Ümran Öztürk
Köşe Yazarı
Ümran Öztürk
 

Zeron, Bir Tohum, Bin İnsan Öyküsü

Bir tek tohumun toprağa düşmesiile başlar yaşamın temel döngüsü. Tohumun toprakla buluştuğu, çatlayarak toprağa karıştığı, ışığa doğru yol aldığı o an başlar insanla olan serüven. Zeron, altın tohum yaşam tarlasına düştüğünde bulundukları iklime, toprağa ve coğrafyaya asırlar içinde uyum sağlar. Bulundukları bölgenin doğa koşullarına uyum sağlayan altın tohumların kuşaktan kuşağa aktarılması ve çoğaltılması biyolojik çeşitliliğin sağlanması şarttır. Sivas yöresine özgü genetik yapısı değişmemiş ata tohumlarımızın başında gelen bir buğday çeşididir ZERON.  Sert kışların ayazında, kavurucu yazların sıcağında yetişen ve kılçığı olmayan bu buğdaydan elde edilen ürünler, geleneksel lezzeti ve aromasıyla, besin değerinin de yüksek olması ile fark yaratır. İşte bu değerli buğdayın hikâyesi bir kitabın konusu olarak Nisan 2022 ‘de piyasaya çıktı. Kitabın varlığından biraz geç haberim olsa da Zeron’un yazarı Kenan Benli’nin adıma imzalayıp gönderdiği kitabı okuduğumda Anadolu’nun muhteşem kültürüne bir kez daha hayranlık duydum. Her bir hikâyede farklı duygular işlense de birleştiriciliği, paylaşımı, insan ilişkilerindeki samimiyeti, yardımseverliği bir dantel gibi işlemiş yazar. Bu kitapta duygudan duyguya geçerken yoksulluğu, gurbeti, acıyı, çaresizliği, başarıyı, yardımlaşmayı, küçücük şeylerden mutlu olan insanların hikayelerini okuyacaksınız. Susurluk Nimet Sağdık Özyiğitİlköğretim Okulu Beden Eğitimi öğretmeni Kenan Benli memleketi Sivas’a vefa borcunu ödemek için yörenin tanınmış kişilerininyaşanmış öykülerini anlatırken yıllar önce sözlü edebiyat olarak unutulmaya yüz tutmuş halkhikâyelerine kitabında yer vermiş. Kitap ikiyüzotuzaltı sayfa, otuz farklı hikâyeden oluşuyor. Yazarın üslubu okuru daha ilk sayfalarda kucaklıyor. Kenan Benli,zaman zaman yerel bir dil kullandığı kitabında daha samimi ve sahici bir anlatımla okuyucuyu yüreğinden kavrıyor. Yöresel dili, deyimleri, sözcükleri, yörenin gelenek ve göreneklerini,yemek kültürünü, komşuluk ilişkileri, tanınmışkişileri, sosyal yaşamın gerçeklerinigelecek kuşaklara aktarma çabasında olduğunu okuruyla paylaşıyor. İnsanların kardeşçe yaşadığı, komşuluk yaptığı, birlikte çalıştığı, yiyip içtiği,farklı din ve milliyetten olan yöre insanı ile olan yaşamını anlatırken; onları gökyüzündeki ışıltılı saman yoluna benzetmesi birlikte yaşamın keyfini, renkliliğini, aydınlığını vurguluyor. Böylelikleyazar, tıpkı ata tohumu zeron gibi yerel dili ve aynı topraklar üzerinde yaşayan insanların farklılık gözetmeden birlikte yaşamayı, paylaşmayı da bir bakıma ölümsüz kılmaya, gelecek kuşaklara aktarmaya çalışmıştır anlattığı hikâyelerinde. Yazar bir taraftan Ata tohumunun önemine vurgu yaparken diğer taraftan sahip çıkılmamasına büyük bir sitem ediyor. Ve diyor ki; “Bu toprağa ayak basan herkes bilirdi bereketini, tadan herkes bilirdi lezzetini. Kaldı mı şimdi kıyıda köşede bir avuç tohumluk? Kaldı mı bir avuç tadımlık?” Büyük göç veren memleketin insanlarını altın başağa benzeten yazar üzüntüsünü de şöyle dile getiriyor. “Her bir başak tanesi savruldu ayrı diyarlara. Alışamadıkları gurbet ellerde, kaybettiler tatlarını… Kimi terk-i diyar eyledi çoktan, kalanlarsa çaresiz bekliyorlar ölüp gidecekleri zamanı...” Öykülerinin her bir kahramanını bir altın başak tanesi gibi değerli bulup yazan yazar öyle yalın öyle içten anlatmış ki başka topraklarda yetişmesi mümkün olamayan,zemheriden bahara değin çorak toprağı yara yara çıkan bozkırın uşağı diye tabir ettiği Zeron’un öyküsünü. Zeron’u anlatırken tarihi ve coğrafi bilgilere sıkça başvuran yazar uzun bir yolculuk yaptırıyor okuyucuya.Sivas’ın yazın kavurucu sıcağından kışın buz tutan derelerine, toprak damlı evlerinden, ekin tarlalarına, Tecer Dağı’ndan Anadolu mutfağına getiriyor.Tandırda pişen lavaş ekmeğin buğusundan tutamaç çorbasına, tahta yayıktan çıkarılan tereyağının mis kokusundankoyu bir muhabbete giriyor. Bölgenin en eğlenceli mevsimi olan kışı ocaklığın başına topladığı;teşikte yün eğiren kadınları, düdük çalan gençleri, evin neşesi olan çocukların sevincini, toprak testide içilen ayranın lezzetini yaşatıyor okura. Kültür Bakanlığınca belgeseli çekilecek olan kitabın yolu açık okuyucusu bol olsun. Kitabı okuyup bitirdiğinizde belleğinizde kalanlar dilinize bir ah, yüzünüze bir tebessüm bırakacak.    
Ekleme Tarihi: 05 Ocak 2023 - Perşembe

Zeron, Bir Tohum, Bin İnsan Öyküsü

Bir tek tohumun toprağa düşmesiile başlar yaşamın temel döngüsü. Tohumun toprakla buluştuğu, çatlayarak toprağa karıştığı, ışığa doğru yol aldığı o an başlar insanla olan serüven.

Zeron, altın tohum yaşam tarlasına düştüğünde bulundukları iklime, toprağa ve coğrafyaya asırlar içinde uyum sağlar. Bulundukları bölgenin doğa koşullarına uyum sağlayan altın tohumların kuşaktan kuşağa aktarılması ve çoğaltılması biyolojik çeşitliliğin sağlanması şarttır.

Sivas yöresine özgü genetik yapısı değişmemiş ata tohumlarımızın başında gelen bir buğday çeşididir ZERON.  Sert kışların ayazında, kavurucu yazların sıcağında yetişen ve kılçığı olmayan bu buğdaydan elde edilen ürünler, geleneksel lezzeti ve aromasıyla, besin değerinin de yüksek olması ile fark yaratır. İşte bu değerli buğdayın hikâyesi bir kitabın konusu olarak Nisan 2022 ‘de piyasaya çıktı. Kitabın varlığından biraz geç haberim olsa da Zeron’un yazarı Kenan Benli’nin adıma imzalayıp gönderdiği kitabı okuduğumda Anadolu’nun muhteşem kültürüne bir kez daha hayranlık duydum. Her bir hikâyede farklı duygular işlense de birleştiriciliği, paylaşımı, insan ilişkilerindeki samimiyeti, yardımseverliği bir dantel gibi işlemiş yazar. Bu kitapta duygudan duyguya geçerken yoksulluğu, gurbeti, acıyı, çaresizliği, başarıyı, yardımlaşmayı, küçücük şeylerden mutlu olan insanların hikayelerini okuyacaksınız.

Susurluk Nimet Sağdık Özyiğitİlköğretim Okulu Beden Eğitimi öğretmeni Kenan Benli memleketi Sivas’a vefa borcunu ödemek için yörenin tanınmış kişilerininyaşanmış öykülerini anlatırken yıllar önce sözlü edebiyat olarak unutulmaya yüz tutmuş halkhikâyelerine kitabında yer vermiş.

Kitap ikiyüzotuzaltı sayfa, otuz farklı hikâyeden oluşuyor. Yazarın üslubu okuru daha ilk sayfalarda kucaklıyor. Kenan Benli,zaman zaman yerel bir dil kullandığı kitabında daha samimi ve sahici bir anlatımla okuyucuyu yüreğinden kavrıyor.

Yöresel dili, deyimleri, sözcükleri, yörenin gelenek ve göreneklerini,yemek kültürünü, komşuluk ilişkileri, tanınmışkişileri, sosyal yaşamın gerçeklerinigelecek kuşaklara aktarma çabasında olduğunu okuruyla paylaşıyor. İnsanların kardeşçe yaşadığı, komşuluk yaptığı, birlikte çalıştığı, yiyip içtiği,farklı din ve milliyetten olan yöre insanı ile olan yaşamını anlatırken; onları gökyüzündeki ışıltılı saman yoluna benzetmesi birlikte yaşamın keyfini, renkliliğini, aydınlığını vurguluyor. Böylelikleyazar, tıpkı ata tohumu zeron gibi yerel dili ve aynı topraklar üzerinde yaşayan insanların farklılık gözetmeden birlikte yaşamayı, paylaşmayı da bir bakıma ölümsüz kılmaya, gelecek kuşaklara aktarmaya çalışmıştır anlattığı hikâyelerinde.

Yazar bir taraftan Ata tohumunun önemine vurgu yaparken diğer taraftan sahip çıkılmamasına büyük bir sitem ediyor. Ve diyor ki; “Bu toprağa ayak basan herkes bilirdi bereketini, tadan herkes bilirdi lezzetini. Kaldı mı şimdi kıyıda köşede bir avuç tohumluk? Kaldı mı bir avuç tadımlık?”

Büyük göç veren memleketin insanlarını altın başağa benzeten yazar üzüntüsünü de şöyle dile getiriyor. “Her bir başak tanesi savruldu ayrı diyarlara. Alışamadıkları gurbet ellerde, kaybettiler tatlarını… Kimi terk-i diyar eyledi çoktan, kalanlarsa çaresiz bekliyorlar ölüp gidecekleri zamanı...”

Öykülerinin her bir kahramanını bir altın başak tanesi gibi değerli bulup yazan yazar öyle yalın öyle içten anlatmış ki başka topraklarda yetişmesi mümkün olamayan,zemheriden bahara değin çorak toprağı yara yara çıkan bozkırın uşağı diye tabir ettiği Zeron’un öyküsünü.

Zeron’u anlatırken tarihi ve coğrafi bilgilere sıkça başvuran yazar uzun bir yolculuk yaptırıyor okuyucuya.Sivas’ın yazın kavurucu sıcağından kışın buz tutan derelerine, toprak damlı evlerinden, ekin tarlalarına, Tecer Dağı’ndan Anadolu mutfağına getiriyor.Tandırda pişen lavaş ekmeğin buğusundan tutamaç çorbasına, tahta yayıktan çıkarılan tereyağının mis kokusundankoyu bir muhabbete giriyor. Bölgenin en eğlenceli mevsimi olan kışı ocaklığın başına topladığı;teşikte yün eğiren kadınları, düdük çalan gençleri, evin neşesi olan çocukların sevincini, toprak testide içilen ayranın lezzetini yaşatıyor okura.

Kültür Bakanlığınca belgeseli çekilecek olan kitabın yolu açık okuyucusu bol olsun.

Kitabı okuyup bitirdiğinizde belleğinizde kalanlar dilinize bir ah, yüzünüze bir tebessüm bırakacak.

 

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.