Erdem Yavuz Ekici
Köşe Yazarı
Erdem Yavuz Ekici
 

Bir Cemiyet Mikrobu (Tefecilik)

Bu yazıdan birkaç gün önce, yerel  basında bir baba ve oğulun tefeci  baskısına dayanamayarak intihar ettiği haberini  teessürle okudum. İlimiz özelinde ve ülke genelinde bu tür haberlere maalesef pek sık rastlıyoruz. Ekonomik sıkıntılarından ötürü parasal ihtiyaçlarını karşılamak maksadıyla bu kişilere başvuran vatandaşlar bir müddet sonra borç batağından çıkamaz hale gelerek, ya intihara sürüklenmekte ya da yerlerinden, yurtlarından olmaktadırlar. Dünyanın başlıca klasiklerinden biri olan Suç Ve Ceza romanının ana teması  dahi tefecilik konusu üzerine temellendirilmiş olup, cemiyetin ve kişilerin ümidini söndüren bu bela toplumu bir felaketin eşiğine getirmektedir.  Bir katilden daha cani olan bu insanlar, hayatları bitirmekle kalmıyor insanların ve toplumun, yardımlaşma, dayanışma gibi ümitlerini de söndürüyor. Toplumun birbirine karşı olan bağlılığını, ümitlerini ayaklar altına alıyor, topluma karşı suç işliyorlar. Ödünç para alan şahısların mali açıdan zor durumlara düşmesine neden olan ve ekonomik açıdan güçlü kişinin ölçüsüz kazanç elde etmesi şeklinde gerçekleştirilen tefecilik, birçok ülkede olduğu gibi ülkemizde de yasaklanmıştır. Bu kapsamda 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 241. maddesinde kazanç sağlamak amacıyla başkasına ödünç para veren kişinin cezalandırılacağı düzenlenmiştir. Hukuk devletinde kişilerin içinde bulundukları zor durum ve çaresizlik, kayıt dışı bir kazanç kapısı olmamalı ve bu duruma olanak tanınmamalıdır. Ayrıca, tefecilik suçunda diğer mali suçlarda olduğu gibi devlet, vergi gelirlerinden yoksun kaldığı için suç sonucunda meydana gelen mağduriyet kamusal alanda ortaya çıkmaktadır.  Tefecilik suçunun kanunda düzenlenme yerine baktığımızda Topluma Karşı Suçlar bölümünde düzenlendiğini görmekteyiz.  Bu suçun faili herkes olabilir ve failde başka bir özellik aranmaz. Madde gerekçesinde: “İzlenen suç politikası gereğince, kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para veren kişi cezalandırılmaktadır. Buna karşılık, ödünç para alan kişi cezalandırılmamaktadır” denilmek suretiyle bu duruma dikkat çekilmiştir. Dolayısıyla Tefecilik suçunun mağduru olan kişi veya kişilerin, “para almakla bende suçlu duruma düştüm!” kaygısıyla adli makamlara başvurmadan imtina etmesi gereksizdir. Burada fail verdiği ödünç paradan faiz elde etme saikiyle hareket eden kişidir. TCK’nın 241. maddesinde, kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para vermek şeklinde tanımlanan tefecilik suçunun konusu, paradır. Yasa metninde açık şekilde belirtildiği gibi yalnızca para, tefecilik suçunun konusunu oluşturur. Para, Türk parası olabileceği gibi yabancı para da olabilir. Yargıtay içtihatlarında tefecilik suçlamasından kurtulmak için ödünç para alan kişi ile ödünç para veren kişi arasındaki işlemin konusunun görünüşte para dışında başka bir maddi değer gibi gösterildiği durumlarda, iş ilişkisi ya da akrabalık bağı bulunmayan kişiler arasındaki bu işlemin özü itibariyle kazanç sağlamak amacıyla ödünç para verme işlemi olup olmadığının saptanması gerektiğine vurgu yapmaktadır. Uygulamada bazı kişilerin altın satıyormuş gibi yapıp senet veya çek aldığı, gerçekte satmadığı altını faturalayarak daha sonra ikinci el altın (hurda altın) olarak aynı kişiden satın aldığı görülmektedir. Bu durumda, gerçek bir altın alışverişi olmadığı için tefecilik suçu vücut bulmaktadır. Suçun ispatı için şikayetçinin iddiası doğrultusunda vergi incelemesi yapılarak vergi inceleme raporu düzenlenmektedir. Uygulamada başka bir tefecilik şekli de, “senet kırma” şeklinde tefecilik yapılması şeklidir. Çek veya senet ciro edilerek tefeciye verilmektedir. Yani, gerçek bir borç ilişkisine dayanan ileri tarihli (vadeli) çek veya senedin alacaklısı; tefeciye gitmekte, tefecinin talep ettiği belli miktarda bir tenzilatla söz konusu çek veya senetteki alacağını adeta satmaktadır. Tefeci, senet veya çek alacaklısına tenzilat ettiği para miktarını düşerek geri kalanını vadesinden önce ödemekte; kendisi de kambiyo senetlerinin vadesi geldiğinde alacağı senet veya çek üzerinde borçlu gözüken kişiden talep etmektedir. Yargıtay uygulamasında bu işleme “çek veya senet kırdırma yoluyla tefecilik suçu” denilmektedir. Örneğin, 50.000 TL’lik bir alacağını 3 ay vadeli senede bağlayan kişi bu senedi tefeciye kırdırarak karşılığında 30.000 TL nakit almışsa tefecilik suçu işlenmiş olur. Pos cihazı, ticari hayatta en yaygın ödeme aracıdır. Uygulamada tefecilik yapan kişi, paraya ihtiyacı olan kişiye “borç para” olarak nitelediği belli bir miktarda parayı vermekte, parayı alan kişiyle yaptığı anlaşma çerçevesinde verdiği paraya belli bir miktarda faiz ekleyerek toplam miktarı pos cihazından çekmektedir. Böylece, parayı alan kişi nakit ihtiyacını karşılamakta, tefeci ise kredi kartını kullanarak pos cihazından “faizli” para çekmek suretiyle kazanç elde etmektedir. Yargıtay, bu şekildeki tefecilik suçuna “pos cihazı tefeciliği” demektedir. Özellikle belirtelim ki, tefecilik suçu nedeniyle yapılan yargılamalarda hazineye mutlaka bildirimde bulunularak ceza davasına müdahil olma hakkını kullanması imkanı verilmelidir. Tefecilik suçu yukarıda belirttiğimiz üç şekilde işlenmesi söz konusudur. Bu suçun mağduru olan kişi, kolluk kuvvetlerine ve cumhuriyet savcılıklarına başvurarak şikâyetçi olmaları halinde adli soruşturma başlayacak ve kamu davası açılacaktır daha sonradan şikayetten vazgeçme bu davaların düşmesi sonucunu doğurmayacaktır. Tefecilik suçunun dava zamanaşımı süresi 8 yıldır. Söz konusu suç, 8 yıllık dava zamanaşımı süresi içerisinde her zaman soruşturulabilir ve fail hakkında kamu davası açılabilir. Tefecilik suçunun düzenlendiği TCK m. 241’de failin, 2 yıldan 5 yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılacağı öngörülmüştür. Suçun toplumun tamamını ilgilendirmesi göz önüne alınarak sadece suçun mağdurlarının değil tüm vatandaşlarımızın konu ile ilgili duyarlılık göstererek, tefecilik yapan kişileri ellerinde delilleri olması şartıyla adli makamlara şikayet etmesi büyük önem arz etmektedir.
Ekleme Tarihi: 22 Şubat 2021 - Pazartesi

Bir Cemiyet Mikrobu (Tefecilik)

Bu yazıdan birkaç gün önce, yerel  basında bir baba ve oğulun tefeci  baskısına dayanamayarak intihar ettiği haberini  teessürle okudum. İlimiz özelinde ve ülke genelinde bu tür haberlere maalesef pek sık rastlıyoruz. Ekonomik sıkıntılarından ötürü parasal ihtiyaçlarını karşılamak maksadıyla bu kişilere başvuran vatandaşlar bir müddet sonra borç batağından çıkamaz hale gelerek, ya intihara sürüklenmekte ya da yerlerinden, yurtlarından olmaktadırlar.

Dünyanın başlıca klasiklerinden biri olan Suç Ve Ceza romanının ana teması  dahi tefecilik konusu üzerine temellendirilmiş olup, cemiyetin ve kişilerin ümidini söndüren bu bela toplumu bir felaketin eşiğine getirmektedir.  Bir katilden daha cani olan bu insanlar, hayatları bitirmekle kalmıyor insanların ve toplumun, yardımlaşma, dayanışma gibi ümitlerini de söndürüyor. Toplumun birbirine karşı olan bağlılığını, ümitlerini ayaklar altına alıyor, topluma karşı suç işliyorlar.

Ödünç para alan şahısların mali açıdan zor durumlara düşmesine neden olan ve ekonomik açıdan güçlü kişinin ölçüsüz kazanç elde etmesi şeklinde gerçekleştirilen tefecilik, birçok ülkede olduğu gibi ülkemizde de yasaklanmıştır. Bu kapsamda 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 241. maddesinde kazanç sağlamak amacıyla başkasına ödünç para veren kişinin cezalandırılacağı düzenlenmiştir. Hukuk devletinde kişilerin içinde bulundukları zor durum ve çaresizlik, kayıt dışı bir kazanç kapısı olmamalı ve bu duruma olanak tanınmamalıdır. Ayrıca, tefecilik suçunda diğer mali suçlarda olduğu gibi devlet, vergi gelirlerinden yoksun kaldığı için suç sonucunda meydana gelen mağduriyet kamusal alanda ortaya çıkmaktadır.

 Tefecilik suçunun kanunda düzenlenme yerine baktığımızda Topluma Karşı Suçlar bölümünde düzenlendiğini görmekteyiz.  Bu suçun faili herkes olabilir ve failde başka bir özellik aranmaz. Madde gerekçesinde: “İzlenen suç politikası gereğince, kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para veren kişi cezalandırılmaktadır. Buna karşılık, ödünç para alan kişi cezalandırılmamaktadır” denilmek suretiyle bu duruma dikkat çekilmiştir. Dolayısıyla Tefecilik suçunun mağduru olan kişi veya kişilerin, “para almakla bende suçlu duruma düştüm!” kaygısıyla adli makamlara başvurmadan imtina etmesi gereksizdir. Burada fail verdiği ödünç paradan faiz elde etme saikiyle hareket eden kişidir.

TCK’nın 241. maddesinde, kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para vermek şeklinde tanımlanan tefecilik suçunun konusu, paradır. Yasa metninde açık şekilde belirtildiği gibi yalnızca para, tefecilik suçunun konusunu oluşturur. Para, Türk parası olabileceği gibi yabancı para da olabilir. Yargıtay içtihatlarında tefecilik suçlamasından kurtulmak için ödünç para alan kişi ile ödünç para veren kişi arasındaki işlemin konusunun görünüşte para dışında başka bir maddi değer gibi gösterildiği durumlarda, iş ilişkisi ya da akrabalık bağı bulunmayan kişiler arasındaki bu işlemin özü itibariyle kazanç sağlamak amacıyla ödünç para verme işlemi olup olmadığının saptanması gerektiğine vurgu yapmaktadır. Uygulamada bazı kişilerin altın satıyormuş gibi yapıp senet veya çek aldığı, gerçekte satmadığı altını faturalayarak daha sonra ikinci el altın (hurda altın) olarak aynı kişiden satın aldığı görülmektedir. Bu durumda, gerçek bir altın alışverişi olmadığı için tefecilik suçu vücut bulmaktadır. Suçun ispatı için şikayetçinin iddiası doğrultusunda vergi incelemesi yapılarak vergi inceleme raporu düzenlenmektedir.

Uygulamada başka bir tefecilik şekli de, “senet kırma” şeklinde tefecilik yapılması şeklidir. Çek veya senet ciro edilerek tefeciye verilmektedir. Yani, gerçek bir borç ilişkisine dayanan ileri tarihli (vadeli) çek veya senedin alacaklısı; tefeciye gitmekte, tefecinin talep ettiği belli miktarda bir tenzilatla söz konusu çek veya senetteki alacağını adeta satmaktadır. Tefeci, senet veya çek alacaklısına tenzilat ettiği para miktarını düşerek geri kalanını vadesinden önce ödemekte; kendisi de kambiyo senetlerinin vadesi geldiğinde alacağı senet veya çek üzerinde borçlu gözüken kişiden talep etmektedir. Yargıtay uygulamasında bu işleme “çek veya senet kırdırma yoluyla tefecilik suçu” denilmektedir. Örneğin, 50.000 TL’lik bir alacağını 3 ay vadeli senede bağlayan kişi bu senedi tefeciye kırdırarak karşılığında 30.000 TL nakit almışsa tefecilik suçu işlenmiş olur.

Pos cihazı, ticari hayatta en yaygın ödeme aracıdır. Uygulamada tefecilik yapan kişi, paraya ihtiyacı olan kişiye “borç para” olarak nitelediği belli bir miktarda parayı vermekte, parayı alan kişiyle yaptığı anlaşma çerçevesinde verdiği paraya belli bir miktarda faiz ekleyerek toplam miktarı pos cihazından çekmektedir. Böylece, parayı alan kişi nakit ihtiyacını karşılamakta, tefeci ise kredi kartını kullanarak pos cihazından “faizli” para çekmek suretiyle kazanç elde etmektedir. Yargıtay, bu şekildeki tefecilik suçuna “pos cihazı tefeciliği” demektedir.

Özellikle belirtelim ki, tefecilik suçu nedeniyle yapılan yargılamalarda hazineye mutlaka bildirimde bulunularak ceza davasına müdahil olma hakkını kullanması imkanı verilmelidir.

Tefecilik suçu yukarıda belirttiğimiz üç şekilde işlenmesi söz konusudur. Bu suçun mağduru olan kişi, kolluk kuvvetlerine ve cumhuriyet savcılıklarına başvurarak şikâyetçi olmaları halinde adli soruşturma başlayacak ve kamu davası açılacaktır daha sonradan şikayetten vazgeçme bu davaların düşmesi sonucunu doğurmayacaktır. Tefecilik suçunun dava zamanaşımı süresi 8 yıldır. Söz konusu suç, 8 yıllık dava zamanaşımı süresi içerisinde her zaman soruşturulabilir ve fail hakkında kamu davası açılabilir.

Tefecilik suçunun düzenlendiği TCK m. 241’de failin, 2 yıldan 5 yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılacağı öngörülmüştür. Suçun toplumun tamamını ilgilendirmesi göz önüne alınarak sadece suçun mağdurlarının değil tüm vatandaşlarımızın konu ile ilgili duyarlılık göstererek, tefecilik yapan kişileri ellerinde delilleri olması şartıyla adli makamlara şikayet etmesi büyük önem arz etmektedir.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.