Köşe Yazıları Haber Girişi: 31.03.2022 - 12:33, Güncelleme: 31.03.2022 - 12:33

“Ukrayna: Pandora’nın kutusu”

 

“Ukrayna: Pandora’nın kutusu”

Mehmet Bedri Gültekin yazdı...
ABD emperyalizminin taraf olduğu bütün savaşlarda değişmeyen bir gerçek vardır: Sahada olup bitenlerle, ABD’nin elinde bulunan basın yayın olanaklarını kullanarak bütün dünyaya servis ettiği “savaş manzaraları” birbirinden farklıdır. Gerçekle, ABD’nin yalanları arasında, dağlar kadar fark bulunuyor. Daha eskileri bir yana bırakalım: Son otuz yılda bölgemizde yaşanan Irak’a yönelik Birinci ve İkinci Körfez Savaşları’nda, Yugoslavya’nın parçalanmasında, Romanya’da, Afganistan işgalinde, Libya’nın yakılıp yıkılmasında, beş yıl içinde ABD mamulü şeriatçı terör çeteleri tarafından Suriye’nin harabeye çevrilmesinde, bu gerçeği tekrar tekrar yaşadık. Şimdi aynı yalanları Ukrayna ile ilgili olarak yapılan yayınlarda da görüyoruz. Türkiye ise bu yalanların herhalde dünyada en fazla piyasaya sürüldüğü ülkelerin başında geliyor. İktidar medyası başta olmak üzere – birkaç tanesini hariç tutarsak – hemen hemen bütün basın yayın organları, ABD’nin psikolojik savaş merkezlerinde özenle hazırlanan yalanları tekrarlamaktan başka bir şey yapmıyorlar. GERÇEĞİN IŞIĞI Gerçeğin ışığı, bütün yalanlardan daha güçlüdür. Bütün dünya ABD’nin önceki yalanlarını çok geçmeden gördü. Ukrayna olayında da şimdi aynı durum yaşanıyor. Yalan bombardımanın hüküm sürdüğü bugünlerde, Ukrayna Savaşı ile ilgili olarak gerçekte neler olup bittiğini, belgesel yapımcısı Sayın Serkan Koç, Donbass’ta yaşayan Türk vatandaşı Okay Deprem’in ağzından 27 dakikalık bir film ile anlatıyor. Kam Film tarafından youtube’da yayınlanan filmi bütün okurların izlemesini tavsiye ederim. Okay Deprem, Ukrayna’da İkinci Dünya Savaşı’ndan itibaren yaşananları anlatıyor. Serkan Koç her zamanki belgeselci titizliğiyle, bütün anlatılanları görsel kanıtları ile sunuyor izleyiciye. Bugün Ukrayna’da yaşanan acıların sorumlularının kökeni, İkinci Dünya Savaşı’nda Nazilerle işbirliği yapan Stefan Bandera önderliğindeki “Ukrayna Kurtuluş Ordusu”na dayanıyor. Naziler, savaş yıllarında, yurtseverlere ve Yahudilere yönelik bütün katliamları, bu yerli işbirlikçilerine yaptırıyorlar. İkinci Dünya Savaşı’nın ardından Nazilerin yerini ABD alıyor. ABD, savaş sonrasında Ukrayna’dan kaçarak Kuzey Amerika’da bir “Ukrayna Diasporası” oluşturanlar arasında yürüttüğü çalışmayla bu ülkeyi, Rusya’ya karşı kullanacağı bir ileri karakol yapmak için çalışmalarını yoğunlaştırıyor. Yeniden örgütlenen Ukrayna’nın Neo-Nazileri, İkinci Dünya Savaşındaki Ukrayna Kurtuluş Ordusu’nun bayrağını kullanıyorlar. Amblemleri Nazilerin gamalı haçına benziyor. Azov Taburu ve diğer neo Nazi örgütlerin yöntemleri dünyanın başka diğer ülkelerinde de tanık olduğumuz aynı yöntemler. Kundaklama, sivil halka yönelik katliamlar, etnik olarak Rus olanlar, muhalifler, gazeteciler, sivil toplum örgütü yöneticilerine yönelik cinayetler vb. Gösterilerinde attıkları bütün sloganları kan ve ölüm üzerine. 2014 yılında özerk Odessa için barışçı gösteriler yapan insanlara yönelik saldırı sonrasında bir binaya sığınanları, binayı ateşe vererek öldürme olayı, 1993 yılında bizdeki Madımak yangını gibi. Toplam ölen kişi sayısı bilinmiyor. 30 ile 50 arasında rakamlar telaffuz ediliyor. Neo-Nazilerin işlediği hiçbir cinayet soruşturulmuyor. Koruma altındalar ve Kiev Ordusu ile birlikte hareket ediyorlar. Okay Kutlu, Azov taburu gibi faşist örgütler ile Ukrayna Ordusu’nun elbirliği ile Donbass’da sivil halka yönelik olarak gerçekleştirilen ve kendisinin de tanık olduğu katliamları da anlatıyor. 2014 yılından itibaren başlayan Neo-nazi saldırılarında BM’in yaptığı tespite göre 14 – 15 bin kişi ölüyor. Gerçek rakamın ise 40 – 50 bin kişi olduğu söyleniyor. Güneydoğu Ukrayna’da halk bu saldırılar üzerine kendisini savunmak üzere milis kuvvetleri halinde örgütleniyor. Son yedi yıldır bölgede bu milis kuvvetlerinin Neonazi saldırılara karşı halkı savunması şeklinde bir düşük yoğunluklu savaş sürüyor. ABD’nin bir yandan sivil faşist bir darbe ile işbaşına gelen yönetimi silahlandırması, diğer yandan Ukrayna’yı NATO’ya dahil etmek istemesi bardağı taşıran damla oluyor. Rusya’nın müdahalesi bütün bu gelişmeler üzerine geliyor. UKRAYNA’NIN NÜFUS GERÇEĞİ Belgeselde Ukrayna’nın nüfus yapısı ile ilgili olarak da çarpıcı bilgiler veriliyor. Donbass’tan Kırım’a ve Odessa’ya kadar uzanan Güneydoğu Ukrayna’da yaşayan halkın büyük çoğunluğu etnik olarak Rus. Kırım, 2014 yılında yaptığı halk oylaması sonucu yüzde 90’a varan bir çoğunlukla Rusya’ya katılmaya karar verdi. Donbas’ta ise daha yeni bağımsızlık konusunda halk oylaması yapıldı. Sonuç, benzer bir oranda çıktı. Öte yandan Ukrayna’nın geri kalanında da ciddi oranda etnik olarak Rus olan halk yaşıyor. En az yüzde 50’sinin anadili Rusça. Kısacası etnik kökeni ne olursa olsun kendisini Rus olarak gören Ukraynalı sayısı, Güneydoğu Ukrayna haricinde de nüfusun yarısına yakın durumda. Bütün bu gerçekleri ve daha fazlasını Kam Film’in “Pandora’nın kutusu: Ukrayna” filminden izleyebilirsiniz. https://youtu.be/FXDuHEYRY38
Mehmet Bedri Gültekin yazdı...

ABD emperyalizminin taraf olduğu bütün savaşlarda değişmeyen bir gerçek vardır: Sahada olup bitenlerle, ABD’nin elinde bulunan basın yayın olanaklarını kullanarak bütün dünyaya servis ettiği “savaş manzaraları” birbirinden farklıdır. Gerçekle, ABD’nin yalanları arasında, dağlar kadar fark bulunuyor.

Daha eskileri bir yana bırakalım: Son otuz yılda bölgemizde yaşanan Irak’a yönelik Birinci ve İkinci Körfez Savaşları’nda, Yugoslavya’nın parçalanmasında, Romanya’da, Afganistan işgalinde, Libya’nın yakılıp yıkılmasında, beş yıl içinde ABD mamulü şeriatçı terör çeteleri tarafından Suriye’nin harabeye çevrilmesinde, bu gerçeği tekrar tekrar yaşadık.

Şimdi aynı yalanları Ukrayna ile ilgili olarak yapılan yayınlarda da görüyoruz. Türkiye ise bu yalanların herhalde dünyada en fazla piyasaya sürüldüğü ülkelerin başında geliyor. İktidar medyası başta olmak üzere – birkaç tanesini hariç tutarsak – hemen hemen bütün basın yayın organları, ABD’nin psikolojik savaş merkezlerinde özenle hazırlanan yalanları tekrarlamaktan başka bir şey yapmıyorlar.

GERÇEĞİN IŞIĞI

Gerçeğin ışığı, bütün yalanlardan daha güçlüdür. Bütün dünya ABD’nin önceki yalanlarını çok geçmeden gördü. Ukrayna olayında da şimdi aynı durum yaşanıyor.

Yalan bombardımanın hüküm sürdüğü bugünlerde, Ukrayna Savaşı ile ilgili olarak gerçekte neler olup bittiğini, belgesel yapımcısı Sayın Serkan Koç, Donbass’ta yaşayan Türk vatandaşı Okay Deprem’in ağzından 27 dakikalık bir film ile anlatıyor.

Kam Film tarafından youtube’da yayınlanan filmi bütün okurların izlemesini tavsiye ederim.

Okay Deprem, Ukrayna’da İkinci Dünya Savaşı’ndan itibaren yaşananları anlatıyor. Serkan Koç her zamanki belgeselci titizliğiyle, bütün anlatılanları görsel kanıtları ile sunuyor izleyiciye.

Bugün Ukrayna’da yaşanan acıların sorumlularının kökeni, İkinci Dünya Savaşı’nda Nazilerle işbirliği yapan Stefan Bandera önderliğindeki “Ukrayna Kurtuluş Ordusu”na dayanıyor.

Naziler, savaş yıllarında, yurtseverlere ve Yahudilere yönelik bütün katliamları, bu yerli işbirlikçilerine yaptırıyorlar.

İkinci Dünya Savaşı’nın ardından Nazilerin yerini ABD alıyor. ABD, savaş sonrasında Ukrayna’dan kaçarak Kuzey Amerika’da bir “Ukrayna Diasporası” oluşturanlar arasında yürüttüğü çalışmayla bu ülkeyi, Rusya’ya karşı kullanacağı bir ileri karakol yapmak için çalışmalarını yoğunlaştırıyor.

Yeniden örgütlenen Ukrayna’nın Neo-Nazileri, İkinci Dünya Savaşındaki Ukrayna Kurtuluş Ordusu’nun bayrağını kullanıyorlar. Amblemleri Nazilerin gamalı haçına benziyor. Azov Taburu ve diğer neo Nazi örgütlerin yöntemleri dünyanın başka diğer ülkelerinde de tanık olduğumuz aynı yöntemler.

Kundaklama, sivil halka yönelik katliamlar, etnik olarak Rus olanlar, muhalifler, gazeteciler, sivil toplum örgütü yöneticilerine yönelik cinayetler vb. Gösterilerinde attıkları bütün sloganları kan ve ölüm üzerine.

2014 yılında özerk Odessa için barışçı gösteriler yapan insanlara yönelik saldırı sonrasında bir binaya sığınanları, binayı ateşe vererek öldürme olayı, 1993 yılında bizdeki Madımak yangını gibi. Toplam ölen kişi sayısı bilinmiyor. 30 ile 50 arasında rakamlar telaffuz ediliyor.

Neo-Nazilerin işlediği hiçbir cinayet soruşturulmuyor. Koruma altındalar ve Kiev Ordusu ile birlikte hareket ediyorlar.

Okay Kutlu, Azov taburu gibi faşist örgütler ile Ukrayna Ordusu’nun elbirliği ile Donbass’da sivil halka yönelik olarak gerçekleştirilen ve kendisinin de tanık olduğu katliamları da anlatıyor.

2014 yılından itibaren başlayan Neo-nazi saldırılarında BM’in yaptığı tespite göre 14 – 15 bin kişi ölüyor. Gerçek rakamın ise 40 – 50 bin kişi olduğu söyleniyor.

Güneydoğu Ukrayna’da halk bu saldırılar üzerine kendisini savunmak üzere milis kuvvetleri halinde örgütleniyor. Son yedi yıldır bölgede bu milis kuvvetlerinin Neonazi saldırılara karşı halkı savunması şeklinde bir düşük yoğunluklu savaş sürüyor.

ABD’nin bir yandan sivil faşist bir darbe ile işbaşına gelen yönetimi silahlandırması, diğer yandan Ukrayna’yı NATO’ya dahil etmek istemesi bardağı taşıran damla oluyor. Rusya’nın müdahalesi bütün bu gelişmeler üzerine geliyor.

UKRAYNA’NIN NÜFUS GERÇEĞİ

Belgeselde Ukrayna’nın nüfus yapısı ile ilgili olarak da çarpıcı bilgiler veriliyor. Donbass’tan Kırım’a ve Odessa’ya kadar uzanan Güneydoğu Ukrayna’da yaşayan halkın büyük çoğunluğu etnik olarak Rus.

Kırım, 2014 yılında yaptığı halk oylaması sonucu yüzde 90’a varan bir çoğunlukla Rusya’ya katılmaya karar verdi.

Donbas’ta ise daha yeni bağımsızlık konusunda halk oylaması yapıldı. Sonuç, benzer bir oranda çıktı.

Öte yandan Ukrayna’nın geri kalanında da ciddi oranda etnik olarak Rus olan halk yaşıyor. En az yüzde 50’sinin anadili Rusça. Kısacası etnik kökeni ne olursa olsun kendisini Rus olarak gören Ukraynalı sayısı, Güneydoğu Ukrayna haricinde de nüfusun yarısına yakın durumda.

Bütün bu gerçekleri ve daha fazlasını Kam Film’in “Pandora’nın kutusu: Ukrayna” filminden izleyebilirsiniz. https://youtu.be/FXDuHEYRY38

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve vansesigazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.