Dr. Erdal Orman

Geri Dönüşlerin Takımı

Dr. Erdal Orman

(Vanspor 3-1 Bodrumspor)

Perşembe günkü maçta Vanspor, önce Iğdırspor sonra Çorumspor gibi ligin kalburüstü takımlarını bu statta alt etmeyi başarmanın verdiği öz güvenle, sahada şov yaparak adeta ‘evinde aslan’ kimliğini tekrar hatırlattı. Böylece bir dev daha birbirinden güzel 3 golle Van Atatürk stadının çimlerine gömüldü. Çok zorlu geçeceği tahmin edilen müsabakada favori gösterilen rakip Bodrumspor, bazı futbolcularını kaybetse de 1.ligin en pahalı, en geniş kadrosuna sahip ve biraz da bize ters gelen bir takımdı. Ligin ilk yarısında 2-0 kaybettiğimiz deplasman maçında, hiç reaksiyon bile gösterememiştik. Alt Liglerde karşılaştığımız maçlarda bile Bodrumspor’la ilgili iyi bir anı veya istatistiğe sahip değildik. 4 maçlık bir galibiyet serisiyle Van’a gelmişlerdi. Üstelik erken buldukları golle ilk yarıyı 1-0 önde kapadılar. Hatta daha ilk dakikada Ali Habeşoğlu’nun kafa vuruşunda Çağlar başarılı olmasa bugün başka şeyler konuşuyor olabilirdik. 

Ancak Osman Zeki Korkmaz’ın gelmesiyle birlikte değişen oyun anlayışıyla Vanspor, pes etmek nedir bilmeyen bir takım hüviyetine büründü. Geçen hafta Sivas deplasmanında, bir önceki hafta Çorum maçında olduğu gibi bir an bile maçı bırakmayan mücadeleci takım, yine sahadaydı. Ve istediğini de yine 3 golle aldı. Hatta geçen haftaya benzer bir şekilde ‘maç biraz daha uzasa Sivas’ta 4. golü bulurdu’ dediğimiz kondisyonun aynısını bu maçta da gösterdi. Öyle ki maçı rölantiye almak için 80’li dakikalarda bir ara neredeyse 20 pas üst üste top çevirip en sonunda Bekir’in mecburen ceza sahasına girip topu kalecinin yanından dışarıya gönderdiği topta, biraz istekli olsa 4. gol gelecekti. Görünmez kahraman Jefferson bu kez kendini hiç gizlemedi. Bayağı istekli oynadı. KennethMamah’ın usta işi aşırtma asistinde topla buluştu ve aynı ustalıkta kaleciyi aşırtma bir vuruşla avlayıp eşitliği getirdi. Sonrasında maçın başından attığı gole kadar Bodrumspor’un kaptanı Ali Aytemur’un birebir markajla nefes aldırmadığı Cedric ortaya çıkıp slalom driplingle maçı koparan golü attı…

Cedric! Seni nasıl anlatsak bilemiyorum. Topu klas bir şekilde önüne alışını mı, Ali Aytemur’u ustaca ekarte edişini mi, önce sola kaykılıp iki kişinin belini kırıp, sonra topu sağa çekişini mi? Yoksa sert ve düzgün bir vuruşla bir de topu üst direğe çarptırıp, köşeye yollamanı mı? Söyle hangisini anlatalım? Şiir gibi derler ya o misal… Gerçekten o golü dün geceden beri kaç kere izledim inanın sayamadım. Cedric’le günlerimiz sayılı bunu hissediyorum, görüyorum. Bu biraz acı verse de bu takımda, bu stadda böyle bir efsanenin doğuşunu görmüş olmak bile, tek başına büyük bir gurur hissettiriyor. Golcülüğünün yanı sıra geçen hafta Sivas’ta oyuna sonradan girmesine rağmen paslarıyla iki gole de doğrudan etki etmişti. Asist katkısında da krallığını tescilleyen bir kusursuz forvet…

Perşembe günkü maçın güzel yanlarından biri de ertelenmiş üstelik ramazan olmasına rağmen stadı dolduran o coşkulu muhteşem seyirciye, tamda 65. dakikada gelen goldü. Eksantrik gollerine artık alıştığımız Jefferson, Çorumdan sonra Bodrumu ’da es geçmedi. Okçu Jefferson 2. kez sahne aldı ve geçen hafta Sivas’ın durduramadığı diğer bir usta ayak Hostikka’nın şahane asistine aynı güzellikte gelişine vuruşla ağlara gönderdi. Bu golde Hostikka’yı ince gören Bekircan’ın katkısını da unutmamak gerek. 

Maç sonunda Osman Hocanın samimi açıklamaları da maça damgasını vurdu diyebiliriz. Bu köşeden benimde hep destek olduğum yerli futbolcularımıza dem vuran Osman Hoca, Perşembe günkü maçta bana göre kusursuz bir performans sergileyen Kaptan Medeni’yi sahiplenmesi çok yerinde olmuştur. Son haftaların en formda ismi Ali Habeşi ve Cenk’e karşı çok iyi direnç gösterdi. Sonrasında Osman Hocanın direktifiyle üstlendiği stoper pozisyonunda da kusursuzdu. Hatta Cedric’le bulduğumuz golün uzun pasını da kendi yarı sahamızdan o yolladı. Evet, Medeni 65 numaralı formasıyla 3. Ligden bu yana takımın her mevkiinde ter dökmüş, emek vermiş, kaptanlığını üstlenmiş sembol bir topçumuzdur. Ona gereken hürmeti göstermek, emeğine vefalı olmak gerekir…

 Aynı şey geçtiğimiz günlerde Erol Başkanın süresiz kadro dışı bıraktığı seyircinin çok sevdiği Hasan Bilal için de geçerlidir. Çorum spor maçında oyundan alınacağı sırada kramponunu yere fırlattığı görüntüler aslında bazı sinyalleri vermişti bizlere. Hatta ara transferde gitti gidiyor derken Hasan’ın son anda takımda kalması sonrasında hocanın ilk on bir de yer verip Iğdır maçında 1 gol 1 asistle geri dönmesi biz taraftarı çok sevindirmişti. Esasen sezon başında Hakan Kutlu ile bir türlü yıldızı barışmayan ve uzun bir müddet süre almaması ile başlayan süreç onu kopma noktasına kadar getirdi diyebiliriz. Hasan’ın biraz kafası karışık olabilir ama hedefine doğru yol alan bir gemide, bir tayfanın her hafta gündem olmasına da gerek yok. Umarız buzlar çözülür ve tekrar formasına kavuşur. Bu konuda yetki yönetimin. Çünkü olayların iç yüzünü en iyi onlar bilir, ne karar verirlerse saygı duymak da gerekir. 

Son haftaların başarılı ismi geçen hafta 3. golü Sivas ağlarına yazan Ensar ve diğer formda isim Sabahattin’in olmadığı bu maçta bu eksik kadroya rağmen alınan bu muhteşem üç puan Vansporu hem çok rahatlattı hem de play-off yarışının içinde tuttu. Puan cetvelinde kendinden üstündeki takımlara korku salan Vanspor en çokta geriye düştüğü halde maçı lehine çeviren karakteriyle çok takdir topladı. Osman hocanın ‘taraftarın gurur duyacağı bir futbol oynatacağım’ dediği seviyelerde bir futbol ortaya koyuyor. Topu oyunda tutma süresi, Vanspor da kalma süresi, pas istatistikleri gerçek anlamda muazzam. Bu maçta da özellikle 30. dakikadan itibaren oyunu sürklase eden, tüm kontrolü eline alan bir Vanspor izledik. Aslında bu istatistik evimizde kaybettiğimiz talihsiz Ümraniye maçından beri hiç düşmedi. Osman hocanın da ilk maçı olan Ümraniyespor maçını kaybetmemize rağmen özellikle son 25 dakikalık pres oyununu bu ligde yapabilecek kondisyonda takım yok gibi. Topla oynama yüzdemizi o maçtan bu yana hiçbir müsabakada elimizden alamadılar. Osman Hoca ile takımın büründüğü ve yazımızın başlığını oluşturan ‘‘muhteşem geri dönüşler’’ gerçek anlamda değerini buluyor. Zira geri dönüş yaptığınız takımlara bir bakın! Çorumspor, Bodrumspor, ve en zorlu deplasman takımlarından Sivasspor… 

Bu pes etmek bilmeyen karakter, bir taraftarın takımında görmek istediği en önemli meziyettir. Sonucu mağlubiyetle bitse bile, seyirci tatmin olur. Bu oyun karakteri, seyircinin takımına en umutsuz maçlarda dahi sonuna kadar güvenmesini sağlar. Dileriz bu karakter ligin sonuna kadar devam eder. Osman hocamızı bu özlenen Vanspor a bizi kavuşturduğu için ne kadar teşekkür etsek az. Ayrıca son yıllarda Vanspor un en büyük sıkıntılarından biri de içeride oynadığı maçlarda aldığı mağlubiyetlerle kaybettiği ‘evinde aslan’ünvanıydı. Bu ünvanımızı tekrar geri kazandırıp rakiplerimiz için tekrar korkulu bir deplasman inşa ettiği için takdiri hak ediyor. Evet! Osman Hocanın ‘Bizim evimiz, bizim kurallarımız’ mottosu tutmuştur.

Hostikka ve KennethMamah’ın göz dolduran performansı, Cedric’in gittikçe kendine gelen golcü, iş bitirici karakteri, Çağlar’ın güven veren performansı, Bekircan’ın ilk on birle başlaması, eksikler yüzünden defans bloğunun ilk kez yan yana gelen oyunculardan oluşmasına rağmen bu maçtaki uyumu ve tabi ki yüreğini ortaya koyan NabyOulare’nin muhteşem performansı. Mehmet Özcan’ın üretken görüntüsü… 

Bu haftaki oyun ve skor, Osman hocanın da ideal on bir şablonunu artık kafasında oturtması adına çok şeyler kazandığımız bir hafta olarak hafızalarımızda yer etti. Osman Hoca hangi oyuncudan ne katkı alacağını çok iyi biliyor. Bu maçta Traore öyle bir zamanda girdi ve öyle güzel işler yaptı ki bir görev ancak bu kadar güzel ifa edilir. Usta bir tempo düşürücü Traore, 65. Dakikada 3-1 bulmuş bir takımda, skoru korumak için en kritik dakikalar gelmeden Jefferson’un yerine oyuna girmişti ve görevi zaman çalmaktı. Bunu da çok soğukkanlı bir şekilde yerine getirirken taraftarına ve takım arkadaşlarına nefes aldırttı. Ayrıca Batuhan’ın yerine oyuna dâhil olan Güvenç Usta, Cedric in yerine giren Alper Emre Demirol’da bu maçta süre alarak seyircileriyle buluştular.

Önümüzdeki üç kritik hafta Vanspor’un Play–off ta gidişini belirleyecek ve de ligin altını üstüne getirecek bir potansiyele sahip. Zira Vanspor ligin şampiyonunu belirleyecek derecede üstteki ilk yedi takıma musallat olmuş vaziyette. Tümünden puan veya puanlar almayı başaran Vanspor, Osman hocayla yakaladığı bu üst düzey formla, rakiplerine korku salarken, elde edeceği sonuçlar, futbol kamuoyunda da oldukça merak uyandırıyor. Bu üç maçın kayıpsız atlatılması durumunda play-off hattına gireceği gibi, sonrasında fikstürün rahatlamasıyla yerini daha da sağlamlaştıracaktır. Bunun tam tersi olarak da şunu düşünebiliriz. Bu üç maçta alacağı sıkıntılı sonuçlar,fikstürün rahatlayacağını umduğumuz maçlarda bu kez küme düşme adaylarıyla oynayacağımız için tam tersi ölüm kalım savaşına da bizi düşürebilir. Fakat erken havlu atan Hatayspor ve Adana Demirspor’un varlığı ve onun üstündeki takımların iç açıcı olmayan görünümleri Vansporu korkulu rüya görmeyeceği konusunda elini güçlendiriyor…

Son olarak da sosyal medyada Erzurumspor’la Vanspor’u polemiğe çekmeye çalışan sorumsuz kişi veya kişilerin bu provokasyonuna ‘racon deplasman yapmakla olur, sizi Van’a bekliyoruz’ açıklamasıyla onların seviyesine düşmeden cevap veren Gölkentliler ve Karakobralar taraftar gruplarına değinmek istiyorum. Bu maçta da tribünlerde coşkuyla takımlarını ateşlediler. TV’ye yansıyan görüntülerde çokça bayan ve çocuk taraftarın da yer aldığı maçta küfürsüz, olgunca ve otokontrol içerisinde görevlerini ifa ettiler. Alkışlıyorum. Ayrıca Erol Başkan ve yönetim kurulunun geçen hafta tribünden düşerek yaralanan taraftarı evinde geçmiş olsun ziyaretinde bulunma inceliği de aidiyet ve takım olma hissi ile yapılmış çok yüce bir davranıştı. Bunu da takdir etmemek mümkün değil…

Kalın sağlıcakla.

Yorumlar 2
Acı gelecek ama bu gözlemleri konuşmalı ve halletmeliyiz 21 Şubat 2026 14:54

26 maç bitti, 12 maç kaldı. Takım 39 gol atmış, 28 gol yemiş ve sadece 38 puan toplayabilmiş. 16 maçta galip gelememiş, çünkü 8 beraberlik ve 8 mağlubiyeti var. 26 maçta yalnızca 10 galibiyeti var. Oyun disiplini yok, bireysel yetenekler az, takım futbolu yok, akılcı bir oyun sistemi yok. Bu ligde en çok pas hatası yapan, en çok top kaybeden, en çok topu taca atan, en çok topu rakibe veren takımların başında geliyor. İsabetsiz şutlar, rastgele vuruşlar, öylesine pas atmalar çok fazla. Sahadaki 10 futbolcunun zaafları kalemizde 28 gole sebep oldu. Çağlar'ın başarısından olmasa bu goller 50'yi de geçerdi. Orta saha diye bir bariyer, defans diye bir barikat var mı? 26 maçtır rakipler sürekli kalemize rahat gelebiliyor. Peki Van Spor rakip kalelerde etkili oluyor mu, hayır. 12 gol atabilmiş Cedric dışında golcümüz yok. Diğer oyuncular 5, 4, 3, 2, 1 gibi gol sayılarıyla oynuyor. Bu takım güven vermeyen, seyir zevki olmayan, kaliteden yoksun, dağınık ve kötü bir futbol oynuyor.

VAN SPOR KALAN 12 MAÇTA EN AZ SEKİZ GALİBİYET ALMALI 21 Şubat 2026 14:50

Üç dört maçta bir gelen bir galibiyetle hemen güzellemeler diziyoruz. Bu Van'ın çabuk sevinmekten gelen alışkanlığı. Ama artık temkinli olmayı, tedbirli olmayı ve gerçekten istekli, hırslı, kaliteli bir 1. Lig takımını izleme hakkımız olduğunu bilmek gerekir.

Yazarın Diğer Yazıları