Haber Girişi: 26.10.2021 - 10:55, Güncelleme: 26.10.2021 - 10:56

Van Gölü’nün dibindeki kalıntılar dünyaya tanıtılacak

 

Van Gölü’nün dibindeki kalıntılar dünyaya tanıtılacak

Türkiye’nin en büyük gölü olan ve 800 bin yıllık geçmişe sahip Van Gölü’nün dibindeki kalıntılar, yapılan dalışlarla dünyaya tanıtılacak.
Türkiye’nin en büyük gölü olan Van Gölü, volkanik Nemrut Dağı’nın patlaması sonucu oluşan ve sodalı suyuyla dikkat çeken 3 bin 713 kilometrekarelik alanıyla tıpkı bir deniz gibi uzanan uçsuz bucaksız sularının altında pek çok sır saklıyor. Göle kıyıları bulunan Van ve Bitlis’te amatör ve profesyonel dalgıçlar tarafından yapılan dalışlarda, Van Gölü’nün derinliklerinde bulunan gizem çözülüyor. Türkiye’nin tek su altı fotoğrafçılık derneği olan Su Altı Fotoğrafçılar ve Filmciler Derneği (SUFOD) üyeleri, 4 gün boyunca Van Gölü’ne dalarak başta mikrobiyalitler olmak üzere Rus batığını görüntüledi. Van Büyükşehir Belediyesinin destekleriyle Van Gölü’nde 4 gün boyunca dalışlar yapan Su Altı Fotoğrafçılar ve Filmciler Derneği (SUFOD) üyeleri; İnköy, Altınsaç ve son olarak Bitlis’in Adilcevaz açıklarında dalışlar yaparak Van Gölü’nün derinliklerindeki gizemleri görüntüledi. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) Su Ürünleri Fakültesinden Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Akkuş, gazetecilere yaptığı açıklamada, Van Gölü’nün ekstrem su kalitesinin yanı sıra su altında barındırmış olduğu gizemler ve güzelliklerle adeta dalış severler için bir cennet niteliğinde olduğunu söyledi. Akkuş, “Van Büyükşehir Belediyesinin destekleri ile 4 günlük çalışmamızı sonlandırmış bulunuyoruz. Ülkemizin su altı ile ilgili tek derneği olan Su Altı Fotoğrafçılar ve Filmciler Derneği (SUFOD) Başkanı ve ekibiyle beraber Van Gölü’ne gelip su altındaki güzellikleri görüntülediler. Bunların her biri geleceğe atılmış birer tohum gibi. Bugün Van Gölü’nün ekonomiye katkısı balıkçılık ve taşımacılıkla ön planda. Fakat Van Gölü ülkemizin en bakir alanlarından, araştırılmamış en büyük ekosistemlerinden birisini teşkil ediyor. Bu amaçlar Su Altı Fotoğrafçılar ve Filmciler Derneğinin bu bölgeye ilgisi bizler için çok önemlidir. Özellikle Su Altı Fotoğrafçılar ve Filmciler Derneğinin çekmiş olduğu fotoğraflar ve görüntüler bizim için ileriye yönelik Van Gölü’nün tanıtılmasında ve burada bir dalış turizminin canlandırılması için çok büyük öneme haizdir. Umuyoruz ki önümüzdeki günlerde Van Gölü’nün etrafında onlarca dalış okulu ve bu bölgenin gençlerinin görev aldığı onlarca dalış rehberi yetiştirilecektir. 4 gün süren İnköy, Altınsaç ve Adilcevaz açıklarında yer alan mikrobiyalit alanları, Rus batığı olmak üzere Van Gölü’nün çeşitli bölgelerinde aralıksız dalışlar yapıldı” dedi. “Van Gölü’nün zenginlikleri gerçekten saklı kalmış” Su Altı Fotoğrafçılar ve Filmciler Derneği (SUFOD) Başkanı Ateş Evirgen ise Van Gölü’nün zenginliklerinin saklı kaldığını ifade ederek, şunları söyledi: “Su Altı Fotoğrafçıları ve Filmciler Derneği adeta denizlerin gözü kulağı gibidir. Dış dünyayla ilişkiyi bütün bu arkadaşlarımız sağlıyor. Çünkü insanlarımız için suyun altı bilinmeyen ve çok da fazla önemsenmeyen bir alan. Ama böyle değil. Biz Su Altı Fotoğrafçıları ve Filmcileri Derneği olarak Türkiye’nin dört bir yanındaki denizlere dalmaya alışkın insanlarız. Oradaki görüntüleri çıkarıyoruz. Ama ilk sular Anadolu’nun en büyük zenginliğidir. Bunların başında da Van Gölü geliyor. Ne yazık ki bizler Van Gölü’ne hep uzak durduk. İçindeki canlı türlerinin az olması belki de bizim böyle uzak durmamıza neden oldu. İnci kefali ile tanıyoruz Van Gölü’nü. İnci kefali son yıllarda fotoğrafçıların gözdesi oldu. Ama onlardan daha da önemli bir mikrobiyalit var. Bugüne kadar Kapadokya’daki peribacalarının görüntülerinin aynısı aslında Van Gölü’nün bir zenginliği. 4 günde bunları ortaya çıkardık. Bütün amacımız bu köprüyü kurarak Van Gölü’nün gizli kalmış güzelliklerini insanlarla tanıştırmak ve Van Gölü’ne bir katma değer katmaktır. Van Gölü’nün zenginlikleri gerçekten saklı kalmış. Bundan sonra bu çalışmalarımızla ve üzerine koyaraktan tüm Türkiye’ye gölün tanıtımını yapmak istiyoruz.” Bandırma 17 Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Sarı da, 2013 yılından beri Van Gölü’nde bulunan mikrobiyalitlerin dağılımları ile ilgili çalışmalar yaptıklarını söyledi. Çok çeşitli ekiplerle birlikte çalışmalar yaptıklarını ifade eden Sarı, “Şu anda Su Altı Fotoğrafçılar ve Filmciler Derneği ile beraberiz. 4 günden beridir Van Gölü’nün muhtelif yerlerinde dalışlarımız oldu. Mikrobiyalitleri genel anlamıyla ortaya çıkarmıştık zaten. Şimdi bunların tanıtılmasında, güçlü bir şekilde kamuoyuyla paylaşılmasında ve turizme kazandırılması konusunda bir çaba var. Bunun için Van Valiliği, Van Büyükşehir Belediye Başkanlığı, Adilcevaz Kaymakamlığı, Adilcevaz Belediye Başkanlığı ve Adilcevaz Kültür, Sanat ve Turizm Derneğine çok teşekkür ediyoruz” diye konuştu.iha
Türkiye’nin en büyük gölü olan ve 800 bin yıllık geçmişe sahip Van Gölü’nün dibindeki kalıntılar, yapılan dalışlarla dünyaya tanıtılacak.

Türkiye’nin en büyük gölü olan Van Gölü, volkanik Nemrut Dağı’nın patlaması sonucu oluşan ve sodalı suyuyla dikkat çeken 3 bin 713 kilometrekarelik alanıyla tıpkı bir deniz gibi uzanan uçsuz bucaksız sularının altında pek çok sır saklıyor. Göle kıyıları bulunan Van ve Bitlis’te amatör ve profesyonel dalgıçlar tarafından yapılan dalışlarda, Van Gölü’nün derinliklerinde bulunan gizem çözülüyor.

Türkiye’nin tek su altı fotoğrafçılık derneği olan Su Altı Fotoğrafçılar ve Filmciler Derneği (SUFOD) üyeleri, 4 gün boyunca Van Gölü’ne dalarak başta mikrobiyalitler olmak üzere Rus batığını görüntüledi. Van Büyükşehir Belediyesinin destekleriyle Van Gölü’nde 4 gün boyunca dalışlar yapan Su Altı Fotoğrafçılar ve Filmciler Derneği (SUFOD) üyeleri; İnköy, Altınsaç ve son olarak Bitlis’in Adilcevaz açıklarında dalışlar yaparak Van Gölü’nün derinliklerindeki gizemleri görüntüledi.


Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) Su Ürünleri Fakültesinden Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Akkuş, gazetecilere yaptığı açıklamada, Van Gölü’nün ekstrem su kalitesinin yanı sıra su altında barındırmış olduğu gizemler ve güzelliklerle adeta dalış severler için bir cennet niteliğinde olduğunu söyledi. Akkuş, “Van Büyükşehir Belediyesinin destekleri ile 4 günlük çalışmamızı sonlandırmış bulunuyoruz. Ülkemizin su altı ile ilgili tek derneği olan Su Altı Fotoğrafçılar ve Filmciler Derneği (SUFOD) Başkanı ve ekibiyle beraber Van Gölü’ne gelip su altındaki güzellikleri görüntülediler. Bunların her biri geleceğe atılmış birer tohum gibi. Bugün Van Gölü’nün ekonomiye katkısı balıkçılık ve taşımacılıkla ön planda. Fakat Van Gölü ülkemizin en bakir alanlarından, araştırılmamış en büyük ekosistemlerinden birisini teşkil ediyor. Bu amaçlar Su Altı Fotoğrafçılar ve Filmciler Derneğinin bu bölgeye ilgisi bizler için çok önemlidir. Özellikle Su Altı Fotoğrafçılar ve Filmciler Derneğinin çekmiş olduğu fotoğraflar ve görüntüler bizim için ileriye yönelik Van Gölü’nün tanıtılmasında ve burada bir dalış turizminin canlandırılması için çok büyük öneme haizdir. Umuyoruz ki önümüzdeki günlerde Van Gölü’nün etrafında onlarca dalış okulu ve bu bölgenin gençlerinin görev aldığı onlarca dalış rehberi yetiştirilecektir. 4 gün süren İnköy, Altınsaç ve Adilcevaz açıklarında yer alan mikrobiyalit alanları, Rus batığı olmak üzere Van Gölü’nün çeşitli bölgelerinde aralıksız dalışlar yapıldı” dedi.

“Van Gölü’nün zenginlikleri gerçekten saklı kalmış”

Su Altı Fotoğrafçılar ve Filmciler Derneği (SUFOD) Başkanı Ateş Evirgen ise Van Gölü’nün zenginliklerinin saklı kaldığını ifade ederek, şunları söyledi:
“Su Altı Fotoğrafçıları ve Filmciler Derneği adeta denizlerin gözü kulağı gibidir. Dış dünyayla ilişkiyi bütün bu arkadaşlarımız sağlıyor. Çünkü insanlarımız için suyun altı bilinmeyen ve çok da fazla önemsenmeyen bir alan. Ama böyle değil. Biz Su Altı Fotoğrafçıları ve Filmcileri Derneği olarak Türkiye’nin dört bir yanındaki denizlere dalmaya alışkın insanlarız. Oradaki görüntüleri çıkarıyoruz. Ama ilk sular Anadolu’nun en büyük zenginliğidir. Bunların başında da Van Gölü geliyor. Ne yazık ki bizler Van Gölü’ne hep uzak durduk. İçindeki canlı türlerinin az olması belki de bizim böyle uzak durmamıza neden oldu. İnci kefali ile tanıyoruz Van Gölü’nü. İnci kefali son yıllarda fotoğrafçıların gözdesi oldu. Ama onlardan daha da önemli bir mikrobiyalit var. Bugüne kadar Kapadokya’daki peribacalarının görüntülerinin aynısı aslında Van Gölü’nün bir zenginliği. 4 günde bunları ortaya çıkardık. Bütün amacımız bu köprüyü kurarak Van Gölü’nün gizli kalmış güzelliklerini insanlarla tanıştırmak ve Van Gölü’ne bir katma değer katmaktır. Van Gölü’nün zenginlikleri gerçekten saklı kalmış. Bundan sonra bu çalışmalarımızla ve üzerine koyaraktan tüm Türkiye’ye gölün tanıtımını yapmak istiyoruz.”

Bandırma 17 Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Sarı da, 2013 yılından beri Van Gölü’nde bulunan mikrobiyalitlerin dağılımları ile ilgili çalışmalar yaptıklarını söyledi. Çok çeşitli ekiplerle birlikte çalışmalar yaptıklarını ifade eden Sarı, “Şu anda Su Altı Fotoğrafçılar ve Filmciler Derneği ile beraberiz. 4 günden beridir Van Gölü’nün muhtelif yerlerinde dalışlarımız oldu. Mikrobiyalitleri genel anlamıyla ortaya çıkarmıştık zaten. Şimdi bunların tanıtılmasında, güçlü bir şekilde kamuoyuyla paylaşılmasında ve turizme kazandırılması konusunda bir çaba var. Bunun için Van Valiliği, Van Büyükşehir Belediye Başkanlığı, Adilcevaz Kaymakamlığı, Adilcevaz Belediye Başkanlığı ve Adilcevaz Kültür, Sanat ve Turizm Derneğine çok teşekkür ediyoruz” diye konuştu.iha

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.