlı kuvvetlerin de bu fuarda etkin şekilde yer almaları benim için ve katılanlar için fark edilmesi gereken ve farkındalık yaratan bir faaliyet oldu.
Canımızı malımızı ırzımızı teslim ettiğimiz bu üniformalı görevlilerin orada biz de varız biz bu ülkenin teminatıyız garantisiyiz dercesine yer almaları beni şahsım adına çok mutlu etti.
Bundan böyle birçok fuarlar da bir vesileyle de olmalarını canı-ı gönülden arzu ediyoruz.
Şimdi bunun yanı sıra beni üzen şeyi de bu arada söyleyeyim. Diyeceksiniz ki nedir?
Hemen söyleyeyim; Hiç dikkat ettiniz mi fuarda resmi kurum ve kuruluşların dışında Sivil Toplum Örgütleri yine vardı yeterli miydi elbette değil daha fazla katılmalarını isteriz.
Benim bahse konu ettiğim şey konumuz dernekler!
Kızılay’ın dışında siz kaç tane dernek gördünüz?
Görmediniz çünkü yoktular! Alabildiğine yoktular.
Her protokolde, faaliyette toplantıda falan dernek filan dernek diye ortalıkta arzı endam eden o söz de derneklerimiz ortada hiç yoktular.
Sayısını bilmiyorum kesin rakam veremem ama bine yakın dernek olduğunu tahmin ediyorum.
Bunların da orada birer stantta olmalarını görmeyi çok çok isterdim. Fakat yoktular zaten hiçbir zaman da var olmuyorlar!
Siirt’ten, Iğdır’dan, Muş’tan, Bitlis’ten ve daha nice şehirlerden otobüslerle veya özel vasıtalarla geldiler ve etkinliklerini yapıp gittiler. Takdire şayan bi durum.
Daha da çok olabilir miydi ama olmadı.
Bu yıl 3.yapıldı inşallah kazanılan tecrübeler ile zaman içerisinde daha da farklı etkinlikler düşünülür daha çok başka şehirlerden katılımlar olur ve Van adına bizde gurur duymak isteriz.
Kariyer fuarında birçok etkinlikte olmadığı kadar konuşmacı ve programcı vardı. Denilebilir ki küçükte olsa az sayıda dinleyici alabilse de salonlar doldu.
Her konunun meraklısı ilgili konuşmacıyı dinlemek için salonları doldurdu.
Benim dikkatimi çeken şey bilmem sizin de dikkatiniz çekti mi?
Bu kadar büyük bir alanı kaplayan fuar da koridorlar alabildiğine büyük ve geniş ama velakin konuşma yapılacak salonlar küçük. Oysa koridorlar yapıldığında biraz daraltılıp Salonlar büyükçe olsa idi daha çok dinleyici gelir ve bu konuşmacıları da daha çok sevindirirdi.
Benim salon herkesi almadı mesela yer olmayınca içeriye giremediler ben de üzüldüm.
Herkes bir konu seçmişti ben de sevgi alanım ilgi alanım uzmanlık alanım olarak eski bir Vanlı eski bir Van sevdalısı olarak eski Van’dan bahsetmeyi seçtim.
Van da şöyle bir durum var artık aramızda 1920, 1930 kuşağından pek fazla kalan yok. Şu anda 1940 kuşağı da artık hızlı bir şekilde yok olmakta. Ortada eskiden geriye kalan sadece 1950 kuşağı var ki bu da bizim kuşağımız artık rotamız 80’li yaşlara doğru gidiyor.
Şu an da Eski diyebilecek ve eskiyi yaşamış insanımız yok kadar az. 10-15 yıl sonra artık bu kuşakta tamamen yok olacak maalesef çünkü hepimiz faniyiz.
Bir gün hepimiz çekip gideceğiz ve bizi yaşatacak olan da geride bıraktığımız eserler olacaktır. İnsanlar her zaman bu alemden göçüp gittiklerinde sadece yaptıkları ve geride bıraktığı serleri ile hayırla yad edilirler.
İşte o yüzdendir ki bakın ecdadımız ne diyor;
<Kim ki ardı sıra bırakmazsa bir eser onun ardı sıra da yeller eser>
Ben de bu manada varım ve çoğu yerde oluyorum. İşte bu nedenle burada Eski Vana Doğru bir yolculuk bahanesiyle eski günleri eski insanları DAKAF vesilesiyle geriye dönerek dile getirme adına bu gün buradayım.
Zaten benim program dışında Van la ilgili Van tarihi ile alakalı program da yoktu. Biz de slâyt eşliğinde gelen dinleyicilerimizle buluştuk. 700 den fazla seçmiş bulunduğum farklı farklı Van resimlerini orada sahneye yansıtırken bu arada Van da yaşamış olduğum ilginç anıları da nüktedan bir şekilde anlatmaya ve katılanları sıkmamaya özen gösterdim.
Şunu çok iyi bilirim ki eğer siz dinleyici ile vites küçülterek bir şeyleri anlatmaya çalışma yerine kendinizi ispatlamaya kendinizi öne çıkarmaya çalışırsanız siz dinleyenleri sıkarsınız ve yavaş yavaş çekip giderler.
Zaten programa başlamadan evvel şunu söyledim;
Biz ders yapmıyoruz ben öğretmen değilim siz de talebem değilsiniz. O yüzden yaptığımız şey sadece sohbettir rahat olun dedim ve zamanı böyle güle oynaya geçirdik. Gelenlerin çok mutlu olduklarını ve söyleşiden sohbetten çok keyif aldıklarını gözlerinin ışıltısından gördüm.
Anılar çoktu elbette ama zaman kısıtlı olduğu için biraz da hitabet gücüme dayanarak hızlı plak devrinde araya çok şeyler sıkıştırarak bitirdim.
Güzel bir program oldu her zaman derim ben gençlerle buluşmak onlara anlatılacak şeyleri sıkmadan anlatmak lazım. Ben de bunu zaman içinde iyi yapan biri olarak Eski Vana doğru yolculuğumuz hep beraber yola çıkarak bitirdik.
Bu programda yer almama vesile olan Sayın YYÜ Rektörümüz Prof. Dr. Hamdullah Şevli hocamıza, Turizm Fakültesi Dekanı sayın Prof. Dr. Gülşen Baş hanımefendiye Dr. Öğretim Görevlisi sayın Özge Ersezer’e en kalbi şükranlarımı sunuyorum.
Ve de o gün bizi dinlemeye gelen çok değerli dinleyenlerime de gönül dolusu teşekkürler.
Bu arada dinleyicilerimin en çok hoşlarına giden gülmekten kırıldıkları anımı burada naklederek yazımı noktalıyorum.
Bizde başkalarının yalancısı olmak kaydıyla bu olayı şöyle anlatayım;
Vali Tekin Alp Van’a geldiği zaman o zaman ki Vilayet Özel Kalem Şefi Rahmetli Zeki Furan’a;
-Zeki bey ben bu şehrin eşrafından bazılarını görmek ve tanışmak istiyorum!
Zeki bey de olur sayın valim ben gidip bazı esnaf ve tüccar Vanlı hemşerimize vali bey sizinle tanışmak istiyor deyip vilayete davet edeyim
Zeki Bey o gün öğleden sonra bulabildiği bir kısım Vanlıyı çağırıyor ve davetliler ser halka vali beyin makamında diziliyorlar.
Vali Bey misafirlerine Ben yeni Van Valisi Tekin Alp ben de sizleri tanımak isterim! deyince
Ve orada oturan Vanlı esnaf ve tüccarlar bir bir kendilerini ayağa kalkarak tanıtmaya başlıyorlar.
Ben Tüccar Terzi Celal Kaplanoğlu
Ben Diş Teknisyeni Çakaloğlu Hemit Efendi
Ben Zahire tüccarı Eşşekçioğlu Salih
Ben Kunduracı Camuşçuoğlu Hasan efendi
Ben Deveci oğlu Bakkal Yunus Efendi
Hasılı kelam bunlar böyle kendilerini takdim edip de ha bira aslan kaplan diye devam edince Vali bey birden afallıyor misafirlere de ayıp olmasın diye Zeki beyin kulağına duyulmayacak şekilde;
-Zeki bey ben sana dedim git Van’ın eşrafını getir sen bu heyvan oğlu heyvanları getir mi dedim diyor ve gülümseyince
Zeki Beyde Vali beye dönerek sayın valim bunlar hepsi Van’ın eşrafı bunların lakapları da böyle deyince vali bey tamam zeki bey anladım der.
Bunu büyüklerimiz anlata anlata o yıllardan bu yıllara taşıyıp getirdiler bizim de hilafımız yok anlatıldığı şekilde aktardık.
Ölenlere rahmet olsun Vali Tekin Alp’i de bu vesileyle anmış ve Van’da ilk beton yolun 2021 de değil 1970 yılında Vali Tekin Alp tarafından Rahmetli Mustafa Altay’ın Van Belediye başkanlığı döneminde yapıldığının bilinmesini istedim.
Hey gidi günler hey.