İdris Ortakaya
Köşe Yazarı
İdris Ortakaya
 

Utanç belgesi yırtıldı…

Değerli okurlarım, lütfen hatırlayın, barış süreci denen bir ihanet süreci başlatılmıştı, 2013 yılında... Bu anlayışa, bir Kürt olarak şiddetle karşı çıkmıştım… Yazılarımda, bu sürecin adını değiştirin “bu süreç, barış değil, olsa olsa ihanet süreci olur” demiştim. Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a yazılar yazıp gönderiyordum. “Sayın Başbakanım, lütfen bu yanlıştan dönün. PKK Kürt'leri temsil eden bir yapı değildir. PKK hem Kürt hem de Türk halkının düşmanıdır. Bu katil örgütle eğer bir sözleşme yaparsanız öncelikle Kürt'lere, sonra da ülkeye ihanet etmiş olursunuz”. Hep o günlere ait uyarılarımdı… Şükürler olsun ki "Devletimiz yanlıştan döndü" başlıklı yazıyı yazmanın mutluluğunu yaşadım. Sayın Erdoğan, kendisine yaptırılmak istenen yanlışın farkına vardı. Çok şükür bu yanlıştan döndü. O ihanet organizasyonundan kurtulduk. Ama; ihanetçilerden bir türlü kurtulamıyoruz. Her zaman uyanık olmak zorundayız. Hainler hiç bir şekilde emellerinden vaz geçmezler. Fırsat buldukça ihanet etmeye çalışırlar. Allah bu şeytani yapılardan bizleri korusun. Değerli okurlarım, önemli bir konuya daha dikkatinizi çekmek istiyorum. 2011 yılında AB’nin dayatması sonucu bizim de gafletimizden yararlanarak imzalattırılan İstanbul Sözleşmesi ile PKK’nın barış süreci hemen hemen aynı tarihlere denk gelmektedir. PKK ihaneti ülkemizi toprak anlamında bölmenin taahhüdüdür. İstanbul sözleşmesi ise aile yapımızın altına el yapımı dinamit yerleştirmedir. Bir milletin ülkesini işgal edebilirsiniz. Topraklarına el koyabilirsiniz. İnsanlarını esir alabilirsiniz. Öldürebilirsiniz. Zindanlara atabilirsiniz. Ancak o milleti yok edemezsiniz. Bir milleti yok edebilmek için, öncelikle o milletin kültürünü yok etmelisiniz. Kültürel anlamda yıkılmayan bir millet eninde sonunda özgürlüğüne kavuşacaktır. Emperyalist yapı bu işi çok iyi bir şekilde bilendir. Bu anlamda iki olayı aynı anda gündeme getirmiştir. Türk ve Kürt toplumunun çekirdeği aile yapısıdır. Ailelerin birleşmesi ile ulusal yapılar meydana gelir. Aile yapımızı direkt hedef alan İstanbul Sözleşmesi bir ihanet belgesidir. 600, 700 yıl Cihana hükmeden bir ecdadın torunlarıyız. Osmanlı şer'iye mahkeme kayıtlarında bir tane kadın cinayetine rastlanmaz. İstanbul sözleşmesi, kadın cinayetlerini en üst noktaya çıkarmıştır. Bir an önce kendimize gelmeliyiz. Özümüze dönmeliyiz. Aile yapımıza el birliği ile sahip çıkmalıyız. Kadına şiddet eylemi en ağır şekilde cezalandırılmalı. Avrupalılar ahlaki anlamda bizi kendilerine benzetmesinler. AB eksik olsun. Bizden uzak olsunlar. Bizim bin yıllık güçlü bir kültürümüz var… Hiç bir güç bizi yıkamaz. Buna inanmalıyız. Osmanlı İmparatorluğu bittikten sonraki dönemde 100 yıl boyunca kültürel anlamda yok edilmemiz için ellerinden gelen ne varsa, o yapıldı. Büyük ölçüde de başarılı oldular. 15 temmuz işgal girişimi, bardağı taşıran son damla idi… Yeni bir ruh oluştu. Bir Erdoğan varken, milyonlarca Erdoğan görülmeye başladı. Artık kolay bir lokma olmadığımız anlaşıldı. Sayın Cumhurbaşkanımıza çok teşekkür ederim. Halkımız adına sunduğumuz önerilerimizi dikkate alarak, yanlışlardan dönülmüş olması onun ne denli erdemli bir kişiliğe sahip olduğunun göstergesidir. Saygılarımla…
Ekleme Tarihi: 22 Mart 2021 - Pazartesi

Utanç belgesi yırtıldı…

Değerli okurlarım, lütfen hatırlayın, barış süreci denen bir ihanet süreci başlatılmıştı, 2013 yılında...

Bu anlayışa, bir Kürt olarak şiddetle karşı çıkmıştım…

Yazılarımda, bu sürecin adını değiştirin “bu süreç, barış değil, olsa olsa ihanet süreci olur” demiştim.

Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a yazılar yazıp gönderiyordum.

“Sayın Başbakanım, lütfen bu yanlıştan dönün.

PKK Kürt'leri temsil eden bir yapı değildir.

PKK hem Kürt hem de Türk halkının düşmanıdır.

Bu katil örgütle eğer bir sözleşme yaparsanız öncelikle Kürt'lere, sonra da ülkeye ihanet etmiş olursunuz”.

Hep o günlere ait uyarılarımdı…

Şükürler olsun ki "Devletimiz yanlıştan döndü" başlıklı yazıyı yazmanın mutluluğunu yaşadım.

Sayın Erdoğan, kendisine yaptırılmak istenen yanlışın farkına vardı.

Çok şükür bu yanlıştan döndü.

O ihanet organizasyonundan kurtulduk.

Ama; ihanetçilerden bir türlü kurtulamıyoruz.

Her zaman uyanık olmak zorundayız. Hainler hiç bir şekilde emellerinden vaz geçmezler. Fırsat buldukça ihanet etmeye çalışırlar. Allah bu şeytani yapılardan bizleri korusun.

Değerli okurlarım, önemli bir konuya daha dikkatinizi çekmek istiyorum.

2011 yılında AB’nin dayatması sonucu bizim de gafletimizden yararlanarak imzalattırılan İstanbul Sözleşmesi ile PKK’nın barış süreci hemen hemen aynı tarihlere denk gelmektedir.

PKK ihaneti ülkemizi toprak anlamında bölmenin taahhüdüdür. İstanbul sözleşmesi ise aile yapımızın altına el yapımı dinamit yerleştirmedir.

Bir milletin ülkesini işgal edebilirsiniz.

Topraklarına el koyabilirsiniz.

İnsanlarını esir alabilirsiniz.

Öldürebilirsiniz.

Zindanlara atabilirsiniz.

Ancak o milleti yok edemezsiniz.

Bir milleti yok edebilmek için, öncelikle o milletin kültürünü yok etmelisiniz.

Kültürel anlamda yıkılmayan bir millet eninde sonunda özgürlüğüne kavuşacaktır.

Emperyalist yapı bu işi çok iyi bir şekilde bilendir.

Bu anlamda iki olayı aynı anda gündeme getirmiştir.

Türk ve Kürt toplumunun çekirdeği aile yapısıdır.

Ailelerin birleşmesi ile ulusal yapılar meydana gelir.

Aile yapımızı direkt hedef alan İstanbul Sözleşmesi bir ihanet belgesidir.

600, 700 yıl Cihana hükmeden bir ecdadın torunlarıyız.

Osmanlı şer'iye mahkeme kayıtlarında bir tane kadın cinayetine rastlanmaz.

İstanbul sözleşmesi, kadın cinayetlerini en üst noktaya çıkarmıştır.

Bir an önce kendimize gelmeliyiz.

Özümüze dönmeliyiz.

Aile yapımıza el birliği ile sahip çıkmalıyız.

Kadına şiddet eylemi en ağır şekilde cezalandırılmalı.

Avrupalılar ahlaki anlamda bizi kendilerine benzetmesinler.

AB eksik olsun.

Bizden uzak olsunlar.

Bizim bin yıllık güçlü bir kültürümüz var…

Hiç bir güç bizi yıkamaz.

Buna inanmalıyız.

Osmanlı İmparatorluğu bittikten sonraki dönemde 100 yıl boyunca kültürel anlamda yok edilmemiz için ellerinden gelen ne varsa, o yapıldı.

Büyük ölçüde de başarılı oldular.

15 temmuz işgal girişimi, bardağı taşıran son damla idi…

Yeni bir ruh oluştu.

Bir Erdoğan varken, milyonlarca Erdoğan görülmeye başladı.

Artık kolay bir lokma olmadığımız anlaşıldı.

Sayın Cumhurbaşkanımıza çok teşekkür ederim.

Halkımız adına sunduğumuz önerilerimizi dikkate alarak, yanlışlardan dönülmüş olması onun ne denli erdemli bir kişiliğe sahip olduğunun göstergesidir.

Saygılarımla…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.