Van Gölü havzasında deprem gerçeği yeniden hatırlatıldı
Vangölü Aktivistleri Derneği, Türkiye'nin deprem gerçeğine dikkat çekerek Van Gölü Havzası için kapsamlı bir deprem hazırlık sürecinin başlatılması çağrısında bulundu.
Dernek tarafından yapılan açıklamada, son olarak Denizli’de meydana gelen deprem nedeniyle etkilenen vatandaşlara geçmiş olsun dilekleri iletilirken, Türkiye’nin aktif fay hatları üzerinde yer aldığı gerçeğinin bir kez daha hatırlatıldığı vurgulandı.
Açıklamada, bilimsel çalışmaların Van’ın doğusunda yaklaşık 230 kilometre uzunluğundaki bir fay hattında sismik gerilimin biriktiğine işaret ettiğine dikkat çekildi. Bu durumun bölge açısından ciddi bir risk oluşturduğunu belirten dernek yetkilileri, geçmişte yaşanan büyük depremlerin bu tehlikenin göz ardı edilemeyeceğini açıkça ortaya koyduğunu ifade etti.
Dernek açıklamasında özellikle 2011 Van Depremi’nin bölge için acı bir deneyim olduğuna vurgu yapıldı. Depremde ağır yıkımın yaşandığı Erciş’te yaşanan can kayıpları ve büyük hasarın, deprem gerçeğini bölge halkının hafızasına kazıdığı ifade edildi. Bu nedenle deprem hazırlık çalışmalarının yalnızca şehir merkezleriyle sınırlı kalmaması gerektiği, Van Gölü Havzası’nın tamamını kapsayan bütüncül bir yaklaşımla ele alınmasının önem taşıdığı belirtildi.
Açıklamada depreme hazırlığın yalnızca bina dayanıklılığıyla sınırlı bir konu olmadığına dikkat çekilerek, şehir planlaması, ulaşım altyapısı, afet toplanma alanları ve kriz yönetiminin birlikte değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi. Bu kapsamda Vangölü Aktivistleri Derneği, kamuoyunun dikkatine sunduğu önerileri dört ana başlık altında sıraladı.
İlk olarak afet toplanma alanlarının korunmasının hayati önem taşıdığı vurgulandı. Derneğe göre afet toplanma alanı niteliği taşıyan kamu arazileri korunmalı ve bu alanlarda yoğun yapılar planlanmamalı. Kamusal alan planlamasında afet riskinin öncelikli kriter olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi.
İkinci başlıkta Van Gölü Havzası için bilim insanları, yerel yönetimler, ilgili kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşlarının yer alacağı bir deprem hazırlık ve koordinasyon mekanizmasının oluşturulması gerektiği belirtildi. Bu yapının belirli aralıklarla kamuoyuna açık risk değerlendirmeleri ve hazırlık çalışmalarını paylaşmasının önemine dikkat çekildi.
Üçüncü başlıkta yapı güvenliği ve kentsel dönüşüm süreçlerine değinildi. Dernek, riskli yapı envanterinin güncellenmesi ve şeffaf bir şekilde kamuoyuyla paylaşılması gerektiğini vurguladı. Depreme dayanıklı yapı dönüşümlerinin hızlandırılması gerektiği belirtilirken, güçlendirme ve denetim süreçlerinin teknik standartlara uygun şekilde yürütülmesinin büyük önem taşıdığı ifade edildi.
Son olarak ulaşım altyapısı ve bölgesel afet planlamasına dikkat çekildi. Özellikle şehir merkezinde İpekyolu Caddesi üzerindeki yoğun trafik ve alternatif ulaşım akslarının sınırlı olmasının, olası bir afet durumunda erişim ve tahliye süreçlerini zorlaştırabileceği belirtildi. Bu nedenle kentin farklı bölgelerinde yürüme mesafesinde ulaşılabilir alternatif afet toplanma alanlarının planlanması gerektiği ifade edildi. Ayrıca bu alanların ulaşım planlarıyla entegre edilmesi ve tek bir ana arter üzerine bağımlı olmayan bölgesel tahliye senaryolarının oluşturulmasının hayati önem taşıdığı vurgulandı.
Açıklamanın sonunda deprem sonrası ilk saatlerin büyük öneme sahip olduğu hatırlatılarak, bu sürecin sağlıklı bir şekilde yönetilebilmesi için planlama ve koordinasyon çalışmalarının bugünden başlatılması gerektiği ifade edildi.
