Av. Erdem Yavuz EKİCİ
Köşe Yazarı
Av. Erdem Yavuz EKİCİ
 

Seçme ve Seçilme Hakkı Üzerine

ggg  Temel bir hak ve hürriyet olan seçme ve seçilme hakkının ülkemiz tarihinde geçirdiği etkilere değinerek seçme ve seçilme hakkını burada ki yazımızda genel anlamıyla değerlendirelim.               Türkiye Siyasi Tarihi seçme ve seçilme hakkı bakımından bir çok sancılı dönem geçirmiştir. Bunların ilki Cumhuriyetin ilanından sonra, çok partili yaşamın siyasi hayata sokulması çabasıdır. Bu bağlamda; Cumhuriyetin ilk partisi olan Cumhuriyet Halk Fırkasına alternatif olarak kurulan ve yönetiminde ilk meclisin tanıdık isimlerinin bulunduğu, Milli Mücadele döneminde M. Kemal Paşa’nın yakınında yer alan ve onu destekleyen Kazım Karabekir, Ali Fuat (Cebesoy), Refet (Bele), Rauf (Orbay) ve Adnan (Adıvar) gibi önemli komutan ve şahsiyetler Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası adıyla yeni bir parti kurdular. Söz konusu parti  programındaki “fırkamız itikad-ı diniyeye ve fıkriyeye hürmetkardır.” Cümlesi meclis içerisinde ve dışarısında bir çok tartışma yaratmış, böyle bir uygumla olursa, bu bahaneyle bir çok gerici akımın yeniden hortlayarak  genç ve ilerici Türkiye Cumhuriyeti’nin gericiliğe mahkum edileceği kanaati hakim olmuş ve Şeyh Said isyanı bahane edilerek, ilk muhalif parti olan Terakiperver Cumhuriyet Fırkası kapatılmış, kurucuları İstiklal Mahkemelerin de yargılanarak siyasetten el çektirilmişlerdir. Siyasi tarihimizde, seçme ve seçilme hakkına ilk müdahale bu olayla olmuş ve çok partili yaşama geçme hayali bir başka bahara kalmıştır.               Mustafa Kemal Atatürk bu denemeden sonra, genç Türkiye Cumhuriyeti’nin henüz çok partili siyasal yaşama geçmediğine kanaat getirerek, bu denemeleri ötelemiştir. Atatürk’ün ölümünden sonra, 1950 yılında yeni bir siyasi aktör olan DP ortaya çıkmış ve Türkiye bu tarihten sonra kesintilere uğrasa da çok partili hayata adapte olmuştur. Bugün yerel seçimlere katılacak parti sayısı 27 olup, siyasal yaşamımız açısından güzel bir durum oluşturmaktadır.               Seçme, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkı Anayasamızın Temel Hak ve Özgürlüklerin düzenlendiği alanın 4. bölümünde Siyasi Haklar ve Ödevler başlığı altında 67. madde de düzenlenmektedir. Madde metninde “Vatandaşlar, kanunda gösterilen şartlar uygun olarak seçme ve seçilme ve bağımsız olarak veya bir siyasi parti içinde siyasi faaliyette bulunma ve halkoylamasına katılma hakkına sahiptir.(Değişik: 23/7/1995-4121/5 md.) Seçimler ve halkoylaması serbest, eşit, gizli, tek dereceli, genel oy, açık sayım ve döküm esaslarına göre, yargı yönetim ve denetimi altında yapılır. Ancak, yurt dışında bulunan Türk vatandaşlarının oy hakkını kullanabilmeleri amacıyla kanun, uygulanabilir tedbirleri belirler. (Değişik: 17/5/1987 - 3361/1 md.; 23/7/1995-4121/5 md.) Onsekiz yaşını dolduran her Türk vatandaşı seçme ve halkoylamasına katılma haklarına sahiptir…”demekle seçme ve seçilme hakkının genel esaslarını belirlemiştir. Bunlar arasında on sekiz yaşını tamamlamış olmak ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak bu hakkın kullanılmasında aranan şartların en başında gelmektedir.  Madde başlığına dikkat edilirse “Siyasi Haklar ve Ödevler” denilmektedir dolayısıyla seçme hak olduğu kadar bir ödevdir ve bu ödevin yerine getirilmemesi halinde vatandaşlar bir takım yaptırımlarla karşılaşacaklardır.               Her şeyden öte kendini temsil ettirme ve ülke geleceğinde söz söylemenin yegane yolu olan seçme hakkında vatandaşlarımızın duyarlılık göstererek sandığa gitmeleri hem demokratik ve siyasal yaşantıya milli iradenin daha çok yansımasına hem de seçilecek parti veya şahısların azınlıkta kalanların oranını görerek onlara yönelik bir daha ki dönem proje üretmelerine vesile olacaktır. 
Ekleme Tarihi: 11 Şubat 2014 - Salı

Seçme ve Seçilme Hakkı Üzerine

 Temel bir hak ve hürriyet olan seçme ve seçilme hakkının ülkemiz tarihinde geçirdiği etkilere değinerek seçme ve seçilme hakkını burada ki yazımızda genel anlamıyla değerlendirelim.

 

            Türkiye Siyasi Tarihi seçme ve seçilme hakkı bakımından bir çok sancılı dönem geçirmiştir. Bunların ilki Cumhuriyetin ilanından sonra, çok partili yaşamın siyasi hayata sokulması çabasıdır. Bu bağlamda; Cumhuriyetin ilk partisi olan Cumhuriyet Halk Fırkasına alternatif olarak kurulan ve yönetiminde ilk meclisin tanıdık isimlerinin bulunduğu, Milli Mücadele döneminde M. Kemal Paşa’nın yakınında yer alan ve onu destekleyen Kazım Karabekir, Ali Fuat (Cebesoy), Refet (Bele), Rauf (Orbay) ve Adnan (Adıvar) gibi önemli komutan ve şahsiyetler Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası adıyla yeni bir parti kurdular. Söz konusu parti  programındaki “fırkamız itikad-ı diniyeye ve fıkriyeye hürmetkardır.” Cümlesi meclis içerisinde ve dışarısında bir çok tartışma yaratmış, böyle bir uygumla olursa, bu bahaneyle bir çok gerici akımın yeniden hortlayarak  genç ve ilerici Türkiye Cumhuriyeti’nin gericiliğe mahkum edileceği kanaati hakim olmuş ve Şeyh Said isyanı bahane edilerek, ilk muhalif parti olan Terakiperver Cumhuriyet Fırkası kapatılmış, kurucuları İstiklal Mahkemelerin de yargılanarak siyasetten el çektirilmişlerdir. Siyasi tarihimizde, seçme ve seçilme hakkına ilk müdahale bu olayla olmuş ve çok partili yaşama geçme hayali bir başka bahara kalmıştır.

 

            Mustafa Kemal Atatürk bu denemeden sonra, genç Türkiye Cumhuriyeti’nin henüz çok partili siyasal yaşama geçmediğine kanaat getirerek, bu denemeleri ötelemiştir. Atatürk’ün ölümünden sonra, 1950 yılında yeni bir siyasi aktör olan DP ortaya çıkmış ve Türkiye bu tarihten sonra kesintilere uğrasa da çok partili hayata adapte olmuştur. Bugün yerel seçimlere katılacak parti sayısı 27 olup, siyasal yaşamımız açısından güzel bir durum oluşturmaktadır.

 

            Seçme, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkı Anayasamızın Temel Hak ve Özgürlüklerin düzenlendiği alanın 4. bölümünde Siyasi Haklar ve Ödevler başlığı altında 67. madde de düzenlenmektedir. Madde metninde “Vatandaşlar, kanunda gösterilen şartlar uygun olarak seçme ve seçilme ve bağımsız olarak veya bir siyasi parti içinde siyasi faaliyette bulunma ve halkoylamasına katılma hakkına sahiptir.(Değişik: 23/7/1995-4121/5 md.) Seçimler ve halkoylaması serbest, eşit, gizli, tek dereceli, genel oy, açık sayım ve döküm esaslarına göre, yargı yönetim ve denetimi altında yapılır. Ancak, yurt dışında bulunan Türk

vatandaşlarının oy hakkını kullanabilmeleri amacıyla kanun, uygulanabilir tedbirleri belirler.

(Değişik: 17/5/1987 - 3361/1 md.; 23/7/1995-4121/5 md.) Onsekiz yaşını dolduran her Türk vatandaşı seçme ve halkoylamasına katılma haklarına sahiptir…”demekle seçme ve seçilme hakkının genel esaslarını belirlemiştir. Bunlar arasında on sekiz yaşını tamamlamış olmak ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak bu hakkın kullanılmasında aranan şartların en başında gelmektedir.  Madde başlığına dikkat edilirse “Siyasi Haklar ve Ödevler” denilmektedir dolayısıyla seçme hak olduğu kadar bir ödevdir ve bu ödevin yerine getirilmemesi halinde vatandaşlar bir takım yaptırımlarla karşılaşacaklardır.

 

            Her şeyden öte kendini temsil ettirme ve ülke geleceğinde söz söylemenin yegane yolu olan seçme hakkında vatandaşlarımızın duyarlılık göstererek sandığa gitmeleri hem demokratik ve siyasal yaşantıya milli iradenin daha çok yansımasına hem de seçilecek parti veya şahısların azınlıkta kalanların oranını görerek onlara yönelik bir daha ki dönem proje üretmelerine vesile olacaktır. 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.