Mustafa M. Atilla

Renklerimizdir derken..

Mustafa M. Atilla

İyi düşündük mü acaba?..

Bir toplumun güzelliği, tek bir renkten değil; o renklerin uyumundan doğduğunu, Her millet, her kültür, her dil bu tablonun farklı bir tonudur. Farklı milletlerin bir arada yaşamasını savunanlar, “renklerimizdir” derken aslında çok derin bir gerçeğe işaret ediyor olabilirler.

Belki  bir arada olduğumuzda daha bütün, daha zengin ve daha insanız.

Tarih boyunca en parlak medeniyetlerin çoğu, çeşitliliğin kalbinde doğmuştur. Osmanlı’dan Endülüs’e, İskenderiye’den İstanbul’a kadar birçok örnekte bunu görürüz. Farklı inançların, dillerin ve geleneklerin bir arada yaşadığı şehirler; bilimin, sanatın ve düşüncenin de beşiği olmuştur. Çünkü farklılık, çatışma değil; öğrenme fırsatıdır. Bir kültür diğerini dinlediğinde, kendini de yeniden tanımış olur.

Küreselleşmenin getirdiği karmaşık dünyada bu anlayışa her zamankinden daha çok ihtiyacımız var.

Ülke olarak:

Birlikte yaşamak sadece “yan yana” durmak değildir; birbirimizi anlamak, hissetmek ve farklılıklarımızdan korkmamayı öğrenmektir. Renkleri karıştırmaktan çekinmek yerine,onlarla bir düzen içinde yeni tonlarda renkler yaratabilmektir.

Elbette kolay değil. Farklılık, sabır ister.. Saygı ister..

Eşitlik ister.. Fakat unutmayalım ki, toplumlar tıpkı bir tablo gibidir: Eğer tek bir renge boyarsak, o tabloyu da, kendimizi de kaybederiz.O yüzden “farklı milletlerin bir arada yaşaması renklerimizdir” sözü sadece güzel bir temenni değil, geleceğe dair bir yol haritasıdır. Çünkü insanlık, en parlak ışığını, farklı renklerin bir araya geldiği yerde yakar düşüncesindeyim.

Belki de artık birbirimizi “öteki” olarak değil, aynı tabloya renk veren fırça darbeleri olarak görmenin zamanı gelmiştir.Tıpkı bir tabloyu güzel yapanın tek bir renk değil, renklerin uyumlu olması gibi; bir toplumu da zengin ve güçlü kılan, içindeki çeşitliliktir diyebiliyorum.

 “Renklerin” bir arada uyum içinde kalabilmesi için saygı, empati ve adalet gibi ortak değerlerin korunması gerekir. Farklılıkları bir tehdit değil, bir zenginlik olarak görebilmek olgunluk ister ve bu bakış açısı, toplumun hem kültürel hem de insani gelişimi açısından çok değerli olduğunu biliyorum ve savunuyorum.

Renklerimizdir dediğimiz milletler de aynı bütünleyici rol de,aynı düşünce yapısında olmalı ki,Tuvale çalacağımız boyanın fazlalığı ve çeşitliliği,resmin kalitesini ve bütünlüğünü bozmasın,bir karmaşa yaratmasın…Buraya kadar eyvallah! ama bundan sonrası,öyle zannediyorum ki boşa gitmiş hayaller.

Biz renklerimiz diye bağrımıza basıyoruz,onlar ülkeyi parçalayıp bölmek için,hain dış güç dediğimiz millet

ve yönetimlerle bir olup, el ele verip, elli bin insanımızı katleden örgüte sempati duyuyor ve yataklık ediyorlar.

Hem yaşadıkları ülkede yiyip içip barınıyorlar,hemde doğu ve güney bölge bizim,Türkiyede bizim…söylemi ile sürekli ayrımcılık yapıyorlar. Burada insan şüpheye düşüyor, hangi “renklerimiz”diye.

Araya bir anımı sokuyorum,daha iyi anlaşılması kolay olsun diye.

2020 yılında Vatan toprağım olan,doğup büyüdüğüm

Van’a gittiğimde,Rus pazarı denen yerdeki dükkanlarda satılan Seylan çayının methini duymuştum,almak için

gittiğimde de işyeri sahibi kürtçe ne istiyorsun demiş olmalı ki bende anlamadığım için cevap verememiştim.

ardından dönüp yanındakine “tırko tırko” dediğini net

duyduğumu hatırlıyorum. Ayrıştırıcı zihniyetin varlığını anlamak zor olmadı benim için.çayı gerçek değerinin kat kat üzerinde bir fiyatla da almak zorunda kalmıştım.

Bana satmıştı fahiş fiyatla. O zaman bile hangi renklerden söz ediyoruz diye sorguya çekmiştim kendimi.Yinede geç sayılmaz,kürt kökenli yerli Van aileleri ve dostlardan,arkadaşlardan insanlığı ilgilendiren birlik ve beraberlik kültürünün ne olduğunu umarım öğrenirler.

Aşağıda toparlamaya çalıştığım, ülkemizde yaşayan 

milletler içinde zararını görmediğimiz,faydasını gördüğümüz millet veya toplulukların varlığı da gurur

verici.

Sırları henüz tam manasıyla ortaya çıkmamış kadim şehrimiz ve içinde bulunduğumuz bölgemiz,şu ana kadar ciddi anlamda zarar gördüğü,..PKK örgütü

sempatizanlığı yapan,aklını kullanamayan,körü

körüne bilmedikleri bir amaç uğruna,dolmuşa bindirilen,

kendini aşamamış, bir kısım insanın ne yazık ki.

Ülkemiz sınırları içinde çoğunluğu Türkler olmak üzere 

Kürtler, Yahudiler,Zazalar,Lazlar,Çerkezler,Gürcüler,

Boşnaklar,Azeriler,Arnavutlar,Pomaklar,Makedonlar,

Ermeniler,Rumlar,Museviler,Süryaniler,Suriyeliler,Afganlar,Pakistanlılar,İranlılar,Türkmenler,Araplar,Özbekler,

Rumlar,Iraklılar yaşamakta.

Ayrıca…

Afrika göçmen topluluğu olan Somali,Gana,Nijer,Sudan kökenli binlerce insan,onlarca millet yaşıyor ve ben ülkenin geleceği açısından bütün bunlar renklerimizdir diyebilmek için,mantığımı bir yerlerde,aklımı tamamen kaybetmiş olmam lazım ki,bu kadar renkle, tabloyu sade ve paha biçilmez fırça darbeleri ile tuvale dökebileyim.

Hele dünyanın dört bir tarafından çağrılan insanlara, “çağrılan diyorum”dikkatinizi çekerim”,evet söylediğim doğru, bir fiil çağrılıp koşulsuz vatandaşlık vermek beni ürkütüyor doğrusu.Anlamak güç değil,anlama sıkıntısı olanlara anlatmak güç.

Emperyalizimin oyun kuruculuğunda; kimler kimlerle beraber oluyor,kapılar kimlere açılıyor, onuda anlamak zor.Bugün ülkemin durumunu zihnimde köşe kapmaca oynatıyorum,ama hangi köşeyi kiminle kapacağımı bilmiyorum.

Fazla derinliğine dalmadan fikrimi sizlerle paylaştım,

katılırsınız,katılmazsınız,tamamen kendi düşüncenize kalmış bir şey.Selam ve sevgilerimle.

Yazarın Diğer Yazıları