Dr. Mine Kılavuz Ongün
Köşe Yazarı
Dr. Mine Kılavuz Ongün
 

YAZLIK MI KIŞLIK MI?

 Çarşıda pazarda dolaşırken gördüğümüz yiyeceklerle   alışık olmadığımız zamanlarda  karşılaşıyoruz.Bu artık sıradan bir durum. Belki de şöyle söylemek daha doğru olur:Belli bir kuşak için sıradan,daha eski kuşaklar için alışılmadık,ancak herkes tarafından  zamanla kabullenilmiş bir durum.Öyle ya , kış gelmeden portakal yiyemeyen , domatesi biberi sadece yazın görebilen insanlar, günümüzde her yerde  yaz kış bu sebzelere ulaşabilmekte.    Yerli Malı Haftalarını hatırlayın,hatta  yılbaşı akşamlarını.Törensel bir heyecanla yaptığımız hazırlıklar bırakın yemeyi,hazırlama aşamasında bile  heyecan yaşatırdı. Yerli Malı Haftasında ulaşabildiğimiz  ,paketsiz,çoğu ev yapımı ,mevsimlik  besinler masaları süslerken,kendi zenginliğimiz olan ürünleri tüketme bilinci aşılanırdı.Bu kuşak , o mevsimde yetişen  sebzeleri bilirdi, yetişmeyenleri de özlemle beklerdi. Bu beklenti değil miydi o yiyeceklerin lezzetini ve kokusunu hafızalara kazıyan,şimdi yediklerini beğendirmeyen? Ne yaparsak yapalım, bir taraf eksik kalıyor değil mi?  Bir tarafta istediğine dilediği  zamanda ulaşamayan,ancak hazzı daha yoğun yaşayanlar; diğer tarafta  çoğu istediğine  daha kolay erişim imkanı olan ,fakat  daha doyumsuz  ve memnuniyetsiz olanlar. Her ikisinin kendi içinde artı ve eksisi var tabi ki. Bu da  çelişkilerle dolu hayatın başka  bir oyunu.W Yazlık mı kışlık mı?  Sorusu  beraberinde “organik mi değil mi?” sorusunu da getiriyor.Hazır çarşı pazar geziyorken ve yerli malından  bahsetmişken, bu konun uzmanlarından sürçilisanımı hoş görmelerini dileyerek, organik ürün tanımlamasına da ,sınırlı  bilgilerimle  değinmek istiyorum.    “Organik Tarım yazıp  Google’ ladığımızda ,Tarım ve Köy İşleri Bakanlığının internet sayfasında çıkan şu tanımla karşılaşırız: “Organik Tarım,üretimde kimyasal girdi kullanmadan, üretimden tüketime kadar her aşaması kontrollü ve sertifikalı tarımsal üretim biçimidir” . Bu tanımın benzerlerini, farklı kaynaklarda da  görmeniz mümkün.Ancak organik ifadesi aslında  farklı bir ifadedir ki,bu isimlendirmenin gerçeği yansıtmadığını bilen bazı ülkelerde  “ekolojik  tarım” ya da “biyolojik tarım” deyimleri kabul görmüş. Çeşitli dillerde biraz farklı anlamlar yüklenmiş olsa da, organik, canlı organizmalarla ilgili” molekülleri ya da olayları tanımlar. Yani, organik olmayan bir bitki ya da hayvan yetiştirmek zaten mümkün değildir. Kimyasal madde kullanılsa da kullanılmasa da  yetişen her şey zaten organiktir. Tanımda yer alan ve insanları cezbeden kısma gelince: “üretimde kimyasal girdi” kullanılmamasıdır ki,bu konu tartışmaya açıktır.İnsanlar yıllardır yaşamın sürdürülebilirliği için çeşitli tarım uygulanmaları yapmış,toprağın verimliliğini korumak ve artırmaya çalışmışlardır.Tarım uygulamaları konusunda  bilimsel  birikimim olmasa da ,,bugünkü kimyasal uygulamaları, tıp alanında  hastalarda kullandığımız  antibiyotiklere veya kemoterapi ilaçlarına benzetiyorum.. Zararlı , hastalık yapan mikroorganizmalara  antibiyotiklerle; kanserli hücrelere kemoterapatiklerle müdahale ettiğimizde, nasıl ki bunların yanında  vücuttaki gerekli bakteri ve sağlam hücreleri de tahrip ediyorsak, sentetik tarım ilaçları ile toprağın  ve bitkinin yapısındaki ,hatta havadaki  gerekli bakterilere de zarar veriyoruz. Yani  akılcı tarım uygulaması sadece uygun mevsim,uygun toprak, uygun sulama,makine vs. vs. den oluşmuyor.İnsan ,hayvan,bitki ve tüm diğer canlıların arasındaki dengeyi bozmadan yani doğal dengeyi koruyarak bunları yapmayı gerektiriyor. Bu konunun bilimsel ve açıklayıcı kısımlarını  konunun uzmanlarına bırakarak pazardaki gezimize devam ediyoruz.  “Yerli tohum yerli tohuuum ! Bahçeden bunlaaar” diye bağırıyor bir satıcı. Benim gibi birçoğunun yüzündeki gülümseme sebebi ise şu:Bahçeden  olacak , nerede yetişmesini bekliyorduk ki.Sera bile olsa toprakta yetişmiyor mu? ”  Yerli tohum  yerli tohum meselesi de ayrı tabi.  “Kurutmalıklar Antep’ten..Gel  abla , organik bunlar” Kuru sebzeler bile  yetiştirme aşamasında yanlış olan    “organik” adlandırmasına uysa bile, kurutulurken bozulmaması için sentetik uygulamalara maruz kalabiliyor . Onca malzemenin  bozulmasını göze alamayan  satıcı bunu düşünmek zorunda. Bunları sorgulayanlar ise kendi kullanacağı kadarını kendi imkanlarıyla hazırlamak  durumunda.  Burada akıllara şu soru gelebilir: Her mevsimde  her türlü sebzeyi bulabiliyoruz. Önceden hazırlamaya ne gerek var?   Cevap: Bu bir tercih   meselesidir. Çok yönlü bir tartışmayı gerektirir ki bu yazıyı amacından uzaklaştırır.      Doğal,güvenilir olması bir yana, önceden hazırlanan yiyecekler,  -tercih edilir veya edilmez-  taze  hallerinden  farklı bir lezzete  sahiptirler.Bunlar   yöresel mutfakların  bir çoğunda yer alırlar.Yani insanlar  bu yiyecekleri eskiden olduğu gibi , dar zamanlar için veya  sadece yemek ihtiyaçlarını karşılayıp , karın doyurmak  için değil, sofralarını zenginleştirmek için de hazırlıyorlar artık. Zaman içinde bu evrilmeye  de şahit olmaktayız. Bu da  bir tercih , “Kışlığı kışın,yazlığı yazın yerim” düşüncesi de bir tercihtir.Tabi  tezgahlarda gördüklerimizin hangisinin kışlık,hangisinin yazlık olduğunu bilmek kaydıyla. O halde  tarımsal ürünleri sadece pazarlarda veya evinin dolabında görmeye alışmış,kırsal alanlara ve  üretime yabancı  olan çocukların  ” Anne-baba  havuç kış sebzesi mi,yaz sebzesi mi?, Patlıcan yazlık mı,kışlık mı? “ sorularına hazırlıklı olmak gerekir.
Ekleme Tarihi: 21 Kasım 2019 - Perşembe

YAZLIK MI KIŞLIK MI?

 Çarşıda pazarda dolaşırken gördüğümüz yiyeceklerle   alışık olmadığımız zamanlarda  karşılaşıyoruz.Bu artık sıradan bir durum. Belki de şöyle söylemek daha doğru olur:Belli bir kuşak için sıradan,daha eski kuşaklar için alışılmadık,ancak herkes tarafından  zamanla kabullenilmiş bir durum.Öyle ya , kış gelmeden portakal yiyemeyen , domatesi biberi sadece yazın görebilen insanlar, günümüzde her yerde  yaz kış bu sebzelere ulaşabilmekte.

   Yerli Malı Haftalarını hatırlayın,hatta  yılbaşı akşamlarını.Törensel bir heyecanla yaptığımız hazırlıklar bırakın yemeyi,hazırlama aşamasında bile  heyecan yaşatırdı. Yerli Malı Haftasında ulaşabildiğimiz  ,paketsiz,çoğu ev yapımı ,mevsimlik  besinler masaları süslerken,kendi zenginliğimiz olan ürünleri tüketme bilinci aşılanırdı.Bu kuşak , o mevsimde yetişen  sebzeleri bilirdi, yetişmeyenleri de özlemle beklerdi. Bu beklenti değil miydi o yiyeceklerin lezzetini ve kokusunu hafızalara kazıyan,şimdi yediklerini beğendirmeyen?

Ne yaparsak yapalım, bir taraf eksik kalıyor değil mi?  Bir tarafta istediğine dilediği  zamanda ulaşamayan,ancak hazzı daha yoğun yaşayanlar; diğer tarafta  çoğu istediğine  daha kolay erişim imkanı olan ,fakat  daha doyumsuz  ve memnuniyetsiz olanlar. Her ikisinin kendi içinde artı ve eksisi var tabi ki. Bu da  çelişkilerle dolu hayatın başka  bir oyunu.W

Yazlık mı kışlık mı?  Sorusu  beraberinde “organik mi değil mi?” sorusunu da getiriyor.Hazır çarşı pazar geziyorken ve yerli malından  bahsetmişken, bu konun uzmanlarından sürçilisanımı hoş görmelerini dileyerek, organik ürün tanımlamasına da ,sınırlı  bilgilerimle  değinmek istiyorum.

   “Organik Tarım yazıp  Google’ ladığımızda ,Tarım ve Köy İşleri Bakanlığının internet sayfasında çıkan şu tanımla karşılaşırız: “Organik Tarım,üretimde kimyasal girdi kullanmadan, üretimden tüketime kadar her aşaması kontrollü ve sertifikalı tarımsal üretim biçimidir” . Bu tanımın benzerlerini, farklı kaynaklarda da  görmeniz mümkün.Ancak organik ifadesi aslında  farklı bir ifadedir ki,bu isimlendirmenin gerçeği yansıtmadığını bilen bazı ülkelerde  “ekolojik  tarım” ya da “biyolojik tarım” deyimleri kabul görmüş. Çeşitli dillerde biraz farklı anlamlar yüklenmiş olsa da, organik, canlı organizmalarla ilgili” molekülleri ya da olayları tanımlar. Yani, organik olmayan bir bitki ya da hayvan yetiştirmek zaten mümkün değildir. Kimyasal madde kullanılsa da kullanılmasa da  yetişen her şey zaten organiktir. Tanımda yer alan ve insanları cezbeden kısma gelince: “üretimde kimyasal girdi” kullanılmamasıdır ki,bu konu tartışmaya açıktır.İnsanlar yıllardır yaşamın sürdürülebilirliği için çeşitli tarım uygulanmaları yapmış,toprağın verimliliğini korumak ve artırmaya çalışmışlardır.Tarım uygulamaları konusunda  bilimsel  birikimim olmasa da ,,bugünkü kimyasal uygulamaları, tıp alanında  hastalarda kullandığımız  antibiyotiklere veya kemoterapi ilaçlarına benzetiyorum.. Zararlı , hastalık yapan mikroorganizmalara  antibiyotiklerle; kanserli hücrelere kemoterapatiklerle müdahale ettiğimizde, nasıl ki bunların yanında  vücuttaki gerekli bakteri ve sağlam hücreleri de tahrip ediyorsak, sentetik tarım ilaçları ile toprağın  ve bitkinin yapısındaki ,hatta havadaki  gerekli bakterilere de zarar veriyoruz. Yani  akılcı tarım uygulaması sadece uygun mevsim,uygun toprak, uygun sulama,makine vs. vs. den oluşmuyor.İnsan ,hayvan,bitki ve tüm diğer canlıların arasındaki dengeyi bozmadan yani doğal dengeyi koruyarak bunları yapmayı gerektiriyor.

Bu konunun bilimsel ve açıklayıcı kısımlarını  konunun uzmanlarına bırakarak pazardaki gezimize devam ediyoruz.

 “Yerli tohum yerli tohuuum ! Bahçeden bunlaaar” diye bağırıyor bir satıcı. Benim gibi birçoğunun yüzündeki gülümseme sebebi ise şu:Bahçeden  olacak , nerede yetişmesini bekliyorduk ki.Sera bile olsa toprakta yetişmiyor mu? ”  Yerli tohum  yerli tohum meselesi de ayrı tabi.

 “Kurutmalıklar Antep’ten..Gel  abla , organik bunlar”

Kuru sebzeler bile  yetiştirme aşamasında yanlış olan    “organik” adlandırmasına uysa bile, kurutulurken bozulmaması için sentetik uygulamalara maruz kalabiliyor . Onca malzemenin  bozulmasını göze alamayan  satıcı bunu düşünmek zorunda. Bunları sorgulayanlar ise kendi kullanacağı kadarını kendi imkanlarıyla hazırlamak  durumunda.  Burada akıllara şu soru gelebilir: Her mevsimde  her türlü sebzeyi bulabiliyoruz. Önceden hazırlamaya ne gerek var?   Cevap: Bu bir tercih   meselesidir. Çok yönlü bir tartışmayı gerektirir ki bu yazıyı amacından uzaklaştırır.

     Doğal,güvenilir olması bir yana, önceden hazırlanan yiyecekler,  -tercih edilir veya edilmez-  taze  hallerinden  farklı bir lezzete  sahiptirler.Bunlar   yöresel mutfakların  bir çoğunda yer alırlar.Yani insanlar  bu yiyecekleri eskiden olduğu gibi , dar zamanlar için veya  sadece yemek ihtiyaçlarını karşılayıp , karın doyurmak  için değil, sofralarını zenginleştirmek için de hazırlıyorlar artık. Zaman içinde bu evrilmeye  de şahit olmaktayız.

Bu da  bir tercih , “Kışlığı kışın,yazlığı yazın yerim” düşüncesi de bir tercihtir.Tabi  tezgahlarda gördüklerimizin hangisinin kışlık,hangisinin yazlık olduğunu bilmek kaydıyla.

O halde  tarımsal ürünleri sadece pazarlarda veya evinin dolabında görmeye alışmış,kırsal alanlara ve  üretime yabancı  olan çocukların  ” Anne-baba  havuç kış sebzesi mi,yaz sebzesi mi?, Patlıcan yazlık mı,kışlık mı? “ sorularına hazırlıklı olmak gerekir.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.