Prof. Dr. Esfender Korkmaz
Köşe Yazarı
Prof. Dr. Esfender Korkmaz
 

Ekonomi Yeni Bir Krizin Eşiğinde

Dolarizasyon hem boyut olarak arttı. Hem de artık kur hareketleri ekonomiyi yönetmeye başladı. Dolar kurundaki dalgalanma kırılganlık tarifine bile sığmıyor ;  SON ÜÇ AYDA DOLAR KURUNDAKİ DEĞİŞME ; 2020 ortalaması   : 7,02 3 Kasım 2020 ,     : 8,54 16 şubat 2021      : 6.93 26 Şubat 2012      : 7.4 Döviz Türkiye’nin  yumuşak karnıdır. Kurdaki bu hareketin adı dalgalanma değildir. Nedeni  ne olursa olsun ,ister ABD tahvil faizlerinin artması olsun,  ister spekülatif saldırı olsun , ister hükümetin beceriksizliği olsun , isterse güven sorunu olsun , bu kadar dengesizlik bu defa ekonomiye daha büyük maliyet getirecektir. Son beş yıldır , ekonominin oturduğu  , demokrasi , hukuk ve siyasi altyapı bozuldu. Ekonominin iç dinamikleri pasifize edildi. Bu nedenle “Türkiye ekonomisi kendisini tamir edebilen bir ekonomidir” diyenler yanılıyor. Ekonomiyi ayakta tutan bir altyapı ve ekonomide  dinamizm kalmayınca , mutlaka müdahale etmek gerekir. Öte yandan yarın açıklanacak büyüme oranı da bu sonu durduramaz. Kaldı ki , demokrasi ve hukuki altyapının olduğu dönemlerde de Türkiye de ekonomik krizlere her zaman döviz sebep olmuştur. 2005 yılından beri kur riskini vurguluyorum. Ama itiraf edeyim ki bu defa moralim çok bozuk . Merkez Bankasının kuru  gözetmiyoruz demesi ve Hükümetin yalnızca seyretmesi  kaçınılmaz sonu hızlandırıyor. Dahası da bu kaçınılmaz sonu tetikleyen birçok olumsuz gelişme var ;  1. Bir yıl ve daha Kısa vadeli dış borçlar ile  bir yıl içinde vadesi gelen dış borçların toplamı 188,8 milyar dolardır. Ayrıca bu sene en az 25 milyar dolar cari açık vereceğiz. Yani 2021 de 213 milyar dolar borç çevirmemiz gerekir. 2. Bankaların döviz cinsinden verdiği krediler, Toplam kredilerin üçte biri kadar , 166 milyar dolardır. Bunların tamamı ticari kredi şeklindendir. Hukuk ve ekonomide güven sorunu , pandemi nedeni ile Devletin doğrudan yaptığı desteklerin çok düşük kalması, özel sektörde iflas eden ve kapanan işyeri  sayısını artırdı. Dahası özel sektörün bir yıl içinde ödemesi gereken 75,5 milyar dolar dış borcu var. Birde kur artışları hızlanırsa, bankaların dönmeyen döviz kredileri de artacaktır. Bu defa bankalar 2021 de ödemesi gereken 85 milyar dolar döviz borçları için de ödeme riski ortaya çıkacaktır.  Türkiye’nin beş yıllık tahvillerinin uluslar arası piyasalarda iflas risk primi (CDS) 280 baz puana geriledi. Yine de CDS oranı çok yüksektir ve  Dünyanın en riskli tahvilleridir. Yüksek faiz vererek dış borç alabiliriz ve fakat ABD yaptırımları olursa , dış borçları çevirmemiz de zorlaşır. 3. Merkez bankasının resmi Rezervleri yetersizdir. Merkez Bankasının 19 şubat 2021 son açıklanan rezerv varlıkları eksi 34 ,6 milyar dolardır.  4. Türkiye’nin 2020 dördüncü çeyreğinde ‘’uluslararası yatırım Pozisyonu açığı  ‘’403 milyar dolardır. Dediğim gibi bu defa ekonomik kriz derinleşebilir. Tek çözüm hükümetin demokratik ve hukuki altyapıda yüz seksen derece dönüş yapması ve aynı zamanda algı yaratmak yerine ciddi bir ekonomik önlemler paketi açıklamasıdır. Ayrıca İMF’ de kaçınılmaz bir sondur. Ama yine de yetmez. Yeniden güveni ancak halkın siyasi tercihleri belirler. Bunun içinde erken seçime gitmek gerekir.
Ekleme Tarihi: 02 Mart 2021 - Salı

Ekonomi Yeni Bir Krizin Eşiğinde

Dolarizasyon hem boyut olarak arttı. Hem de artık kur hareketleri ekonomiyi yönetmeye başladı. Dolar kurundaki dalgalanma kırılganlık tarifine bile sığmıyor ; 

SON ÜÇ AYDA DOLAR KURUNDAKİ DEĞİŞME ;

2020 ortalaması   : 7,02

3 Kasım 2020 ,     : 8,54

16 şubat 2021      : 6.93

26 Şubat 2012      : 7.4

Döviz Türkiye’nin  yumuşak karnıdır. Kurdaki bu hareketin adı dalgalanma değildir. Nedeni  ne olursa olsun ,ister ABD tahvil faizlerinin artması olsun,  ister spekülatif saldırı olsun , ister hükümetin beceriksizliği olsun , isterse güven sorunu olsun , bu kadar dengesizlik bu defa ekonomiye daha büyük maliyet getirecektir.

Son beş yıldır , ekonominin oturduğu  , demokrasi , hukuk ve siyasi altyapı bozuldu. Ekonominin iç dinamikleri pasifize edildi. Bu nedenle “Türkiye ekonomisi kendisini tamir edebilen bir ekonomidir” diyenler yanılıyor. Ekonomiyi ayakta tutan bir altyapı ve ekonomide  dinamizm kalmayınca , mutlaka müdahale etmek gerekir.

Öte yandan yarın açıklanacak büyüme oranı da bu sonu durduramaz. Kaldı ki , demokrasi ve hukuki altyapının olduğu dönemlerde de Türkiye de ekonomik krizlere her zaman döviz sebep olmuştur.

2005 yılından beri kur riskini vurguluyorum. Ama itiraf edeyim ki bu defa moralim çok bozuk . Merkez Bankasının kuru  gözetmiyoruz demesi ve Hükümetin yalnızca seyretmesi  kaçınılmaz sonu hızlandırıyor.

Dahası da bu kaçınılmaz sonu tetikleyen birçok olumsuz gelişme var ; 

1. Bir yıl ve daha Kısa vadeli dış borçlar ile  bir yıl içinde vadesi gelen dış borçların toplamı 188,8 milyar dolardır. Ayrıca bu sene en az 25 milyar dolar cari açık vereceğiz. Yani 2021 de 213 milyar dolar borç çevirmemiz gerekir.

2. Bankaların döviz cinsinden verdiği krediler, Toplam kredilerin üçte biri kadar , 166 milyar dolardır. Bunların tamamı ticari kredi şeklindendir. Hukuk ve ekonomide güven sorunu , pandemi nedeni ile Devletin doğrudan yaptığı desteklerin çok düşük kalması, özel sektörde iflas eden ve kapanan işyeri  sayısını artırdı. Dahası özel sektörün bir yıl içinde ödemesi gereken 75,5 milyar dolar dış borcu var. Birde kur artışları hızlanırsa, bankaların dönmeyen döviz kredileri de artacaktır. Bu defa bankalar 2021 de ödemesi gereken 85 milyar dolar döviz borçları için de ödeme riski ortaya çıkacaktır. 

Türkiye’nin beş yıllık tahvillerinin uluslar arası piyasalarda iflas risk primi (CDS) 280 baz puana geriledi. Yine de CDS oranı çok yüksektir ve  Dünyanın en riskli tahvilleridir. Yüksek faiz vererek dış borç alabiliriz ve fakat ABD yaptırımları olursa , dış borçları çevirmemiz de zorlaşır.

3. Merkez bankasının resmi Rezervleri yetersizdir. Merkez Bankasının 19 şubat 2021 son açıklanan rezerv varlıkları eksi 34 ,6 milyar dolardır. 

4. Türkiye’nin 2020 dördüncü çeyreğinde ‘’uluslararası yatırım Pozisyonu açığı  ‘’403 milyar dolardır.

Dediğim gibi bu defa ekonomik kriz derinleşebilir. Tek çözüm hükümetin demokratik ve hukuki altyapıda yüz seksen derece dönüş yapması ve aynı zamanda algı yaratmak yerine ciddi bir ekonomik önlemler paketi açıklamasıdır. Ayrıca İMF’ de kaçınılmaz bir sondur. Ama yine de yetmez. Yeniden güveni ancak halkın siyasi tercihleri belirler. Bunun içinde erken seçime gitmek gerekir.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.