Şahbettin Uluat
Köşe Yazarı
Şahbettin Uluat
 

Sosyal medya

Sosyal medya günümüzün parlayan yıldızı. Kullansan bir türlü, kullanmasan bir türlü. Var mı öyle babayiğitler bilmiyorum ama öyle biriysen hem kendini hem evlatlarını sınırlasan bir türlü sınırlamasan bir türlü. Genci yaşlısı, kadını erkeği, elinde cep telefonu, tableti, bilgisayarı olan herkes bugün artık sosyal medyada. Bir anda bütün dünyayı saran internet ağlarına ve uygulamalarına binerek, nimetleriyle, külfetleriyle ve en destursuz haliyle, gümbür gümbür gelmiş; bazı duyguları harekete geçirip dans ettirmiş, kimi akılları güçlendirerek ya da duruma göre kimilerini zayıflatarak bir kısmını teslim almış, kimilerini çelmiş, yönlendirmiş; çoğu kimse için ciddi paraları ceplerden çeken cihazlara harcamalar yaptırmış ve kolay kolay gitmeyecek şekilde altımıza, üstümüze, sağımıza, solumuza yerleşmiştir.  Biz ne dersek diyelim, hangi nedenle ve nasıl eleştirirsek eleştirelim büyük kalabalıklar tarafından benimsenmiştir ki, bu kadar güçlü bir şekilde dünyamızda yerini almıştır. İnternet ağları ve sosyal medya sayesinde bugün artık, köylerin, kentlerin, ülkelerin sınırları yıkılmıştır. Dil bilenler, ya da beden dilini, gönül dilini çok iyi kullanabilenler için  Londra, Paris, New York, Johannesburg, Bağdat, Erbil Tahran, Bişkek, Pekin, Karakas, Riyad bir tık kadar yakınımıza gelmiştir. Canı isteyen, arayıp yolunu bulan sosyal medya kullanıcıları Moskova'dan ya da Washington'dan katılımcılarla birlikte aynı uygulamanın, aynı oyunun kullanıcısı haline gelmiştir. Orta yaşın üzerindekiler anlamakta çoğu kez güçlük çekerken, çocuklar ve gençler hem cihazlara, hem uygulamalara hem de gidişata inanılmaz bir hızla uyum sağlamıştır, Kimileri öyle uyum sağlamıştır ki, ayakları resmen yerden kesilmiştir. O henüz taze olan beyinler kendi kültürlerinin değerleri ile tanışmadan önce sosyal medyadan gelen her renkten, her kültürden gelen boyalarla renklenmiş, seslerle farklı yönlere doğru harekete geçer olmuştur. Bir zamanlar sadece büyük futbol kulüplerinin bir araya toplayabildiği kalabalık kitleleri şimdi sosyal medya aracılığıyla oluşturulan her biri farklı bir amaca hizmet eden; içlerinde karası da, beyazı da, kırmızısı da yeşili ya da mavisi de bulunan; nerede, kimler tarafından başlatıldığı ve ne niyetle devreye sokulduğu bazen belli olmayan yapıları da harekete geçirebiliyorlar. Üstelik bunun için yine tek bir mesaj, tek bir tık genellikle yeterli olabiliyor. Bu yapı hayır işinde de, şer işinde de çalıştırılabiliyor. Gönderilen mesajlar anında yolda da, yatakta da, ibadethanede de, yemekte ya da lavaboda da hiçbir engel tanımadan hedefindeki kişiye ulaşabiliyor. Başka şehirde yaşayan bir yakınınız, tanıdığınız yeni keşfettiği güzel yemek tarifini de, ucuz bir malın nerede satıldığını da, ilginç bir haberi ya da komik, zararsız bir videoyu da anında size mesaj atabiliyor. Artık sizinle birlikte Van'da yaşayan ve Erzurum'dan uzağa gitmemiş olan oğlunuz annesine gidip "anneciğim, Tekirdağ'da yaşayan bir kızla evleneceğim." dediğinde ve annesi de bu mesajı babaya ilettiğinde bu beklenmedik bir sürpriz olmuyor. Kimse "oğlum nereden buldun Tekirdağ'daki kızı?" diye sormuyor. Bir sabah, gizli saklı mesajlaşmalarıyla zaman zaman sizi şüphelendiren kızınızın bohçasını alıp sosyal medya aracılığıyla tanışmış olduğu birine kaçmış olduğunu öğrenmek de çok büyük sürpriz sayılmıyor artık. Sonradan ulaşabilirseniz eğer o incitmeye kıyamadığınız, kendi kültür ve geleneklerinizi aktarmak için büyük çaba gösterdiğiniz kızınızın sosyal medya mesajlarında yaşadığı yerden, tanıdık insanlardan bıkmış olduğunu öğreniyorsunuz. Bir sosyal medya çılgınlığıdır gidiyor. Toplumumuzun en kalabalık kesimini oluşturan gencecik kız ve erkeklerin, ilkokul, ortaokul, lise öğrencilerinin ellerinde akıllı telefonlar, caddede sokakta, merdiven basamaklarında yoğun bir şekilde sosyal medya uygulamalarında kaybolmuş hallerini hepimiz biliyoruz.   Sosyal medya bağlantılarıyla haberleşerek bağlanılan oyunlar; o oyunların çocuklar üzerinde ruhsal, bedensel etkilerinin olumlu olduğunu söyleyebilmek mümkün değildir. O öğrenme, yetişme çağındaki genç bireyler sadece enerjilerini ve zamanlarını kaybetmiyorlar; eğitime yani geleceğe yatırıma ayıracakları kaynakları da o yolda tüketmiş oluyorlar. Üniversite kampüsü toplu taşıma araçlarıyla hareket halindeki gençlerin neredeyse yüzde sekseninin ellerinde akıllı telefonlar var ve başları öne eğik durumdadır.  Gençlerin bir kısmı mesajlaşmakla, bir kısmı konuşmakla, bir kısmı da taktığı kulaklıklarla müzik dinlemektedir ve  bu hallerinin okulda öğrendikleri dersleri ne oranda ve ne yönde etkilediği de üniversitelerin ilgili bölümleri tarafından araştırılmayı hak eden ayrı bir merak konusudur. Sosyal medya uygulamaları ile aldatılan, dolandırılan, sömürülen çok sayıda insan var. Onlarla ilgili haberler her gün televizyon ekranlarına, gazete sayfalarına düşüp duruyor. Sosyal medya paylaşımları arasında görsel, işitsel şeylerin de olması onun cazibesini daha da arttırıyor. Çocuklarının tablet ve akıllı telefon talepleri ile bu konudaki ısrarları ebeveynlerini maddi - manevi yormaya devam ediyor. Eninde sonunda telefonu elde eden her çocuk bir süre sonra az ya da çok değişiyor. Bütün bunlar olup dururken sosyal medyaya ve hatta e posta hesaplarına düşen her mesajın bizim bilgimiz ve irademiz dışında nerelere kaydedildiği; ne amaçla kullanıldığı ya da kullanılabileceği çok fazla dikkate alınmıyor. Yani bugün masum paylaşımlarda, yönlendirmelerde, kopyala yapıştır eylemlerinde bulunan çocukların yarın yetişkin olduklarında bu izlerinin nerede, nasıl karşılarına çıkabileceği de çok düşünülmüyor. Sosyal medya yönlendirmelerinin oyunlarla, videolarla tatlandırılarak gençlerin ve çocukların karşısına konduklarında "Mavi Balina" tarzı etkiler ortaya çıkabileceği görülüp bilindiği halde her an ve bu sonuçları doğurabilecek her uygulamaya etkili şekilde müdahale edilemiyor. Ne var ki, yiğidi öldürürken hakkını da vermek gerek. Yazımızın başında da değindiğimiz gibi sosyal medyanın, internet bağlantılarının pek çok olumlu yanları da var. Şimdi artık her yabancı dili, her müzik aletini çalmayı, sınava girmek durumunda olduğunuz her dersi, her türlü yemeği, pratik bilgiyi hatta çeşitli alanlardaki meslek sırlarını sosyal medyaya konu uygulamalarla öğrenebilirsiniz. Tabii ki, o sizi cezbeden, içine çeken oyunlardan, müziklerden, videolardan, paylaşımlardan ve beğenilerle, boş sohbetlerden yakayı kurtarabilirseniz...
Ekleme Tarihi: 21 Ekim 2019 - Pazartesi

Sosyal medya

Sosyal medya günümüzün parlayan yıldızı.

Kullansan bir türlü, kullanmasan bir türlü.

Var mı öyle babayiğitler bilmiyorum ama öyle biriysen hem kendini hem evlatlarını sınırlasan bir türlü sınırlamasan bir türlü.

Genci yaşlısı, kadını erkeği, elinde cep telefonu, tableti, bilgisayarı olan herkes bugün artık sosyal medyada.

Bir anda bütün dünyayı saran internet ağlarına ve uygulamalarına binerek, nimetleriyle, külfetleriyle ve en destursuz haliyle, gümbür gümbür gelmiş; bazı duyguları harekete geçirip dans ettirmiş, kimi akılları güçlendirerek ya da duruma göre kimilerini zayıflatarak bir kısmını teslim almış, kimilerini çelmiş, yönlendirmiş; çoğu kimse için ciddi paraları ceplerden çeken cihazlara harcamalar yaptırmış ve kolay kolay gitmeyecek şekilde altımıza, üstümüze, sağımıza, solumuza yerleşmiştir. 

Biz ne dersek diyelim, hangi nedenle ve nasıl eleştirirsek eleştirelim büyük kalabalıklar tarafından benimsenmiştir ki, bu kadar güçlü bir şekilde dünyamızda yerini almıştır.

İnternet ağları ve sosyal medya sayesinde bugün artık, köylerin, kentlerin, ülkelerin sınırları yıkılmıştır. Dil bilenler, ya da beden dilini, gönül dilini çok iyi kullanabilenler için  Londra, Paris, New York, Johannesburg, Bağdat, Erbil Tahran, Bişkek, Pekin, Karakas, Riyad bir tık kadar yakınımıza gelmiştir.

Canı isteyen, arayıp yolunu bulan sosyal medya kullanıcıları Moskova'dan ya da Washington'dan katılımcılarla birlikte aynı uygulamanın, aynı oyunun kullanıcısı haline gelmiştir.

Orta yaşın üzerindekiler anlamakta çoğu kez güçlük çekerken, çocuklar ve gençler hem cihazlara, hem uygulamalara hem de gidişata inanılmaz bir hızla uyum sağlamıştır, Kimileri öyle uyum sağlamıştır ki, ayakları resmen yerden kesilmiştir. O henüz taze olan beyinler kendi kültürlerinin değerleri ile tanışmadan önce sosyal medyadan gelen her renkten, her kültürden gelen boyalarla renklenmiş, seslerle farklı yönlere doğru harekete geçer olmuştur.

Bir zamanlar sadece büyük futbol kulüplerinin bir araya toplayabildiği kalabalık kitleleri şimdi sosyal medya aracılığıyla oluşturulan her biri farklı bir amaca hizmet eden; içlerinde karası da, beyazı da, kırmızısı da yeşili ya da mavisi de bulunan; nerede, kimler tarafından başlatıldığı ve ne niyetle devreye sokulduğu bazen belli olmayan yapıları da harekete geçirebiliyorlar. Üstelik bunun için yine tek bir mesaj, tek bir tık genellikle yeterli olabiliyor. Bu yapı hayır işinde de, şer işinde de çalıştırılabiliyor.

Gönderilen mesajlar anında yolda da, yatakta da, ibadethanede de, yemekte ya da lavaboda da hiçbir engel tanımadan hedefindeki kişiye ulaşabiliyor.

Başka şehirde yaşayan bir yakınınız, tanıdığınız yeni keşfettiği güzel yemek tarifini de, ucuz bir malın nerede satıldığını da, ilginç bir haberi ya da komik, zararsız bir videoyu da anında size mesaj atabiliyor.

Artık sizinle birlikte Van'da yaşayan ve Erzurum'dan uzağa gitmemiş olan oğlunuz annesine gidip "anneciğim, Tekirdağ'da yaşayan bir kızla evleneceğim." dediğinde ve annesi de bu mesajı babaya ilettiğinde bu beklenmedik bir sürpriz olmuyor. Kimse "oğlum nereden buldun Tekirdağ'daki kızı?" diye sormuyor.

Bir sabah, gizli saklı mesajlaşmalarıyla zaman zaman sizi şüphelendiren kızınızın bohçasını alıp sosyal medya aracılığıyla tanışmış olduğu birine kaçmış olduğunu öğrenmek de çok büyük sürpriz sayılmıyor artık. Sonradan ulaşabilirseniz eğer o incitmeye kıyamadığınız, kendi kültür ve geleneklerinizi aktarmak için büyük çaba gösterdiğiniz kızınızın sosyal medya mesajlarında yaşadığı yerden, tanıdık insanlardan bıkmış olduğunu öğreniyorsunuz.

Bir sosyal medya çılgınlığıdır gidiyor.

Toplumumuzun en kalabalık kesimini oluşturan gencecik kız ve erkeklerin, ilkokul, ortaokul, lise öğrencilerinin ellerinde akıllı telefonlar, caddede sokakta, merdiven basamaklarında yoğun bir şekilde sosyal medya uygulamalarında kaybolmuş hallerini hepimiz biliyoruz.  

Sosyal medya bağlantılarıyla haberleşerek bağlanılan oyunlar; o oyunların çocuklar üzerinde ruhsal, bedensel etkilerinin olumlu olduğunu söyleyebilmek mümkün değildir. O öğrenme, yetişme çağındaki genç bireyler sadece enerjilerini ve zamanlarını kaybetmiyorlar; eğitime yani geleceğe yatırıma ayıracakları kaynakları da o yolda tüketmiş oluyorlar.

Üniversite kampüsü toplu taşıma araçlarıyla hareket halindeki gençlerin neredeyse yüzde sekseninin ellerinde akıllı telefonlar var ve başları öne eğik durumdadır.  Gençlerin bir kısmı mesajlaşmakla, bir kısmı konuşmakla, bir kısmı da taktığı kulaklıklarla müzik dinlemektedir ve  bu hallerinin okulda öğrendikleri dersleri ne oranda ve ne yönde etkilediği de üniversitelerin ilgili bölümleri tarafından araştırılmayı hak eden ayrı bir merak konusudur.

Sosyal medya uygulamaları ile aldatılan, dolandırılan, sömürülen çok sayıda insan var. Onlarla ilgili haberler her gün televizyon ekranlarına, gazete sayfalarına düşüp duruyor.

Sosyal medya paylaşımları arasında görsel, işitsel şeylerin de olması onun cazibesini daha da arttırıyor. Çocuklarının tablet ve akıllı telefon talepleri ile bu konudaki ısrarları ebeveynlerini maddi - manevi yormaya devam ediyor. Eninde sonunda telefonu elde eden her çocuk bir süre sonra az ya da çok değişiyor.

Bütün bunlar olup dururken sosyal medyaya ve hatta e posta hesaplarına düşen her mesajın bizim bilgimiz ve irademiz dışında nerelere kaydedildiği; ne amaçla kullanıldığı ya da kullanılabileceği çok fazla dikkate alınmıyor.

Yani bugün masum paylaşımlarda, yönlendirmelerde, kopyala yapıştır eylemlerinde bulunan çocukların yarın yetişkin olduklarında bu izlerinin nerede, nasıl karşılarına çıkabileceği de çok düşünülmüyor.

Sosyal medya yönlendirmelerinin oyunlarla, videolarla tatlandırılarak gençlerin ve çocukların karşısına konduklarında "Mavi Balina" tarzı etkiler ortaya çıkabileceği görülüp bilindiği halde her an ve bu sonuçları doğurabilecek her uygulamaya etkili şekilde müdahale edilemiyor.

Ne var ki, yiğidi öldürürken hakkını da vermek gerek. Yazımızın başında da değindiğimiz gibi sosyal medyanın, internet bağlantılarının pek çok olumlu yanları da var.

Şimdi artık her yabancı dili, her müzik aletini çalmayı, sınava girmek durumunda olduğunuz her dersi, her türlü yemeği, pratik bilgiyi hatta çeşitli alanlardaki meslek sırlarını sosyal medyaya konu uygulamalarla öğrenebilirsiniz.

Tabii ki, o sizi cezbeden, içine çeken oyunlardan, müziklerden, videolardan, paylaşımlardan ve beğenilerle, boş sohbetlerden yakayı kurtarabilirseniz...

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Diğer Yazıları

Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.