Görünmeyenin Bedeli
Leyla Mihrinaz Engin
Çok değerli dostum, özel dostum, akademisyen, eğitimci Dr. Hocamın, kaleme aldığı bir yazısını köşemde paylaşmayı borç bildim...
Bu alanda yer alan yazılar, gündelik olanın ardındaki yapısal meseleleri akademik bir duyarlılıkla ele alırken, bireysel deneyim ile toplumsal gerçeklik arasındaki gerilimi sorgulamayı amaçlar.
Yaşam böylesi güzel ve özel bakan değerli dostlarla yaşamaya değer...
"Görünmeyenin Bedeli
Bir insanın en doğal hakkı görünmektir.
Sadece bakılmak değil; tanınmak, kabul edilmek, bütün varoluşuyla yer kaplayabilmek. Bu hak, bir lütuf değildir. Kimsenin verdiği bir izin de değildir.
Ne var ki bazı yerlerde görünmek pahalıdır.
Pahalı derken; bedeli fısıltılarla, bakışlarla, imalarla ödenir. İnsan orada yürürken kendini savunur, konuşurken ölçer, susarken bile hesap yapar. Çünkü görünür olan, önce hedef olur.
Bu tür yerlerde gündüzle gece arasında keskin bir fark vardır.
Gündüz, ahlak yüksek sesle konuşur.
Gece ise gerçekler.
Gündüz kravatlı cümleler kurulur;
gece o cümlelerin bastırdığı arzular sokaklara dökülür.
Gündüz “ayıp” denilenler, gece “merak” olur.
Gündüz taşlananlar, gece gizlice aranır.
Bu bir çelişki değildir; bu bir düzen.
Bastırmanın, inkârın ve ikiyüzlülüğün düzeni.
Dedikodu bu düzenin dili olur.
Bir söz yeter; bir bakış, bir ima.
Toplum kendini temiz hissetmek için birini kirletir.
Ve en çok da görünür olanları hedef alır.
Çünkü görünürlük, bu düzen için tehdittir.
Ahlak, burada bir değer değil; bir silahtır.
Kime doğrultulduğu, kimin elinde olduğu önemlidir.
Geceyle gündüz arasında gidip gelenler, gündüz ahlak bekçisi olur.
Görünmeye cesaret edenler ise “sorun” ilan edilir.
Oysa asıl soru şudur:
Kim daha ahlaklıdır?
Gündüz başkasının hayatını yargılayıp gece kendi bastırılmışlığında kaybolan mı,
yoksa olduğu gibi yaşamayı göze alan mı?
Bazı yerler bir girdap gibidir.
Çıkmaya çalıştıkça dibe çeker.
İnsan kurtuldukça “neden kurtuluyorsun?” diye sorarlar.
Kalmak bir erdem, gitmek bir suç gibi anlatılır.
Ama insanın ruhu bazen bulunduğu yere ait değildir.
Ve bu bir ayıp değildir.
Görünmek, var olmak, bütünüyle yaşamak isteyenler şunu bilir:
Bu mücadele yalnız verilmez; bedeli olan bir mücadeledir.
Ama bir gün, görünmeyenin görünür olduğu,
ahlakın fısıltıyla değil, dürüstlükle konuştuğu yerler vardır.
Ve insan, en sonunda, kendine ait olanı ister:
Kendi sesini.
Kendi yolunu.
Kendi hayatını."