Bahara
Faik Kumru
Mevsim henüz ilkbahar çıksın herkes seyrana
Kırık kalpler el ele şahit olsun her âna
Yeni, taptaze bir baharın ayak sesleri duyuluyor. Bu güzel muştu, kesintisiz bir necva ve fısıltı halinde kulaktan kulağa yayılıyor. Karanlığın en dip noktasının yaşandığı vakitler ki aydınlığa açılan kapının tokmağını tutup açacak bahtiyar, mutlu bir el arıyor. Leyli meccani, gece yatılı bir talebenin, ta iliklerine kadar işlemiş gurbet hasretinin biteceği ve tatil vesilesiyle ailesine kavuşacağı kutlu bir an gibi. Karanlık izbelere, loş yerlere, kuytulara güneş ışınları varmak üzere. Zifiri karanlığın sırtının yere gelmesine ramak kaldı, tuş oldu olacak.
Devasa cücelerin gölgesi kısaldıkça kısalıyor, yalancı güneşleri gurup ediyor, çamura batıyor. Tesir alanları gittikçe yok oluyor. Zehirli sarmaşık, kendi bedenini sarmış durumda. Gönülleri ve gözleri âmâ aciz rehberler kendi çaresizliklerinin içinde debelenip duruyor. Lal hatipler sahneden iniyor. Sağır sunucular ekranlardan çekiliyor. Hilkat garibesi insanımsı mahluklar, insanlık gemisini terk etmek üzere. Sayılı zamanlarını saymaya başladılar bile. Bütün çirkinler ve kötüler, büyük bir vebal içinde kıvranıp duruyor. Bu sancıyla yok olup gidecekler.
Eski efkarlı arabesk şarkıların yerini, “dört başı mamur” yeni ve ümit veren şarkıların aldığı, bahar müjdelerinin birbiri arkasına tüllendiği tadına doyum olmayan zaman dilimleri, talihli sahiplerini gözlemekte. Kasvetli, kederli günlerin esamesi, ismi okunmayacak artık. Günlerin yirmi dört saatlik zaman periyotları uzadıkça uzayacak ve zaman genişleyecek. Keza günler de bundan nasibine düşen hisseyi, payı alacak. Ümitler şahlanacak, sayısız kanatlarla sonsuza yelken açacak.
Gözlerimize görünen her manzara muhteşem bir hal alacak. Gönül memleketinde art ardına inkılaplar yaşanacak. İzafi sınırlar bütünüyle kalkacak, gerek de kalmayacak zaten. Yaşanan ve yaşanılacak hâdiselere ne isim verirseniz veriniz, bilinen dört mevsim olmayacak belki. Rengarenk mevsimlerin yaşanacağı, bütün bir insanlığın doğum sancılarının biteceği ve bütün yüzlerin güleceği aydınlık günler etrafımızı sarıyor, görmek istemeyen görmesin.
Öyle hassas vicdanlar vardır ki en ufak bir karıncanın ayak sesini hisseden ve o karıncanın fısıltısını işiten yürekler, her güzelliğe aşina olmaya dünden kararlı. Güzel gören gözler var, güzel düşünen zihinler mevcut, yaşadığı hayatın her anını kıymetli bilip sermayesini yerinde değerlendiren şanslı kişiler ise cabası. Bir piyango, talih oyunu ki kaybetme ihtimâli olmayan bir çekilişte, her insanı doyumsuz mutluluğa yelken açtıracak ve o nadide, eşsiz güzel ülkenin sahiline kazasız belasız ulaştıracak.
İnanıyorum ki insanın yaşadığı her hayat dakikası, her nefes alışı ve her düşünce dünyası, yemyeşil güzellikler alemine erişecek. Bütün eller tutuşacak, bütün eller de tutulacaktır. Tertemiz eller birbirine kenetlenmiş bir durumda yeni yeni iklimlere ve yeni yeni topraklara hoşça gidecekler, hoşça da gelecekler. Her taraftan hissedilecek olan bu huzur mevsimi, her cana yeni bir can daha katacaktır.
Adımlanan yolların tertemiz olması; hasbi yüreklerin empati ile dolması; eline, beline, dilene ve içine hakim olan medeni bir toplumun inşa edilmesi önceliğinde, insani değerlerin baş tacı edilmesi de arzulanan bir mertebe, aşama. Bu seviyenin hedeflenmesi, iyi niyetli çalışmaların semeresini, meyvesini tez vakitte insanlığın sofrasına getirecektir.
Sorunların sıfırlanacağı, bütün girift meselelerin çözüleceği ve en büyük problemlerin dahi dört işlem seviyesinde rahatlıkla halledilebileceği mekanlara zevkli yolculuklarımız olacak. Nihayetinde çok da güzel bir varışa vesile olacaktır; insanın müsemmasına, özüne kavuşması. Hem ev sahibi hem de misafir olma duygularının iç içe yaşanacağı güzel vakitler, değerli vetire ve süreçler. Bıkmadan ve usanmadan yola revan olmak, dikenli yolları arşınlamak, gündüzünde ne ise gecesinde de o kadar samimi bir yürekle müşterek işlere iştirak etmek.
Çarelerin bile naçar kaldığı biçare günler bitmeye ve tükenmeye mahkum olalı epey bir süre oldu lakin bu hali hissedenler de o nispette az. Azın değerinin çok, çoğun piyasa ederinin de az olması, bu müddet içinde yaşanan adiyattan ve sıradan olaylar zinciri. Yaşanan hadiselerin yeni baharda çok da bir öneminin bulunmayacağı anlaşılacaktır.
Çünkü paylaşım, bölüşüm ve üleşme faaliyetini, bu sanatın pirleri ve bu işin değerini iyi bilen adil insanların eliyle olacağı için, az hak edenin hiç mağdur edilmeyeceğini, çok hak edenin de şımartılmayacağını, gidilen hakikat yolunun selametinden tespit edebiliriz. Pay dağıtan elin insaflı ve vicdanen rahat olması, alan elin ise durumdan memnun kalması, hakikatin kendini temsil etmektedir.
Her yerden efil efil, ılgıt ılgıt tatlı bir rüzgar esiyor. Dalları, çiçekleri, kuşları vesaire bütün nebatatı ve hayvanatı bir anne şefkati ile okşayıp kucaklıyor. Sertlik, hırçınlık, hoyratlık, nobranlık, zorbalık, tiranlık vesâire ne kadar nahoş durum var ise zeval bulmak üzere bitecek, hem de sonsuza dek. Maddi ve manevi değerler silsilesi, yerel çaptan alemşümul bir çapa çok kısa bir zamanda ulaşacaktır.
Tek ayak üzerinde durmaya çalışan, sendeleyerek yürüyen bütün topal ve sakat düşüncelerin istisnasız hemen hemen hepsi devrilip gidecektir. İnsanlığın kadim kültürü, beşeriyet alemini kucaklayacak ve bir şemsiye gibi herkesi içine alacaktır. Ne güneşin yakıcılığı ne de şiddetli bir yağmurun yağması, hiç kimseyi rahatsız etmeyecektir. Güneşin ısısı ve yağmurun damlası herkese şifa olacaktır. Bekleyin, bekliyorum.