Dr. Mine Kılavuz Ongün
Köşe Yazarı
Dr. Mine Kılavuz Ongün
 

Hekime ve sağlık çalışanlarına yönelik şiddet için bir araya geldiler

Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu (AHEF)'na bağlı 72 il derneği, Türk Sağlık-Sen, ASEF (Aile Sağlığı Elemanları Federasyonu), AHESEN (Aile Hekimliği Çalışanları Sendikası), Genel Sağlık İş, TAHUD (Türkiye Aile Hekimleri Uzmanlık Derneği), Birlik ve Dayanışma Sendikası (Birinci Basamak Sağlık Çalışanları Birlik ve Dayanışma Sendikası) Ankara Anıtpark'ta hekimlere ve sağlık çalışanlarına yönelik şiddeti kınamak için bir araya geldi. Bu konuyu gözlemleyen bir hekim arkadaşımızın yaptığı habere yer vermeden önce, söylemeden geçemeyeceğim şeyler var: Şiddet, sadece sağlık alanında değil, toplumda oldukça sık rastlayıp üzüldüğümüz, tahammül, hoşgörü, medeniyet yoksunu şekliyle artarak devam eden bir olgu haline geldi. Bu sayede maalesef biz sağlık çalışanları sert bir iniş çizgisine geldik. Neredeyse her gün karşılaştığımız veya haber aldığımız şiddet haberleriyle moral, motivasyon düşüklüğü yaşıyoruz.  İnsan hayatı gibi önemli bir sorumluluk taşımanın vicdanıyla hareket ederken, bir de kendi hayati tehlikesini düşünmek, sağlık çalışanlarını tükenmişliğe kadar götürüyor. Hal böyleyken sağlıklı bir hizmet beklemek ne derece doğrudur? Hak aramanın hukuki yolları varken, şiddeti haklı çıkaracak hiçbir davranış olmadığı gibi, şiddetin çözeceği bir sağlık sorunu da yoktur. Bilakis, kelle koltukta çalışma moralsizliği bizi olduğu gibi, yaptığımız işi, sağlık hizmetine gerçekten ihtiyacı olan hastalarımızı da olumsuz yönde etkileyecektir. Döveceksin bu doktorları diyenlere inat: İnsan hayatı kutsalımızdır, değerlimizdir."Öncelikle zarar verme" diye yetiştirildik ancak şimdi "öncelikle zarar görme"yi düstur edinir olduk.  Oysa biz hastalarımızın karşısında değil, hep yanlarında olduk. Hep yan yana durduk.  Şükür ki, bizimle işbirliği içinde olan, işleri kolaylaştırıp yan yana yürüdüğümüz değerli hasta ve hasta yakınlarımız çoğunluktalar da, onların varlıklarıyla mesleğimize daha çok tutunabiliyoruz. Şu kalıplaşmış, asılsız, mantıksız, sebebini bilmeden oluşmuş düşünceler ise hastalarımızla yan yana duruşu bozamayacak, aksine yanlışlarla mücadelemizi körükleyecektir: - Seksen sene okuyup diplomayı asmış diye şımartmayın kendilerini bir şey sanıyorlar. - Her yerden para akıyor, hepsi paragöz - Aslında elinde sihirli değnekleri var da işine gelene kullanıyor, zamanı da enerjisi de değersiz nasıl olsa, boşa harcamak istiyor. - Hasta olmadan da, verebilecekken rapor vermiyorlar. - Benim istediğim ilacı yazmıyor veya çok ilaç yazıp para kazanıyor. Evdeki hastayı getirmedim diye ilaç da yazmadı görmem lazım diyor. Boğazı ağrıyor işte, yaz bir antibiyotik. - Amaaaan eskiden doktor mu vardı? Üfürükçü, sülükçü, hacamatcı, çıkıkcı ne güne duruyor? Giderim ona… Düzeltirse Allah razı olsun, düzelmezse de elinden gelen budur. Doktor olsaydı boş durmazdık biz de. - Google'dan bakar gider ilacımı yazdırırım, filmimi çektirir, tahlilimi istetirim. - Bütün uygunsuz taleplerimizi karşılasın, işimiz yürüsün de, ona nasıl olsa bir şey olmaz. - Bebeğimin aşısını yaptırmayayım, kim bilir neler içeriyor. Salgın olursa da uğraşsınlar, bir tek benim bebeğim mi aşısız? Sağlık çalışanlarına karşı kini artıran bu asılsız söylemler ve sistem problemleri, şiddeti daha çok körükleyen şiddet haberleri, defalarca beyaz önlüklüleri sokaklara döktü. İşte bu miting de onlardan biriydi. Dr. Hacı Yusuf Eryazğan, mitingle ilgili haberinde şunları yazmış: 81 ilden Aile Hekimleri ve sağlık çalışanlarının bir araya geldiği miting, Elazığ depremi, Van çığ felaketi, İstanbul uçak kazasında hayatını kaybedenler, İdlib'de şehit düşen askerlerimiz ile Atatürk ve silah arkadaşlarına saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başladı. AHEF yetkililerinin konuşmaları başlamadan önce hekimlere ve sağlık çalışanlarını kınayan ve halktan alınan milyonlarca imza temsili olarak sergilendi. Ankara'nın soğuğuna aldırmadan "şiddete hayır" demek için bir araya gelen hekimler ve sağlık çalışanları, Balıkesir Aile Hekimleri Derneği ile birlikte gelen halk oyunları ekibinin Efe havasıyla ısındı. Mitingde bir konuşma yapan Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Özlem Sezen de sözlerine Elazığ depremi, Van çığ felaketi ve İstanbul uçak kazasında yaralananlara acil şifa, yaşamını yitirenlere Allah'tan rahmet yakınlarına da baş sağlığı dileyerek başladı. Sezen ayrıca İdlib'de vefat eden şehitlerimizi de anarak Allah'tan rahmet, yakınlarına baş sağlığı diledi. Özlem Sezen meslektaşlarına, "Ülkemizin 81 ilinden binlercemiz buraya akın etti. Bu tablo bizim sağlıklı geleceğimizin teminatıdır, umudun fotoğrafıdır, sizlerle gurur duyuyorum" diye seslenerek konuşmasına başladı. Sezen; "Hep birlikte hekimlere ve sağlık çalışanlarına şiddeti ortadan kaldıracağız. Sağlık çalışanını hedef gösteren kötü dili düzeltmek adına çalışacağız. Hekimler ve sağlık çalışanları üzerinde haksızca yapılan tüm idari baskıları yıkacağız. Abartılı ve içi boş hasta memnuniyeti baskısına izin vermeyeceğiz. Sağlık çalışanları haklarını alacak, buna inanıyoruz" dedi. "Cezaların caydırıcılıktan uzak olması, hak kayıplarımızın her geçen gün derinleşmesi göz ardı edilmiştir. Her saat başı bir sağlık çalışanı şiddete maruz kalıyor. Daha kaç sağlık çalışanı ölecek? Darp edilecek? Bıçak kemiğe dayandı ve deldi de geçti artık. Sağlıkta etkin ve caydırıcı bir şiddet yasası istiyoruz. Sağlık çalışanlarına yönelik fiziksel şiddetin; insanlığa karşı işlenen suçlar kapsamına alınmasını istiyoruz. Şiddet uygulayanların rehabilitasyonunu, tedavisini istiyoruz. Özlem Sezen konuşmasında hak kayıplarına da değinerek; son 9 yılda aile hekimlerinin ve aile sağlığı çalışanlarının gelirleri 40 oranında eridi, mevcut ekonomik koşullar altında zaten büyük mücadele verirken bir yandan da sağlık çalışanlarına şiddet terörü inanılmaz boyutlara geldi dedi. İyi hal indirimlerini, para cezalarını değil somut adımları bekliyoruz" "İzin hakkı olmayan sağlık çalışanları aile hekimliği hizmet sözleşmesi ile neredeyse cezalandırılıyor. Anayasa ve uluslararası sözleşmeler yok sayılıyor. Her ilde farklı Aile Hekimliği olamaz. İhmal edilen bizler; her sağlık raporunun uğrak yeri, yüzlerce hastaya bakmaya zorlanan, vekaletsiz izin hakkı olmayan, 7 gün 24 saat çalışan, mesai dışı zorla peynir dolaplarında aşı icap nöbeti tutan, ölüm muayenelerine geceleri hiçbir can güvenliği olmadan giden, tek birimli hizmet kurumlarında bir başına ne izin hakkı ne can güvenliği olmadan çalışan, cezaevlerinde kapalı kapılar ardında hizmet sunanlar, en ücra köşelerde, ilçelerde, entegre hastanelerde, köylerimizde hastalara şifa dağıtanlarız." "Son 10 yılda neredeyse tüm sağlık parametrelerini Avrupa ortalaması üzerine çıkartan aile hekimleri canla başla çalışan ve gebeleri, bebek ve çocukları anne karnından itibaren izleyen, onların sağlığı için onları ikna etmeye çabalayan, il dışına giden aileleri çocuklarının sağlığı için ikna eden, aşı redlerinde toplumun yararını gözeterek çabalayan, aile hekimliği çalışanları, çocukluk dönemi aşılama oranlarında Dünya'da gıpta edilen başarılara en büyük katkıları sağlayanlarız." "Buna karşılık ceza tehdidi alan, aba altından sopa gösterilen, performans adı altında ücretleri kesilen de bizleriz. Her an can güvenliği tehdidi altında olup ölesiye dövülen, şiddet gören de biziz. Hak kayıplarımız nedeniyle büyük bir ekonomik yük altında ezilen de biziz." Sezen sözlerini, "Bütün bunlar artık son bulsun. Sağlam temellere dayanan, adilce düzenlenmiş bir sistem ile huzur içinde, hayatımızda tehlike ve can güvenliği tehdidi olmadan bırakın da işimizi yapalım. Artık bizi görmezden gelmeyin, hak ettiğimiz değeri verin, itibarımızı iade edin" diyerek tamamladı. Ankara Anıtpark'ta toplanan Aile Hekimleri ve sağlık çalışanları daha sonra Anıtkabir'i ziyaret ederek Atatürk'ün mozolesine çelenk bıraktı.
Ekleme Tarihi: 12 Şubat 2020 - Çarşamba

Hekime ve sağlık çalışanlarına yönelik şiddet için bir araya geldiler

Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu (AHEF)'na bağlı 72 il derneği, Türk Sağlık-Sen, ASEF (Aile Sağlığı Elemanları Federasyonu), AHESEN (Aile Hekimliği Çalışanları Sendikası), Genel Sağlık İş, TAHUD (Türkiye Aile Hekimleri Uzmanlık Derneği), Birlik ve Dayanışma Sendikası (Birinci Basamak Sağlık Çalışanları Birlik ve Dayanışma Sendikası) Ankara Anıtpark'ta hekimlere ve sağlık çalışanlarına yönelik şiddeti kınamak için bir araya geldi.

Bu konuyu gözlemleyen bir hekim arkadaşımızın yaptığı habere yer vermeden önce, söylemeden geçemeyeceğim şeyler var:

Şiddet, sadece sağlık alanında değil, toplumda oldukça sık rastlayıp üzüldüğümüz, tahammül, hoşgörü, medeniyet yoksunu şekliyle artarak devam eden bir olgu haline geldi. Bu sayede maalesef biz sağlık çalışanları sert bir iniş çizgisine geldik. Neredeyse her gün karşılaştığımız veya haber aldığımız şiddet haberleriyle moral, motivasyon düşüklüğü yaşıyoruz.  İnsan hayatı gibi önemli bir sorumluluk taşımanın vicdanıyla hareket ederken, bir de kendi hayati tehlikesini düşünmek, sağlık çalışanlarını tükenmişliğe kadar götürüyor. Hal böyleyken sağlıklı bir hizmet beklemek ne derece doğrudur? Hak aramanın hukuki yolları varken, şiddeti haklı çıkaracak hiçbir davranış olmadığı gibi, şiddetin çözeceği bir sağlık sorunu da yoktur. Bilakis, kelle koltukta çalışma moralsizliği bizi olduğu gibi, yaptığımız işi, sağlık hizmetine gerçekten ihtiyacı olan hastalarımızı da olumsuz yönde etkileyecektir.

Döveceksin bu doktorları diyenlere inat: İnsan hayatı kutsalımızdır, değerlimizdir."Öncelikle zarar verme" diye yetiştirildik ancak şimdi "öncelikle zarar görme"yi düstur edinir olduk.  Oysa biz hastalarımızın karşısında değil, hep yanlarında olduk. Hep yan yana durduk.  Şükür ki, bizimle işbirliği içinde olan, işleri kolaylaştırıp yan yana yürüdüğümüz değerli hasta ve hasta yakınlarımız çoğunluktalar da, onların varlıklarıyla mesleğimize daha çok tutunabiliyoruz.

Şu kalıplaşmış, asılsız, mantıksız, sebebini bilmeden oluşmuş düşünceler ise hastalarımızla yan yana duruşu bozamayacak, aksine yanlışlarla mücadelemizi körükleyecektir:

- Seksen sene okuyup diplomayı asmış diye şımartmayın kendilerini bir şey sanıyorlar.

- Her yerden para akıyor, hepsi paragöz

- Aslında elinde sihirli değnekleri var da işine gelene kullanıyor, zamanı da enerjisi de değersiz nasıl olsa, boşa harcamak istiyor.

- Hasta olmadan da, verebilecekken rapor vermiyorlar.

- Benim istediğim ilacı yazmıyor veya çok ilaç yazıp para kazanıyor. Evdeki hastayı getirmedim diye ilaç da yazmadı görmem lazım diyor. Boğazı ağrıyor işte, yaz bir antibiyotik.

- Amaaaan eskiden doktor mu vardı? Üfürükçü, sülükçü, hacamatcı, çıkıkcı ne güne duruyor? Giderim ona… Düzeltirse Allah razı olsun, düzelmezse de elinden gelen budur. Doktor olsaydı boş durmazdık biz de.

- Google'dan bakar gider ilacımı yazdırırım, filmimi çektirir, tahlilimi istetirim.

- Bütün uygunsuz taleplerimizi karşılasın, işimiz yürüsün de, ona nasıl olsa bir şey olmaz.

- Bebeğimin aşısını yaptırmayayım, kim bilir neler içeriyor. Salgın olursa da uğraşsınlar, bir tek benim bebeğim mi aşısız?

Sağlık çalışanlarına karşı kini artıran bu asılsız söylemler ve sistem problemleri, şiddeti daha çok körükleyen şiddet haberleri, defalarca beyaz önlüklüleri sokaklara döktü. İşte bu miting de onlardan biriydi.

Dr. Hacı Yusuf Eryazğan, mitingle ilgili haberinde şunları yazmış:

81 ilden Aile Hekimleri ve sağlık çalışanlarının bir araya geldiği miting, Elazığ depremi, Van çığ felaketi, İstanbul uçak kazasında hayatını kaybedenler, İdlib'de şehit düşen askerlerimiz ile Atatürk ve silah arkadaşlarına saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başladı.

AHEF yetkililerinin konuşmaları başlamadan önce hekimlere ve sağlık çalışanlarını kınayan ve halktan alınan milyonlarca imza temsili olarak sergilendi.

Ankara'nın soğuğuna aldırmadan "şiddete hayır" demek için bir araya gelen hekimler ve sağlık çalışanları, Balıkesir Aile Hekimleri Derneği ile birlikte gelen halk oyunları ekibinin Efe havasıyla ısındı.

Mitingde bir konuşma yapan Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Özlem Sezen de sözlerine Elazığ depremi, Van çığ felaketi ve İstanbul uçak kazasında yaralananlara acil şifa, yaşamını yitirenlere Allah'tan rahmet yakınlarına da baş sağlığı dileyerek başladı. Sezen ayrıca İdlib'de vefat eden şehitlerimizi de anarak Allah'tan rahmet, yakınlarına baş sağlığı diledi.

Özlem Sezen meslektaşlarına, "Ülkemizin 81 ilinden binlercemiz buraya akın etti. Bu tablo bizim sağlıklı geleceğimizin teminatıdır, umudun fotoğrafıdır, sizlerle gurur duyuyorum" diye seslenerek konuşmasına başladı.

Sezen; "Hep birlikte hekimlere ve sağlık çalışanlarına şiddeti ortadan kaldıracağız. Sağlık çalışanını hedef gösteren kötü dili düzeltmek adına çalışacağız. Hekimler ve sağlık çalışanları üzerinde haksızca yapılan tüm idari baskıları yıkacağız. Abartılı ve içi boş hasta memnuniyeti baskısına izin vermeyeceğiz. Sağlık çalışanları haklarını alacak, buna inanıyoruz" dedi.

"Cezaların caydırıcılıktan uzak olması, hak kayıplarımızın her geçen gün derinleşmesi göz ardı edilmiştir. Her saat başı bir sağlık çalışanı şiddete maruz kalıyor. Daha kaç sağlık çalışanı ölecek? Darp edilecek? Bıçak kemiğe dayandı ve deldi de geçti artık. Sağlıkta etkin ve caydırıcı bir şiddet yasası istiyoruz. Sağlık çalışanlarına yönelik fiziksel şiddetin; insanlığa karşı işlenen suçlar kapsamına alınmasını istiyoruz. Şiddet uygulayanların rehabilitasyonunu, tedavisini istiyoruz.

Özlem Sezen konuşmasında hak kayıplarına da değinerek; son 9 yılda aile hekimlerinin ve aile sağlığı çalışanlarının gelirleri 40 oranında eridi, mevcut ekonomik koşullar altında zaten büyük mücadele verirken bir yandan da sağlık çalışanlarına şiddet terörü inanılmaz boyutlara geldi dedi. İyi hal indirimlerini, para cezalarını değil somut adımları bekliyoruz"

"İzin hakkı olmayan sağlık çalışanları aile hekimliği hizmet sözleşmesi ile neredeyse cezalandırılıyor. Anayasa ve uluslararası sözleşmeler yok sayılıyor. Her ilde farklı Aile Hekimliği olamaz. İhmal edilen bizler; her sağlık raporunun uğrak yeri, yüzlerce hastaya bakmaya zorlanan, vekaletsiz izin hakkı olmayan, 7 gün 24 saat çalışan, mesai dışı zorla peynir dolaplarında aşı icap nöbeti tutan, ölüm muayenelerine geceleri hiçbir can güvenliği olmadan giden, tek birimli hizmet kurumlarında bir başına ne izin hakkı ne can güvenliği olmadan çalışan, cezaevlerinde kapalı kapılar ardında hizmet sunanlar, en ücra köşelerde, ilçelerde, entegre hastanelerde, köylerimizde hastalara şifa dağıtanlarız."

"Son 10 yılda neredeyse tüm sağlık parametrelerini Avrupa ortalaması üzerine çıkartan aile hekimleri canla başla çalışan ve gebeleri, bebek ve çocukları anne karnından itibaren izleyen, onların sağlığı için onları ikna etmeye çabalayan, il dışına giden aileleri çocuklarının sağlığı için ikna eden, aşı redlerinde toplumun yararını gözeterek çabalayan, aile hekimliği çalışanları, çocukluk dönemi aşılama oranlarında Dünya'da gıpta edilen başarılara en büyük katkıları sağlayanlarız."

"Buna karşılık ceza tehdidi alan, aba altından sopa gösterilen, performans adı altında ücretleri kesilen de bizleriz. Her an can güvenliği tehdidi altında olup ölesiye dövülen, şiddet gören de biziz. Hak kayıplarımız nedeniyle büyük bir ekonomik yük altında ezilen de biziz."

Sezen sözlerini, "Bütün bunlar artık son bulsun. Sağlam temellere dayanan, adilce düzenlenmiş bir sistem ile huzur içinde, hayatımızda tehlike ve can güvenliği tehdidi olmadan bırakın da işimizi yapalım. Artık bizi görmezden gelmeyin, hak ettiğimiz değeri verin, itibarımızı iade edin" diyerek tamamladı.

Ankara Anıtpark'ta toplanan Aile Hekimleri ve sağlık çalışanları daha sonra Anıtkabir'i ziyaret ederek Atatürk'ün mozolesine çelenk bıraktı.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.