İkram Kali
Köşe Yazarı
İkram Kali
 

Cami israfı son bulmalı

Bunu ben söylemiyorum, yetkililer söylüyor. İslam dininde ibadet edilen mekânların karakteristik mimari özelliklerine, cami mimarisi deniliyor. Osmanlı'da ilk mimari tarzını yakalayan camiler, Mimar Sinan sayesinde gelişmiştir. Günümüzde İslam dininin sembolü olan camilerin yapımında mimari ve teknik açıdan gerekli hassasiyet gösterilmemektedir. İhtiyaç olsun veya olmasın mimari estetikten uzak kontrolsüz, denetimsiz gelişigüzel camiler mantar gibi her yerde çoğalıyor. Sırf din görevlisi atanması amaçlanan bu çok katlı beton yığını mimarisi düzgün olmayan camilere yapılan harcama israftan başka bir işe yaramıyor. Son dönemlerde taziye yeri, kuran kursu binalarının ayrı yerlere yapılması da israfla birlikte camilerin işlevselliğini olumsuz etkilemektedir. Ama bu durumu pek çok kimse fark etmiyor. Cami dediğin sadece 5 vakit kapısı açılan, cuma günleri dışında genelde boş kalan ibadet mekânı olmamalı. Cami değdin, mimarisiyle, çevre düzeniyle, bahçesindeki ağaçları, çiçekleriyle, çeşmesiyle insanları görsel olarak etkileyerek ruhani havasıyla, kokusu ve temizliğiyle huzur vermelidir. Cami dediğin yaşlıların dinleneceği bir yeri, sonra içinde kütüphanesi olan bir ilim yuvası olmalıdır. Kısacası camiler hem mimarisi hem de işlevselliği ile birçok dini ihtiyacı içinde barındıran örnek mekânlar olmalıdır. Ne denilirse denilsin Ülkemizin her yerinde çevreyle uyumsuz, estetikten yoksun camiler yapılmaya devam ediliyor. Bu durumu soran, kontrol eden olmadığı için istismar ve yanlışlar sürüyor. Bilinçsiz ufku olmayan yöneticilerin yaptığı camiler ile yerel yöneticilerin eseri olan en az camiler kadar önemsediğimiz mezarlıkların da üzüntü veren hali ortadadır.  Cami yapımı ve mimarisine yönelik eleştiriler Türkiye gündeminden hiç düşmedi. Ancak soruna kalıcı bir çözümde bulunamadı. Durum böyle olunca kıblesi yanlış, minareleri, merdivenleri, giriş kapıları ölçüsüz, mihrabı, minberi, kürsüsü zevksiz, çevresiyle uyumsuz camilerin sayısı katlanarak artmaya devam ediyor. 2006 yılında 25 ünlü mimar ile istişare toplantısı yaparak bundan sonra yapılacak camilerin daha estetik ve sanatsal olması için dikkat edilmesi gereken hususları masaya yatıran dönemin Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, Türkiye'de Mimar Sinan ruhunu 21. yüzyıl ile birleştirecek projeler için çalışma başlattıklarını açıklamıştı. Söylenenler lafta kaldı. Aradan 12 yıl geçti. Söylem aynı söyleyen değişti. Gazete ve televizyonların Ankara temsilcileriyle Diyanet İşleri Başkanlığında bir araya gelen Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş camilerin mimarilerinin standartlaşacağını açıkladı. Nasıl olacağını Erbaş açıklıyor. Cami mimarisinin standartlaşması üzerine de çalışma yaptıklarını açıklayan Erbaş "Mimarilerde bir standart getirilecek, bu konuda Çevre ve Şehircilik Bakanlığıyla birlikte hareket ediyoruz. Türkiye'de yılda 600-700 civarında cami yapılıyor. Tabii biz istiyoruz ki ihtiyaç olan yerlere yapılsın. Bundan sonra zaten ihtiyaç olmayan yerlere cami yapılması da zorlaşacak. Bu çalışmamız sonucunda Çevre ve Şehircilik Bakanlığının onayı olmadan, eğer bir yerde camiye ihtiyaç yoksa, orada cami yapılmayacak" diye konuştu. Bekleyip göreceğiz.  Van'da 100 cami yapımının daha devam ettiğini geçenlerde en yetkili ağızdan öğrendik. İhtiyaç varsa mimari estetiğe sahip, bahçesi olan insanı sarmalayan, şehrimize görselliği ile değer katan biblo gibi camiler yapılsın. Ama gerekmeyen yerlere sözde cami yapılmasının önüne geçilsin. Van'da yapılardaki mimari facia camilerde de kendisini gösteriyor. 2011 Van depremi sonrası TOKİ konut alanlarında yapılan camilerde mimari işlevsellik, işçilik vahim durumda. Tip, yani standart proje mantığıyla müttehitlere ihale edilerek yapılan camiler dökülüyor. Örneğin Edremit'te 2011 depremi sonrası TOKİ konut alanına TOKİ tarafından yaptırılan Van'ın en büyük camilerinden olan 5 bin kişilik İmamı Azam Cami'si yapım hataları, eksiklikler ve bakımsızlık nedeniyle yıkılıyor. Duvarlarından ve tavanından suların aktığı camii de cemaat kimi zaman yere branda sererek namaz kılabiliyor. Yıkılmaya yüz tutan camiye sahip çıkılması sorunun çözülmesi için gazetemizde " Allah'ın Evi Yıkılıyor" başlığıyla manşet haber yaptık.   Allah kitap, din iman, kuran diyerek mangalda kül bırakmayan yetkililer caminin perişan durumuna müdahale etmeyince vatandaşlar ilgisizliğe tepki göstermekle kaldı.     Diyanet şimdi TOKİ işbirliği ile standart camiler yapılması için harekete geçecekmiş! TOKİ konutları gibi. Ne çözüm ne çözüm!!. Cami mimarisi ile ilgili ünlü mimarlar bakın ne diyorlar; Mimar Turgut Cansever: Camiler proje dahi geliştirilmeden yapılandırılıyor. Bu seviyesizlik. Camilerimizi moderniteye uygun bir şekilde yapılandırmanın zamanı gelmiştir. Kocatepe Camii mimarı Hüsrev Tayla: Camilerle ilgili değişim ve girişim çalışmasının 40 yıl önce yapılması gerekirdi. Akılları başlarına geç geldi. Özellikle kubbe ve minareler camilerin mimari yapısına tamamen aykırı. Minareler çok yüksek yapılıyor ve camiler ise aşağıda görünmez bir pozisyonda kalıyor. Modernite yalnız şekille olmamalı, fonksiyonel olarak da mükemmel olmalıdır. Kent bilimci Mimar Ahmet Vefik Alp: Camilerin geçmişin değerlerine bağlı kalınarak bugünün teknolojisiyle yapılandırılması gerekir. Mimar Sinan bugün yaşasaydı bugünün teknolojilerini kullanırdı. 500 yıl önceki teknolojiyle yapılan şaheserleri yaratan imkânlar şu an daha fazla ancak değerlendirilmiyor. Ülkemizde nereye ne kadar büyüklükte nasıl bir cami yapılması gerektiğini planlayamayan, camilerin yapımında hala yol göstererek söz sahibi olamayan anlayış cami sorununa kalıcı çözüm bulamaz.
Ekleme Tarihi: 04 Şubat 2018 - Pazar

Cami israfı son bulmalı

Bunu ben söylemiyorum, yetkililer söylüyor.

İslam dininde ibadet edilen mekânların karakteristik mimari özelliklerine, cami mimarisi deniliyor. Osmanlı'da ilk mimari tarzını yakalayan camiler, Mimar Sinan sayesinde gelişmiştir. Günümüzde İslam dininin sembolü olan camilerin yapımında mimari ve teknik açıdan gerekli hassasiyet gösterilmemektedir. İhtiyaç olsun veya olmasın mimari estetikten uzak kontrolsüz, denetimsiz gelişigüzel camiler mantar gibi her yerde çoğalıyor. Sırf din görevlisi atanması amaçlanan bu çok katlı beton yığını mimarisi düzgün olmayan camilere yapılan harcama israftan başka bir işe yaramıyor.

Son dönemlerde taziye yeri, kuran kursu binalarının ayrı yerlere yapılması da israfla birlikte camilerin işlevselliğini olumsuz etkilemektedir. Ama bu durumu pek çok kimse fark etmiyor. Cami dediğin sadece 5 vakit kapısı açılan, cuma günleri dışında genelde boş kalan ibadet mekânı olmamalı. Cami değdin, mimarisiyle, çevre düzeniyle, bahçesindeki ağaçları, çiçekleriyle, çeşmesiyle insanları görsel olarak etkileyerek ruhani havasıyla, kokusu ve temizliğiyle huzur vermelidir. Cami dediğin yaşlıların dinleneceği bir yeri, sonra içinde kütüphanesi olan bir ilim yuvası olmalıdır. Kısacası camiler hem mimarisi hem de işlevselliği ile birçok dini ihtiyacı içinde barındıran örnek mekânlar olmalıdır.

Ne denilirse denilsin Ülkemizin her yerinde çevreyle uyumsuz, estetikten yoksun camiler yapılmaya devam ediliyor. Bu durumu soran, kontrol eden olmadığı için istismar ve yanlışlar sürüyor. Bilinçsiz ufku olmayan yöneticilerin yaptığı camiler ile yerel yöneticilerin eseri olan en az camiler kadar önemsediğimiz mezarlıkların da üzüntü veren hali ortadadır.

 Cami yapımı ve mimarisine yönelik eleştiriler Türkiye gündeminden hiç düşmedi. Ancak soruna kalıcı bir çözümde bulunamadı. Durum böyle olunca kıblesi yanlış, minareleri, merdivenleri, giriş kapıları ölçüsüz, mihrabı, minberi, kürsüsü zevksiz, çevresiyle uyumsuz camilerin sayısı katlanarak artmaya devam ediyor.

2006 yılında 25 ünlü mimar ile istişare toplantısı yaparak bundan sonra yapılacak camilerin daha estetik ve sanatsal olması için dikkat edilmesi gereken hususları masaya yatıran dönemin Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, Türkiye'de Mimar Sinan ruhunu 21. yüzyıl ile birleştirecek projeler için çalışma başlattıklarını açıklamıştı. Söylenenler lafta kaldı.

Aradan 12 yıl geçti.

Söylem aynı söyleyen değişti.

Gazete ve televizyonların Ankara temsilcileriyle Diyanet İşleri Başkanlığında bir araya gelen Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş camilerin mimarilerinin standartlaşacağını açıkladı.

Nasıl olacağını Erbaş açıklıyor. Cami mimarisinin standartlaşması üzerine de çalışma yaptıklarını açıklayan Erbaş "Mimarilerde bir standart getirilecek, bu konuda Çevre ve Şehircilik Bakanlığıyla birlikte hareket ediyoruz. Türkiye'de yılda 600-700 civarında cami yapılıyor. Tabii biz istiyoruz ki ihtiyaç olan yerlere yapılsın. Bundan sonra zaten ihtiyaç olmayan yerlere cami yapılması da zorlaşacak. Bu çalışmamız sonucunda Çevre ve Şehircilik Bakanlığının onayı olmadan, eğer bir yerde camiye ihtiyaç yoksa, orada cami yapılmayacak" diye konuştu.

Bekleyip göreceğiz.

 Van'da 100 cami yapımının daha devam ettiğini geçenlerde en yetkili ağızdan öğrendik. İhtiyaç varsa mimari estetiğe sahip, bahçesi olan insanı sarmalayan, şehrimize görselliği ile değer katan biblo gibi camiler yapılsın. Ama gerekmeyen yerlere sözde cami yapılmasının önüne geçilsin.

Van'da yapılardaki mimari facia camilerde de kendisini gösteriyor.

2011 Van depremi sonrası TOKİ konut alanlarında yapılan camilerde mimari işlevsellik, işçilik vahim durumda. Tip, yani standart proje mantığıyla müttehitlere ihale edilerek yapılan camiler dökülüyor. Örneğin Edremit'te 2011 depremi sonrası TOKİ konut alanına TOKİ tarafından yaptırılan Van'ın en büyük camilerinden olan 5 bin kişilik İmamı Azam Cami'si yapım hataları, eksiklikler ve bakımsızlık nedeniyle yıkılıyor. Duvarlarından ve tavanından suların aktığı camii de cemaat kimi zaman yere branda sererek namaz kılabiliyor. Yıkılmaya yüz tutan camiye sahip çıkılması sorunun çözülmesi için gazetemizde " Allah'ın Evi Yıkılıyor" başlığıyla manşet haber yaptık.   Allah kitap, din iman, kuran diyerek mangalda kül bırakmayan yetkililer caminin perişan durumuna müdahale etmeyince vatandaşlar ilgisizliğe tepki göstermekle kaldı.    

Diyanet şimdi TOKİ işbirliği ile standart camiler yapılması için harekete geçecekmiş!

TOKİ konutları gibi.

Ne çözüm ne çözüm!!.

Cami mimarisi ile ilgili ünlü mimarlar bakın ne diyorlar;

Mimar Turgut Cansever: Camiler proje dahi geliştirilmeden yapılandırılıyor. Bu seviyesizlik. Camilerimizi moderniteye uygun bir şekilde yapılandırmanın zamanı gelmiştir. Kocatepe Camii mimarı Hüsrev Tayla: Camilerle ilgili değişim ve girişim çalışmasının 40 yıl önce yapılması gerekirdi. Akılları başlarına geç geldi.

Özellikle kubbe ve minareler camilerin mimari yapısına tamamen aykırı. Minareler çok yüksek yapılıyor ve camiler ise aşağıda görünmez bir pozisyonda kalıyor. Modernite yalnız şekille olmamalı, fonksiyonel olarak da mükemmel olmalıdır. Kent bilimci Mimar Ahmet Vefik Alp: Camilerin geçmişin değerlerine bağlı kalınarak bugünün teknolojisiyle yapılandırılması gerekir. Mimar Sinan bugün yaşasaydı bugünün teknolojilerini kullanırdı. 500 yıl önceki teknolojiyle yapılan şaheserleri yaratan imkânlar şu an daha fazla ancak değerlendirilmiyor.

Ülkemizde nereye ne kadar büyüklükte nasıl bir cami yapılması gerektiğini planlayamayan, camilerin yapımında hala yol göstererek söz sahibi olamayan anlayış cami sorununa kalıcı çözüm bulamaz.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.