Prof. Dr. Ahmet ÖZER
Köşe Yazarı
Prof. Dr. Ahmet ÖZER
 

Korona ve Küresellşeme: Çözüm-1

Korona sonrası dünyanın gidişatı ve küreselleşme nasıl olacak sizce? Küreselleşmenin tarihi yaklaşık yarım asırdır. Bir düşünün tarım toplumu 8 bin yıl yaşamıştı. Sanayi toplumunun ömrü 200 yıl oldu. Yaşadıklarımıza baktığımızda, bilişim teknolojilerinin hüküm sürdüğü küreselleşmenin ancak 50 yıl sürebildiğini söyleyebiliriz.. Bu dönemi özelliğinden ötürü “Bilişim Dönemi” diye adlandıralar da var. Sosyolojik olarak baktığımızda, tarım toplumuna “geleneksel toplum”; tarım sonrası sanayi toplumuna “modern toplum” dedik; ondan sonrası toplumu da, “modern sonrası toplum” ya da “post modern” olarak adlandırıyoruz. Şimdi gelen yapının ise ne olduğunu kimse tam olarak bilmiyor, o nedenle henüz bir ad da konulmuş değil. En büyük eksiğimiz de bu bence. Bilmediğin şeyle nasıl savaşacaksın? Çöküş için nasıl yol yordam geliştireceksin. Bütün bunlar için yeni bir tanımlama, yeni bir açıklama gerekli.. Yani, içinde olduğumuz sosyolojinin ve sonrası gidilecek yönün ve yerin tanımlanmamış ve tarif edilmemiş olması..büyük bir eksiklik olmanın ötesinde, nasıl doldurulacağı bilinmeyen bir boşluğa dönüşmüş durumda.. TEMEL KAYNAK ve TEMEL GÜÇ Ancak şunu biliyoruz: Tarım toplumunun temel üretim aracı topraktı, temel gücü kol gücü (kas’tı), hakim toplumsal sınıf ise -köylülüğü sömüren ve ezen- feodallerdi. Bu toplumsal döneme o nedenle feodalite ya da feodalizm de denilmiştir. Sanayi toplumunun temel üretim aracı fabrikalar, güç kaynağı makinalar, hakim sınıf ise -işçi sınıfının karşısında konumlanmış olan- burjuva sınıfıdır. Bu dönemde bilimin teknolojiye uyarlanması sonucu ortaya çıkan endüstrileşmeyi kamçılayan özelliğinden dolayı, döneme endüstri dönemi diyenler de vardır. Sanayi sonrası topluma gelince, bu dönemin temel üretim aracı zihin gücü, temel üretim gücü zihin gücünü kullanan bilgisayarlardır, belirgin sınıf ise bu ikisini elinde tutan otoriteler ya da yetke sahibi uzamanlar, kişiler ve kurumlardır. Bunlar çoğunlukla sermayeyi kontrol eden kurum ya da kuruluşlardan oluşmaktadır. O yüzden kimi yerde küresel bir firmadır, kimi zaman küresel bir devlettir. DENİZ BİTTİ Lakin deniz bitti, artık bunun da sonuna geldik. Hem doğayı hem kendimizi öyle bir hırpalayıp tükettik ki artık duvara tosladık, hem de gözle görülmeyen küçücük bir virüs tarafından. İnsanoğlu kibrine yenildi. Hatırlayın, neo liberalizm bütün dünyayı sarıp sarmaladığında Fucuyama, artık “tarihin sonuna geldik” demişti. Peki şimdi neyin sonuna geldik bay Fucuyama? Şimdi de bence Covit 19 dünyaya hakim hale geldiğine göre diyebiliriz ki “tarihin sonunun sonuna geldik.” BU SÜRECİN GÖSTERDİĞİ İKİ HUSUS Korona ve küreselleşme bize bu konuda iki şey gösterdi. Daha doğrusu bu süreçte iki yönlü bir gelişme yaşadık: 1). Covit 19 Pandemisi tam da küreselleşmenin tarzına ve ruhuna uygun çok hızlı yayıldı. Tarım döneminde hatta sanayi döneminde yaşanan salgınlar en çok bir bölge ile sınırlı kalıyordu. Şimdi ise dünya küreselleşme ile “küresel bir köy haline geldi” söyleminin gereği bir yerde çıkan bir virüs bir iki ayda bütün dünyayı kasıp kavurdu. Dolayısıyla küreselleşmeyi övemek için icat edilen küresel köy tam tersi yönde işlev görerek insanlığın ayağına dolandı. Deme ki küresel köy olmak o kadar da iyi bir şey değilmiş. Şimdi herkes içinden “keşke böyle olamasaydı da her birimiz kendi köyümüzde kalmaya devam etseydik” diyesi geliyor. 2). Küreselleşmenin artık işe yaramaması ise, bu belanın dünya çapında yayıldığı gibi aynı oranda küresel bir çözümün bulunmaması ile ortaya çıktı. Maalesef bu konuda uluslararası bir dayanışma sağlanamadığı gibi uluslararası bir önlem de geliştirilemedi. Hala da geliştirilmiş değil. O halde o baş döndürücü hızla geliştiğini söylediğimiz ve küreselleşmenin adeta üzerinde kayarak gittiği iletişim ve ulaşım olanakları virüsü yaydı ama onu önlemek için ne hikmetse hiçbir işe yaramadı. Sadece o da değil; herkesin bel bağladığı ulus üstü kurumların, afra tafralarından geçilmeyen emperyal devletlerin, akıllı ve güdümlü dronlarıyla, robotik donanım ve silahlarıyla övünen kocaman orduların böyle bir olayda beş para etmedikleri ortaya çıktı. İşte küreselleşmenin çuvalladığı nokta da tam da burasıydı. Nasıl mı? 7 (Devam edecek)
Ekleme Tarihi: 21 Nisan 2020 - Salı

Korona ve Küresellşeme: Çözüm-1

Korona sonrası dünyanın gidişatı ve küreselleşme nasıl olacak sizce? Küreselleşmenin tarihi yaklaşık yarım asırdır. Bir düşünün tarım toplumu 8 bin yıl yaşamıştı. Sanayi toplumunun ömrü 200 yıl oldu. Yaşadıklarımıza baktığımızda, bilişim teknolojilerinin hüküm sürdüğü küreselleşmenin ancak 50 yıl sürebildiğini söyleyebiliriz.. Bu dönemi özelliğinden ötürü “Bilişim Dönemi” diye adlandıralar da var.

Sosyolojik olarak baktığımızda, tarım toplumuna “geleneksel toplum”; tarım sonrası sanayi toplumuna “modern toplum” dedik; ondan sonrası toplumu da, “modern sonrası toplum” ya da “post modern” olarak adlandırıyoruz.

Şimdi gelen yapının ise ne olduğunu kimse tam olarak bilmiyor, o nedenle henüz bir ad da konulmuş değil. En büyük eksiğimiz de bu bence. Bilmediğin şeyle nasıl savaşacaksın? Çöküş için nasıl yol yordam geliştireceksin. Bütün bunlar için yeni bir tanımlama, yeni bir açıklama gerekli..

Yani, içinde olduğumuz sosyolojinin ve sonrası gidilecek yönün ve yerin tanımlanmamış ve tarif edilmemiş olması..büyük bir eksiklik olmanın ötesinde, nasıl doldurulacağı bilinmeyen bir boşluğa dönüşmüş durumda..

TEMEL KAYNAK ve TEMEL GÜÇ

Ancak şunu biliyoruz: Tarım toplumunun temel üretim aracı topraktı, temel gücü kol gücü (kas’tı), hakim toplumsal sınıf ise -köylülüğü sömüren ve ezen- feodallerdi. Bu toplumsal döneme o nedenle feodalite ya da feodalizm de denilmiştir.

Sanayi toplumunun temel üretim aracı fabrikalar, güç kaynağı makinalar, hakim sınıf ise -işçi sınıfının karşısında konumlanmış olan- burjuva sınıfıdır. Bu dönemde bilimin teknolojiye uyarlanması sonucu ortaya çıkan endüstrileşmeyi kamçılayan özelliğinden dolayı, döneme endüstri dönemi diyenler de vardır.

Sanayi sonrası topluma gelince, bu dönemin temel üretim aracı zihin gücü, temel üretim gücü zihin gücünü kullanan bilgisayarlardır, belirgin sınıf ise bu ikisini elinde tutan otoriteler ya da yetke sahibi uzamanlar, kişiler ve kurumlardır. Bunlar çoğunlukla sermayeyi kontrol eden kurum ya da kuruluşlardan oluşmaktadır. O yüzden kimi yerde küresel bir firmadır, kimi zaman küresel bir devlettir.

DENİZ BİTTİ

Lakin deniz bitti, artık bunun da sonuna geldik. Hem doğayı hem kendimizi öyle bir hırpalayıp tükettik ki artık duvara tosladık, hem de gözle görülmeyen küçücük bir virüs tarafından.

İnsanoğlu kibrine yenildi. Hatırlayın, neo liberalizm bütün dünyayı sarıp sarmaladığında Fucuyama, artık “tarihin sonuna geldik” demişti. Peki şimdi neyin sonuna geldik bay Fucuyama? Şimdi de bence Covit 19 dünyaya hakim hale geldiğine göre diyebiliriz ki “tarihin sonunun sonuna geldik.”

BU SÜRECİN GÖSTERDİĞİ İKİ HUSUS

Korona ve küreselleşme bize bu konuda iki şey gösterdi. Daha doğrusu bu süreçte iki yönlü bir gelişme yaşadık:

1). Covit 19 Pandemisi tam da küreselleşmenin tarzına ve ruhuna uygun çok hızlı yayıldı. Tarım döneminde hatta sanayi döneminde yaşanan salgınlar en çok bir bölge ile sınırlı kalıyordu. Şimdi ise dünya küreselleşme ile “küresel bir köy haline geldi” söyleminin gereği bir yerde çıkan bir virüs bir iki ayda bütün dünyayı kasıp kavurdu.

Dolayısıyla küreselleşmeyi övemek için icat edilen küresel köy tam tersi yönde işlev görerek insanlığın ayağına dolandı. Deme ki küresel köy olmak o kadar da iyi bir şey değilmiş. Şimdi herkes içinden “keşke böyle olamasaydı da her birimiz kendi köyümüzde kalmaya devam etseydik” diyesi geliyor.

2). Küreselleşmenin artık işe yaramaması ise, bu belanın dünya çapında yayıldığı gibi aynı oranda küresel bir çözümün bulunmaması ile ortaya çıktı.

Maalesef bu konuda uluslararası bir dayanışma sağlanamadığı gibi uluslararası bir önlem de geliştirilemedi. Hala da geliştirilmiş değil. O halde o baş döndürücü hızla geliştiğini söylediğimiz ve küreselleşmenin adeta üzerinde kayarak gittiği iletişim ve ulaşım olanakları virüsü yaydı ama onu önlemek için ne hikmetse hiçbir işe yaramadı.

Sadece o da değil; herkesin bel bağladığı ulus üstü kurumların, afra tafralarından geçilmeyen emperyal devletlerin, akıllı ve güdümlü dronlarıyla, robotik donanım ve silahlarıyla övünen kocaman orduların böyle bir olayda beş para etmedikleri ortaya çıktı. İşte küreselleşmenin çuvalladığı nokta da tam da burasıydı. Nasıl mı? 7

(Devam edecek)

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.