Burhan İçgüleç
Köşe Yazarı
Burhan İçgüleç
 

Başkentli Gençler…

ggg Covid 19 salgını dünyanın tamamını neredeyse kuşatmış durumda. Virüs tüm dünyaya kendisiyle birlikte korkularını da salmış görünüyor.  Pandemi süreci ile ilgili insanların kafalarında birçok soru işareti mevcutken normal hayata dönme istekleri de her geçen gün artmaktadır. Ülkemizde alınan tedbirler sonuç vermekte ve vaka sayıları hızla düşmektedir.   Salgın hastalıklar, doğal afetler, ekonomik krizler, savaşlar gibi büyük çaplı gelişmeler, topluma zarar veren ve yıpratan süreçlerdir. Toplumlar bu sorunların üstesinden gelebilmeyi kendilerine özgü duruşlarıyla ve çözüm yollarıyla bir şekilde başarabilmektedirler. Fakat asıl yıkıcı olan ve kültürlerin yok olmasını sağlayan şey ise insanların bu tür zorluklarla beraber düşünce ve duygularına sirayet eden karamsarlık ve ümitsizlik girdaplarıdır. İnsanların zihinlerinde alacakları kararlar pratik hayatta yaşanacakları da şekillendirmektedir. Bu sebeple “afetler” bazen insan zihinlerinde de gerçekleşmektedir.  Bir toplumun moral değerleri anlamında ümidini hep korumak ve vazgeçmeden direnebilmek hep önemli olagelmiştir. Covid 19 virüsüne karşı üretilen birçok aşı aktif olarak kullanılmaya başlandı. Peki, salgın durdurulabilecek mi? Bunu zaman gösterecek. Fakat burada bizi ilgilendiren bir başka mesele daha var.  O da zihinlerimize yer eden karamsarlık virüsüdür. Acaba bu virüsün aşısı var mıdır? Karamsarlıklara karşı antikor oluşturacak aşı umut aşısı olabilir mi?  Aşıyı üretmek çok mu zor sizce? Yoksa bakış açılarımızı değiştirmek kadar basit midir? Karamsarlık virüsü asla gençlerimizin zihinlerinde olmamalıdır. Bu virüs zihinlerimizde oldukça her şeye karşı negatif bakış açısı geliştirmek durumunda kalacağız. Zaman zaman kendimize, ailemize, arkadaşlarımıza, okulumuza, sosyal çevremize ve etkilendiğimiz her ortama eleştirel bir gözle bakıp bir kulp bulmanın yollarını aramaya başlıyoruz. Hep sorguluyoruz.  Bu arada sorgulamak güzel bir şeydir. Burada sorun görülmemelidir. Fakat asıl problem olan her meseleye şüpheyle bakmak her olup biteni sorunlu diye algılamak ve iyi şeyler olamayacağını peşinen kabullenmektir.  İçinde yaşadığımız sosyal çevremizde bizlere bu tür düşünce ve duyguları aşılayarak hayatı kendimiz için içinden çıkılamayan bir hale dönüştürüyoruz.   Gençler, bir kez Van’da yani başkentte yaşadığınızı hatırlatmak isterim.  Van’ın en eski medeniyetlerinden olan Urartu’ların başkenti Tuşba’dır. Dolayısıyla başkentliyiz. Peki, bitti mi? Hayır… Tuşba; güneş kenti, güneşin bol olduğu şehir anlamında kullanılmaktadır. Van’ımız Türkiye’de güneşten en fazla yararlanan iller arasında ön sıralarda yer almaktadır. Bu sebeple Van’ımızın gençlerine söyleyeceklerimiz vardır.  Güneş, aydınlık demektir. Gülümsemek demektir. Yarınlar demektir. En önemlisi “Umut” demektir. Van’ın güneş yüzlü gençleri, yaşadığımız toprakların bizlere bahşettiklerini unutmadan umudumuzu hep diri tutalım. Şimdi diyeceksiniz ki o kadar da çok sorunlarımız var iken hiçbir şey olmamış gibi mi davranacağız? Hayır, kesinlikle… Bizler sorunlarımızla birlikte geleceğimizi şekillendirmenin mücadelesini vermeliyiz. Bu şehrin güneş yüzlü gençleri duruşuyla, davranışlarıyla, edebiyle, inancıyla, umutlarıyla, yetenekleriyle yaşadığı şehirde kendi aurasını oluşturmalıdır. Karamsarlık ve ümitsizlik, insan karakterini aşındıran zararlı bakış açılarıdır. İbn i Haldun’un dediği gibi “İnsan beyni değirmen taşına benzer. İçine yeni şeyler atmazsanız, kendi kendini öğütür durur.”Bu nedenle gençler, durağan sular olup bayatlamak yerine çağlayan sular olup kendimizle birlikte etrafımıza da yenilikler katabiliriz. Mevlana’nın dediği gibi… “Her gün bir yerden göçmek ne iyi,   Her gün bir yere konmak ne güzel,   Bulanmadan, donmadan akmak, ne hoş!   Dünle beraber gitti cancağızım,   Ne kadar söz varsa düne ait   Şimdi yeni şeyler söylemek lazım...”
Ekleme Tarihi: 14 Ocak 2021 - Perşembe

Başkentli Gençler…

Covid 19 salgını dünyanın tamamını neredeyse kuşatmış durumda. Virüs tüm dünyaya kendisiyle birlikte korkularını da salmış görünüyor.

 Pandemi süreci ile ilgili insanların kafalarında birçok soru işareti mevcutken normal hayata dönme istekleri de her geçen gün artmaktadır. Ülkemizde alınan tedbirler sonuç vermekte ve vaka sayıları hızla düşmektedir.  

Salgın hastalıklar, doğal afetler, ekonomik krizler, savaşlar gibi büyük çaplı gelişmeler, topluma zarar veren ve yıpratan süreçlerdir. Toplumlar bu sorunların üstesinden gelebilmeyi kendilerine özgü duruşlarıyla ve çözüm yollarıyla bir şekilde başarabilmektedirler. Fakat asıl yıkıcı olan ve kültürlerin yok olmasını sağlayan şey ise insanların bu tür zorluklarla beraber düşünce ve duygularına sirayet eden karamsarlık ve ümitsizlik girdaplarıdır. İnsanların zihinlerinde alacakları kararlar pratik hayatta yaşanacakları da şekillendirmektedir. Bu sebeple “afetler” bazen insan zihinlerinde de gerçekleşmektedir.  Bir toplumun moral değerleri anlamında ümidini hep korumak ve vazgeçmeden direnebilmek hep önemli olagelmiştir.

Covid 19 virüsüne karşı üretilen birçok aşı aktif olarak kullanılmaya başlandı. Peki, salgın durdurulabilecek mi? Bunu zaman gösterecek. Fakat burada bizi ilgilendiren bir başka mesele daha var.  O da zihinlerimize yer eden karamsarlık virüsüdür. Acaba bu virüsün aşısı var mıdır? Karamsarlıklara karşı antikor oluşturacak aşı umut aşısı olabilir mi?  Aşıyı üretmek çok mu zor sizce? Yoksa bakış açılarımızı değiştirmek kadar basit midir?

Karamsarlık virüsü asla gençlerimizin zihinlerinde olmamalıdır. Bu virüs zihinlerimizde oldukça her şeye karşı negatif bakış açısı geliştirmek durumunda kalacağız.

Zaman zaman kendimize, ailemize, arkadaşlarımıza, okulumuza, sosyal çevremize ve etkilendiğimiz her ortama eleştirel bir gözle bakıp bir kulp bulmanın yollarını aramaya başlıyoruz. Hep sorguluyoruz.  Bu arada sorgulamak güzel bir şeydir. Burada sorun görülmemelidir. Fakat asıl problem olan her meseleye şüpheyle bakmak her olup biteni sorunlu diye algılamak ve iyi şeyler olamayacağını peşinen kabullenmektir. 

İçinde yaşadığımız sosyal çevremizde bizlere bu tür düşünce ve duyguları aşılayarak hayatı kendimiz için içinden çıkılamayan bir hale dönüştürüyoruz.  

Gençler, bir kez Van’da yani başkentte yaşadığınızı hatırlatmak isterim.  Van’ın en eski medeniyetlerinden olan Urartu’ların başkenti Tuşba’dır. Dolayısıyla başkentliyiz. Peki, bitti mi? Hayır… Tuşba; güneş kenti, güneşin bol olduğu şehir anlamında kullanılmaktadır. Van’ımız Türkiye’de güneşten en fazla yararlanan iller arasında ön sıralarda yer almaktadır. Bu sebeple Van’ımızın gençlerine söyleyeceklerimiz vardır. 

Güneş, aydınlık demektir. Gülümsemek demektir. Yarınlar demektir. En önemlisi “Umut” demektir. Van’ın güneş yüzlü gençleri, yaşadığımız toprakların bizlere bahşettiklerini unutmadan umudumuzu hep diri tutalım. Şimdi diyeceksiniz ki o kadar da çok sorunlarımız var iken hiçbir şey olmamış gibi mi davranacağız? Hayır, kesinlikle…

Bizler sorunlarımızla birlikte geleceğimizi şekillendirmenin mücadelesini vermeliyiz. Bu şehrin güneş yüzlü gençleri duruşuyla, davranışlarıyla, edebiyle, inancıyla, umutlarıyla, yetenekleriyle yaşadığı şehirde kendi aurasını oluşturmalıdır.

Karamsarlık ve ümitsizlik, insan karakterini aşındıran zararlı bakış açılarıdır. İbn i Haldun’un dediği gibi “İnsan beyni değirmen taşına benzer. İçine yeni şeyler atmazsanız, kendi kendini öğütür durur.”Bu nedenle gençler, durağan sular olup bayatlamak yerine çağlayan sular olup kendimizle birlikte etrafımıza da yenilikler katabiliriz. Mevlana’nın dediği gibi…

“Her gün bir yerden göçmek ne iyi,
  Her gün bir yere konmak ne güzel,
  Bulanmadan, donmadan akmak, ne hoş!
  Dünle beraber gitti cancağızım,
  Ne kadar söz varsa düne ait
  Şimdi yeni şeyler söylemek lazım...”

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (2)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
zevheri
(14.01.2021 14:52 - #72176)
Çok güzel noktalara temas edilmiş,umut aşılayıcı bir yazı. Hocam yüreğinize sağlık.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(6) (0)
Çetin Bayram
(16.01.2021 12:31 - #72179)
Kaleminize, yüreğinize ve fikrinize sağlık. Değerli ve anlamlı bir yazı olmuş. Yaşanan pandemi dönemi ve sosyal medyanın karamsar bombardımanına maruz kalen gençliğin umutsuzluğuna güzel bir dokunuş olmuş. Yüreklerinde umudun yeşermesi ümidiyle... Allah ilminizi arttırsın.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(4) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.