Van Gölü İncileri

Van Gölü İncileri

YERYÜZÜNDE FESAT 

MUSTAFA GÜNEŞ

Yeryüzünde fesat, aranan huzur nerede? 

Gönülden tebessüme hasret tüm yüzler

Vicdanlar kayıp, katliam her yerde

Umutlar tükenmiş, huzuru bekler gözler

 

Yağmurdan damlalar düşemez yerlere

Temizlik için dokunmamak kanlı ellere

Şimşekler şahit gökyüzüne haykıran dillere

Umutlar tükenmiş, huzuru bekler gözler

 

Zalimler geçmiş başa, kargaşa, çirkeflik için

Ebstein dosyalarına bak, her satırı çirkin

Nedir böyle küçücük çocuklara kin

Umutlar tükenmiş, huzuru bekler gözler

 

Güneş doğar, sorulsa aydınlatır gönülsüz

Meltem sessiz, sebebi güller bülbülsüz

Uykular tat vermiyor rüyalar çözümsüz

Umutlar tükenmiş, huzuru bekler gözler

 

Sıcak yatağımda üşüyor, nedense ısınamıyorum

Zulümlere sessiz, galiba ruhen donuyorum

Bana ne oldu, niye böyleyim sorguluyorum

Umutlar tükenmiş, huzuru bekler gözler

 

Yiğitler nerede, tükenmiş sanki yeryüzünde

İnsanlık suskun, güçlüler şeytanın izinde 

Sorumsuz değiliz katkımız var zulme bizim de

Umutlar tükenmiş, huzuru bekler gözler

 

İhanet denilince çıkar inlerinden haydutlar

Gökyüzünden yağmur gibi düşer alevden toplar

Mazlumun toprağında kan, gözyaşı, kıyamet kopar

Umutlar tükenmiş, huzuru bekler gözler

 

Doğu Türkistan, Gazze, Afrika, Ukrayna, Arıkan

Sel gibi akar sokaklardan ve gözlerden kan

Dayanır mı buna insanlık, küçücük bedenlerde can

Umutlar tükenmiş, huzuru bekler gözler

 

Vatanım, ah vatanım sana kurban canım

Sel olur, temizler  düşmanı akınca kanım

Rahmandan dileğim buna şahit olsun her anım

Umutlar tükenmiş, huzuru bekler gözler.

Van Gölü İncileri

ÖĞRETMENİME VEDA

GÖNÜL ESVEDİ

Ey yollarına gül dökülesi insan

Binlerce kere eli öpülesi,

Toroslarda açan kardelenler misali

Sabrın, azmin, çilenin timsali

Ey mütevazı insan!

 

Ben; el değmemiş nadide bir filizim

İçinde büyüdüğüm toprağım olur musun?

Susadığımda suyum, açlığımda aşım

Karanlıkta gözlerim, gökyüzünde kanatlarım

Öksüz kalırsam anam, babam, evim ocağım

Yolda kalırsam pusulam, elim ayağım

Acımasız olursam yüreğim;

Söyle olur musun?

 

Olursun biliyorum, gözlerinden okuyorum

Senin sesinle uyuyor, seninle uyanıyorum

Senin sevginle yaşıyor, seninle soluklanıyorum

Senin gözlerinle görüyor

Senin ellerinle tutuyorum

 

Biliyorum sende var,

Sevgilerin en incesi en yücesi

Sana sığındım çılgın fırtınalarda

Sana sığındım acımasız dalgalarda

Korursun biliyorum sevgi limanında.

 

Seni gördüm, seni sevdim, seninle büyüdüm

Bağırsan da kırılmadım, darılmadım

Yüzünü asık görsem, kaşlarını çatık

Gizli gizli için için ağladım

Yüreğimin sesini dinledim

Ben öğretmenlerime

Hiç ama hiç veda etmedim...

Van Gölü İncileri

GÖNLÜM

MEHMET ÇİFTLİKLİ

Gönlüm bir ummandır, sığmaz bendine

Güzellik bezminde, kanan olmadı

Herkes hayran kalmış kendi kendine

Senden gayrı aşka, yanan olmadı

 

“Câm-ı Cem” sunsam da kadrin bilmezler

Gözyaşım silmeye, gelip gülmezler

Haktan gayrı kapın, gelip çalmazlar

Sırrın dehlizine, inen olmadı

 

Sefine olsam da, kış ortasında

Mücevher gizlidir, dert bohçasında

Dünya denilen bu, kör sofrasında

Senin sofrandan pay, alan olmadı

 

Sabreyle ey gönül, vuslat ıraktır

Bu dünya dediğin, bir boş duraktır

Sana en sadık dost, ancak topraktır

Gidenden geriye, dönen olmadı.

Van Gölü İncileri

YİNE SEN

MERAL ERBAĞA

Yine sen düştün aklıma oturup

Yaslandım gurbet duvarına

Bir işe atmadan uyuştu ellim

Köksal gibi gönlümü söküp

Ciğerimi kanatıp, aklımı işkal ettin

 

Beni derbeder ettin gurbet ellerde

Durmaz yanar yaralarım, yâr

Ne istiyorsun benden söyle

Görüyorsun felek neler getirdi başıma,

Kaderin elinde yaşayan ölüyüm

 

 

Dost ellinde karalandım,

Dünya sefasını, çilesini çok çektim,

Seni seven bu delini bırakıp terketme

Yaşayamam sıkarım bir kurşunu kafama

Ellimi umudumu kesme dünyamda,

Dalımda sözdürüp

Estirme yerlere, beni toprakla

Köllendirip savrultma esen yellere, 

Sensizliğe mahkum etme

Özlemine hasretine yâr.

Van Gölü İncileri

YAZIK ETMEYİN!

İSMAİL GÜL

Ey bu cennet vatanın münevver insanları

Bozalım ezberleri unutalım zanları

Hoşgörü perdelesin varsa nahoş yanları

…Yem olmadan hepimiz tek dişi kalmış kurda

…Gelin birlik olalım yazık olur bu yurda

 

Öfke ile inatla zaman israf etmeyin

Kılavuz karga ise arkasından gitmeyin

Sevin birbirinizi, öteleyip itmeyin

…Düşmanlar bayram eder, yarın kalırsak darda

…Gelin birlik olalım yazık olur bu yurda

 

Omuz omuza verip, tek yürek olmalıyız

Acıyı paylaşmalı, beraber gülmeliyiz

Kinden, nefretten uzak huzuru bulmalıyız

…Açamasın bir gedik vatan haini surda

…Gelin birlik olalım yazık olur bu yurda

 

Üç kıtaya hükmetmiş ecdadımız, aslımız

Bizler ki varisiyiz, sahip bizim neslimiz

Derde çare bulalım tükenmeden faslımız

…Halâ ibret almadık şanlı Osmanlı nerde

…Gelin birlik olalım yazık olur bu yurda

 

Tefrika girer ise orada huzur olmaz

Birliğe kastedenin ebedi yüzü gülmez

Toz duman olur her şey, sığınacak yer kalmaz

…Bak da gör Suriye’yi, al işte Irak orda

..Gelin birlik olalım yazık olur bu yurda

 

Atalardan armağan bize bu cennet vatan

Kahrolsun bölünmeye bilerek çanak tutan

Hakkını helâl etmez yerde kefensiz yatan

…Söz konusu VATAN;SA ölünür bu uğurda

…Gelin birlik olalım yazık olur bu yurda.

Van Gölü İncileri

ASLINDA

EVİNDAR SAYILGAN

Yıllarca kendimi tanımadan büyüdüm. Bilmiyordum ki insan önce kendini tanımalı, var olduğunu önce kendi bilmeli diye. Kocaman dünya yapayalnızmışım, kimim kimsem yokmuş, bir tarafım eksikmiş gibi… Ta ki kendimle yüzleşene kadar, kendime kendimi tanıma fırsatı verene kadar... Gerçi kendimi tanıyınca da işler istediğim gibi gitmedi. Çünkü kavga edeceğim, kızıp bir sürü şey soracağım biri vardı. Bir yandan o kişi ile arkadaş olmanın yollarını arıyor, bunun için çaba gösteriyordum. Biliyor musunuz, zaman zaman ben bile kendime yalan söylüyordum. İçim ağlarken, gülüyor gülüşlerimin ardına saklanıyordum. Geceler boyu sabaha kadar gözyaşı döküyordum. Gün doğunca da hiçbir şey yokmuş, sanki gece o acıyı yüreğinde yaşayan ben değilmişim gibi… Belki de henüz kendimi o kadar yakından tanımıyordum. 

Bir yolu olmalıydı bir; bir ışık, bir şans, tutunacak bir dal olmalıydı. Derken bir bir içimden geçenleri kendi kendime söylediğimi fark ettim. İşte o gün kalem tuttu ellerim, kâğıda döküldü yüreğim ve ben o gün kendim olmakla birlikle tanımaya başladım kendimi ve daha sonra fark ettim ki kendimin... Her şeyi olmuşum çoktan; arkadaşı, sırdaşı, can yoldaşı olmuşum. Hiç sanırken kendimi aslında ne de çokmuşum… 

Van Gölü İncileri

BUNDAN SONRA

CİVAN KAPLAN

Bu memleket bir kırk sene geriye

Gitti düzelmesi zor bundan sonra

Çoban öldü kurtlar girdi sürüye 

Bitti düzelmesi zor bundan sonra

 

Kim baş eder Yaradan’ın gücüyle

Bağlandı bendimiz bin bir acıyla

kime güvendiysek burnun ucuyla

itti düzelmesi zor bundan sonra

 

Bir duamı sinmiş yoksa intizar

Azgınlar çoğalmış şeytana uyar

Mevlâm feylimize baktı tarumar

Etti düzelmesi zor bundan sonra

 

Vatan yurt zayi olmuş yıkık umutlar

Daha rant pesinde çok aklı kıtlar 

Söyleye söyleye dilde göğ otlar

Yetti düzelmesi zor bundan sonra

 

Aklıma geldikçe gözümde yaşlar

Dur durak bilmeden akmaya başlar

Sönük ocaklarda ulu baykuşlar 

Öttü düzelmesi zor bundan sonra

 

Civan'ım fark etmez gelse de bahar

Herkes sılasında mutlu bahtiyar

Yukardan kalk emri gelene kadar 

Yattı düzelmesi zor bundan sonra.

Van Gölü İncileri

JOSEPHİNE

FAHRİ HARİS DOĞAN

Bir gün olacaksa buluşmamız tekrardan 

Anlarım seni düşünerek suskunluğumu bozarak 

Hayata bakınca siyah gözlerinden 

Belki beraber geçeriz şair bahçelerinden koşarak 

 

Etrafta bin çiçek gözükse toplasam 

Bir sen etmez, dökülüyor hasretle yapraklar 

Saçlarını bir ömür özlemiyle koklasam 

Yetmeyecek kelimeler yetmeyecek sayfalar 

 

Yaralı kalbime dikiş atıyorum şimdi 

Bencil adamın iğnesi yüreğe öyle batarmış

Sevdanın başını görmeden bitirdik ne yazık ki 

Fakat içimde bir ben bir sen öylece yatarmış 

 

Zelzele kopsa dinmese fırtınalar 

Çarpar yüreğime şu an sensizlik dalgası 

Gökte ne yağmur kaldı ne güneş ne de kar 

Çekiyorum gözükmeden zamansız son yası 

 

Aslında hiç kimse kimseye özel değilmiş 

Herkes olduk herkes gibi

Herkes gibi gittik öylece 

Farkına vardığımda yaşamak pekte güzel değilmiş 

Ne gündüz kaldı ne de peşinden giden gece.

Van Gölü İncileri

BİR EL GÖRDÜM 

NUSEYBE ALHATİMİ

Bir el gördüm

Bir ressamın fırçası kadar ince

Tuvali kadar güzel bir el,

Bir el gördüm,

Kar tanesi kadar beyaz, 

Parlak bir el

 

Bir el gördüm

Gülerken ağlayan bir el,

Bir el gördüm

Aşina olup unutamadığım 

Bir el

 

Bir el gördüm,

Gözlerimin ona yabancı geldiği 

Bir el,

Bir el gördüm

El gibi göçüp giden bir el.

Van Gölü İncileri

EY VAN’IM

HÜSEYİN ABİ

Bir karartı yoksunu gece

Bir serçe kanadında gündüz

Çatlayan yaprak damarında,

Süzülür gözlerin

Ey Van'ım

 

Ağaçlar zikrinle söyler adını

Gönül harbi epey kanlı

Eylül okşar teni 

Eylül özlem olur simaya

Eylül örter toprağı 

Hüzün birikti gökyüzünde 

Vuslat pay pay gönül mahzeninde

Ey Van'ım

 

Irmaklar dondu, hasreti gönlünde

Özlem bağı karış karış toprağın

Her parmakta ırak eylersin lale kokunu

Yitirmişin besbelli

Gün ışığında heybetli gölgeni

Bir kale / bir göl 

Bir mavi, sarı gözlü kedin

Kutlu olsun kurtuluşun

Ey Van'ım.

Bakmadan Geçme