Şahbettin Uluat
Köşe Yazarı
Şahbettin Uluat
 

Hoş geldin yeni yıl

Çocuktuk, yılbaşı gecelerinin çoğunda ya nazlı nazlı, ya da  lapa lapa kar yağardı. Amerika renkli televizyonun yaygınlaştığı yıllardı ve biz henüz radyo dinliyorduk. Annelerimiz kavurga kavururdu. Babamızın hoşuna gitmezdi ama çok da geniş olmayan kalabalık odalarımızda üzerinde güğüm kaynayan kuzine sobalarımızın arkasına bir kenara çekilip tombala oynardık. Torbadan çekilen plastik tombala numaralarını alıp karşımızda kilimin ya da halının üzerine koymuş olduğumuz kartonlarımızda bulunan ilgili numaranın üzerine koyardık. Milli Piyango biletleri o günlerde de satılırdı ama bizim bundan haberimiz yoktu. Hikâye kitaplarımızdaki beyaz sakallı, külahlı, kırmızı giysili “ho ho ho” diyen, geyiklerin çektiği kızaklı arabayı süren, evlerin bacalarından çocuklara hediyeler gönderen Noel Baba az bir kısmımızın dünyasına renkli masal kitaplarıyla girse de çoğumuz onu tanımazdık. Mısır patlatanlar da olur muydu emin değilim ama sobada kestane pişiren aileler vardı, bunu bilirdik, ara sıra biz de pişirirdik. Çocuk dünyalarımızda yılbaşını önemli kılan esas şey o günün tatil olmasıydı.  İkinci gün sokağa çıkıp kartopu oynayabilir, kızak kayabilir ya da odunla, gevenle, tezekle ısınan sıcak evlerimizde oturabilirdik. Büyüklerimiz yılbaşının törene dönüşmesinden hoşlanmazlardı. İlk gençlik zamanlarımızda siyah beyaz,  bir süre sonra da renkli televizyonlar girmişti yaşamlarımıza. Yılbaşı bizim için televizyon eğlencelerinin izlendiği geceler anlamına geliyordu ama hala babamızın evindeydik ve onun kuralları geçerliydi.  O kurallar bazı yılbaşlarında saat tam 12’yi gösterirken ve ekrana Zeki Müren ya da başka bir ünlü gelecekken televizyon karşısında kalmamıza izin vermezdi. Bütün yakınmalarımıza rağmen bir sonuç alamamış, o saatte biz çoktan yataklarımıza girmiş olurduk. Bizim çocukluk zamanlarımızda da, yetişkinliğe adım attığımız günlerde de, bugün de bilmediğimiz bazı ülkelerde yılbaşı hep coşku ile kutlanırdı ve bizim uzun zaman bundan haberimiz olmadı. . Aslına bakarsanız başından beri bizim mahallemizde, şehrimizde ya da ülkemizde de, başka ülkelerde de ve her evde de farklı yaşanırdı bu özel gün. Evet, birbirlerine benzeyenleri çoktu. Yukarı mahalleninkiler birbirlerine benziyorlardı, aşağı mahalleninkiler de birbirlerine. Bu ülkedekiler birbirlerine benziyorlardı, başka ülkelerdekiler birbirlerine. Bugün de öyle. Ev, aile anlamında düşünüldüğünde kimileri arasında akla, hayale gelmeyecek farklılıklar vardı, şimdi de var. Olay sadece o gece evde yapılan kutlamalar da değildir. O geceye önem veren ya da vermeyen her insanın kafasında farklı bir yılbaşı resmi vardı, bugün de var. Yani gözle görülüp elle tutulanın dışında bir şeyler. İnançlar, gelenekler, beklentiler, ezberler, itirazlar, kabuller. Hıristiyan, Müslüman ya da başka dinden, inançtan her kesim farklı yaklaşır bu vakte. İnançları bir olsa da her insan maddi – manevi varlıklar anlamında bireysel farklılıklar nedeniyle ötekilerinden farklı şeyler düşünür.  * Yılbaşı da günlerden bir gün, zamanlardan bir zamandır. Ocak ayının ilk günü olarak tayin edildikten sonra diğerlerinden kopan, diğerlerine göre farklı anlam ve önem kazanan bir zaman. Üzerinden yılbaşı giysisini çıkardığında çıplak haliyle diğer günler gibi bir gündür. Zaman içinde kıyafetleri de, değeri de hem bireysel anlamda hem küresel anlamda değişen, evrendeki diğer her şey gibi geleceğe doğru giderken ortaya çıkan değişikliklerden etkilenen bir zamandır. Görünen o ki bu yıl Kovid – 19 diğer her şey gibi yılbaşı kutlamalarına da taş koyacak.  O taş bizim için çok anlamlı olmayacak belki ama fanatik futbol taraftarları gibi fanatik yılbaşı eğlencesi düşkünleri için ciddi bir düş kırıklığı olacak. Çağdaş sömürgecilerin yangın yerine çevirmiş olduğu bölgelerden, ülkelerden bir yolunu bulup Avrupa kentlerine kapağı atmış olanlar kaçak göçek de olsa bir şekilde ve mutlaka yapılacak yeni yıl kutlamalarını anlamaya çalışacaklar. Yaya olarak dağlardan o efsane (!) ülkelere ulaşmak için yollarda ya da şişme botlarla denizlerin ortasında olanların da o geceden haberleri olmayacak.  Onların bu habersiz hallerinden dünyanın diğer yarısının hiç mi hiç haberi olmayacak. * Biz yine de hoş geldin yeni yıl diyelim. Hoş geldin, umarım hem Van’ımız, hem ülkemiz hem de dünya için bir öncekinden daha güzel bir yıl olursun.    
Ekleme Tarihi: 28 Aralık 2020 - Pazartesi

Hoş geldin yeni yıl

Çocuktuk, yılbaşı gecelerinin çoğunda ya nazlı nazlı, ya da  lapa lapa kar yağardı.

Amerika renkli televizyonun yaygınlaştığı yıllardı ve biz henüz radyo dinliyorduk.

Annelerimiz kavurga kavururdu.

Babamızın hoşuna gitmezdi ama çok da geniş olmayan kalabalık odalarımızda üzerinde güğüm kaynayan kuzine sobalarımızın arkasına bir kenara çekilip tombala oynardık. Torbadan çekilen plastik tombala numaralarını alıp karşımızda kilimin ya da halının üzerine koymuş olduğumuz kartonlarımızda bulunan ilgili numaranın üzerine koyardık.

Milli Piyango biletleri o günlerde de satılırdı ama bizim bundan haberimiz yoktu.

Hikâye kitaplarımızdaki beyaz sakallı, külahlı, kırmızı giysili “ho ho ho” diyen, geyiklerin çektiği kızaklı arabayı süren, evlerin bacalarından çocuklara hediyeler gönderen Noel Baba az bir kısmımızın dünyasına renkli masal kitaplarıyla girse de çoğumuz onu tanımazdık.

Mısır patlatanlar da olur muydu emin değilim ama sobada kestane pişiren aileler vardı, bunu bilirdik, ara sıra biz de pişirirdik.

Çocuk dünyalarımızda yılbaşını önemli kılan esas şey o günün tatil olmasıydı. 

İkinci gün sokağa çıkıp kartopu oynayabilir, kızak kayabilir ya da odunla, gevenle, tezekle ısınan sıcak evlerimizde oturabilirdik.

Büyüklerimiz yılbaşının törene dönüşmesinden hoşlanmazlardı.

İlk gençlik zamanlarımızda siyah beyaz,  bir süre sonra da renkli televizyonlar girmişti yaşamlarımıza.

Yılbaşı bizim için televizyon eğlencelerinin izlendiği geceler anlamına geliyordu ama hala babamızın evindeydik ve onun kuralları geçerliydi.  O kurallar bazı yılbaşlarında saat tam 12’yi gösterirken ve ekrana Zeki Müren ya da başka bir ünlü gelecekken televizyon karşısında kalmamıza izin vermezdi. Bütün yakınmalarımıza rağmen bir sonuç alamamış, o saatte biz çoktan yataklarımıza girmiş olurduk.

Bizim çocukluk zamanlarımızda da, yetişkinliğe adım attığımız günlerde de, bugün de bilmediğimiz bazı ülkelerde yılbaşı hep coşku ile kutlanırdı ve bizim uzun zaman bundan haberimiz olmadı. .

Aslına bakarsanız başından beri bizim mahallemizde, şehrimizde ya da ülkemizde de, başka ülkelerde de ve her evde de farklı yaşanırdı bu özel gün.

Evet, birbirlerine benzeyenleri çoktu.

Yukarı mahalleninkiler birbirlerine benziyorlardı, aşağı mahalleninkiler de birbirlerine. Bu ülkedekiler birbirlerine benziyorlardı, başka ülkelerdekiler birbirlerine. Bugün de öyle.

Ev, aile anlamında düşünüldüğünde kimileri arasında akla, hayale gelmeyecek farklılıklar vardı, şimdi de var.

Olay sadece o gece evde yapılan kutlamalar da değildir.

O geceye önem veren ya da vermeyen her insanın kafasında farklı bir yılbaşı resmi vardı, bugün de var.

Yani gözle görülüp elle tutulanın dışında bir şeyler.

İnançlar, gelenekler, beklentiler, ezberler, itirazlar, kabuller.

Hıristiyan, Müslüman ya da başka dinden, inançtan her kesim farklı yaklaşır bu vakte.

İnançları bir olsa da her insan maddi – manevi varlıklar anlamında bireysel farklılıklar nedeniyle ötekilerinden farklı şeyler düşünür. 

*

Yılbaşı da günlerden bir gün, zamanlardan bir zamandır. Ocak ayının ilk günü olarak tayin edildikten sonra diğerlerinden kopan, diğerlerine göre farklı anlam ve önem kazanan bir zaman.

Üzerinden yılbaşı giysisini çıkardığında çıplak haliyle diğer günler gibi bir gündür.

Zaman içinde kıyafetleri de, değeri de hem bireysel anlamda hem küresel anlamda değişen, evrendeki diğer her şey gibi geleceğe doğru giderken ortaya çıkan değişikliklerden etkilenen bir zamandır.

Görünen o ki bu yıl Kovid – 19 diğer her şey gibi yılbaşı kutlamalarına da taş koyacak.  O taş bizim için çok anlamlı olmayacak belki ama fanatik futbol taraftarları gibi fanatik yılbaşı eğlencesi düşkünleri için ciddi bir düş kırıklığı olacak.

Çağdaş sömürgecilerin yangın yerine çevirmiş olduğu bölgelerden, ülkelerden bir yolunu bulup Avrupa kentlerine kapağı atmış olanlar kaçak göçek de olsa bir şekilde ve mutlaka yapılacak yeni yıl kutlamalarını anlamaya çalışacaklar.

Yaya olarak dağlardan o efsane (!) ülkelere ulaşmak için yollarda ya da şişme botlarla denizlerin ortasında olanların da o geceden haberleri olmayacak.

 Onların bu habersiz hallerinden dünyanın diğer yarısının hiç mi hiç haberi olmayacak.

*

Biz yine de hoş geldin yeni yıl diyelim.

Hoş geldin, umarım hem Van’ımız, hem ülkemiz hem de dünya için bir öncekinden daha güzel bir yıl olursun.

 

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (1)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Bedrettin Uluat
(30.12.2020 09:39 - #72164)
Tam da anlattığın gibiydi. Ne güzel günlerdi o günler. Kalem ine,yüreğine sağlık sevgili kardeşim.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.