SORULAR
BEKİR OĞUZBAŞARAN
Olanı, biteni izleyebildin mi?
Günâhı, kusûru gizleyebildin mi?
Hayat yokuşunu dizleyebildin mi?
Benlik çukurunu düzleyebildin mi?
Dünyâ görüşünü tezleyebildin mi?
Cennet ve Cemâl'i özleyebildin mi?
İlim için kışın sızlayabildin mi?
Şeytandan kaçarken gazlayabildin mi?
Fazîlet burcunu gözleyebildin mi?
Fikrini, zikrini söyleyebildin mi?
Rabbin her kulunu bizleyebildin mi?
Helâl rızık için yazlayabildin mi?
Şiir meclisinde sazlayabildin mi?
Mektep medresede güzleyebildin mi?
Şeytana uymayı azlayabildin mi?
Nefs-i emmâreyi közleyebildin mi?
Haram şarapları tuzlayabildin mi?
Dünyâ sevgisini buzlayabildin mi?
Hep ben, sevdasını vazlayabildin mi?
Nemrut'un beyninde vızlayabildin mi?
İkramda, ihsanda hızlayabildin mi?
Mâverâ zevkini hazlayabildin mi?
Çiçek çiçek açıp tozlayabildin mi?..
YASEMEN
CEMAL ÜNAL
Var ömrüme ömür bile karardın
Benimle çıksaydın yola YASEMEN
Kula kulluk edilmezdi bilirsin
Sen beni çevirdin kula YASEMEN
Sen gönlümde yıkılmayan kaleydin
Gurbetimde can attığım sılaydın
Seni asla değişemem bileydin
Nergise laleye güle YASEMEN
Anaç kuşlar döner iken yuvaya
Burcu burcu kokun dolar havaya
Kızıl kumlar senle döner ovaya
Bir yaprağın değse çöle YASEMEN
Sarısı mavisi morun bir başka
Beyazın can verir gönülde köşke
Doyulmaz seninle edilen meşke
Bal katar ağızda dile YASEMEN
Cemal'in kalmadı aklı başında
Bir yangın yeri var sönmez döşünde
Bu zalim kader ki her gün peşimde
Muhtacım bir sıcak ele YASEMEN.
YA RAB
ARİFE ÖZDEN
Ne varsa cihanda kudretindedir
Senden uzak olan gurbetindedir
Huzurun kilidi kurbetindedir
Yakınken eyleme ırak ya rabbim
Dünya bildiğimiz, çilehanedir
Adını anmayan, dil divanedir
Olmadığın gönül bir viranedir
Dem ki baki değil tuzak ya rabbim
Şu devri alemde ruhum kafeste
Zevkusefa ile heva heveste
Bir yudum ararken son nefeste
Sarıp sarmalasın toprak ya rabbim
Geceler karışır sabahlarıma
Keşkeler az gelir eyvahlarıma
Hangi tövbe yeter günahlarıma
Yüreğim nefsime tutsak ya Rabbim
Aldanan dimağım ahmak ya Rabbim.
BİZ KİMİZ?
DR. RESUL COŞKUN
T. C. KÜLTÜR BAKANLIĞI HALK ŞAİRİ
Bu Cennet vatanın sahipleriyiz
Korkmadan cepheye koşarız bizler.
Düşmanlara asla boyun eğmeyiz,
Albayrağı gönderde tutarız bizler
Bağımsızlık ruhu kanımızda var
Korkmadan düşmana çatarız bizler.
Zaferden zafere ulaşınca da
Mili marşımızla coşarız bizler.
Söz konusu yurtsa birlik oluruz,
Birleşince kuvvet buluruz bizler.
Düşmanlara korku verir ordumuz,
At sırtında cirit atarız bizler.
Birimiz bin eder Cenk meydanında,
Binlerce orduya yeteriz bizler.
Yıldıramaz ölüm Mehmetçikleri,
Şehadet şerbeti içeriz bizler.
Bahane uydurup geri kalmayız,
Çağrılınca hemen koşarız bizler.
Engele takılıp teslim olmayız,
Karadan gemiyi taşırız bizler.
Hadimu'l-haremeyn ceddimiz bizim,
Hakka hizmet için koşarız bizler.
Hakk rızası almak bütün gayemiz,
Bu inanç uğrunda yaşarız bizler.
Yaratan içindir sevgimiz bizim,
Komşumuz aç iken yatmayız bizler.
İmdat çağrısını duyduğumuzda,
Hemen yardımına koşarız bizler.
Karagün dostuyuz dostlarımızla,
Zor günde yanında biteriz bizler.
İmece usulü yardımlaşarak,
Zorluğunu hemen çözeriz bizler.
Hazreti Muhammed (sav) Peygamberimiz,
O'nun sünnetine uyarız bizler.
Hakk Din İslâm'dır dinimiz bizim,
Uğrunda canları veririz bizler.
Saygı, sevgi bilir edepliyiz biz,
Büyüklere saygı duyarız bizler.
Bir kusur görüp de uyardığında,
Saygı ve sevgiyle uyarız bizler.
Yıllar geçse bile biz unutmayız,
Dostlukta vefalı oluruz bizler.
Cömertlik cennetin kapısın açar,
İkramlarda cömert oluruz bizler.
Muhibbi Rasûl'üz candan severiz,
Rasûl'ü rehber biliriz bizler.
Getirmiş olduğu Hakk kitabı da,
Daima baştacı ederiz bizler.
SOLAN PAPATYA
ZEYNEP YARIMBATMAN
Masamda duran papatyalarda soldu
Sessiz sedasız terk ettiler beni
Elveda demeden son defa
Göstermeden cazibelerini
Usulca fark etmeden
Son kez sarıp sarmaladılar beni bir efsunla
Bense bilmeden manasını çektim içime
Bilmeden kadir kıymetini
Duruyorlar ya hâlâ direnircesine
Sanki hicranı sevdiren bakışları var gibi
Sanki kavuşmak bir tek mahşere kalmış gibi
Sanki İbrahim’in ne Hacer’ine vuslat
Ne denli vurmuşsa bizim
Payımıza da o düşmüş gibi
Lakin bu gönül çöllerde
Peşin sıra dayanmaz bilirsin
Bilirsin ab-ı hayata düşsem
Kanayan yaram merhem tutmaz,
Bilirsin solup giden papatyalardır ömrüm
Bekletme gel ey sevgili
Ne bana pay düşer aşkın makamında
Ne sana zahir bir başka gönlü diyardan
Sükût etme ey sevgili
Kader gayrete aşıkken
Bir şafakta düş yollara sevda diyarından...
KÜLHAN YIKILDI
MEVLÜT EŞGÜNOĞLU
Bitmez denilirmiş adı farklı çağ
Açılıp kapandı devran yıkıldı
Bülbülleri sustu gülsüz kaldı bağ
Taht sahibi nice Sultan yıkıldı
İns, cin emrindeydi büyük bir Nebi
Rüzgâra hükmeden kudret sahibi
Belkıs'ı getirmiş sihirbaz gibi
Böyle güçlü bir Süleyman yıkıldı
Kulak ver neler der toprakta yatan
"Titreyip kendine dön" derdi atan
Gökyüzü kubbeydi yeryüzü vatan
Acuna hükmeden Kağan yıkıldı
Ruhlar baki kalır fanidir beden
Kimler gelip geçti bu değirmenden
" Ben" diye başlayıp " sen ki" yle biten
Frengi titreten ferman yıkıldı
Sanma çağlar boyu sürer bu devran
Gün gelir geçersiz olur her ferman
Değirmen olur da öğütür zaman
Abdülhamit gibi bir han yıkıldı
Titrerdi korkudan o ünlü Roma
Gömerdi kuş gibi başını kuma
Ecel geldi millet büründü gama
Fatih Mehmet gibi bir han yıkıldı
Âlemler Nebisi Allah'ın dostu
Öldüğünde yoktu taht ile postu
O anda tüm evren saygıyla sustu
Resul göçtü sanki cihan yıkıldı
Ne natırlar kaldı ne külhan beyi
Tarumar eyledi zaman her şeyi
Bilmem " Hû" dan gayrı ararsın neyi
Zaman depreminden külhan yıkıldı
Nisan 2026
Not: Değerli şairimiz Mustafa Işık beyin " YIKILDI " başlıklı şiirine naziredir.
DESTİNA / GÖLGEN KADAR OLAMADIM MI?
MEHMET MUHLİS ŞEPİK
Görüyor musun, Destina...
Sensiz bir adım atamayan gölgen
Beni içten içe kahrediyor
Oysa hasretinle kanatmıştım şiirlerimi
Kesik kamerin ışığında,
Omuzlarım kederine dağ misali
Buğulu gözlerin kor olup
Bir ömür damlar yüreğime
Ben İbrahim değilim, Destina
Tek kıvılcımınla kül olur
Savrulurum bilinmedik diyara
Destina,
Yanık yüreğimin yorgun papatyası
Düş bahçelerinden hayaller çalıp
Avucuna bıraktım usanmadan,
Ama gölgen hülyaları seninle yaşadı
Virane yüreğimde köşkler inşa ettim
Bir kelebek umuduyla tutundum hayata
Bir damla yaşına dünyaları yaktım
Hasretinle vurulurken gecenin koynunda
Kahreden yıldızlar dokunur saçlarına
Destina,
Dertlerini yıllarıma pay ettim
Yokluğunda ölümle seni konuştum
Susuz çöllerde susuz yüreğim
Avuçlarında su taşıdı dudaklarına
Benden habersiz günahlarının
Tövbe dualarına aminindim
Acıda ateşim, yanışlarımda narımdın
Yerin yedi kat dibine adını haykırırdım
Gecelerde Azrail’i kovardım baş ucunda
Gözlerime hayalinin sureti düşerdi
Nasırlı ellerim zülüflerini incitir diye
Dokunmaya kıyamazdım,
Ama gölgen, yüzsüz bir çocuk
Girerdi koynuna her gece
Savururdu sabır taşımı, çatlardı
Bilmem Eyüp sayılır mıyım ki, Destina
Şimdilerde bir yaradır
Sol yanımda sensizlik, Destina
Ömrü kısaltmaya asi küheylan gibi
Koşuyor zaman ardımızdan,
Gölgen sürgündür gurbetine,
Bu ne amansız bir acı, söyle
Gelip çatar yüreğimin son durağına
Beni taşıyacak takat kalmadı
Yıkılır kalırım senden uzaklarda
Ben göğünde yıldız değilim, Destina
Kayar düşerim gözlerinden bir anda
Destina, rüzgarlar okşamıyor saçlarımı
Şarkılar ruhumu öpmekten uzak,
Ne mutluluk gelir ne de sen
Bu nasıl tufandır, Destina
Bu hangi yalnızlık, bu hangi felaket
Ebabil değilim, uçup gelemem sana
Destina,
Ziney'lerin Züleyha'ların kıskandıran destanı
Söyle, ben sana bu kadar yanarken
Karanlığı görüp kaybolan gölgen kadar
Olamadım mı bu hayatta,
Sen söyle Destina, sen söyle...
OKUMAK BİZE ÇOK ŞEY KATAR
GÜLŞAH DİLBİRLİĞİ
Değerli okurlar!
Son günlerde hepimiz kendimize şu soruyu sorar olduk; bize özellikle de çocuklarımıza ne oldu? Geçen ay Kahramanmaraş’ta ve şanlı Ş.Urfa’da yaşanan okul saldırıları yine yakın zamanda yaşanan İstanbul küçük çekmece olayı, önceki öğretmen ölümlerini dile getiremiyorum bile. Öğretmenin vurduğu yerde gül biter diyen nesilden öğretmen çocuğun kölesidir gibi bakış açısı olan bir öğretmeni ve küçücük canlara kıyan bir caninin yetiştiği bir toplum haline nasıl geldik biz?
Daha soracak çok soru, söyleyecek çok söz var da üç nokta diyeyim devamını getirin siz. Sorularımın tek cevabı var aslında toplum olarak kendimizi geliştirmeyi, araştırmayı kendimize bilinç denen o kavramı kazandırmayı unuttuk biz. Varsa yoksa kültürümüze uymayan, bizi yozlaştıran programlar, kendi aramızda yaptığımız gün toplantılarında, akraba, arkadaş buluşmalarında gıybetten ötesine gidemedik.
Bu çocuklara, bu nesle ne oldu demeden biz nerede yanlış yaptık deyip çıkalım şu sosyal medyadan şapkamızı önümüze koyup kendimizi eleştirelim. Sor kendine günde faydalı kaç kelime okudum, çocuğumun ruhuna iyi gelecek güzel soruları kaç defa sordum ona, çocuğumun ruhunda yalnızlık varsa anlama uğraşı verdim mi, etraftaki bana yapılan uyarıları duydum mu? Sorular sorular... eğer itibarın sarsılmasın dokunulmazlık kimliğim alınmasın dersen işte böyle kendi aileni de itibarını da toplumu da yakan sağlıksız ruh güzelliğinden yoksun bir çocuk yaratırsın işte.
Değerli okurlar, özellikle de gençler sizin ter temiz ruhunuza iyi gelecek şey sosyal medya ya da o batının karanlığından gelen bilinmedik sanal oyunlar değil, size iyi gelecek şey kitaplardır, şair ve yazarlardır, türküler ve enstrümanlardır, spordur. Sanal dünyanın karanlık ortamında kaybolmayın ne olur aydınlık kütüphanelerde, kitap sayfalarında bulmak istiyoruz sizi. Son olarak inanın ruhum yaralandığı için cümlelerimde karışık ama şunu biliyorum ki bir eğitimci ve yazar olarak eksiklikleri öyle ya da böyle dile getirip suskun kalmamalıyım.
Bembeyaz sayfaların arasında aydınlık yarınlarda güzel gençler bulmak dileğiyle.
AYNILIK
BARIŞ ALTINTAŞ
Her şey aynı...
O mağaradan ilk çıkış anımızdaki tedirginlik, bilinmezlik, zihnimizin ve kalbimizin muğlaklığı modern dönemin debdebesinde halen soluyor... Toprağa ellerimizin ilk değişi ve karnımızın açlığı, doymak bilmeyen gözlerimiz ve kuvvetimiz yetince zalimliğimiz ve köle ettiklerimizin hepsi aynı...
Aynı mağarada gözlerine gözlerimizin değdiği o güzel kadının ruhumuzdaki iklimleri tarumar edişi, ilkel olan bu yüzyılın 21'inden daha insancıl... Ve ilk soluktan bu yana kavgası hep kendisi ile olan bu madde ve mananın ötesindeki biyolojik organizma, hem tüm varlığın en mucizevi detayı hem de en acınacak durumda olanı...
İnsan muamma, kendi kıyısının bilinemezi... Aynı, kendimi o mağaradan çıkan ilk adamın varoluş karşısındaki merak, heyecan, korku ve açlık duygusu içindeki haline denk buluyorum.
Ruhum, kalbim ve zihnim... Aynı tedirginlikte...
KAYIP RUHUM
BERRİN IŞIK
Saçlarıma düşen aklar yerini hüzne bıraktı
Her mevsim dalgalansın istedim saçları
Bir tutam kokusu sarardı belki dağları
Ağıt sesleri yankılandı uzaktan
Titredi yüreğim başında alları
Bulutlar damlatsın diye gözyaşı misali
Adını yağmur koydum senin,
Toprağa işlesin diye sesimi sulara verdim
Bu hazan senin
Her mevsim uyansın diye
Sevdamı bahara verdim
Küle dönen yüreğim senin
Agah oldum ruhumu semaya verdim
Bendeki can senin canan senin
Çıkıp gel ırak yolarda
Bu viran elde garip yurtta,
Bilmez misin canım ruh-u revanım hasta
Semalara yalvardım tabibim
Yüreğim yasta.
Bakmadan Geçme









