Veysel Selen
Köşe Yazarı
Veysel Selen
 

65 yaşa sokağa çıkma yasağının çağrıştırması sonucu anılara yolculuk

İlk sokağa çıkma yasağını yaşadığım zaman 27 Mayıs 1960'dı. İlkokul 2. sınıftaydım okulumuz tam gündü. 2. derste okul müdürümüz Kerim Tuncer sınıfa girdi, herkes çantasını toplasın hemen çıkın ve doğruca evinize gidin dedi. Neden, niye hiçbir açıklama yapmadı. Van Atatürk İlkokulunun o günkü halini hatırlayanlar bilir, kocaman bir ön avlusu vardı ana caddemiz Cumhuriyet caddesine açılan bir avlu. Caddeye çıktığımızda tanklar, askeri cemseler ve çok sayıda miğferli, silahlı asker vardı. "Hadi oyalanmayın çabuk evinize" diye uyardılar o çocuk halimizle bizi. Ne oluyordu, neden her yerde asker vardı. Savaş mı çıkmıştı? Evimiz kışla yolundaydı. Yol lebaleb tank, cemse, jep ve asker doluydu. Van'da bir Tümen ve Jandarma Er eğitim alayı olduğu için asker açısından sıkıntısı yoktu. Cumartesi, Pazar günleri çarşı izni olduğunda, esnaf bayram ederdi. Hala ne olduğunu bilmiyorduk. Eve geldiğimizde babamın da evde olduğunu gördük. O zamanlar çocukları okuldan Annenin ya da babanın alması gibi bir tavır yoktu. Dükkanı kapatmışlar. Babamdan öğrendik ki asker yönetime el koymuş ve sokağa çıkmak yasakmış. Babam, CHP'liydi. Demokrat Partiyi ve Adnan Menderes'i sevmezdi. Demokrat partinin Vatan Cephesi, Millet Cephesi adı altında ayırımı yaptığını ve CHP'li esnafa mal vermediklerini, her gün zam geldiğini ve CHP'li olduğu için, her türlü engeli çıkardıklarını o zaman anlattı, biz çocuklarına. Askerin yönetime el koymasına sevinmişti. Bahçeye çıkıp komşulara "olan şimdi ne halt yiyeceksiniz" diye bağırdığını hatırlarım. Evler bahçe içinde olduğu için komşu çocuklarla oynamış, sokağa çıkmanın yasaklığını ve etkisini hmemiştik bile. Daha sonra Nüfus Sayımlar gününde sokağa çıkma yasağı uygulanırdı. O gün eve kapanır, sayım yapacak memuru beklerdik. Kocaman bir deftere, defter gibi nüfus cüzdanımızı kaydeder giderdi. Bizim için de sokağa çıkma yasağı biterdi. 2002 yılında nüfus sayımlarında sokağa çıkma yasağı kaldırıldı. İkinci ve beni etkileyen sokağa çıkma yasağı 21 Mayıs 1971'deki Başbakan Nihat Erim'in "Balyoz Harekatı" ile İstanbul, Ankara ve İzmir başta olmak üzere 6 ilde uyguladığı sokağa çıkma yasağıydı. Evler basıldı, göz dağı verildi, kitaplara el konuldu. Üçüncü ve asıl etkili ve yıkıcı olanı; Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan'ın idamını engellemek için Mahir Çayan ve arkadaşlarının İsrail Başkonsolosu Efraim Elrom'u kaçırmaları ve 22 Mayıs 1971'de öldürmelerinin ardından aynı gece ilan edilen ve tam bir insan avına dönüşe sokağa çıkma yasağıydı. Gene evler basıldı, muhtarlar, apartman yöneticileri, kapıcıların ve ülkücülerin muhbirliğinde bir güvenlik gücü baskısıyla karşılaştık. Adı "Fırtına Tatbikatı" idi. Yüz binlerce kitaba el konuldu, yüzlerce solcu gözaltına alındı. Ertesi gün okulda gündüz vakti Dekanımız Mümtaz Soysal'ın ve Muammer Aksoy'un gözaltına alınışına tanık olduk. Uğur Mumcu, Yaşar Kemal, Fakir Baykurt hatırladıklarımdandır. Zafer pasajındaki Sol yayınlar ve başka kitapçılar da nasibini aldı tabi. Dördüncü ve benim de hayatımın akışını değiştiren sokağa çıkma yasağı ise 12 Eylül 1980 darbesi gecesinde ilan edilendir. Yönetime el koyan Beşi bir yerde diye anılan Kenan Evren ve 4 kuvvet komutanı o günden sonra adeta bir silindir gibi aydınların ve bu kez sadece solcuları değil ülkücüleri hatta dincileri de yoğun şekilde ve etkili biçimde gözaltına aldılar. Gözaltı süresi 90 gündü. Yıllar sürdü işkence, baskı, işten edilme işkencesi. Bir tek dinciler çabuk yırttı ve bırakıldılar. Gene evler arandı, kitaplar toplandı. Kitapla yakalanmak istemeyenler tonlarca kitabı ya banyo sobalarında yaktı ya da toprağa gömdü. Şimdi ise 5. sokağa çıkma kısıtlamasını yaşıyoruz. Yaşımız gereği sokakta gençler, polis ya da Jandarmanın ikazıyla karşılaşıyoruz. Her yer yasak, bankalar 65 yaşı görünce işlem yapmıyor, tamam haklılar bizim sağlığımız düşünülüyor ama bankalara kart alacağını bir kaç ay ertele denmiyor. Banka yasal süreci işletiyor. Para çekeceksin, Jandarmayı ara deniyor. Ben neden Jandarmaya, zabıtaya ya da tanımadığım birine vatandaşlık numaramı, banka kartımı ve şifremi vereyim ki. Alışveriş bile kısıtlı bir kaç gün sonra Jandarma, zabıta, gençler de sıkılacak bu işten. Tabi biz 65’likler de. İşte bu sokağa çıkma kısıtlamasının aklıma getirdikleri. Anılara yolculuk oldu, umarım sıkılmadan okursunuz.
Ekleme Tarihi: 30 Mart 2020 - Pazartesi

65 yaşa sokağa çıkma yasağının çağrıştırması sonucu anılara yolculuk

İlk sokağa çıkma yasağını yaşadığım zaman 27 Mayıs 1960'dı. İlkokul 2. sınıftaydım okulumuz tam gündü. 2. derste okul müdürümüz Kerim Tuncer sınıfa girdi, herkes çantasını toplasın hemen çıkın ve doğruca evinize gidin dedi. Neden, niye hiçbir açıklama yapmadı.

Van Atatürk İlkokulunun o günkü halini hatırlayanlar bilir, kocaman bir ön avlusu vardı ana caddemiz Cumhuriyet caddesine açılan bir avlu. Caddeye çıktığımızda tanklar, askeri cemseler ve çok sayıda miğferli, silahlı asker vardı. "Hadi oyalanmayın çabuk evinize" diye uyardılar o çocuk halimizle bizi. Ne oluyordu, neden her yerde asker vardı. Savaş mı çıkmıştı?

Evimiz kışla yolundaydı. Yol lebaleb tank, cemse, jep ve asker doluydu. Van'da bir Tümen ve Jandarma Er eğitim alayı olduğu için asker açısından sıkıntısı yoktu. Cumartesi, Pazar günleri çarşı izni olduğunda, esnaf bayram ederdi.

Hala ne olduğunu bilmiyorduk. Eve geldiğimizde babamın da evde olduğunu gördük. O zamanlar çocukları okuldan Annenin ya da babanın alması gibi bir tavır yoktu. Dükkanı kapatmışlar. Babamdan öğrendik ki asker yönetime el koymuş ve sokağa çıkmak yasakmış.

Babam, CHP'liydi. Demokrat Partiyi ve Adnan Menderes'i sevmezdi. Demokrat partinin Vatan Cephesi, Millet Cephesi adı altında ayırımı yaptığını ve CHP'li esnafa mal vermediklerini, her gün zam geldiğini ve CHP'li olduğu için, her türlü engeli çıkardıklarını o zaman anlattı, biz çocuklarına. Askerin yönetime el koymasına sevinmişti. Bahçeye çıkıp komşulara "olan şimdi ne halt yiyeceksiniz" diye bağırdığını hatırlarım. Evler bahçe içinde olduğu için komşu çocuklarla oynamış, sokağa çıkmanın yasaklığını ve etkisini hmemiştik bile.

Daha sonra Nüfus Sayımlar gününde sokağa çıkma yasağı uygulanırdı. O gün eve kapanır, sayım yapacak memuru beklerdik. Kocaman bir deftere, defter gibi nüfus cüzdanımızı kaydeder giderdi. Bizim için de sokağa çıkma yasağı biterdi. 2002 yılında nüfus sayımlarında sokağa çıkma yasağı kaldırıldı.

İkinci ve beni etkileyen sokağa çıkma yasağı 21 Mayıs 1971'deki Başbakan Nihat Erim'in "Balyoz Harekatı" ile İstanbul, Ankara ve İzmir başta olmak üzere 6 ilde uyguladığı sokağa çıkma yasağıydı. Evler basıldı, göz dağı verildi, kitaplara el konuldu.

Üçüncü ve asıl etkili ve yıkıcı olanı; Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan'ın idamını engellemek için Mahir Çayan ve arkadaşlarının İsrail Başkonsolosu Efraim Elrom'u kaçırmaları ve 22 Mayıs 1971'de öldürmelerinin ardından aynı gece ilan edilen ve tam bir insan avına dönüşe sokağa çıkma yasağıydı.

Gene evler basıldı, muhtarlar, apartman yöneticileri, kapıcıların ve ülkücülerin muhbirliğinde bir güvenlik gücü baskısıyla karşılaştık. Adı "Fırtına Tatbikatı" idi. Yüz binlerce kitaba el konuldu, yüzlerce solcu gözaltına alındı.

Ertesi gün okulda gündüz vakti Dekanımız Mümtaz Soysal'ın ve Muammer Aksoy'un gözaltına alınışına tanık olduk. Uğur Mumcu, Yaşar Kemal, Fakir Baykurt hatırladıklarımdandır. Zafer pasajındaki Sol yayınlar ve başka kitapçılar da nasibini aldı tabi.

Dördüncü ve benim de hayatımın akışını değiştiren sokağa çıkma yasağı ise 12 Eylül 1980 darbesi gecesinde ilan edilendir. Yönetime el koyan Beşi bir yerde diye anılan Kenan Evren ve 4 kuvvet komutanı o günden sonra adeta bir silindir gibi aydınların ve bu kez sadece solcuları değil ülkücüleri hatta dincileri de yoğun şekilde ve etkili biçimde gözaltına aldılar. Gözaltı süresi 90 gündü. Yıllar sürdü işkence, baskı, işten edilme işkencesi. Bir tek dinciler çabuk yırttı ve bırakıldılar. Gene evler arandı, kitaplar toplandı. Kitapla yakalanmak istemeyenler tonlarca kitabı ya banyo sobalarında yaktı ya da toprağa gömdü.

Şimdi ise 5. sokağa çıkma kısıtlamasını yaşıyoruz. Yaşımız gereği sokakta gençler, polis ya da Jandarmanın ikazıyla karşılaşıyoruz. Her yer yasak, bankalar 65 yaşı görünce işlem yapmıyor, tamam haklılar bizim sağlığımız düşünülüyor ama bankalara kart alacağını bir kaç ay ertele denmiyor. Banka yasal süreci işletiyor. Para çekeceksin, Jandarmayı ara deniyor. Ben neden Jandarmaya, zabıtaya ya da tanımadığım birine vatandaşlık numaramı, banka kartımı ve şifremi vereyim ki. Alışveriş bile kısıtlı bir kaç gün sonra Jandarma, zabıta, gençler de sıkılacak bu işten. Tabi biz 65’likler de.

İşte bu sokağa çıkma kısıtlamasının aklıma getirdikleri. Anılara yolculuk oldu, umarım sıkılmadan okursunuz.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.