Dr. Mine Kılavuz Ongün
Köşe Yazarı
Dr. Mine Kılavuz Ongün
 

Vangölü Yaşasın

Güneşin doğuşunu ve batışını defalarca resmettik, kıyılarında dolaştık, sularında ferahladık, manzarasına doyamadık. Turkuaz rengiyle huzur bulduk… Van dendiğinde ilk ve en çok o konu oldu sohbetlere. Kışın barınak oldu balığına, baharda akarsularına gönderdi onları, üresinler diye. Haziranda tekrar kucağını açtı. Martılar konup kalkarken adalarına, onlardan da şefkatini esirgemedi. O martılar ki şarkılara türkülere konu oldu, hep özlemi, gurbeti anlattılar. Dağlar kıskandı onu, çepeçevre sardılar. O yine de tıpkı bir deniz gibi davrandı, kavuşturdu bekleyenleri. Tren yüklü feribotla nice yükler taşıdı. Bazen yeşil oldu, bazen mavi. Kim bilir belki Van Kedisi, gözlerinin farklı rengini bu değişimden aldı. Ama bazen de suyu sarardı, grileşti. Hırçınlaştığı da oldu, durulduğu da… Ak pak etti yıkadığı ne varsa. Kızıl bir top gibi batan güneş, göğü nasıl da bakır rengine boyayarak gömüldü sularına her akşam. Volkanik dağlardan sızan tuzlar, kendine has bir özellik kattı suyuna. Ya o efsaneler, hikâyeler, türküler… Bu cümlelerin sonunda, söylenecekler daha iç açıcı olabilirdi ama gerçek şu ki, kirlenmeyi hiç mi hiç kabul edemedi. Kendi kendini temizlemeye uğraşırken renk değiştirdi, kimi zaman suları yükseldi, kimi zaman çekildi ve nihayet bugünlerde sarardı, soldu.   Evet Vangölü'nden bahsediyorum. Yıllar yıllar boyu bize sunduğu güzelliklere rağmen hak ettiği ihtimamı görememiş Vangölü'nden. Çevresinde yeşillerin, ağaçların, dans etmesi gerekirken çıplak bırakılmış, kıyıları yetmezmiş gibi suları da kirletilmiş Vangölü'nü korumak çok da zor değildi oysa. Temizlik konusunda onun bize olduğu kadar, biz de cömert olabilseydik ona karşı. Ve korusaydık çevresindeki yeşilini, hatta artırsaydık. Ama öyle olmadı. Vangölü'nün ve çevresinin gitgide bozulduğunu, çevre kirliliğinden nasibini aldığını okuduk, gördük, hatta yaşadık. Bir zamanlar rahatlıkla yüzdüğümüz kıyılarda yüzemez, piknik için gittiğimiz yerleri beğenmez olduk. Biz aslında gölü ve çevreyi kirleterek, kendimize zarar verir olduk. Oysa bunu kendimize olduğu kadar, ülkemize, hatta dünyamıza yapmaya hakkımız yoktu. Bu noktada artık sosyal sorumluluğumuzu hatırlayıp bir şeyler yapmamız gerekir. Vatanını sevmek ve savunmak sadece sözle veya topla tüfekle olmaz. Onun değerlerini korumakla da olur. Biliyoruz ki, çevreyi kirletmek vatana da, insanlığa da ihanettir. Sayın Valimiz Murat Zorluoğlu'nun yaptığı açıklaması ile Van tarihinin en büyük çevre yatırımı başlatıldığını memnuniyetle öğrendik. Bu açıklama yüreğimize su serperken, biz de Van halkını, gönüllü grupları ve yetkili tüm kurumları Vangölü ve çevresinin temizliği konusuna destek ve müdahil olmaya davet ediyoruz.  Bu amaçla bir buluşma gerçekleştirdik, ses getireceğini ümit ederek. Van'ın sosyal hayatında çok güzel işlere vesile olan Mavi Fularlılar Ekibi ile Van Yemekleri üyelerinden oluşan bir grup, Vangölü ve çevresi kirliliğine dikkat çekmek ve farkındalık yaratmak için, geçtiğimiz gün bir araya geldik. Edremit Kadembasta toplandık. Vangölü manzarası eşliğinde hoşca vakit geçirip semaver çayımızı da içerek yapılabilecekleri konuştuk. Rengini gölün mavisinden alan Mavi Fularları simge yaptık ve dedik ki: -Başka Vangölü yok -Dünyanın 2.büyük ve en büyük sodalı gölü -1646 metre yüksekte mucize deniz -Gölümüzü seviyoruz -Van Balığının evi şen ve temiz olsun. -Vangölü kirlenmesin -Geleceğimizi bu mirastan yoksun bırakmayalım -Gölümüze sahip çıkalım -Denizimizi koruyalım. -Gölümüzü yaşatalım. -Geçmişin emanetine sahip çıkalım -Vangölü hazinedir, kıymetini bilelim. -Göle atılan çöp, geleceğe atılan kurşundur. -Yaprak yeşili, gök mavisi, çocuklarımız renklerin varisi. -Sohbet bahane, Vangölü şahane.
Ekleme Tarihi: 02 Eylül 2018 - Pazar

Vangölü Yaşasın

Güneşin doğuşunu ve batışını defalarca resmettik, kıyılarında dolaştık, sularında ferahladık, manzarasına doyamadık. Turkuaz rengiyle huzur bulduk… Van dendiğinde ilk ve en çok o konu oldu sohbetlere. Kışın barınak oldu balığına, baharda akarsularına gönderdi onları, üresinler diye. Haziranda tekrar kucağını açtı.

Martılar konup kalkarken adalarına, onlardan da şefkatini esirgemedi. O martılar ki şarkılara türkülere konu oldu, hep özlemi, gurbeti anlattılar. Dağlar kıskandı onu, çepeçevre sardılar. O yine de tıpkı bir deniz gibi davrandı, kavuşturdu bekleyenleri. Tren yüklü feribotla nice yükler taşıdı. Bazen yeşil oldu, bazen mavi. Kim bilir belki Van Kedisi, gözlerinin farklı rengini bu değişimden aldı. Ama bazen de suyu sarardı, grileşti. Hırçınlaştığı da oldu, durulduğu da… Ak pak etti yıkadığı ne varsa. Kızıl bir top gibi batan güneş, göğü nasıl da bakır rengine boyayarak gömüldü sularına her akşam. Volkanik dağlardan sızan tuzlar, kendine has bir özellik kattı suyuna. Ya o efsaneler, hikâyeler, türküler…

Bu cümlelerin sonunda, söylenecekler daha iç açıcı olabilirdi ama gerçek şu ki, kirlenmeyi hiç mi hiç kabul edemedi. Kendi kendini temizlemeye uğraşırken renk değiştirdi, kimi zaman suları yükseldi, kimi zaman çekildi ve nihayet bugünlerde sarardı, soldu.

 

Evet Vangölü'nden bahsediyorum. Yıllar yıllar boyu bize sunduğu güzelliklere rağmen hak ettiği ihtimamı görememiş Vangölü'nden. Çevresinde yeşillerin, ağaçların, dans etmesi gerekirken çıplak bırakılmış, kıyıları yetmezmiş gibi suları da kirletilmiş Vangölü'nü korumak çok da zor değildi oysa. Temizlik konusunda onun bize olduğu kadar, biz de cömert olabilseydik ona karşı. Ve korusaydık çevresindeki yeşilini, hatta artırsaydık. Ama öyle olmadı. Vangölü'nün ve çevresinin gitgide bozulduğunu, çevre kirliliğinden nasibini aldığını okuduk, gördük, hatta yaşadık. Bir zamanlar rahatlıkla yüzdüğümüz kıyılarda yüzemez, piknik için gittiğimiz yerleri beğenmez olduk. Biz aslında gölü ve çevreyi kirleterek, kendimize zarar verir olduk. Oysa bunu kendimize olduğu kadar, ülkemize, hatta dünyamıza yapmaya hakkımız yoktu.

Bu noktada artık sosyal sorumluluğumuzu hatırlayıp bir şeyler yapmamız gerekir. Vatanını sevmek ve savunmak sadece sözle veya topla tüfekle olmaz. Onun değerlerini korumakla da olur. Biliyoruz ki, çevreyi kirletmek vatana da, insanlığa da ihanettir.

Sayın Valimiz Murat Zorluoğlu'nun yaptığı açıklaması ile Van tarihinin en büyük çevre yatırımı başlatıldığını memnuniyetle öğrendik. Bu açıklama yüreğimize su serperken, biz de Van halkını, gönüllü grupları ve yetkili tüm kurumları Vangölü ve çevresinin temizliği konusuna destek ve müdahil olmaya davet ediyoruz.

 Bu amaçla bir buluşma gerçekleştirdik, ses getireceğini ümit ederek. Van'ın sosyal hayatında çok güzel işlere vesile olan Mavi Fularlılar Ekibi ile Van Yemekleri üyelerinden oluşan bir grup, Vangölü ve çevresi kirliliğine dikkat çekmek ve farkındalık yaratmak için, geçtiğimiz gün bir araya geldik. Edremit Kadembasta toplandık. Vangölü manzarası eşliğinde hoşca vakit geçirip semaver çayımızı da içerek yapılabilecekleri konuştuk. Rengini gölün mavisinden alan Mavi Fularları simge yaptık ve dedik ki:

-Başka Vangölü yok

-Dünyanın 2.büyük ve en büyük sodalı gölü

-1646 metre yüksekte mucize deniz

-Gölümüzü seviyoruz

-Van Balığının evi şen ve temiz olsun.

-Vangölü kirlenmesin

-Geleceğimizi bu mirastan yoksun bırakmayalım

-Gölümüze sahip çıkalım

-Denizimizi koruyalım.

-Gölümüzü yaşatalım.

-Geçmişin emanetine sahip çıkalım

-Vangölü hazinedir, kıymetini bilelim.

-Göle atılan çöp, geleceğe atılan kurşundur.

-Yaprak yeşili, gök mavisi, çocuklarımız renklerin varisi.

-Sohbet bahane, Vangölü şahane.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.