Bahri Yıldızbaş
Köşe Yazarı
Bahri Yıldızbaş
 

ABDAL EDEBİYATI

Gazetelerden, dergilerden, yayınlardan, kitaplardan okuyarak, haberler, yorumlar, tartışmalar ile sosyal medyadan izleyerek, kendi irademiz ile gördüklerimiz; yaşadığımız evrendeki olumlu/olumsuz gelişmeler ile korona ve ülkemizin içinde bulunduğu kargaşadan huzursuzluk duymaya başladım. Huzuru; Edebiyatımızın inceliklerinden, şiirlerimizin sevgisinden, düşünürlerin fikirleri veya filmlerdeki olumlamalı, düşündürücü konuşmalarla bulmaya çalışıyorum. Zananım olduğundan biraz fazla okuyorum galiba. İyi de oluyor. Çirkin Kralın filmindeki diyalog ile Mevlana ve Yunusların düşünceleri özeti nasıl da onaylıyor. -Sabah oldu mu abi. -Hangi sabah? -Sabah işte abi. Sabahın kaç türlüsü var abim. -Bin türlü sabah var oğlum. Çarşambanın sabahı, Perşembenin sabahı, Cumanın sabahı. Sen hangi sabahı soruyorsun. -Ben yılları bilmiyorum abi. Ara sıra gözümü açıyorum buradayım. Sen aklını nasıl yaşıyorsun abi. -Benim aklım başımın hizasında. Ara sıra uçar. -Ben aklımın nerede olduğunu bile bilmiyorum. Bir bilsem aklımın nerede olduğunu, bir bilsem. “Akıl, insana yön veren en önemli unsur ve en büyük nimettir. Hırs ise, sınır tanımayan ve sonu olmayan aşırı istek, hatta azgınlıktır. İşte eğer, bu hırs aklın önüne geçer de, insanı kendine esir ederse; artık o kişi yanmaya, yani perişan, sefil olmaya, giderek bütün sevdiklerini, onurunu, itibarını, değerini ve özetle, her şeyini kaybetmeye adaydır, hatta mahkumdur. Onun için daima akıl, hırsın önünde olmalı, yani insan her işinde aklını kullanarak, aşırı hırstan sakınmalı; böylece gerçekleri düşünmeli, gerçekleri söylemeli ve gerçekleri yapmalıdır.” Özellikle “Ahlak’ın” çöküşü ile “Yalan” konuşmanın bu kadar rahat olması, gençliğin değerleri ve alışkanlıkları olacaksa yandık. Hem de külümüz olmadan. “Dünyaya ve maddeye çok düşkün olma; yani paraya, mala, mülke, mevki, makam, servet ve şöhrete kendinden geçercesine, insanlığını kaybedercesine dört elle sarılma! Dünya ve maddeye aşırı bağlılık, seni yiyip bitirir. Unutma, madde, her şey demek değildir; asıl, insan olduğunu unutma ve insanlığını elden bırakma! Madde; para, pul senin için tek amaç değil, hayatını sürdürebilmek ve elinden geldiğince güzel yaşamak için sadece bir araç olsun!” “Mayası kötü olana bilgi ve sanat öğretmek, yol kesen kişinin eline kılıç vermeye benzer. Çünkü, kötü kişinin eline düşen bilgi, mal, mülk ve mevki bir fitne kesilir. Mayası bozuk, nankör kişi; kendi rezilliğini kendi isteyen kimse demektir.” Demişler yüzlerce yıl önce yaşayan güzel insanlar. Ama ne güzel demişler. Kimseye sormamışlar derken, gönülleri ile sanki bugünleri görmüşler. Ey insanoğlunun oğulları; İnsanları bu kadar saf, aptal, beyinsiz, akılsız, unutkan zannediyorsunuz ya! Aslında hiç öyle değil. Siz, bazılarınız bataklıktan kurtulmaya çalışırken, onurlu ve abdal olan insanlar sizlerin dünya malı hırsınızı izleyerek; bazen gülüyor, bazen ağlıyor, bazen kızıyor. Güçleri yetmediğinden, çoğu zaman ilahi adalete havale ediyorlar. Hem vurup, hem ağlayıp, hem ağlatanı; Allah ıslah etmez. Allah; vicdanlı ve merhameti olanları hem ıslah eder, hem affeder. Babam, kardeşim, kayınpederim ve ebediyete intikal eden bütün babalara Allah’tan rahmet diliyor; fedakar, cefakar, yürekli, evlatlarının kahramanı, candan yanan, sevgisini arada bir gösteren, sevgili babaların “BABALAR GÜNÜNÜ KUTLUYORUM” Sevgiyle...
Ekleme Tarihi: 22 Haziran 2020 - Pazartesi

ABDAL EDEBİYATI

Gazetelerden, dergilerden, yayınlardan, kitaplardan okuyarak, haberler, yorumlar, tartışmalar ile sosyal medyadan izleyerek, kendi irademiz ile gördüklerimiz; yaşadığımız evrendeki olumlu/olumsuz gelişmeler ile korona ve ülkemizin içinde bulunduğu kargaşadan huzursuzluk duymaya başladım.

Huzuru; Edebiyatımızın inceliklerinden, şiirlerimizin sevgisinden, düşünürlerin fikirleri veya filmlerdeki olumlamalı, düşündürücü konuşmalarla bulmaya çalışıyorum. Zananım olduğundan biraz fazla okuyorum galiba. İyi de oluyor. Çirkin Kralın filmindeki diyalog ile Mevlana ve Yunusların düşünceleri özeti nasıl da onaylıyor.

-Sabah oldu mu abi.

-Hangi sabah?

-Sabah işte abi. Sabahın kaç türlüsü var abim.

-Bin türlü sabah var oğlum. Çarşambanın sabahı, Perşembenin sabahı, Cumanın sabahı. Sen hangi sabahı soruyorsun.

-Ben yılları bilmiyorum abi. Ara sıra gözümü açıyorum buradayım. Sen aklını nasıl yaşıyorsun abi.

-Benim aklım başımın hizasında. Ara sıra uçar.

-Ben aklımın nerede olduğunu bile bilmiyorum. Bir bilsem aklımın nerede olduğunu, bir bilsem.

“Akıl, insana yön veren en önemli unsur ve en büyük nimettir. Hırs ise, sınır tanımayan ve sonu olmayan aşırı istek, hatta azgınlıktır. İşte eğer, bu hırs aklın önüne geçer de, insanı kendine esir ederse; artık o kişi yanmaya, yani perişan, sefil olmaya, giderek bütün sevdiklerini, onurunu, itibarını, değerini ve özetle, her şeyini kaybetmeye adaydır, hatta mahkumdur. Onun için daima akıl, hırsın önünde olmalı, yani insan her işinde aklını kullanarak, aşırı hırstan sakınmalı; böylece gerçekleri düşünmeli, gerçekleri söylemeli ve gerçekleri yapmalıdır.”

Özellikle “Ahlak’ın” çöküşü ile “Yalan” konuşmanın bu kadar rahat olması, gençliğin değerleri ve alışkanlıkları olacaksa yandık. Hem de külümüz olmadan.

“Dünyaya ve maddeye çok düşkün olma; yani paraya, mala, mülke, mevki, makam, servet ve şöhrete kendinden geçercesine, insanlığını kaybedercesine dört elle sarılma! Dünya ve maddeye aşırı bağlılık, seni yiyip bitirir. Unutma, madde, her şey demek değildir; asıl, insan olduğunu unutma ve insanlığını elden bırakma! Madde; para, pul senin için tek amaç değil, hayatını sürdürebilmek ve elinden geldiğince güzel yaşamak için sadece bir araç olsun!”

“Mayası kötü olana bilgi ve sanat öğretmek, yol kesen kişinin eline kılıç vermeye benzer. Çünkü, kötü kişinin eline düşen bilgi, mal, mülk ve mevki bir fitne kesilir. Mayası bozuk, nankör kişi; kendi rezilliğini kendi isteyen kimse demektir.”

Demişler yüzlerce yıl önce yaşayan güzel insanlar. Ama ne güzel demişler. Kimseye sormamışlar derken, gönülleri ile sanki bugünleri görmüşler.

Ey insanoğlunun oğulları; İnsanları bu kadar saf, aptal, beyinsiz, akılsız, unutkan zannediyorsunuz ya! Aslında hiç öyle değil. Siz, bazılarınız bataklıktan kurtulmaya çalışırken, onurlu ve abdal olan insanlar sizlerin dünya malı hırsınızı izleyerek; bazen gülüyor, bazen ağlıyor, bazen kızıyor. Güçleri yetmediğinden, çoğu zaman ilahi adalete havale ediyorlar.

Hem vurup, hem ağlayıp, hem ağlatanı; Allah ıslah etmez. Allah; vicdanlı ve merhameti olanları hem ıslah eder, hem affeder.

Babam, kardeşim, kayınpederim ve ebediyete intikal eden bütün babalara Allah’tan rahmet diliyor; fedakar, cefakar, yürekli, evlatlarının kahramanı, candan yanan, sevgisini arada bir gösteren, sevgili babaların “BABALAR GÜNÜNÜ KUTLUYORUM”

Sevgiyle...

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.