Mustafa M. Atilla

Mühürsüz izin belgesi

Mustafa M. Atilla

Balık Baştan Kokar mı?Kokar,Hemde öyle kokar ki

etrafa sindimi,temizlemek yıllar alır..

Yönetenlerin aynası nedir derseniz,işte budur derim.

Gündelik hayatın akışı içinde sıkça sorguladığımız, yüzyılların süzgecinden süzülüp gelmiş öyle sözler vardır ki, her devirde tazeliğini korur. Türkçenin en keskin,en tavizsiz teşhis lerinden biridir,Balığın baştan kokması…

Üç kelimelik bu küçük cümle, aslında sosyolojik 

gerçektir.Bir kurumda, bir şirkette,bir toplulukta ya da devlet mekanizmasında işler çığırından çıkmış sa, düzen bozulmuş,ahlaki zemin kaymış sa,faili sokaktaki vatandaşta ya da tezgahtaki işçide aranmaya başlanmış sa, düzenin Mimarı da bozucusu da "Baş"tır

diyebilirim…

Bir düşünün; bir evde anne baba yalan söylüyorsa, çocuğun dürüst olmasını bekleyebilir misiniz? Bir şirkette CEO,kamuda müdür şef,usulsüzlük yapıyorsa, alt kademedeki personelin şirket kaynaklarını,kamu kaynaklarını korumasını isteyebilir misiniz? 

İnsan, doğası gereği taklit eden bir varlıktır. Gücü elinde bulunduranın,karar merciinde oturanın, attığı 

her iyi veya yanlış adım,topluma dalga dalga yayılır. Tepedekilerin liyakati rafa kaldırdığı, adaleti kendi çıkarlarına göre eğip büktüğü bir yerde, alt kademelerin dürüst kalması neredeyse kahramanlık gerektirir.Ve maalesef, sistem kahramanlarla değil,kurallarla yürür.

Toplumsal bir bozulma gördüğümüzde genelde faturayı en zayıf halkaya kesmeyi severiz. Trafikte kural ihlali yapan sürücüye, vergi kaçıran esnafa, sık sık etiket değiştiren mağazalara,dinden soğutulmuş insanlara,işini savsaklayan memura öfkeleniriz. Elbette onların da sorumluluğu büyüktür ancak bu durum, bataklığın oluşmaması yerine sivrisineklerle savaşma

ya benzer.

Eğer bir gölde;bir kısım canlılar veya tüm balıklar hastalanmışsa, sorun balıkların biyolojisinde değil, suyun kirliliğindendir.Suyu temizlemesi gerekenler ise 

o gölün temizliği ile görevli hizmetlileri,görevlendiren

yöneticilerdir.

Liyakat gereği,Baş’ın sağlam kalması için koltukların akrabalık, yandaşlık veya kişisel sadakatle değil,bilgi, beceri,eğitim ve ahlakla doldurulması gerekir.Aynı

zamanda tepedeki insanlar denetlenemez kılınırsa,

kokuşma kaçınılmaz olur.

İşin ehli olmayan insanların sırf tanıdık, akraba ya da sadık oldukları için kilit noktalara getirilmesi, baştan kokmanın en somut sebeplerindendir.

Yönetici makamında oturanların lüksü, adaletsizliği veya kuralsızlığı meşrulaştırma lüksü yoktur. Onların her yanlışı, alttakiler için bir "İZİN BELGESİ" hükmüne geçer.

Köşe dönücülüğün; dürüstlüğün önüne geçilmesi ve, başarıya giden her yolu mübah gören anlayış içinde 

olması,yukarı kesimin zemin bulduğunda,...alt kademelerdeki bireyler ise kendi küçük alanlarında etik sınırları esnetmeye (rüşvet, iltimas, görevini kötüye kullanmaya) başlarlar.

BAŞLARIN HER YANLIŞI, AŞAĞIDAKİ İNSANLARA…İZİN BELGESİ SAYILIR, dedikten sonra

biraz da kafadan emsal teşkil eder diyen düşünenler,, yapmak istediklerini hoyratça yaparlar.

"Balık baştan kokar" sözü, sadece bir durum tespiti değil, aynı zamanda ciddi bir uyarıdır.

Peki toplumu ilgilendiren atasözünde ki BALIK neden  baştan kokar?..

"Balık baştan kokar" atasözü, toplumsal aksaklıkları, yönetimsel hataları ve etik çöküşü anlatmak için kullanılabilecek en güçlü köşe yazısı temalarından biridir. 

Özellikle seçtim ben bu konuyu..

Bir köşe yazarı gözüyle, bu durumu tek bir nedene indirgemek yerine, zincirleme reaksiyona yol açan yapısal sorunlara bağlamayı birkaç kelimeyle

anlatmak istedikten sonra,bugünkü yazımı bitirmek istiyorum.

Atasözünün doğrudan işaret ettiği ilk yer liderlik makamıdır. Bir kurumda, şirkette veya toplumda kuralları koyanlar ve yönetenler yozlaşmaya başladığında, bu durum en alt birime kadar sirayet eder.

 Etiketlemek istediğim şey..

Bir sistemde yanlış yapanın yanına kâr kalıyorsa, o sistem baştan kokmuş demektir. Üst kademeleri denetleyecek bağımsız mekanizmaların yokluğu çürümeyi hızlandırır.Hesap verebilirlik kültürünün olmaması. Gücü elinde bulunduranların kurallardan muaf tutulması,başı buyruk davranış ve suistimalleri beraberinde getirir."Yukarıyı" denetleyemeyen hukuk veya kurallar, "aşağıdakiler" için de inandırıcılığını er geç yitirir.

Yazarın Diğer Yazıları