Burhan İçgüleç
Köşe Yazarı
Burhan İçgüleç
 

UYKUNUN TERBİYESİ OLUR MU?

ggg Zaman zaman gençlerle aramızda konuşurken gençlerin uyku düzeni konusundaki yaklaşımlarına şahit oluyorum. İşte yorumlardan bazıları; Hocam akşam 11’de de uyulur mu yaaa… Ailemiz bize hala bebek muamelesi yapıyor… Hocam dertlerimiz uyutmuyor ki… Arkadaşlarla biraz takılalım dedik… Hocam ne yapsam da bir türlü uykum gelmiyor… Düzenli uykunun önemini bilmeyenimiz yoktur. Bir günde 6 ile 8 saat arasındaki uykunun insan sağlığı için yeterli olduğunu biliyoruz. Peki, 6 ile 8 saat arası uykuyu istediğimiz saatte uyuyarak gidermemiz yeterli midir? Tam da burada vücudumuzun salgıladığı melatonin hormonunu konuşmamız gerekiyor. Kendimizi zinde hissettiğimiz ve algılarımızın iyi düzeyde olduğu bir günde yaşamak istiyorsak melatonin hormonundan azami derecede istifade etmemiz gerekiyor. Epifiz bezi Melatonin hormonunu akşam 11.00’e doğru salgılamaya başlayıp gece 02.00 ile 04.00 aralığında en yüksek salgı seviyesine ulaştırdıktan sonra hava aydınlanmaya başlayana kadar sürdürüyor. Melatonin hormonunun en iyi şekilde salgılama yapması için odamızdaki ışıkların kapalı olması oldukça önemlidir.  Diğer türlü aydınlık ortamlar hormonun salgılanmasını azaltmaktadır. Melatonin açısından en zengin besin kaynakları ise vişne, kiraz, fındık ve ceviz şeklinde sıralanıyor. Ceviz bakımından zengin olan Van’ımızda kış aylarında bol bol ceviz yiyerek melatonin ihtiyacımızı karşılayabiliriz.  Uyku düzenimiz, iş hayatımızı olumlu ya da olumsuz yönde etkiliyor. Hafta içi işe gitmek için erken kalkıyoruz. Pazar günü geldiğinde ise tatil günüdür diyerek öğlene kadar uyuyoruz. Uyandığımızda ise günün yarısı gitmiş oluyor. Bu defa da akşamleyin geç vakitlerde uyumak zorunda kalıyoruz. Pazartesi sabahı da erken kalkıp işe devam ediyoruz.  Bu defa ne oluyor biliyor musunuz? Pazartesi günlerinin zorlu bir gün olduğundan dert yakınarak pazartesi sendromunu icat ediyoruz. Sendrom bu defa bir olgu olarak toplumun karşısında durmaya başlıyor. Hâlbuki gerçekte var olmayan sendromu bizler oluşturuyoruz.  Hafta içi hangi saatte yatıp kalkıyorsak aynı şekilde hafta sonu da aynı saatte yatıp kalkmak gerekiyor.  Bu manada uykumuza standart kazandırmamız gerekiyor. Bir fabrika çevresinde bulunan kasabada, uzun yıllar boyunca fabrikada gündüz çalışıp da gece uyuyanlar ile gece vardiyasına kalıp gündüz vakti uyuyan işçiler arasında araştırmalar yapılıyor. Gece çalışanların gündüzün çalışanlara oranla psikolojik problemlerinin 3 kat daha fazla olduğu tespit edilmiştir.  Aynı şekilde gece vardiyasına kalıp melatonin salgısından yeterince yararlanamayan insanların kanser hastalığına yakalanma riski de gece uykusunu alanlara göre daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Rabbimiz Furkan Suresi 47. Ayette “O, geceyi size bir örtü, uykuyu istirahat zamanı ve gündüzü de hareket ve çalışma vakti yapandır.”  buyurduğu gibi geceyi bizlere dinlenme, gündüzleri de uğraşı zamanı olarak tayin etmiştir. Üretilen elektrik kaynakları ile beraber radyasyon yayan bol ışıklı ampullerin altında oturuyoruz. Akşamlarımız, gündüzlerimiz gibi oluyor.  Nimetlerden yararlanalım ama biyolojik işleyişimizin önüne de geçirmeyelim. Yaratılışımızdan gelen ve hiç değişmeyen temel özelliklerimizi koruyamazsak bundan zarar görecek olanlar yine bizler olacağız. Vücudumuzun içerisinde bulunan biyolojik saat kendi içerisinde bir sistematik kurarak çalışmaktadır. Bizlerin uyku, yemek ve çalışma saatlerimizi sürekli olarak değiştirmek durumunda kalışımız var olan biyolojik saatin işleyişini olumsuz yönde etkileyecektir. Organlarımız düzensiz uyarılar ve tepkiler sonucunda daha çabuk yıpranacak ve farklı sağlık sorunlarının erken yaşlarda ortaya çıkmasına yol açabilecektir.          Van gençliğinin gelecek ile ilgili hayallerinin olduğunu biliyoruz. Bu sebeple hayallerimize ulaşmak için planlı bir yaşam gerekir. Bildiğiniz üzere planlı bir yaşamın içerisinde düzenli bir uykunun büyük payı vardır. Elde edilen büyük başarılar hiçbir zaman zorluklar aşılmadan elde edilmemiştir. Fark yaratan insanların çevresindeki insanlara göre daha çok çaba harcadıklarını ve rahatlarından feragat ettiklerini bilmekteyiz. Uykumuzu terbiye etmemiz planlı yaşam konusunda önemli bir basamağı aşmamız anlamına gelecektir. Kalın sağlıcakla…    
Ekleme Tarihi: 16 Ekim 2020 - Cuma

UYKUNUN TERBİYESİ OLUR MU?

Zaman zaman gençlerle aramızda konuşurken gençlerin uyku düzeni konusundaki yaklaşımlarına şahit oluyorum. İşte yorumlardan bazıları;

Hocam akşam 11’de de uyulur mu yaaa…

Ailemiz bize hala bebek muamelesi yapıyor…

Hocam dertlerimiz uyutmuyor ki…

Arkadaşlarla biraz takılalım dedik…

Hocam ne yapsam da bir türlü uykum gelmiyor…

Düzenli uykunun önemini bilmeyenimiz yoktur. Bir günde 6 ile 8 saat arasındaki uykunun insan sağlığı için yeterli olduğunu biliyoruz. Peki, 6 ile 8 saat arası uykuyu istediğimiz saatte uyuyarak gidermemiz yeterli midir?

Tam da burada vücudumuzun salgıladığı melatonin hormonunu konuşmamız gerekiyor. Kendimizi zinde hissettiğimiz ve algılarımızın iyi düzeyde olduğu bir günde yaşamak istiyorsak melatonin hormonundan azami derecede istifade etmemiz gerekiyor. Epifiz bezi Melatonin hormonunu akşam 11.00’e doğru salgılamaya başlayıp gece 02.00 ile 04.00 aralığında en yüksek salgı seviyesine ulaştırdıktan sonra hava aydınlanmaya başlayana kadar sürdürüyor. Melatonin hormonunun en iyi şekilde salgılama yapması için odamızdaki ışıkların kapalı olması oldukça önemlidir.  Diğer türlü aydınlık ortamlar hormonun salgılanmasını azaltmaktadır. Melatonin açısından en zengin besin kaynakları ise vişne, kiraz, fındık ve ceviz şeklinde sıralanıyor. Ceviz bakımından zengin olan Van’ımızda kış aylarında bol bol ceviz yiyerek melatonin ihtiyacımızı karşılayabiliriz. 

Uyku düzenimiz, iş hayatımızı olumlu ya da olumsuz yönde etkiliyor. Hafta içi işe gitmek için erken kalkıyoruz. Pazar günü geldiğinde ise tatil günüdür diyerek öğlene kadar uyuyoruz. Uyandığımızda ise günün yarısı gitmiş oluyor. Bu defa da akşamleyin geç vakitlerde uyumak zorunda kalıyoruz. Pazartesi sabahı da erken kalkıp işe devam ediyoruz.  Bu defa ne oluyor biliyor musunuz? Pazartesi günlerinin zorlu bir gün olduğundan dert yakınarak pazartesi sendromunu icat ediyoruz. Sendrom bu defa bir olgu olarak toplumun karşısında durmaya başlıyor. Hâlbuki gerçekte var olmayan sendromu bizler oluşturuyoruz.  Hafta içi hangi saatte yatıp kalkıyorsak aynı şekilde hafta sonu da aynı saatte yatıp kalkmak gerekiyor.  Bu manada uykumuza standart kazandırmamız gerekiyor.

Bir fabrika çevresinde bulunan kasabada, uzun yıllar boyunca fabrikada gündüz çalışıp da gece uyuyanlar ile gece vardiyasına kalıp gündüz vakti uyuyan işçiler arasında araştırmalar yapılıyor. Gece çalışanların gündüzün çalışanlara oranla psikolojik problemlerinin 3 kat daha fazla olduğu tespit edilmiştir.  Aynı şekilde gece vardiyasına kalıp melatonin salgısından yeterince yararlanamayan insanların kanser hastalığına yakalanma riski de gece uykusunu alanlara göre daha fazla olduğu tespit edilmiştir.

Rabbimiz Furkan Suresi 47. Ayette “O, geceyi size bir örtü, uykuyu istirahat zamanı ve gündüzü de hareket ve çalışma vakti yapandır.”  buyurduğu gibi geceyi bizlere dinlenme, gündüzleri de uğraşı zamanı olarak tayin etmiştir. Üretilen elektrik kaynakları ile beraber radyasyon yayan bol ışıklı ampullerin altında oturuyoruz. Akşamlarımız, gündüzlerimiz gibi oluyor.  Nimetlerden yararlanalım ama biyolojik işleyişimizin önüne de geçirmeyelim. Yaratılışımızdan gelen ve hiç değişmeyen temel özelliklerimizi koruyamazsak bundan zarar görecek olanlar yine bizler olacağız.

Vücudumuzun içerisinde bulunan biyolojik saat kendi içerisinde bir sistematik kurarak çalışmaktadır. Bizlerin uyku, yemek ve çalışma saatlerimizi sürekli olarak değiştirmek durumunda kalışımız var olan biyolojik saatin işleyişini olumsuz yönde etkileyecektir. Organlarımız düzensiz uyarılar ve tepkiler sonucunda daha çabuk yıpranacak ve farklı sağlık sorunlarının erken yaşlarda ortaya çıkmasına yol açabilecektir.

         Van gençliğinin gelecek ile ilgili hayallerinin olduğunu biliyoruz. Bu sebeple hayallerimize ulaşmak için planlı bir yaşam gerekir. Bildiğiniz üzere planlı bir yaşamın içerisinde düzenli bir uykunun büyük payı vardır. Elde edilen büyük başarılar hiçbir zaman zorluklar aşılmadan elde edilmemiştir. Fark yaratan insanların çevresindeki insanlara göre daha çok çaba harcadıklarını ve rahatlarından feragat ettiklerini bilmekteyiz.

Uykumuzu terbiye etmemiz planlı yaşam konusunda önemli bir basamağı aşmamız anlamına gelecektir. Kalın sağlıcakla…

 

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.