Emine Aktaş
Köşe Yazarı
Emine Aktaş
 

SAVAŞMAK

Bazen biz insanlar hayrın nereden geleceğini bilemiyoruz. Baş koyduğumuz yolda her şeyin sakin, olabildiğince rayında gitmesini istiyoruz. Bir engelle karşılaşınca hemen afallıyoruz. Önümüze çıkan zigzaklara, tümseklere, engellere sabırla karşı koyamıyoruz. Kimimiz hemen yılgınlık gösteriyoruz. Geldiğimiz noktayı hesaba katmadan. Olduğumuz noktaya gelene kadarki iniş çıkışları unutuyoruz.  Kimimiz okulumuzu bitirinceye kadarki zaman da yaşadığımız zorlu günleri hiç hatırlamadan bir iki aksaklıktan dolayı hemen eyvahlanıyorken buluyoruz kendimizi. Elde etmek istediğimiz şeylerin hemen olmasını istiyoruz sabırsızca, sabırla beklemeden. Oysa en güzel şeylerin, büyük zahmetten sonra geldiğini unutuyoruz. ZAHMETSİZ RAHMETİN OLAMAYACAĞINI unutuyoruz. Görünce ağzımızın sulanabileceği, ağzımızı sulandıran kırmızı, parlak bir elmanın, günün en sıcak saatinde, güneşin altında kalışını, ağacın, dalını taşımaktan yorgun düştüğü, dalın meyve ağırlığına inat savaşırcasına kırılmaya ramak kala, aşağı doğru süzüldüğü ve belki sulama vaktinin yaklaşmasına doğru vaktin ilerlemesinde ağacın susuzluktan gövdesinde derin çatlaklar oluşturduğunu ve sulandıktan sonraki ağacın canlanması, en güzel meyveyi vermeye hazırlanması, bize en güzel en tatlı ve en kıymet biçilen şeylerin bazı zorluklar yaşandıktan sonra elde edildiğinin en somut örneğidir. Bilmeliyiz ‘ BAZEN BAŞARISIZLIK BAŞARIYA GİDEN YOLU AÇAR.’ * Thomos EDİSON’un 999 denemeden sonra yaptığı bininci denemede ampulü bulduğunu biliyor muyuz? * Hiç kaybetmeyen bir sporcu tanıyor muyuz? * Trump’ın 69 yaşında başkan olduğunu biliyor muyuz? Bu örnekleri çok daha fazla sıralayabilmek mümkündür. Bu örnekler bize yeterken yılmamamız gerektiğini, savaşabilecek gücümüzün olduğunu bilerek pes ettiğimizde aslında geldiğimiz noktaya kadar ki durumumuzu yok saymış oluyoruz. Kendimize, emeğimize, bize güvenenlere, bize emek verenlere en büyük haksızlığı yapmış olmaz mıyız? Savaşmanın, mücadelenin en büyük ve en somut örneği olarak NESLİCAN’ı bilmeliyiz. NESLİCAN’ın giderken bize bıraktığı mirasının ‘SAVAŞMAK, MÜCADELE ETMEK’ olduğunu bilmeliyiz. NESLİCAN olamayız ama NESLİCAN gibi savaşabiliriz. NESLİCAN gibi savaşıldığında sonuç ne olursa olsun kazanıldığını bilmeliyiz.          
Ekleme Tarihi: 29 Eylül 2019 - Pazar

SAVAŞMAK

Bazen biz insanlar hayrın nereden geleceğini bilemiyoruz. Baş koyduğumuz yolda her şeyin sakin, olabildiğince rayında gitmesini istiyoruz. Bir engelle karşılaşınca hemen afallıyoruz. Önümüze çıkan zigzaklara, tümseklere, engellere sabırla karşı koyamıyoruz.

Kimimiz hemen yılgınlık gösteriyoruz. Geldiğimiz noktayı hesaba katmadan. Olduğumuz noktaya gelene kadarki iniş çıkışları unutuyoruz.  Kimimiz okulumuzu bitirinceye kadarki zaman da yaşadığımız zorlu günleri hiç hatırlamadan bir iki aksaklıktan dolayı hemen eyvahlanıyorken buluyoruz kendimizi. Elde etmek istediğimiz şeylerin hemen olmasını istiyoruz sabırsızca, sabırla beklemeden. Oysa en güzel şeylerin, büyük zahmetten sonra geldiğini unutuyoruz. ZAHMETSİZ RAHMETİN OLAMAYACAĞINI unutuyoruz.

Görünce ağzımızın sulanabileceği, ağzımızı sulandıran kırmızı, parlak bir elmanın, günün en sıcak saatinde, güneşin altında kalışını, ağacın, dalını taşımaktan yorgun düştüğü, dalın meyve ağırlığına inat savaşırcasına kırılmaya ramak kala, aşağı doğru süzüldüğü ve belki sulama vaktinin yaklaşmasına doğru vaktin ilerlemesinde ağacın susuzluktan gövdesinde derin çatlaklar oluşturduğunu ve sulandıktan sonraki ağacın canlanması, en güzel meyveyi vermeye hazırlanması, bize en güzel en tatlı ve en kıymet biçilen şeylerin bazı zorluklar yaşandıktan sonra elde edildiğinin en somut örneğidir.

Bilmeliyiz ‘ BAZEN BAŞARISIZLIK BAŞARIYA GİDEN YOLU AÇAR.’

* Thomos EDİSON’un 999 denemeden sonra yaptığı bininci denemede ampulü bulduğunu biliyor muyuz?

* Hiç kaybetmeyen bir sporcu tanıyor muyuz?

* Trump’ın 69 yaşında başkan olduğunu biliyor muyuz?

Bu örnekleri çok daha fazla sıralayabilmek mümkündür. Bu örnekler bize yeterken yılmamamız gerektiğini, savaşabilecek gücümüzün olduğunu bilerek pes ettiğimizde aslında geldiğimiz noktaya kadar ki durumumuzu yok saymış oluyoruz. Kendimize, emeğimize, bize güvenenlere, bize emek verenlere en büyük haksızlığı yapmış olmaz mıyız?

Savaşmanın, mücadelenin en büyük ve en somut örneği olarak NESLİCAN’ı bilmeliyiz. NESLİCAN’ın giderken bize bıraktığı mirasının ‘SAVAŞMAK, MÜCADELE ETMEK’ olduğunu bilmeliyiz.

NESLİCAN olamayız ama

NESLİCAN gibi savaşabiliriz.

NESLİCAN gibi savaşıldığında sonuç ne olursa olsun kazanıldığını bilmeliyiz.          

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.