İdris Ortakaya
Köşe Yazarı
İdris Ortakaya
 

Değişen dünya düzeninde Türkiye’nin rolü

ggg Türkiye’yi dört bir taraftan ablukaya almaya çalışan ve Türkiye üzerinde oyun kuranların tüm oyunları Türkiye’nin kararlı ve tutarlı duruşu nedeniyle hem sahada hem de masada bozguna uğratılmıştır.  “Ülkemi ben yönetirim… Bana rağmen, ülkemin yönetimine müdahale edebilecek hiç bir güce izin vermem” diyen bir siyasi lideri, “Dünyayı yöneten güçler tarafından mutlaka ortadan kaldırılmalıdır. Bu anlamda yapılabilecek her şey mübahtır” söylemiyle hareket edenler, evet, bir harekat başlatmışlardır. Öncelikle FETÖ ve FETÖ’nün silahlı gücü olan PKK’yı harekete geçirdiler. Doğu ve Güneydoğuda demokratik özgürlük ilan ederek, devletimize karşı savaş ilan ettiler. Hendekler kazdılar, şükürler olsun ki kazdıkları hendeklere gömüldüler. 15 temmuz harekatını başlattılar, şükürler olsun ki başaramadılar. Terör Devleti kurmaya çalıştılar, şükürler olsun yine hüsrana uğradılar. Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekatına engel olmak istediler, sonuç sıfır… Tüm güçleri ile PKK’yı desteklediler, arzu ettiklerine ulaşamadılar. Kuzey Irak Kürt liderleri ile görüşmeler yapıldı, ABD destekli PKK’ya karşı ortak mücadele kararı alındı. Bu girişim sonunda, PKK Irak'tan en kısa zamanda kovulacak inşallah. Ülkemiz liderine onlarca defa kumpaslar kurdular, şükürler olsun ki başaramadılar. Kefenini giyerek yola çıkan ülkemiz lideri, Allah’ın yardımı ile sınırlarımızın güvenliği de büyük ölçüde sağlanmış oldu. Mavi vatanımızın korunması konusunda gerekli tedbirler alındı. Başta Yunanistan olmak üzere Avrupa Birliği ve ABD ellerinden gelen her türlü baskıyı uyguladılar. Libya devletini sahiplenmemizden dolayı kudurdular. Katar devletini sahiplenmemizden dolayı da, başta Mısır, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri de kuduranlar kervanına katıldılar. İki Devlet Bir Millet olduğumuz Azarbeycanlı kardeşlerimize karşı 1945 Boraltan Köprüsü olayında yanlış yapmış ve Rus zulmünden kaçan 417 Azeri kardeşimizi elimizle Ruslara teslim etmiştik… Bu utanç duyduğumuz kara lekeden kurtulmamız ancak ve ancak Karabağ’ın işgalden kurtulması esnasında verdiğimiz destek ile bir nebze olsun giderilebilmiştir. “Ülkemizi biz yönetiriz. Hiç bir güçten talimat almayız” anlayışı bizi bölgenin en güçlü ülkesi haline getirdi. ABD’nin yeni başkanından medet umanların hevesleri de kursaklarında kalacak, inşallah… ABD ya adam olacak, ya da adam olacak… Başka yolu yok… Gelelim Birleşik Krallık ile olan ilişkilerimize… İngiltere ile çok önemli olduğunu düşündüğüm Serbest Ticaret Anlaşması sonrası tüm AB ülkeleri sıraya girmeye başladılar. Yunanistan ve Fransa’da bunlara dahil… Hepsinin, evet, hepsinin bizimle dostane ilişkilere ihtiyaçları var… Başka da çareleri yok… Aksi takdirde kaybedecek olan kendileri… Tabii ki bu kadar yaptıklarımız bize yetmez. Biz dünyanın nizamını değiştirmeye adayız. Değiştireceğiz de… Hiç kimsenin kuşkusu olmasın. DÜNYA BEŞTEN BÜYÜKTÜR… Beşin değil, dünyanın söz ve karar sahibi olması sağlanacaktır. Görünen o ki, yirmi yılda çok ama çok önemli işlere imza attık… Bakın, Yunanistan'ın güney ege bölge vali yardımcısı Yoanis Flevaris Türkiye’nin dünya çapında itibarı olan büyük ve güçlü bir ülke olduğunu söylerken, nasıl da cümleleri basa basa kullanıyor. "Türkiye, Doğu Akdeniz’de bölgesel bir güç olarak geri adım atmayan bir tutum sergilemektedir. Güçlü bir orduya sahiptir”. Yalan mı? Doğrudur, elbette. Bize ezeli ve ebedi düşmanlık eden Yunan'lılar, bizimle ilgili gerçekleri ne kadar güzel ve namuslu bir anlayış içinde açıklayabiliyorlar. İçimizdeki " Bu hükümet Dünyanın en iyi ve en doğru işini yapsa bile" Bazı kesimler doğru iş yapmadıklarını söyler. Evet, Bizi dünyanın en saygın ve itibarlı konumuna getirdiğinden dolayı AK PARTİLİ olmaktan onur duyarız. Yirmi yılda kazanılan bu önemli başarılarımızı daha ileriye taşımak zorundayız. Bu önemli kazanımlarımıza başka kazanımlar katmak hepimizin görevidir. Yürümeye devam edeceğiz. Bundan sonra kimse bize oyun kuramaz. Suriye deki gibi, Iraktaki gibi, Libya daki gibi… Bütün Dünya bizi takdir ediyor, içimizdeki ihanetçiler hariç… Bu ihanetçilere inanan ve onlara körü körüne destek verenlerin de çok yakında gerçekleri göreceklerinden eminim. Allah ferasetlerini artırsın… Saygılarımla…
Ekleme Tarihi: 20 Ocak 2021 - Çarşamba

Değişen dünya düzeninde Türkiye’nin rolü

Türkiye’yi dört bir taraftan ablukaya almaya çalışan ve Türkiye üzerinde oyun kuranların tüm oyunları Türkiye’nin kararlı ve tutarlı duruşu nedeniyle hem sahada hem de masada bozguna uğratılmıştır.

 “Ülkemi ben yönetirim… Bana rağmen, ülkemin yönetimine müdahale edebilecek hiç bir güce izin vermem” diyen bir siyasi lideri, “Dünyayı yöneten güçler tarafından mutlaka ortadan kaldırılmalıdır. Bu anlamda yapılabilecek her şey mübahtır” söylemiyle hareket edenler, evet, bir harekat başlatmışlardır.

Öncelikle FETÖ ve FETÖ’nün silahlı gücü olan PKK’yı harekete geçirdiler.

Doğu ve Güneydoğuda demokratik özgürlük ilan ederek, devletimize karşı savaş ilan ettiler.

Hendekler kazdılar, şükürler olsun ki kazdıkları hendeklere gömüldüler.

15 temmuz harekatını başlattılar, şükürler olsun ki başaramadılar.

Terör Devleti kurmaya çalıştılar, şükürler olsun yine hüsrana uğradılar.

Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekatına engel olmak istediler, sonuç sıfır…

Tüm güçleri ile PKK’yı desteklediler, arzu ettiklerine ulaşamadılar. Kuzey Irak Kürt liderleri ile görüşmeler yapıldı, ABD destekli PKK’ya karşı ortak mücadele kararı alındı. Bu girişim sonunda, PKK Irak'tan en kısa zamanda kovulacak inşallah.

Ülkemiz liderine onlarca defa kumpaslar kurdular, şükürler olsun ki başaramadılar.

Kefenini giyerek yola çıkan ülkemiz lideri, Allah’ın yardımı ile sınırlarımızın güvenliği de büyük ölçüde sağlanmış oldu.

Mavi vatanımızın korunması konusunda gerekli tedbirler alındı.

Başta Yunanistan olmak üzere Avrupa Birliği ve ABD ellerinden gelen her türlü baskıyı uyguladılar.

Libya devletini sahiplenmemizden dolayı kudurdular.

Katar devletini sahiplenmemizden dolayı da, başta Mısır, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri de kuduranlar kervanına katıldılar.

İki Devlet Bir Millet olduğumuz Azarbeycanlı kardeşlerimize karşı 1945 Boraltan Köprüsü olayında yanlış yapmış ve Rus zulmünden kaçan 417 Azeri kardeşimizi elimizle Ruslara teslim etmiştik…

Bu utanç duyduğumuz kara lekeden kurtulmamız ancak ve ancak Karabağ’ın işgalden kurtulması esnasında verdiğimiz destek ile bir nebze olsun giderilebilmiştir.

“Ülkemizi biz yönetiriz. Hiç bir güçten talimat almayız” anlayışı bizi bölgenin en güçlü ülkesi haline getirdi.

ABD’nin yeni başkanından medet umanların hevesleri de kursaklarında kalacak, inşallah…

ABD ya adam olacak, ya da adam olacak…

Başka yolu yok…

Gelelim Birleşik Krallık ile olan ilişkilerimize…

İngiltere ile çok önemli olduğunu düşündüğüm Serbest Ticaret Anlaşması sonrası tüm AB ülkeleri sıraya girmeye başladılar.

Yunanistan ve Fransa’da bunlara dahil…

Hepsinin, evet, hepsinin bizimle dostane ilişkilere ihtiyaçları var…

Başka da çareleri yok…

Aksi takdirde kaybedecek olan kendileri…

Tabii ki bu kadar yaptıklarımız bize yetmez.

Biz dünyanın nizamını değiştirmeye adayız.

Değiştireceğiz de…

Hiç kimsenin kuşkusu olmasın.

DÜNYA BEŞTEN BÜYÜKTÜR…

Beşin değil, dünyanın söz ve karar sahibi olması sağlanacaktır.

Görünen o ki, yirmi yılda çok ama çok önemli işlere imza attık…

Bakın, Yunanistan'ın güney ege bölge vali yardımcısı Yoanis Flevaris Türkiye’nin dünya çapında itibarı olan büyük ve güçlü bir ülke olduğunu söylerken, nasıl da cümleleri basa basa kullanıyor.

"Türkiye, Doğu Akdeniz’de bölgesel bir güç olarak geri adım atmayan bir tutum sergilemektedir. Güçlü bir orduya sahiptir”.

Yalan mı? Doğrudur, elbette. Bize ezeli ve ebedi düşmanlık eden Yunan'lılar, bizimle ilgili gerçekleri ne kadar güzel ve namuslu bir anlayış içinde açıklayabiliyorlar. İçimizdeki " Bu hükümet Dünyanın en iyi ve en doğru işini yapsa bile" Bazı kesimler doğru iş yapmadıklarını söyler.

Evet, Bizi dünyanın en saygın ve itibarlı konumuna getirdiğinden dolayı AK PARTİLİ olmaktan onur duyarız.

Yirmi yılda kazanılan bu önemli başarılarımızı daha ileriye taşımak zorundayız.

Bu önemli kazanımlarımıza başka kazanımlar katmak hepimizin görevidir.

Yürümeye devam edeceğiz.

Bundan sonra kimse bize oyun kuramaz.

Suriye deki gibi, Iraktaki gibi, Libya daki gibi…

Bütün Dünya bizi takdir ediyor, içimizdeki ihanetçiler hariç…

Bu ihanetçilere inanan ve onlara körü körüne destek verenlerin de çok yakında gerçekleri göreceklerinden eminim.

Allah ferasetlerini artırsın…

Saygılarımla…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.