KADİR GECESİ GAZELİ
BEKİR OĞUZBAŞARAN
Kur'ân'ın inmeye başladığı ulvî, derin
Ramazan gecesi, rahmet dolu, ruhlu, serin
Akşamdan sabaha, kadri yüce, müjdelenmiş
Yirmi yedisinde, kutladığı müminlerin
Bin aydan hayırlı, ömre bedel, onca güzel
Melekle dopdolu, her emr için, gökle yerin
Değeri muallâ, nassla sâbit, seçkin zaman
Mağfiret zemîni, affedilmiş gerçek erin
Oğuz der ki, " yâ leyl! " , kutlu gece, beni kuşat!
Kıymetini ancak, sarraf bilir mücevherin...
BU BAYRAM
OSMAN ERDAL
Ümmetin fertlerine
Seyran olsun bu bayram
Her türlü dertlerine
Derman olsun bu bayram
Nice yollar aştıran
Rahmetleri taştıran
Takvaya ulaştıran
Ferman olsun bu bayram
Yaşlısına gencine
Hastasına dincine
Her kulun sevincine
Hayran olsun bu bayram
Coşsun imanla sadır
Özü takvaya batır
Arayarak hal hatır
Soran olsun bu bayram
Yürekleri paklayan
Eşi dostu yoklayan
Gönülden kucaklayan
Saran olsun bu bayram
Kalp olsun arı duru
Bırak kibri gururu
Gönüllere süruru
Veren olsun bu bayram
Kullar takva sözüyle
Hakka varır özüyle
Bakıp gönül gözüyle
Gören olsun bu bayram
Âşık Benli var güle
Zikir tat verir dile
Kalpleri huzur ile
Ören olsun bu bayram
MUTLU BAYRAMLAR
NURAN DEMİRHAN
Bayramlar Müslüman ülkelerinin millî ve dinî dayanışma günleridir. Müslüman ülkelerinde dinî bayramlara önem verilir.
Ramazan Bayramı mübarek üç aylar ile başlar. Recep, Şaban, Ramazan’ın ardından üç gün bayram başlar. Bayram hazırlıkları Ramazan ayı boyunca devam eder.
Evlerde bayram, hazırlıkları, bayram telaşı bayram sabahına kadar devam eder. Toplumsal, gelenek ve görenekler toplumların birbirine kenetlenmesine neden olur. Bayramlar, huzurun, hoş görünün başlangıcı, kırgınlıkların, dargınlıkların sona ermesi demektir. Dargınların barıştığı kavgaların sona ermesidir. Çocukların neşe, sevinç günleridir. Yeni elbiseler, ayakkabılar, rengarenk şekerlemeler onların mutluluğuna mutluluk katar. Bayramlar gurbette olanları bir araya getirir. Bayramda memleket hasreti bir nebze de olsa giderilir. Analar, babalar evlatlarının yollarını gözler.
Telefondaki o ses asker ocağından gelir. Anacım bayramda elini öpmeye geliyorum. Babacım az kaldı merak etmeyin bayramda oradayım. Hüzünlü geçen bayramlar da vardır. Sevdiklerinden ayrı, yollarını gözleyen analar, babalar işte onlar için o gün hiç bayram değil, sanki gözü yolda kalmış, için, için evlatlarını bekler.
Bayramlar, toplumu bir arada tutan en önemli değerlerin başında gelmektedir. Toplumsal hafızayı taze tutan milli ve dini bayramlar aynı zamanda toplumun kendini güvende hissettiği alanlar oluşturur.
Bayramların kuşaktan kuşağa aktarılması ise toplumun geleceği açısından çok önemlidir. Bayramlar her toplumun ortak değerlerini ve yaşantısını simgeler. Birlik ve beraberliği, barışma ve kaynaşmayı yansıtır. Farklılıkları, kırgınlıkları, uzaklıkları, zıtlıkları azaltır.
İnsanları birbirine yakınlaştırır, muhabbeti artırır, gönül hoşluğu sağlar.
Hüzün dolu bayramlar yerine, sevinçlerin mutluluğun dolu dolu yaşanması dileğiyle... Nerede o eski bayramları dedirtmeyen bayram tadında bayramlar dilerim.
İslam âleminin bayramı mübarek olsun. Gönüllerinizin acıdan, kederden dertten uzak olmasını temenni ederim.
UFUKTA BAYRAM VAR...
SEZAİ ÇİÇEK
Ufukta bayram var Arafat’tayız
Ey gönül ne için kimden geçeriz
Nicedir bilinmez biz araftayız
Ümmetin derdinden neden kaçarız
Hani mutabıktık Hak rızasında
Şimdi teslim miyiz saf hizasında
Vücudun her parça ve azasında
Bin bir derdimiz var ama naçarız
Ey Kâbe aşıktır her mümin sana
İsmail İbrahim varır Haccına
Dayanmaz yüreği Hacer'dir ana
Güvercin kanatla Sevr'e uçarız
Dilleri her türlü mümin kullara
Mekke'ye ulaşan bütün yollara
Rengarenk yapraklı açan güllere
Ölmeden biz bize kefen biçeriz
Ümmet coğrafyası bağrı yaralı
Zulüm arşa çıktı yürek paralı
Müslüman birbirin kalbin kıralı
Hak yolu bırakıp batıl seçeriz
Sezai dileğin kabul olursa
Zulüm bitip Gazze özgür kalırsa
Uygur Keşmir Kudüs azad bulursa
O vakit gelince candan geçeriz,
GİDİŞİNLE
CEMAL ÜNAL
Sıkıldı yüreğime sanki domdom kurşunu
Sebebini demeden çekerek gidişinle
Elim koynumda kaldı yetim çocuklar gibi
Acımadan boynumu bükerek gidişinle
Baharı yaşamadım ne de ulaştım yaza
Döküldüm lime lime gerek yok ki çok söze
Deprem yemiş gibiyim sen döndürdün enkaza
Sevdamın kulesini yıkarak gidişinle
Sefayı arar iken sonunda cefa buldum
Vuslata koşuyorken ortada yalnız kaldım
Bir yavru ceylan gibi hayattan ürker oldum
Aşkın ile gönlümü yakarak gidişinle
Sevdiğini sanmıştım yokmuşum umurunda
İnsanlığın zerresi kalmamış hamurunda
İçindeki duyguyu boşalttın en sonunda
Bir kör gibi yüzüme bakarak gidişinle
Hep başımın üstünde taç etmiştim ben seni
Gözyaşım akıtmadan yaşatmadın üç günü
Granitten sert idim kum eyledin sen beni
Şu kalbimi yerinden sökerek gidişinle
Cemal'in yüreğinde volkanları yarattın
Geleceğe yön veren umutları kararttın
Sana giden yolları yeterince daralttın
Etekteki taşları dökerek gidişinle.
ZİRVE
OZAN ALPER ALPEREN
Ağrı Dağı kadar yüksek olsan da
Küçüksün kefene sığacak kadar
Elbet her şeyin bir hesabı var da
Üzülürsün elbet, üzecek kadar
Nam salıp zirvede olmak istersin
Bir ömür orada kalmak istersin
Şöhret denizine dalmak istersin
Menzilin bir arşın, yüzecek kadar
Zirvenin yolları vadiden geçer
Tırmanmak isteyen bu yolu seçer
Yolun boz bulanık suyundan içer
Kader süzgecinden süzecek kadar
Varılmaz zirveye, dibe vurmadan
Hak olan davada zerre olmadan
Kul hakkına girip, vebal almadan
Kulluk sınırını çizecek kadar
Eğilsin önünde dağın zirvesi
Kayaya yalvarmak da neyin nesi
Makam, mülk insanın bitmez hevesi
Kibirli başını ezecek kadar
Kimisi bu yolda canından olur
Varını yitirip, şanından olur
Rüzgârla savrulup, toz duman olur
Ölüm gerçeğini sezecek kadar
Zirvenin menzili, küçük ve dardır
Bu menzilde bir tek ferde yer vardır
Bu yol ya vuslattır, ya da mezardır
O daracık yerde gezecek kadar
Hak olan davada olurum zerre
Yine de haksızla çıkmam sefere
Hak’tan ilham alıp geldiğim yere
Varamazsın, gücün bezecek kadar
Gerçek gün yüzüne çıkacak elbet
Hak vuku bulacak, bitecek zillet
Elbette bulacak gerçeği millet
Ozan Alperen’i yazacak kadar
SOLUYOR
ARİF KUŞ
Mavi suyun güzel çiçeği
Yeşerdi kapladı bütün yüzeyi
Sarardı yaprak sular çekildi
Çiçek ölünce toprakta soldu
Babadır evin kolon direği
Mangal gibi büyük güzel yüreği
Bükülmez babanın kolu bileği
Baba ölünce evlat, umutlar soldu
Annedir evin bakım düzeni
Yufka gibi olur melek yüreği
Semaya açılır dua elleri
Gözyaşı aktıkça güneşte soldu
Ağaç yeşil iken huzur veriyor
Meyvesi güzelse lezzet veriyor
Yapraklar solunca dallar kuruyor
Yeşillik bitince insanda soldu
Elindeki çiçeğin kıymetini bil
Saygı tut anne, babaya, hayata gül
İstediği sende tatlı olan dil
Tatlı dil olmayınca insan soluyor.
ÇIKMAK İSTERİM
MEHDİ ERSOY
Kuyuda bir Yusuf'um,
Çıkmak isterim ordan.
Sevgi ile mevsufum,
Çıkmak isterim ordan.
Daldım derin ummana,
Gönlüm döndü rummana,
Gidiyorum sümmana,
Akmak isterim ordan.
Nefsimle kaldım orda,
Dersimi aldım orda,
Kendimi buldum orda,
Sarkmak isterim ordan.
Bekleyin günerini,
Seyreyle hünerini,
Gönlünün fenerini,
Yakmak isterim ordan.
YOKSUN
SİBEL BAHAR
Issız yollarda kaybettim seni
Yokluğunla tutundum geceye
Yalnızlıkta aradım çareyi
Bir başıma kaldım zifiri karanlıkta
Bir asır uzakta soldum gül gibi
Kar tanesi umutsuzluğa sığındım
Kalbime düşen hançerdin oysa sen
Kefene muhtaç bıraktın yüreğimi
Gözlerim uzaklarda kayboldu
Ama sen, yoktun.
Hacı Mehmet Kalay Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi
11.SINIF ÖĞRENCİSİ
PEKİ, NE İÇİN
BAVER ÖZABAY
Buzdan hallice anlarından bıktım
İçimi ateşe vermesi gereken sevginin
Keskin olmalı çizgileri
Gökle deniz ayrımı gibi
Geçişler olmamalı biliyorum
Şüphe sararsa içimi
Nasıl sevgi denir buna
Gururumu bıraktım gözlerine rastlayınca
O eski berraklık yok şimdi denizinde
Sakladığım sandıktan çıkarmam mı gerek
Zamanında bir zırh gibi kuşandığım gururumu
Peki, ne için?
Bıçaklar saplı sanki sineme
Sendendir diye dokunmuyorum
Yaran bile güzeldir sevgili
Peki ya şimdi
Hiçbir şey yok gibi
Bıçağı tutan canlı değil de
Ruhtan yoksun bir makineymiş gibi
Sevdiğim kadını almış da
Kalbini çıkarmış gibi.









