Cem Altaylı

Kaybettiğimiz çınarlar

Cem Altaylı

Son bir kaç yıl içinde sinema, tiyatro, müzik alanında yeri bir daha dolmayacak benzerleri dahi yerine gelmeyecek nice nadide sanatçılarımızı yitirdik.

Tıpkı bu ülkede sevgimizi, saygımızı, muhabbetimizi, geleneklerimizi, dostluklarımızı, gençlerimizi, kadınlarımızı, ormanlarımızı, temiz deniz, göl, akarsu, derelerimizi ve geçmişimizi, geleceğimizi yitirdiğimiz gibi.

Bizlere doyumsuz sesi ve yorumu ile sanat müziğini sevdiren Müzeyyen Senar'dan sonra okuma alışkanlığı olmayan, günlük gazeteleri bile okumaktan üşenen halkımıza bir nebzede olsa kitap okumayı sevdiren, tüm hayati zorlukla çileyle fırtınalarla geçen o koca çınar Yaşar Kemal'i de kaybettik.

Dünya edebiyatına onlarca eşsiz eser kazandıran kıymetini bizden önce yabancıların bildiği o koca çınar okuduğum tüm eserlerinde Türkçeyi, kelimeleri, iyi bir türkücünün sesi ile nağme yaptığı gibi kullanarak bir dengbej’in, bir hikayecinin ötesinde ustalıkla, okuyucuyu bıktırmadan yormadan kitabın içine çekip alan hikayeye, olaya, anlattığı her şeye ortak eden o müthiş anlatımıyla ağalığı, sömürüyü, sömürülmeyi, insanı, hayvanı, bitkiyi, denizi, balığı, gökyüzünü bize anlatan bize sevdire yazın ustasıydı.  Yaşar Kemal çocukluğu gençliği Anadolu’nun, Çukurova’nın, Yörüklerin, Dengbejlerin arasında geçmiş. Her çiçekten, bal alan arı misali gözlemlediği, duyduğu, yaşadığı her şeyi, çok değer verdiği insanlıkla buluşturdu yıllarca. Hemde tüm bunları üç buçuk yaşında bir kaza sonucu kör olan ve geriye kalan bir gözü ile yaptı.

O bir gözü ile dağların ardını gördü. Darısı iki gözle önünü göremeyen siyasilerin başına. Umarım doksan iki yıllık çabası boşa gitmez, insanın insanca yaşadığı bir ülkemiz olur

Yazıya onu güzel bir sözü ile son verelim;O güzel insanlar güzel atlara binip güzel diyarlara gittiler. Demirin tuncu insanın piçide geride kaldı”

  Hoşçakalın

Yazarın Diğer Yazıları