Dr. Erdal ORMAN
Köşe Yazarı
Dr. Erdal ORMAN
 

ZARARIN NERESİNDEN DÖNSEK?

Efsane günlerinden yok oluşuna kadar her anına tanıklık etmiş bir Vanspor taraftarı olarak, değişik duygular içerisindeyim. İnanın bu sonuç, averajla küme düşmek kadar koyuyor insana. Neyse ki ben Van dışındayım, çabuk atlatırım ama Van’daki cefakâr seyirci adına çok üzgünüm. Tuttuğu takımından başka bir sosyal meşgalesi olmayan taraftarlar için günler geçmek bilmez, ta ki yeni sezon, yeni umutlar, güzel hayaller başlayana kadar… Oysa bu yıl inanılmazdı. Başsız, sahipsiz kalınan sezonlara göre bu sene bir heyecan yakalanmış eski yönetimin yanı sıra Seyithan İzsiz, Mehmet Avcı gibi kulüp yönetme potansiyeli yüksek profiller ortaya çıkmıştı. Büyük umutlar vardı. Hatta eski jenerasyondan oluşturulan teknik ekip bile kurulmuştu. Bu sinerji kente ve taraftara çok olumlu yansımışken gelinen bu nokta gerçekten sinir bozucu… Suçlu aramıyorum ama cevap arıyorum bu olanlara. Daha ilk haftalar Servet başkanla Seyithan başkanın egosu yarış halindeydi. Bu arada takım namağlup lider ama beyefendiler çekişmeye devam ediyorlardı. İp kopunca Seyithan İzsiz ve Saffet İşler bırakıp gitmişti. Mehmet Avcı sükûnetle işi ele alınca bu defa Erkan Avseren’le yeni bir heyecan başlamıştı. Takım o süreçte birazda dişine göre ekiplerle yaptığı müsabakalar sonunda tekrar seri yakalamıştı. Fakat 28. hafta Sivas maçıyla başlayan beraberlik furyası 5 hafta sonra Van’daki Etimesgut mağlubiyeti ile alarm vermeye başlamıştı. Oysa bu maç neşter atmak için son uyarıymış. Şimdi bunu acıyla anlıyoruz. Erhan hoca tecrübesine rağmen bitmek bilmeyen inadıyla hepimizi çileden çıkarttı. İlk sinyali ligin ikinci yarısında Sakarya maçıyla vermişti zaten. O maçta Türk futbolu Onur diye genç bir kaleci kazanmıştı. Ne yazık ki formunun zirvesinde iken iki maç sonra Erhan hoca tarafından anlaşılmaz bir şekilde kesik yiyince deyim yerindeyse bozuk para gibi harcandı. Sezon başında çek meselesi yüzünden taraftarla arası açılan, ismi yıpranan kaleci Aydın’a iyi bir alternatif iken Onur’u kesmek, seyirciyle inatlaşmak pahalıya patlayacaktı. Erhan hoca birazda seyircinin baskısıyla sonrasında tekrar Onur’a yer vermek zorunda kalsa da iş işten geçmiş, Onur’un tüm öz güveni bitmişti zaten. Aynı şekilde Mehmet Özdıraz geldikten sonra adeta sahada gezinen Hamza’yı anlamak yerine işi gol krallığında önde olan Hamza’nın bu süreçte kadro dışı kalmasına kadar vardırdı. Her maç ikisinin birbirinden hoşnut olmadıklarını ortaya seren diyaloglarını, maç ortasında ağız dalaşı yaptıklarını biz görüyorduk ta teknik ekip izlemekle yetiniyordu. Dikkat ederseniz yine egolar başrolde. Her takımın kadrosunda görmek istediği bu iki yetenekten yeterince faydalanamadık ta ki ligin son iki maçına kadar. Bu da Zeki hocanın bir mucizesi olsa gerek son iki maça damgasını vuran bu ikili, bırakın dalaşmayı birbirlerine asist yapıp toplam 5 gol attılar.  Erhan hoca, her maça ayrı bir onbir çıkarıp performansıyla göz dolduran futbolcuyu bir sonraki hafta keserek takımda ne istikrar bıraktı ne de sistem. Takıma kondisyon yüklemekten aciz,  kifayetsiz antrenman kurgusu yüzünden öne geçtiğimiz maçlarda geriye çekilen; Sakarya, Sivas Belediye, Bayburt, Sarıyer, Çorum, Ankaraspor maçlarında beraberliği zor kurtaran, saç baş yolduran taktik anlayışı Erhan hocanın anlaşılmaz tutumuydu... Sonu hayal kırıklığı ile bitse de bu sezon kurumsallaşma adına umut verici gelişmelerde yaşandı. Vanspor Store bunlardan en önemlisi idi. Birçok süper lig kulübünde bile tam olarak oturmamış bu müessese, umarım uzun soluklu olur. Yine sponsorluk karşılığı arz edilen Vanspor Token de markalaşma adına çok önemli bir aşamaydı. Geleceğin yatırım aracı olan popüler kripto piyasasında var olmamız sevindiriciydi. Dikkat çeken diğer bir olay ise ilk defa bu sezon yönetim veya başkan maddi sorunları dile getirmeden ya da ‘‘kol kırılır yen içinde kalır’’ misali profesyonelce işi göğüslemeyi başardı. Önceki sezonlar takım yolunda ilerlerken maç sonrası yönetim tarafından parasal sıkıntılar açıklanarak hem galibiyete gölge düşürülür hem de sonraki haftalar için karamsar bir hava oluşturulurdu. Oysa takımda yönetim kadrosunda bulunan herkes biraz sorumlu davranarak mahremiyeti gözetmelidir. Yapılan her açıklama büyük polemiklere mahal verdiği gibi ciddiyete yakışmayan ve kurumsal markaya zarar vermekten başka bir işe yaramayan lakırdıya dönüşüyordu… Samimiyetinden kuşku duymadığımız Mehmet başkandan önümüzdeki sezon iş başında kalması ve zararın neresinden dönsek kârdır anlayışıyla şimdiden harekete geçmesini temenni ediyoruz. Şüphesiz kulüp başkanlığı yorucu, yıpratıcı ve deyim yerindeyse ateşten gömlek giyinmesi demek. Niğde maçı sonrası sitemli açıklamalarından anladığımız kadarıyla can sıkıcı noktaya gelen haksız eleştiriler Mehmet Avcı’yı yaralamış. Bazı tespitleri haksızda sayılmaz. Örneğin yönetimde gözüküpte ortalıkta gözükmeyen maddi manevi hiçbir katkıda bulunmayanları artık toptan silkelemenin vaktidir. Oturduğu yerden ahkâm kesen maddi beklenti içerisinde hareket eden çıkarcı grupları refüze etmenin zamanıdır. Yönetimde basına açıklama yapacak bir sözcü, ayrıca futbolu bilen, futbolcuyu tanıyan gerçek manada etkili bir Genel Kaptan iş başına getirilmelidir. En önemlisi de hiç olmazsa bu sezon maçlar başlamadan yönetim kurulu oluşturulmalı gidecek-kalacak futbolcular, teknik adamlar ve de hedefler net olarak ortaya koyulmalıdır. Tabiki hedefler derken Vanspor gibi tarihi belleğe sahip, kitle takımlarında hedef kendiliğinden oluşur direkt üst lig konuşulur. Bunu bilerek işbaşına gelinmelidir ki o potansiyelde bu takımda zaten var. Nitekim Hekimoğlu Trabzon maçında 10 bini aşkın cefakâr taraftar ne kadar kırgın ve öfkeli de olsa sonuç odaklı düşündüğü için son ana kadar eğrisiyle doğrusuyla takımının yanında olup, stattaki yerini son maça kadar terk etmedi…  Mental olarak bitmiş, kondisyon olarak tükenmiş, iddiası kalmamış bir takımı içerde dışarda galip getirerek son ana kadar umutlarımızı diri tutan Zeki hocayı da alkışlıyorum. Aynı takım farklı bir kimliğe bürünerek bir anda daha mücadeleci ve olumlu karaktere bürünüyorsa işin sırrı bu son iki haftada saklı diyorum. Bu müdahale daha erken yapılsaydı bugün başka şeyler konuşuyor olacaktık. Sezona damgasını vuran Barış Gök, Emrah Tacir ve sahada elinden geleni yapan ter döken diğer futbolcularımızı kutluyorum... Önümüzdeki sezon özümüze dönmeliyiz. Dışarıdan, uzaktan kimselere ihtiyacımız yok. 93 ruhunu hatırlatmak, lige bambaşka bir havayla başlamak adına sezon açılışında eski Vanspor efsane oyuncularını Van’da bir araya getirecek bir organizasyon yapılmalı. Böylece o günleri bir ansak, hatıralarımızda yer etmiş o neferleri canlı kanlı bir kez daha izlesek, kaynaşsak hiç fena olmaz diyorum…    
Ekleme Tarihi: 11 Mayıs 2022 - Çarşamba

ZARARIN NERESİNDEN DÖNSEK?

Efsane günlerinden yok oluşuna kadar her anına tanıklık etmiş bir Vanspor taraftarı olarak, değişik duygular içerisindeyim. İnanın bu sonuç, averajla küme düşmek kadar koyuyor insana. Neyse ki ben Van dışındayım, çabuk atlatırım ama Van’daki cefakâr seyirci adına çok üzgünüm. Tuttuğu takımından başka bir sosyal meşgalesi olmayan taraftarlar için günler geçmek bilmez, ta ki yeni sezon, yeni umutlar, güzel hayaller başlayana kadar…

Oysa bu yıl inanılmazdı. Başsız, sahipsiz kalınan sezonlara göre bu sene bir heyecan yakalanmış eski yönetimin yanı sıra Seyithan İzsiz, Mehmet Avcı gibi kulüp yönetme potansiyeli yüksek profiller ortaya çıkmıştı. Büyük umutlar vardı. Hatta eski jenerasyondan oluşturulan teknik ekip bile kurulmuştu. Bu sinerji kente ve taraftara çok olumlu yansımışken gelinen bu nokta gerçekten sinir bozucu…

Suçlu aramıyorum ama cevap arıyorum bu olanlara. Daha ilk haftalar Servet başkanla Seyithan başkanın egosu yarış halindeydi. Bu arada takım namağlup lider ama beyefendiler çekişmeye devam ediyorlardı. İp kopunca Seyithan İzsiz ve Saffet İşler bırakıp gitmişti. Mehmet Avcı sükûnetle işi ele alınca bu defa Erkan Avseren’le yeni bir heyecan başlamıştı. Takım o süreçte birazda dişine göre ekiplerle yaptığı müsabakalar sonunda tekrar seri yakalamıştı. Fakat 28. hafta Sivas maçıyla başlayan beraberlik furyası 5 hafta sonra Van’daki Etimesgut mağlubiyeti ile alarm vermeye başlamıştı. Oysa bu maç neşter atmak için son uyarıymış. Şimdi bunu acıyla anlıyoruz. Erhan hoca tecrübesine rağmen bitmek bilmeyen inadıyla hepimizi çileden çıkarttı. İlk sinyali ligin ikinci yarısında Sakarya maçıyla vermişti zaten. O maçta Türk futbolu Onur diye genç bir kaleci kazanmıştı. Ne yazık ki formunun zirvesinde iken iki maç sonra Erhan hoca tarafından anlaşılmaz bir şekilde kesik yiyince deyim yerindeyse bozuk para gibi harcandı. Sezon başında çek meselesi yüzünden taraftarla arası açılan, ismi yıpranan kaleci Aydın’a iyi bir alternatif iken Onur’u kesmek, seyirciyle inatlaşmak pahalıya patlayacaktı. Erhan hoca birazda seyircinin baskısıyla sonrasında tekrar Onur’a yer vermek zorunda kalsa da iş işten geçmiş, Onur’un tüm öz güveni bitmişti zaten. Aynı şekilde Mehmet Özdıraz geldikten sonra adeta sahada gezinen Hamza’yı anlamak yerine işi gol krallığında önde olan Hamza’nın bu süreçte kadro dışı kalmasına kadar vardırdı. Her maç ikisinin birbirinden hoşnut olmadıklarını ortaya seren diyaloglarını, maç ortasında ağız dalaşı yaptıklarını biz görüyorduk ta teknik ekip izlemekle yetiniyordu. Dikkat ederseniz yine egolar başrolde. Her takımın kadrosunda görmek istediği bu iki yetenekten yeterince faydalanamadık ta ki ligin son iki maçına kadar. Bu da Zeki hocanın bir mucizesi olsa gerek son iki maça damgasını vuran bu ikili, bırakın dalaşmayı birbirlerine asist yapıp toplam 5 gol attılar.  Erhan hoca, her maça ayrı bir onbir çıkarıp performansıyla göz dolduran futbolcuyu bir sonraki hafta keserek takımda ne istikrar bıraktı ne de sistem. Takıma kondisyon yüklemekten aciz,  kifayetsiz antrenman kurgusu yüzünden öne geçtiğimiz maçlarda geriye çekilen; Sakarya, Sivas Belediye, Bayburt, Sarıyer, Çorum, Ankaraspor maçlarında beraberliği zor kurtaran, saç baş yolduran taktik anlayışı Erhan hocanın anlaşılmaz tutumuydu...

Sonu hayal kırıklığı ile bitse de bu sezon kurumsallaşma adına umut verici gelişmelerde yaşandı. Vanspor Store bunlardan en önemlisi idi. Birçok süper lig kulübünde bile tam olarak oturmamış bu müessese, umarım uzun soluklu olur. Yine sponsorluk karşılığı arz edilen Vanspor Token de markalaşma adına çok önemli bir aşamaydı. Geleceğin yatırım aracı olan popüler kripto piyasasında var olmamız sevindiriciydi. Dikkat çeken diğer bir olay ise ilk defa bu sezon yönetim veya başkan maddi sorunları dile getirmeden ya da ‘‘kol kırılır yen içinde kalır’’ misali profesyonelce işi göğüslemeyi başardı. Önceki sezonlar takım yolunda ilerlerken maç sonrası yönetim tarafından parasal sıkıntılar açıklanarak hem galibiyete gölge düşürülür hem de sonraki haftalar için karamsar bir hava oluşturulurdu. Oysa takımda yönetim kadrosunda bulunan herkes biraz sorumlu davranarak mahremiyeti gözetmelidir. Yapılan her açıklama büyük polemiklere mahal verdiği gibi ciddiyete yakışmayan ve kurumsal markaya zarar vermekten başka bir işe yaramayan lakırdıya dönüşüyordu…

Samimiyetinden kuşku duymadığımız Mehmet başkandan önümüzdeki sezon iş başında kalması ve zararın neresinden dönsek kârdır anlayışıyla şimdiden harekete geçmesini temenni ediyoruz. Şüphesiz kulüp başkanlığı yorucu, yıpratıcı ve deyim yerindeyse ateşten gömlek giyinmesi demek. Niğde maçı sonrası sitemli açıklamalarından anladığımız kadarıyla can sıkıcı noktaya gelen haksız eleştiriler Mehmet Avcı’yı yaralamış. Bazı tespitleri haksızda sayılmaz. Örneğin yönetimde gözüküpte ortalıkta gözükmeyen maddi manevi hiçbir katkıda bulunmayanları artık toptan silkelemenin vaktidir. Oturduğu yerden ahkâm kesen maddi beklenti içerisinde hareket eden çıkarcı grupları refüze etmenin zamanıdır. Yönetimde basına açıklama yapacak bir sözcü, ayrıca futbolu bilen, futbolcuyu tanıyan gerçek manada etkili bir Genel Kaptan iş başına getirilmelidir. En önemlisi de hiç olmazsa bu sezon maçlar başlamadan yönetim kurulu oluşturulmalı gidecek-kalacak futbolcular, teknik adamlar ve de hedefler net olarak ortaya koyulmalıdır. Tabiki hedefler derken Vanspor gibi tarihi belleğe sahip, kitle takımlarında hedef kendiliğinden oluşur direkt üst lig konuşulur. Bunu bilerek işbaşına gelinmelidir ki o potansiyelde bu takımda zaten var. Nitekim Hekimoğlu Trabzon maçında 10 bini aşkın cefakâr taraftar ne kadar kırgın ve öfkeli de olsa sonuç odaklı düşündüğü için son ana kadar eğrisiyle doğrusuyla takımının yanında olup, stattaki yerini son maça kadar terk etmedi…

 Mental olarak bitmiş, kondisyon olarak tükenmiş, iddiası kalmamış bir takımı içerde dışarda galip getirerek son ana kadar umutlarımızı diri tutan Zeki hocayı da alkışlıyorum. Aynı takım farklı bir kimliğe bürünerek bir anda daha mücadeleci ve olumlu karaktere bürünüyorsa işin sırrı bu son iki haftada saklı diyorum. Bu müdahale daha erken yapılsaydı bugün başka şeyler konuşuyor olacaktık. Sezona damgasını vuran Barış Gök, Emrah Tacir ve sahada elinden geleni yapan ter döken diğer futbolcularımızı kutluyorum...

Önümüzdeki sezon özümüze dönmeliyiz. Dışarıdan, uzaktan kimselere ihtiyacımız yok. 93 ruhunu hatırlatmak, lige bambaşka bir havayla başlamak adına sezon açılışında eski Vanspor efsane oyuncularını Van’da bir araya getirecek bir organizasyon yapılmalı. Böylece o günleri bir ansak, hatıralarımızda yer etmiş o neferleri canlı kanlı bir kez daha izlesek, kaynaşsak hiç fena olmaz diyorum…  

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.