Şükran Akçap Yurtkuran
Köşe Yazarı
Şükran Akçap Yurtkuran
 

İç borçlanma

Başlığa bakarak ekonomi alanı ile ilgili bir şeyler yazacağımı sakın düşünmeyin. Genel paylaşımlarımı takip eden ve güzel yorumları ile düşüncelerime katkı sunan arkadaşlarım, benim öyle maddi ihtiyaçlara binaen ekonomiyi hayatımın odak noktasına yerleştirmeyeceğimi ve hayata dair beklentilerimde birincil etken yapmayacağımı bilirler. Elbette zorunlu ihtiyaçlarımızı karşılamak ve daha iyi yaşamak için maddi kazanca ihtiyacımız var. Bu konuyu tartışılmaz kılıp, hatta hayatımızı idame ettirmemiz yönünde kültürel aktiviteler ve turistik amaçlı gezip görmeleri bile zorunlu ihtiyaçlarımıza dahil edebiliriz. Bu aralar dünyanın gezilebilecek en görkemli şehirlerinin videolarını izliyorum. İşte o zaman, "biraz daha maddi gelirimiz yüksek olsaydı, kaygısızca bu yerleri gezer görür ve dünya gözümüz açılırdı" diye iç geçirmiyor da değilim. Neyse, dünyevi beklentilerimizi bir tarafa koyalım. Şimdi iç borçlanmaya gelelim. Hepimizin huzurlu, mutlu, sağlıklı yaşamasına engel teşkil eden şeylerin altında yatan nedenler, aslında ruhsal iç borçlanmamızdan ve hayal aleminden çıkıp bir türlü uyanamamaktan kaynaklı olabilir mi? Sanmayın ki sadece devletler iç borçlanmaya gider. Sanmayın ki iç borçlanma sadece ekonomik sebeplerden oluşur. Asıl iç borçlanma, insanın içsel olarak biriktirdikleri ve harcayamadıklarından oluşur. İç borçlanma, maneviyata dair cimriliğin en büyüğüdür. Peki, iç borçtan kurtulmanın hafifliğine nasıl ulaşırız? İşte orda hepimizin en derinlere inip düşünmesi gerekiyor. Hesaplarımızı, hesaplayamadıklarımızı, aslında gözümüzde büyüttüğümüz onca şeylerin çokta önemli olmadığını fark etmemiz, gerçeği çokta geç kalmadan anlamamıza neden olur. Hayatımızdaki zorlukları "engel teşkil eden düşman" gibi görmek yerine "tecrübe kazandıran iyi dostlar" gibi düşünmeliyiz. Daha sıhhatli ve afiyetli yaşamak için bir an önce "iç borçlanmamızdan" kurtulmanın yolunu bulmalıyız. Kanımca bizi bu yola sevk edecek etkenlerin başında "ahlaklı ve dürüst" olmak geliyor. Peki, niye bu unsurları taşımakta zorlanıyoruz. Dürüstçe davranmamızı engelleyen temel neden, önemsediğimizi sandığımız insanları kaybetmek korkusu olabilir mi? Ya da takibinde; birilerinin çıkarına ters gelecek durumların ortaya çıkması veya çevre baskısı, belki dışlanmak korkusu ve daha nice nice endişeler, "duygularımızın bastırılmasına" neden olabilir mi? Netice itibariyle iç borçlarımızdan sıyrılmanın tek yolu "içsel saygımızdan ve dürüstlüğümüzden" asla ödün vermemek olmalıdır.
Ekleme Tarihi: 14 Mart 2019 - Perşembe

İç borçlanma

Başlığa bakarak ekonomi alanı ile ilgili bir şeyler yazacağımı sakın düşünmeyin.

Genel paylaşımlarımı takip eden ve güzel yorumları ile düşüncelerime katkı sunan arkadaşlarım, benim öyle maddi ihtiyaçlara binaen ekonomiyi hayatımın odak noktasına yerleştirmeyeceğimi ve hayata dair beklentilerimde birincil etken yapmayacağımı bilirler. Elbette zorunlu ihtiyaçlarımızı karşılamak ve daha iyi yaşamak için maddi kazanca ihtiyacımız var. Bu konuyu tartışılmaz kılıp, hatta hayatımızı idame ettirmemiz yönünde kültürel aktiviteler ve turistik amaçlı gezip görmeleri bile zorunlu ihtiyaçlarımıza dahil edebiliriz.

Bu aralar dünyanın gezilebilecek en görkemli şehirlerinin videolarını izliyorum. İşte o zaman, "biraz daha maddi gelirimiz yüksek olsaydı, kaygısızca bu yerleri gezer görür ve dünya gözümüz açılırdı" diye iç geçirmiyor da değilim.

Neyse, dünyevi beklentilerimizi bir tarafa koyalım.

Şimdi iç borçlanmaya gelelim.

Hepimizin huzurlu, mutlu, sağlıklı yaşamasına engel teşkil eden şeylerin altında yatan nedenler, aslında ruhsal iç borçlanmamızdan ve hayal aleminden çıkıp bir türlü uyanamamaktan kaynaklı olabilir mi?

Sanmayın ki sadece devletler iç borçlanmaya gider.

Sanmayın ki iç borçlanma sadece ekonomik sebeplerden oluşur.

Asıl iç borçlanma, insanın içsel olarak biriktirdikleri ve harcayamadıklarından oluşur.

İç borçlanma, maneviyata dair cimriliğin en büyüğüdür.

Peki, iç borçtan kurtulmanın hafifliğine nasıl ulaşırız?

İşte orda hepimizin en derinlere inip düşünmesi gerekiyor.

Hesaplarımızı, hesaplayamadıklarımızı, aslında gözümüzde büyüttüğümüz onca şeylerin çokta önemli olmadığını fark etmemiz, gerçeği çokta geç kalmadan anlamamıza neden olur.

Hayatımızdaki zorlukları "engel teşkil eden düşman" gibi görmek yerine "tecrübe kazandıran iyi dostlar" gibi düşünmeliyiz.

Daha sıhhatli ve afiyetli yaşamak için bir an önce "iç borçlanmamızdan" kurtulmanın yolunu bulmalıyız.

Kanımca bizi bu yola sevk edecek etkenlerin başında "ahlaklı ve dürüst" olmak geliyor.

Peki, niye bu unsurları taşımakta zorlanıyoruz.

Dürüstçe davranmamızı engelleyen temel neden, önemsediğimizi sandığımız insanları kaybetmek korkusu olabilir mi?

Ya da takibinde; birilerinin çıkarına ters gelecek durumların ortaya çıkması veya çevre baskısı, belki dışlanmak korkusu ve daha nice nice endişeler, "duygularımızın bastırılmasına" neden olabilir mi?

Netice itibariyle iç borçlarımızdan sıyrılmanın tek yolu "içsel saygımızdan ve dürüstlüğümüzden" asla ödün vermemek olmalıdır.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.