Kum saatindeki umut...
Mustafa M. Atilla
LÜTFEN BANA YARDIM EDİN…
Lütfen bana,bize yardım edin sesleri,
SMA,DMD VE ALS,hastaları ve ailelerinden çıkıyor.
Martı çığlığından başka çığlık atan pek olmazdı,ama
şimdi her köşebaşı,her otobüs durakları,tren garları,alt geçitler,üst geçitleri,kalabalık şehirlerin metrobüs durakları,lütfen bana yardım edin çığlıkları ile çınlıyor.
İlk zamanlar,..Anne Babalar insanları bir umutla
yardıma çağırıyorlardı şimdilerde yoruldular ki yerlerini ses kayıtlı yardım kutularına bıraktılar.Gittikçe çoğalan,
adım başı rastladığımız,çaresizliğin yalvarışlarındaki
yoruldum diyen,”yaşamayan bilmez” türünden bir
feryadın, sürekli hasıraltı edilen ayaklarım acıyor anne ölmek istemiyorum ağlayışlarına;devleti yönetenlerin
duyarsız kaldığını anlıyoruz ki,çare arayışları sokakta
her geçen gün artarak, sabahtan akşama kadar sürüp gidiyor.
Lütfen bana yardım edin, ellerimi bırakmayın..Ben yaşamak istiyorum.
Benim evladım toprak olmasın,ne olur yardım edin..
Oğlum gün gün gözlerimin önünde eriyor ve ben hiç bir
şey yapamıyorum.
Oğlum bir ateşin içinde,gün gün eriyor,bende onunla birlikte eriyorum.
Belki sahtekar bunlar dediğiniz oluyor,ama elinde valilik onay belgesi olan gerçek kas hastası çocuğun babasıyım,emin olun bu hastalığa her mecrada dikkat
çekmeye,duyurmaya çalışıyoruz,ne çare ciddi anlamda
duyan olmuyor.
Allah rızası için merhametinize sığınıyorum… Evladım gözlerimin önünde eriyor… Ne olur az çok demeden destek olun.Bir küçük destek, benim evladımın nefesi olabilir.Ne olur sesimiz olun,evladımı yalnız bırakmayın
Bunlar gibi bize yardım edin çığlığını, başta duyması gereken hükümet;sessiz ve umursamaz halde, kendi
hayalleri geri kalacak diye, pahalı bir tedavidir demeyi de pişkinlik içinde geçiştiriyor.
Eğer insan olmanın gayreti içinde olmalıyız diyorsak,
bu seslenişlerin,bu serzenişlerin ucundan tutup,el kol kanat germeliyiz değerli okurlar.Ucundan kenarından köşesinden demem,gücüne göre,imkanına göre,
birlikten kuvvet doğar misali,acıları dindirmek,sebat
göstermeleri için bir umut kaynağı oluşturmak.
Bazı durumlar var ki bize ahireti hatırlatır, bazı durumlar var ki insanların birbirine borcu olduğunu hatırlatır,bazı durumlar var ki mahşer gününde ki sorguyu hatırlatır, bazı durumlar var ki insan olmayı hatırlatır,yaşarken denemeye nasıl alındığını,nasıl cennete girileceğini hatırlatır.
Bazı durumlar var ki sen insanların sıkıntılı anlarında, yanlarında olacak şekilde bir şeyler yaptın mı,sana da
gizli bir elin uzanacağını bilmek,hayatın ve dünyaya geliş gayesinin farkında olduğunun haber verir.Yok
kendinden ve aileden başkası için kapattığın kapılarla
heyatın geçmişse,gün gelir seninde üzerine o kapılar
kapanır.
Dünyanın en ağır yükü nedir diye sorsalar,kendimi onların yerine bırakarak şöyle derim. sanırım pek çok kişi de benimle aynı düşüncede,"bir evladın çaresizliği karşısında elinden bir şey gelmemesi"cevabını verirdim
Sonuç;
SMA,DMD hastası çocukların tedaviye erişimi bir yardımseverlik meselesinden ziyade, temel bir yaşam hakkı mücadelesidir. Bilimin ulaştığı son noktada, var
olan,bulunmuş olan mucizevi tedavi yöntemler masadayken; bir çocuğun geleceğinin "bağış kampanyalarına" veya "valilik izinlerine" sıkışmış olması, hepimizin vicdanında bir yerleri sızlatmalı.
SMA ve DMD hastaları için zaman, bizler için olduğu gibi akmıyor. Onlar için geçen her dakika, kaybedilen bir kas hücresi, eksilen bir hareket kabiliyeti demek.
Bu yüzden "yarın" çok geç olabilir.
Vallahi de,billahide,toplumsal ve bireysel olarak gözümüzü ve kulağımızı kapattığımız her yardım ve çığlığın sesi,mahşer sorgusunun sorusu olacaktır.
EĞER İNANIYORSAK TABİ..
Not:
Bugün veya hafta sonu bir gezinti için harcayacağımız yakıt parasını,ihtiyacınız olmadığı halde,sırf alışveriş maksatlı bir giysi alışverişini,bir yemek planınız varsa
iptal edip, bisküvi ile açlığımızı giderip,yemeğe vereceğimiz parayı, Allah rızası için bir çığlığa,nefese
göndermek o kadar zor olmamalı.